Futbol
Basketbol
Voleybol
Yazarlar

Galatasaray iyi başladı

Şampiyonlar Ligi gerçekten çok zor. Tempo olarak bütün takımlar sahaya ne kadar güçleri varsa koyuyorlar. Orası bir vitrin. Brugge takımı kendi sahasında hangi takımla oynarsa oynasın, o takımın canını yakabilir. Fizik güçleri en üst seviyede. Genç ve dinamik bir takım. Bekleri, orta saha ve forveti hepsi gol kovalıyor. Bilhassa duran toplarda çok etkililer.

Galatasaray dün böyle bir takımdan deplasmanda bir puan aldı. Bu büyük başarı. Şu an yine söylüyorum, sarı-kırmızılılar tam olarak hazır değiller. Ne Lemina, ne Falcao, ne Feghouli ne de Seri... Yüzde yüzle oynamıyorlar. Fizik olarak zamana ihtiyaçları var. Herşeye rağmen ne kadar güçleri varsa sahaya koydular. Nzonzi süpürge gibi. Defansını rahatlatıyor, isabetli paslar atıyor, rakip hücuma çıktığı zaman da ataklarını kesiyor. Dün gece pırıl pırıl parladı.
Seri için söylenmedik laf kalmadı. Belhanda’dan daha başarılıydı. Babel yoruluncaya kadar iyi mücadele etti. Kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topa daha dikkatli vursa takımını galip getirebilirdi. Her şeyden önce de çok eleştirdiğimiz Cim Bom’un defansı risksiz oynadı. Marcao olsun, Luyindama olsun Kasımpaşa maçında yaptıkları hataları yapmadılar. Çok süratli ve tempolu santrforları Okereke’ye topa vurdurmadılar.

Muslera çok önemli üç kurtarış yaptı. Zaman zaman eleştiriyoruz ama Şampiyonlar Ligi’nde iyi bir kalecin yoksa başarılı olamazsın. Uruguaylı file bekçisi de vazifesini kusursuz yaptı. Lemina çok büyük bir yıldız. Kondisyon olarak hazır değil. Çok değil, iki-üç hafta sonra Galatasaray’ın futbolunu olumlu anlamda çok farklı yerlere götürecek. Rakip atakları kesiyor. Arkadaşlarıyla mükemmel paslaşıyor, kaleye şut çekiyor. Bir futbolcuda aranan meziyetlerin hepsi var.
Falcao’yu arkadaşları topla buluşturamadılar. Buna rağmen orta sahasına yardım ediyor, boş alanlara kaçıyor, bilhassa yan toplarda bir tek top gelmedi. Belçika’da alınan bir puanın ne kadar önemli olduğunu ilerleyen haftalarda göreceğiz. Özellikle iç sahadaki maçlardaki 50 bin taraftarıyla bütünleşerek bu grupta iddialı olabileceğini, Galatasaray dün gece bize gösterdi.

Yazının devamı...

