SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

İçerisi cennet dışarısı çöplük

.

Milliyet Haber

Bayram demek, tatil demek olduğu için eminiz ki, pek çoğunuz tatil yörelerindesiniz...
Tatil, köyleri, oteller, pansiyonlar, kamplar, kampingler, pırıl pırıl. Pek çoğu, adeta cennetten bir parça. Yeşilin, mavinin en güzel tonları orada. Çiçekler rengarenk, etraf tertemiz...
Kapıdan çıktığınız anda ise tam bir mezbelelik sizi bekliyor.
Nereye giderseniz, gidin durum farklı değil.
Kış nüfusu birkaç yüz bin olan tatil yöreleri, yaz ayları geldiğinde, milyonları bulan tatilcilere, bırakın daha iyi hizmet vermeyi, çıtayı daha da aşağıya çekiyorlar.
Kiminle konuşsanız şikayet hep aynı: ‘Parayı başkaları kazanıyor, çöpü bize kalıyor!..’
İşte bu yüzden, tatil beldelerine yönelik, çok özel yasaların çıkması ve ciddi yaptırımların gelmesi gerekiyor. Yoksa, Kazdağları gibi cennet köşelerimiz de bir bir yok olup gider!..

Doluluk oranları!

Konaklama sektörünün ilk yarı bilançosu belli oldu. Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), Türkiye’nin Ocak-Haziran 2019 dönemi otel doluluklarının 2018 yılının aynı döneminde yüzde 1.1 artarak yüzde 63.8 olarak kaydedildiğini açıkladı.
Görünen o ki, doluluk oranları, bu ay da, artarak yeni rekorlar kıracak.
Peki ya sonraki aylar?
Sektör temsilcileri ve ekonomi basını, tıpkı emlakta olduğu gibi sürekli “gaz” veriyor, pembe tablolar çiziyor. Emlakta gelinen nokta ortada. Daha önce de tekstil için aynı senaryolar yazılmıştı. Onlar da can çekişiyor.
Bardağın dolu tarafı görülmesin mi? Elbette görülecek ama kârlılık oranları ve sürdürülebilirliğine de bakılmalı!..

Yağmasanız da gürleyin!

Yerel seçimlerin üzerinden aylar geçti, belediye başkanları hâlâ, tek çivi çakmış değiller... Kimi hâlâ tebrikleri kabul ediyor kimi de tatilde.
Koltuğunu koruyanlar, nasıl olsa, öyle de seçiliyorum, böyle de diyerek, rutinin ötesine geçemiyorlar. Yeni seçilenler ise nedense bir türlü havaya giremediler.
Turizm kentlerinin neredeyse tamamı, adeta Kerbela gibi. Evlerin bahçeleri rengarenk çiçeklerle dolu ama şehir meydanları, yol ortaları ve parklarda, sanki yüzyılın kuraklığı varmışçasına bırakın çiçekleri, toprak bile kavrulmuş.
Şurası ya da burası demiyorum, çünkü her yer aynı. Seçim kazanmakla Başkan olunmuyormuş, bunu bir kez daha görmüş olduk...

Deniz de parsellenmiş!

Güya, deniz kenarları, kamusal alan.
İsteyen, istediği yerden denize girebilirmiş!
Koca bir yalan.
Neredeyse her karış sahil, dubalarla çevrilmiş.
Deniz kenarlarına bir duş ve bir soyunma kabini koymak o kadar mı zor, o kadar mı pahalı! Alanya bunu başarmış, diğer turistik kentler, neden yapamıyor?
Yurt dışına gittiğinizde de durum farklı değil. Neredeyse tüm sahil boyunca her 100 metrede bir soyunma kabini ve duş var. Havlusunu alan geliyor. Elini cebine atmadan, denizine girip gidiyor. Böyle gelmiş, böyle gider diyen değil, sorun çözmeye geldim diyen yöneticiler gerek ama ara ki bulasınız!..

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Üniversitelerde neler oluyor?
  2. Yarıyıl ve yılbaşı rezervasyonları?
  3. İnanmadan olmaz!
  4. YÖK’ün kafa karışıklığı ve eğitimde hasat zamanı
  5. Barış Pınarı Harekâtı ve YURTKUR’dan haberler
  6. Vakıf Üniversitesi mi yoksa ticarethane mi?
  7. Anadolu Hukuk’ta neler oluyor?
  8. Yardımcı ders kitapları SOS veriyor!
  9. Üniversiteler oyalama merkezi mi?
  10. İstanbul’un trafik çilesi!

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.