Bu futbol yakışmadı

Falcao’nun coşkusuyla dün gece TT Arena’ya 45 bin taraftar geldi. Herkesin beklentisi Galatasaray’ın farklı kazanıp futbol şov yapmasıydı. Ama maalesef futbolcu ayırt etmiyorum, takım olarak hakikaten sahaya bütün oyuncular çok kötü bir performans koydular. Falcao golünü attı, pozisyonlara da girdi ama bu kadar büyük golcü alıyorsan ona boş alanlar yaratacak, daha çok pas verecek, daha çok topla buluşturacak, kanatlarını çalıştıracak, ortalar yapacaksın... Dün gece az da olsa bunu zaman zaman gördük fakat “yeter mi” diye sorarsanız, hele Şampiyonlar Ligi maçında hiç yetmez...
Tamam alınan galibiyete, üç puana sözüm yok. Galatasaray hanesine artı olarak yazıldı ama bu kadar çok yıldızın birarada olduğu bir takımın futbol olarak da daha güzel şeyler yapması lazım..
Muslera’ya bakıyoruz, yıllardır Galatasaray’ın yükünü çeken bir kaleci ancak topu oyuna sokması merasimle... Rakip defans, orta saha yerleşiyor, Muslera ondan sonra yavaş yavaş topu oyuna sokuyor.. Olmaz! Galatasaray daha hızlı oynasa, Muslera topu daha hızlı oyuna soksa daha çok pozisyona girerler... Eminim Fatih Terim, Muslera’nın kulağını çekecektir.
Luyindama, o kadar çok abuk-sabuk ayağındaki topları kaptırıyor ki, rakip Kasımpaşa değil daha güçlü bir takım olsa Galatasaray başına iş alır... Pas veremiyor, çalım yapamıyor, buna rağmen pas vermeye, çalım atmaya çalışıyor, topu kaybediyor. Haddini bilip daha basit oynaması lazım. Aynı sözlerim Marcao için de geçerli... Tamam fiziği iyi, kesicilik görevini de iyi yapıyor ama topu kullanmaya gelince çok büyük hatalar yapıyor. Muslera, Luyindama ve Marcao’nun kendilerini toparlamaları lazım. Devler Ligi’ndeki rakipler bunları affetmez...
Lemina harika bir futbolcu... Sakatlanıncaya kadar takımın en iyisiydi. Belhanda ve Feghouli’nin takımlarına katkısı hiç olmadı. Babel kopuk kopuk oynuyor. Herhalde Brugge karşısında bu futbolu oynamayacaklar.
Kasımpaşa ise elinden geleni yaptı. Golcüleri Thiam çok ağır. Kemal hocanın mutlaka bir santrfor alması lazım... Yoksa gol yollarında çok büyük sorunlar yaşarlar...

Yazının devamı...

Fatih Terim mekanın sahibidir!

Bütün takımlar kadrolarını güçlendirmişler, kıran kırana maçlar oluyor. Bizler ise nelerle uğraşıyoruz? Dilerim, bu yaşananlar son olur. Önce şunu söyleyeyim; Fatih hoca, Galatasaray’ın evladıdır. Teknik direktör olarak görmemek lazım, kulübün bir parçası. Alex Ferguson nasıldı, Fatih Terim de öyle. Takım başarılı veya kötü sonuçlar alabilir ancak Terim’in kredisi hiçbir zaman bitmez.
Eleştirenler de bunu unutmasınlar. Bir kulübün başkanı çıkıyor, ‘kurgulanmış düzen var, bu düzeni değiştireceğiz’ diyor.
Diğer kulüplerin başkanları ise Galatasaray hakkında deklarasyon yayınlıyor. Galatasaray, Denizlispor ile deplasmanda oynuyor. Teknik direktör kulübesinin arkasından her türlü hakaret, küfür ediliyor. Sonunda da kabak Hasan Şaş’ın başına patlıyor.
Galatasaray-Konyaspor maçında Konyaspor’un penaltısı verilmedi diye kıyametler kopuyor. Bu işin üstadlarıyla konuşuyorum; pozisyonun penaltıyla uzaktan yakından alakası yok. Kayserispor maçında hakem, Galatasaray’ın nizami golünü vermiyor. Emre Mor, ikinci sarı kartı neden görüyor, onu da anlayamadım. Galatasaray’ın yardımcı antrenörünün kafasına taş atılıyor, sekiz tane dikişle, İstanbul’a getiriliyor.
Daha sonra ‘hakem, Kayserispor’u doğradı’ diye fırtınalar kopuyor. Bazı şeyler üst üste gelince Fatih Terim de içindekileri dökmek ihtiyacını hissedip, “Eskiden bu işler amatör oluyordu. Şimdi profesyonel yapılıyor” diye beyanat veriyor ve disiplin kuruluna sevk ediliyor.
Ben her zaman Fatih Terim yerine basın sözcüsü bir yöneticinin konuşması gerektiğini savunanlardanım. Çünkü iyi bir kadro kuruldu, Fatih hoca takımın başında sahaya çıkmalı. Şimdi burada; ‘bu kurguyu bozacağız’ diyenler, yardımcı hocanın kafasını yaranlar, Galatasaray’a karşı deklarasyon yayınlayanlar disiplin kuruluna verilmiyor, ne imiş; Fatih Terim organize işler var demiş. O disiplin kuruluna veriliyor.
Burada adalet var mı? Herkese soruyorum.. Madem konuşma yasağı var, herkesi disiplin kuruluna verin. Disiplin kurulu da vereceği cezaları herkese eşit uygulasın. O zaman hiç sorun çıkmaz, hiç kimse de konuşamaz. Ben Fatih Terim’e verilen 3 maç cezayı adaletli bulmuyorum...
Taylan Antalyalı, Bucaspor’dan Gençlerbirliği’ne transfer olmuş. Bucaspor diyor ki; ‘Bundan sonraki satıştan yüzde 25 alırım’ Gençlerbirliği bedelsiz olarak Taylan’ı Erzurumspor’a veriyor. Başka kulübe satarsan yüzde 40’ını alırım da diyor. Erzurumspor, Taylan’ın alacaklarını ödemiyor, bonservisini eline verip, serbest bırakıyor. Taylan da Galatasaray’a transfer oluyor. Bu transferde usulsüzlük varmış, kıyametler koparılmaya çalışılıyor. Seri’yi hakem haklı olarak kırmızı kartla oyundan atıyor. Beşiktaş-Rize maçında daha sert pozisyonda N’Koudou’ya kırmızı çıkmıyor.
Terim’in çıldırdığı konular bunlar.. Hepsi üst üste gelince insanlar bir yere kadar kendini tutabiliyor, sonunda patlıyor.

Türkiye’ye ‘Güneş’ doğdu
Milli Takımımız ile gurur duyuyorum. Belki de tarihimizin en iyi jenerasyonunu yakaladık. Hepsi pırıl pırıl çocuklar. Ay-yıldızlı forma için her şeylerini sahaya koyuyorlar. Ne prim konuşuyorlar ne de gruplaşma var.
Sadece ve sadece başarıya kilitlenmişler. Eksikleri yok mu? Tabii ki var. Zamanla daha iyi olacaklar. Bu kadroya daha birçok genç girecek. Şenol Güneş çok başarılı oldu. Fransa’nın olduğu bir grupta lideriz. Düşünebiliyor musunuz, dünya şampiyonuyla aynı puandayız. Daha ne olsun!
Şenol hoca, haksızlığa tahammül edemeyen dürüst bir adamdır. Eleştirilerden etkileniyor. Bana göre etkilenmemesi lazım. Kendini eleştirenlere puan cetvelini göstersin. Boşu boşuna ne kendi üzülsün ne de Türk halkının motivasyonu dağılsın. 80 milyon kişi Türk, Milli Takımı’nı korumaya aldı, onlarla gurur duyuyor. Ben hocanın yerinde olsam bunun tadını çıkarırım.

Falcao vitrine çıkacak
İki aydır Falcao aşağı Falcao yukarı... Herkes merak ediyor. Futbolculuğuna itiraz yok. Dünyanın en iyi golcülerinden bir tanesi. Ama kesin olan bir şey var; Wesley Sneijder’den, Didier Drogba’dan, Cassio Lincoln’den daha sansasyonel oldu bu transfer.
Kolay değil, ilk maçı.. Hiçbir arkadaşını tanımıyor. 10 günlük idmanla ne kadar tanıdıysa o kadar. Hangi arkadaşı nasıl top atacak, hava hakimiyeti mi daha güçlü yoksa her iki ayağıyla da topa mükemmel vurabiliyor mu?
Rakip defanslar, Falcao’yu nasıl durduracak? Bir sürü şeyler düşünüyoruz. Bu akşam Kasımpaşa ile çarşamba akşamı da Club Brugge’le oynanacak maçlarda bu soruların çoğunun cevabını alacağız. Transfere çok büyük emek verildi, 30 milyon taraftar Falcao diyor başka bir şey demiyor. Dilerim, Falcao bu maçlarda kalitesini, klasını, golcülüğünü gösterir.

Yazının devamı...

Mustafa Cengiz şimdi başkan oldu

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, bir sürü sorunlara rağmen gerçekten çok güçlü bir kadro kurdu. Bütün Avrupa basını buna ‘transfer başarısı’ diyor. Dört milyon euro bonservis parası ödeyerek 12 kaliteli, değerli ve güçlü futbolcuyu kadrosuna kattı.
Bu kolay bir iş değil. Hele Falcao’nun gelişi, hem Galatasaray hem de Türkiye için büyük bir reklam oldu. Alacağı para hiç önemli değil. Yapılan sözleşmeye dikkat ederseniz takımı başarılı olursa eline iyi para geçecek. Ama iyi sonuçlar alınmazsa sadece 5 milyon euro alacak. Bunu abartmamak lazım. Avrupa kupalarında başarı büyük para getiriyor. Hem kulüp hem de Falcao koydukları hedeflere ulaşabilirlerse bu para konusu hiç sorun olmaz.
Başkan Cengiz’in şimdi eli çok güçlendi. Sarı-kırmızılı kulübü nerelerden, nerelere getirdi. Ve güya Galatasaraylıyım diye geçinen, mali kongrede idari konularda yönetimi ibra etmeyenlere rağmen, mahkemelere düşürenlere rağmen Başkan, Yusuf Günay ve Abdurrahim Albayrak kim ne söylerse söylesin, kulübün tarihinin en iyi başkan ve yöneticileri oldular. Taraftar şu anda camiası tarafından yapılacak eleştirileri kesinlikle kabul etmez ve çok sert tepki gösterir.
Ben eminim ‘neden Falcao’yu aldınız’ diye bir sürü ulema yönetimi eleştirecek. Bunlar paradan anlamayan insanlar. Yatırım yapmadan nasıl para kazanabilirsin, borçlarını ödeyebilirsin. Sen futbol takımıysan, iyi bir kadro kuracaksın, hem Avrupa’da hem de ligde başarılı olacaksın. Kazandığın paralarla da kulübü düzlüğe çıkaracaksın. Ama kulübün içinde o kadar çok sığ düşünen var ki. ‘Küçük olsun, Galatasaray bizim olsun’ mantığıyla hareket eden bir grup var ki bundan sonra tutumlarını devam ettirirlerse çok başları ağrıyacak.
Falcao, Lemina, Andone, Nzonzi, Seri, Feghouli, Belhanda, Babel, Muslera, Marcao, Luyindama, Nagatomo ve Mariano... Böyle bir kadroyu bir araya getirmek, taraftarın mutluluktan ayaklarını yerden kesmek kolay bir iş değil. Şu anda storelarda formalar yok satıyor. Kombineler satıldı, bitti. Başkan Mustafa Cengiz ve ekibi çok başarılı bir süreç yaşadılar ve başardılar.

Fenerbahçe’yi beğendim
Kim ne söylerse söylesin hiç önemli değil. Bu sezon Fenerbahçe çok farklı. Her şeyden önce takımın isteği, kazanma hırsı, mücadelesi en üst seviyede. Bu daha da artacak.
Son transfer Luiz Gustavo’yu tanımayanlar için söylüyorum, Avrupa’nın en iyi 5 ön liberosundan biri. Her iki ayağını raket gibi kullanıyor, maçlarını yüksek tempo ile oynuyor. Fenerbahçe çok iyi bir transfer yaptı.
Volkan Demirel’in teknik kadroya dahil edilmesi doğru bir hamledir. 17 senedir kulübün içinde. Bütün futbolcuları çok iyi tanıyor. Arada bir agresifliğiyle çizgiyi aşsa da Fenerbahçeliliğine hiç kimse bir şey söyleyemez. Ve göreceksiniz Volkan Demirel ve Emre Belözoğlu, şayet Ersun Yanal ile sorun yaşamazlarsa takıma büyük katkı sağlayacaklar.

Galatasaray’ın yeni sponsoru!
Düşünen aklıyla bin yaşasın... Dünyanın her tarafında kale arkasındaki taraftarlar çok fanatiktir. İstediğin kadar koltuk koy, üzerlerine kuş tüyü yastık bile koysan bu insanları oturtamazsın.
İlk olarak Galatasaray, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na müracaat etti. Kale arkalarındaki koltuklar çıkarılacak ve on bin taraftar daha stada gelebilecek. Bu gerçekten mükemmel bir düşünce. Hem atmosferi etkileyecek, hem de maddi olarak kulüplere daha fazla gelir gelecek. Bu yasa zaten çıkmıştı. Ben bütün büyük kulüplerimizin bakanlık ile konuşarak, bu haklarını kullanmak isteyeceklerini düşünüyorum.

Yazının devamı...

Galatasaray sıkıntılı

Bu sezon Süper Lige iyi başlayamayan bir Galatasaray seyrediyoruz... Futbolcular sahadaki bütünlüğünü kaybetmişler. O kadar büyük hatalar yapıyorlar ki, gerçekten Fatih Terim’in işi çok zor...
Daha maçın başında Muslera ile Luyindama topa yükseliyorlar, hata Muslera’da mı, Luyindama’da mı onu bilmiyorum ama aralarında bir anlaşmazlık var. Top Luyindama’nın kafasından rakibe gitse maça mağlup başlayacaklar. Affedilir gibi değil... Yenen gole bakıyorsun, Luyindama’nın önünde üç tane futbolcu boş... Adam neredeyse orta sahadan kalecisine bakmadan geri pas veriyor. Şampiyonlar Ligi’nde oynayacak bir futbolcu böyle pas verir mi? Sorumsuzluk bu kadar olur.
Hiç kusura bakmasınlar. Geçen sezon çok övgüler yazdık ama bu sezon Marcao da Luyindama da çok kötüler... Mariano da sezona kötü başlayan futbolculardan... Bir tek doğru-dürüst orta nasıl yapamaz? Aklım almıyor. Nagatomo aynı şekilde... Geçen sene Galatasaray şampiyon olduysa Nagatomo ile Mariano’nun o kadar katkısı oldu ki... Ama bu sezon resmen zarar veriyorlar takıma...
Nzonzi iyi bir futbolcu... Zaten ön liberoda o oynamasa Galatasaray kalesi daha çok gol tehlikesi yaşar. Belhanda ayağındaki topu tutamıyor... Feghouli, zaman zaman oyun içinde olsa da dün gece o da başarısız bir futbol oynadı. Ömer Bayram’ı bir kenara ayırıyorum... Takımının en faydalı, en gayretli futbolcusuydu. Ama onun haricinde takımı sırtlayacak, oyunu yönlendirecek futbolcu yoktu. Galibiyet Galatasaray’a ilaç oldu ama bu futbolla kazanmak zor.
Kayserispor’a bakıyorsun 8 kişi ile maçı bitirdi. Girdiği gol pozisyonu Galatasaray’dan fazla... Henrique, Adebayor, Mensah hepsi ikişer kişilik futbol oynadılar. “Mağlubiyeti hak ettiler mi” diye sorarsanız, kesinlikle etmediler...
Adem Büyük, hakikaten Galatasaray’ın kozlarından bir tanesi. Şu an Galatasaray takımının içinde golü koklayan, toplara iyi vuran en önemli futbolcu... Nasıl Ömer Bayram dün giydiği formanın hakkını verdiyse Adem Büyük’e de bu şans verilmeli... Babel bir şeyler yapmak istiyor. Ancak ona da ayak uyduran arkadaşı yok... Daha çok topla buluşması lazım.
Sonuçta Kayseri galibiyeti Galatasaray’a şifa oldu, ilaç oldu. Böyle bir sıkıntılı ortamda deplasmandan üç puanla dönmenin değeri çok büyük. Şimdi transfer sezonu da bitiyor. Milli maç arasından sonra Galatasaraylı taraftarların daha farklı bir takım seyredeceklerini düşünüyorum...

Yazının devamı...

Taraftar Terim’i yedirmez!

Öyle şeyler yaşıyoruz ki inanın artık aklım almıyor. Önce şunu söyleyeyim, gazetem Milliyet ile gurur duyuyorum. Başta müdürümüz Tayfun Bayındır olmaz üzere bütün yazarlarımız gerçek neyse onları yazıyorlar. Hiçbirinin içinde kin ya da nefret yok. İnanın bu kadar ciddi bir gazetede, böyle bir ekiple beraber çalışıyorum diye çok mutluyum.
Yaşananlara bakıyorum... Birisi ‘Fatih Terim istifa etsin’ diyor. Öteki, ‘Ben sana cephe alırsam ne yaparsın’ diyor. İş artık çığırından çıkmış. Terim bu akşam 400. maçına çıkacak. Kazandığı şampiyonlukları, kupaları falan onları yazmayacağım. Son iki senedir çalıştırdığı takım şampiyonluk kupasını kaldırdı. Geçen sezonu ise üç kupayla bitirdi. Allah’ın aşkına bunları yapan Fatih Terim mi istifa etsin...
Efendim, Galatasaray iki maçta 5 puan kaybetmiş, iyi top oynamıyormuş. Elinizi vicdanınıza koyun. Yıldızlar topluluğu Paris Saint Germain, Bayern Münih, Barcelona, Real Madrid... Onlar bu sezon lige nasıl başladılar. Ama zaman içinde toparlanacaklar. Tabii ki şampiyonluğun en büyük adayları olacaklar. Galatasaray’ın da durumu bu. Her transfer sezonunda olduğu gibi bu sezon da sorun yaşıyor. Fatih Terim de futbolcuları motive etmekte zorlanıyor.
Diagne takımın golcüsü. Konyaspor maçında taraftarın bir kısmı kendisini alkışlıyor, bir kısmı da yuhalıyor. Hoca bu şartlarda ne yapabilir. Herhalde şu transfer sezonu bittiği zaman en çok sevinecek olan kişi kendisidir. Terim’in kredisi Galatasaray’da bitmez. O kulübün tarihine geçmiş birisidir. Şampiyon olsun ya da olmasın farketmez. Ligin ilk iki maçında takım kötü oynadı diye önce hocaya, ardından da onu kullanarak kulübe yüklenmek ne kadar doğru.
Konyaspor maçından sonra bir bakıyorum kıyametler kopuyor. Neymiş, hakem Mete Kalkavan, Konyaspor’un penaltısını vermemiş. Pozisyonu elli defa seyrettim, üst düzey 15 hakemle konuştum, en az bu kadar da hocayı aradım. Penaltıyla uzaktan yakından alakası yok pozisyonun. Ama maksat ne... Bir şekilde Fatih Terim ve Galatasaray’a vurmak. Son sözüm de şu olsun. Bugün Galatasaray iki galibiyetle lige başlamış olsaydı, şu anda ne konuşulacaktı biliyor musunuz... Efendim ligin şampiyonu belli, yabancı sayısı altıya düşsün, böyle lig olmaz konuları gündeme gelecekti. Ama 30 milyon Galatasaray taraftarı Fatih Terim’i yedirmez. Takım ne sonuç alırsa alsın, her zaman onun yanında olurlar. Bu böyle biline.

MHK’nın derbi ataması doğrudur
Hep söylüyorum TFF Başkanı Nihat Özdemir ve MHK Başkanı Zekeriya Alp çok iyi tanıdığım ve inandığım dostlarımdır. Hangi takımı tutmuş olsalar bile bulundukları görevi en iyi şekilde yapacak karakterde insanlardır.
Efendim Fenerbahçe-Trabzonspor maçına Fırat Aydınus, VAR hakemi olarak da Ali Palabıyık atanmış. Bu nasıl olurmuş. Evet geçen sezonun başarısız hakemlerinden biri Palabıyık, diğeri Aydınus. Ama geçen sezon bana kimse başarılı hakem gösteremez ki.
MHK yeni bir sayfa açmış. Bütün hakemlere şans vermek istiyorlar. İsmi, cismi ne olursa olsun maçlarda büyük hata yapan hakemlerin ipi çekilecek. İki haftadır oynanan maçlara bakıyorum, hakemler gayet iyi maç yönetiyorlar. Önceki dönemlerle mukayese edilmeyecek şekilde başarılılar. Hiç kimse peşin hükümlü olmasın. MHK’nin atamalarına herkes saygı göstersin. Hata varsa maç bittiğinde eleştirelim.

Transfer bitsin huzur gelsin
Bütün takımlar aynı sorunu yaşıyor. Gelen futbolcu da, giden futbolcu da rahatsızlık yaratıyor. Ve liglerin üçüncü haftası oynanacak, hâlâ birçok takım transfer sorunu ile karşı karşıya. İngiltere’nin gözünü seveyim, maçların başladığı hafta transfer bitti. Herkes kendi maçına konsantre oluyor. Keşke bizim Süper Lig’e de aynı statü gelse.

Yazının devamı...

Galatasaray kilidi açamadı

Konyaspor gibi oyunu kendi sahasında kabul ederek 10 kişiyle defans yapan takımları yenmek kolay bir iş değil. Aykut Kocaman herhalde Türk Telekom Stadı’na beraberlik için gelmiş. 60 dakika hücumu düşünmeyen, oyunu kendi sahasında kabul eden, bir tek Bajic’i önde bırakıp takım olarak savunma yapan bir futbol sergiledi.
Galatasaray golü buluncaya kadar bekleriyle sağdan soldan, Babel, Emre Mor, Diagne ile, bu gruba Seri’yi de koyabiliriz, hep gol aradı. Ama boş alan bulamadı. Kaleyi bulan şutlarda da çok iyi bir kaleci olan Serkan Kırıntılı topun filelere gitmesine izin vermedi. Sarı-kırmızılılar Babel ile golü bulduktan sonra rakibin oyun sistemi tamamen değişti. Stoperleri de dahil olmak üzere hep hücuma çıktılar. Seri’nin 75. dakikada kırmızı kart görerek oyundan atılması, Galatasaray’a pahalıya mal oldu. Ne olursa olsun sezonun başı, bir kişi eksik oynamak kolay bir iş değil. Şu an eminim sarı-kırmızılıların gerçek performansı bu değil. Eksik de kalmış olsa futbolcuların daha farklı mücadele etmesi gerekirdi. Herşeyden önemlisi de Şampiyonlar Ligi’nde oynayacak bir takımın panik ve telaş yapmaması lazım. Demek ki fizik olarak daha hazır değiller.
Donk, Luyindama ikilisi gayet başarılıydı. Donk, Marcao’nun yaptığı hataları yapmıyor, yere daha sağlam basıyor. O da öyle bir şanssızlık yaşadı ki, Konyaspor’un attığı golün pası onun ayağına çarpan top oldu. Diagne’yi herkes eleştirebilir ama ne olursa olsun rakip defansa basıyor. O da arkadaşları kadar mücadele ediyor. Girdiği bir iki gol pozisyonu da var. Birini Konyaspor’un başarılı kalecisi Serkan Kırıntılı çıkardı. Birinde de kaleyi tutturamadı. Seri daha şu an Cim Bom’a alışma dönemini geçiriyor herhalde, ağır kalıyor. Tekniği çok iyi ama ikili mücadelelerde fizik olarak rakiplerinin altında görünüyor.
Yeni transfer Nzonzi belli ki kumaşı ve fiziği iyi bir futbolcu. İlk maçına çıktı, o kadar da önemli hatalar yapmadı. Babel golü attı, iyi niyetle koştu, mücadele etti. Feghouli ağır bir hastalık geçirdi. Böbreğindeki taşı düşürdü, buna rağmen dün en gayretli oyunculardan bir tanesiydi. Benim takımda gördüğüm eksiklik, biraz daha çabuk mücadeleci futbol oynamaları gerekir. Denizlispor karşısında geçen hafta olduğu gibi, dün geceki maçın son yarım saatinde de tempo düşüktü. Ama hepsi çok kaliteli futbolcular, itirazım yok. Pozisyon olarak kendilerini daha iyi hazırlamaları lazım. Galatasaray’ın rakiplerinin bir tane silahı var. Hızlı futbol oynayıp, çok koşmak. Bu silahı sarı-kırmızılı futbolcular rakibine vermemeli.
Sonuçta 75 dakika daha iyi oynayan, golü arayan Galatasaray 10 kişi kaldıktan sonra galibiyeti koruyamadı.

Yazının devamı...

Galatasaray’ı bekleyen tehlike

İnanın çok üzülüyorum. Galatasaray’ın sorunları, problemleri olabilir. Ama güçlü bir yönetimi ve hocası var. Her sorunu kendi içinde çözer. Herkesin merak ettiği Falcao transferinden başlayayım...
Kolombiyalı oyuncu dünyanın en iyi forvetlerinden biri. Herhalde buna itirazı olan yoktur. Oyuncu için yorumlar yapılıyor. Monaco’nun, Lyon ve Metz maçında sakat olduğu için oynamamış. Eleştirenlerin çoğu dünyadan bihaber. Lyon maçında Falcao kart cezalısıydı oynamadı, Metz karşısında ise ‘Ben Galatasaray’a gitmek istiyorum’ deyince hocası Jardim kadroya almadı.
Falcao, Galatasaray ile her konuda anlaştı, hiçbir sorunu da yok. Alacağı para, kalacağı ev... Her şey karşılıklı olarak konuşuldu ve anlaşıldı. Falcao da sarı-kırmızılı yönetime, ‘Bırakın Monaco ile yaşanan sorunları ben çözeceğim’ dedi. Kulubün Rus başkanı ile görüşme yaptı. Başkan, ‘Senin bizimle bir sene daha sözleşmen var. Ben Slimani’yi ikinci golcü olarak aldım. Senin ayarında iyi bir golcü bulamazsam, seni göndermem” mesajını verdi. Olayın kitlendiği yer burası.
Transferin tıkanmasının parayla pulla alakası yok. Tüm olay bu. Rus başkanın iki dudağının arasından çıkacak tek söz Falcao’yu Galatasaraylı yapacak. Ama o laflar çıkmazsa hiç kimsenin yapacağı bir şey yok. Ama inanın bana Başkan Musafa Cengiz, 2. Başkan Yusuf Günay ve Abddurahim Albayrak, bu transferin gerçekleşmesi için resmen savaş veriyorlar. İşin doğrusu Falcao gelecek mi, gelmeyecek mi tam olarak hiç kimse bilmiyor. Hayırlısı olsun diyelim.
Ama Galatasaray’ın futbol takımı çok kaliteli bir kadroya sahip. Birçok kişi Nzonzi’ye, Seri’ye resmen saldırıyorlar. Bakın iki futbolcunun değeri de 30’ar milyon euro. Nzonzi defansın önünde kesicilik görevi yapacak. Seri ise Belhanda gibi top dağıtacak. Galatasaray’ın futbolunun ilk haftaya göre nasıl değiştiğini de Konya maçında göreceğiz. Denizli maçını kimse ölçü almasın. Bazı futbolcular havalanmıştı. Kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Şimdi hepsinin ayakları yere basacak. Her şeyde bir hayır vardır. Belki de ilk hafta alınan yenilgi takımın kendine gelmesi için iyi oldu.
Sön sözüm de eleştiri yapanlara... Herkes Belhanda’nın neden atılmadığını konuşuyor. Haklılar mı? Evet haklılar. Ama şunu unutmasınlar, Marcao’nun iki sarı kartında da hakem haklıydı. Ama aynı pozisyonlar altı tane daha maçta oldu. Neden hakem Marcao’ya sarı kartları gösterirken, öteki takımların futbolcuları kart görmedi? İşte Galatasaray’ın büyük sorunu bu. Futbolcuların çok dikkatli olmaları lazım.

Abdullah Avcı’ya destek verilmeli
Kim ne derse desin... Yeni nesil hocaların en iyi temsilcisi Abdullah Avcı’dır. Ve Beşiktaş gibi büyük bir kulüpte görev yapmayı sonuna kadar hak etmiştir.
Ama hoca şu anda rahat değil. Yardımcısı Orhan Ak ile taraftarın yaşadığı problem ister istemez Avcı’yı da etkiledi. Etkilememesi mümkün mü? Sivas’ta ligin ilk maçına çıkıyor Beşiktaş. Takımın birinci kalecisi Karius sakat. Türkiye’nin en iyi yerli golcüsü Burak Yılmaz. O da forma giyemiyor. Yerine oynayanlar ise daha tecrübesiz ve hazır değiller.
Bu durumda ne yapabilir Abdullah Avcı? Sistemini tam olarak oturtması için sakat futbolcuların düzelmesi ve formsuz isimlerin de toparlanması gerekir. Eleştiri Beşiktaş’a bir şey kazandırmaz. Hatta takıma zarar verir. Avcı’ya destek olup, motive etmek lazım. Kısa zamanda Beşiktaş’ı toparlayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Sezon kıran kırana geçecek
Bu sezon belki de futbol tarihimizin en zevkli futbol maçlarını izleyeceğiz. Daha birinci haftada Sergen Yalçın’ın Malatyaspor’u, Rıza Çalımbay’ın Sivasspor’u, Yücel İldiz’in Denizlispor’u, Bülent Korkmaz’ın Antalyaspor’u, Erol Bulut’un Alanyaspor’u... Bu hocaların takımlara nasıl futbol oynattıklarını gördük. Şu anda Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor ile Başakşehir tam hazır değiller ve transfer sezonu devam ediyor.
Hakikaten çok heyecanlanıyorum. Bir tek şey istiyorum. Hakemlerimiz bu güçlü takımların futboluna, katkı mı yapacak, yoksa bütün takımlara eşit davranmayıp adaletsiz maç yönetip, futbolu çığırından mı çıkaracaklar... Eğer futbola katkı sağlarlarsa mükemmel bir sezon izleyeceğiz...

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.