SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Kaçan değil çözen!

.

Milliyet Haber

Kalkınma planları hazır- lanırken ya da yeni bir eğitim modeli oluştururken, şu soru üzerinde derinlemesine düşünmemiz gerekir:

Nasıl bir gelecek, nasıl gençlik istiyoruz?

Gençlik demek, gelecek demek. Gelecek demek, gençlik demek. Yani biri kötüyse diğeri de kötü, biri iyiyse diğeri de iyidir.

Hedef olmadan, yol haritası çizilemez. Bu yüzden, geleceğe yönelik hedefleri, doğru koyalım, gençliği ona göre yetiştirelim ki arzuladığımız noktaya ulaşalım.

İyi malzeme olmadan nasıl ki iyi ürün ortaya konulamıyorsa, donanımlı gençler yetiştirmeden de gerisi gelmiyor. Örneğin, üreten bir toplum için üreten bir gençlik gerek ama sizin tüm politikalarınız, tüketim üzerine kurulmuşsa, refahı yakalamanız mümkün değil. Yakalar gibi olsanız da sürdürülebilir olması imkânsız!..

Sorunların tespiti ve çözümü konusunda da sorunlardan kaçan değil, çözmeye talip olan bir gençlik yetiştirmeliyiz ki, yarınımız, bugünden daha iyi olsun...

Her ne kadar müfredat programlarından kaldırılsa da her şeyin bir felsefesi olmalı. Özellikle de eğitimin!..

Teşhis değil tedavi

Bir şeyleri ötelemeye bayılıyoruz. Pek çok sorun bayram sonrasına ötelenmişti. İşte o da bitti. 

Yakın bir gelecekte, sonrasına ötelenecek ne seçim ne de bir tatil kalmadığına göre, sorunlarla yüzleşme zamanı artık geldi geçiyor...

Peki, neydi bu sorunlar bir hatırlayalım:

- Kayıtlar ve açıkta kalan öğrenciler?

- İkili eğitime son vereceğiz derken, yeniden dönüş?

- Burs ve barınma 

- Okul öncesi eğitim

- Öğretmen atamaları

- Parçalanmış ailelerin birleştirilmesi

- Yabancı dil

- Öğren- cilerin sınav kölesi olmaktan kurtarılmaları

- Hormonlu notlar

- İkamete dayalı kayıt sistemi

- Sınav odaklı eğitime son verilmesi

- Özlük haklarının iyileştirilmesi

- Öğretmen yetiştirme ve atama sisteminin revize edilmesi

- Yardımcı ders kitabı bağımlılığının kaldırılması

- Zorunlu bağışlar

- Kalabalık sınıflar

- Kalitenin artırılması

- Eğitime ve araştırmaya ayrılan kaynakların artırılması

- Ücretli ve sözleşmeli öğretmenliğe son verilmesi

- Mülakatın kaldırılması veya objektif hale getirilmesi

- Okullar ve bölgeler arası farklılıkların ortadan kaldırılması

- Fırsat eşitliği

- Değerler ve beceri kazanımları

- İşsizlik

- Nitelikli/niteliksiz okul ayrımına ve umut tacirliğine son verilmesi

- Eğitim yatırımlarının siyasi ilişkilere göre değil ihtiyaca göre yapılması

- Öğrencilerin ruhsal ve bedensel gelişmelerine önem verilmesi...

Yukarıdaki maddelere daha onlarcasını ekleyebiliriz. Zaten hepsi bilinen sorunlar ve artık ne olur sorunları bir kez daha tespit etmekten vazgeçip, çözüme yönelelelim. Belki hepsini bir anda çözemeyiz ama en azından en acil olanları çözelim ki yeni öğretim yılına keyifle girelim.

Bu o kadar zor mu?..

Kesinlikle hayır. Ama nedense, sorunlarla yüzleşmek yerine, onları halının altına süpürmeye bayılıyoruz. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle.

Oysa sorunlardan kaçan değil, üzerine giden bir anlayış gelse, pek çoğu bugüne kadar çoktan çözülmüştü...

Özetin özeti: Eğitimdeki sorunları çözmeden yani kalifiye eleman yetiştirmeden kaliteyi yakalamamız mümkün değil! Çünkü o yoksa gerisi teferruattır...

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Üniversite kurmak çok kolay, peki ya sonrası?
  2. YÖK, liyakati ne kadar ciddiye alıyor?
  3. Eğitimde ortak akıl var mı?
  4. Üniversitelerde neler oluyor?
  5. Yarıyıl ve yılbaşı rezervasyonları?
  6. İnanmadan olmaz!
  7. YÖK’ün kafa karışıklığı ve eğitimde hasat zamanı
  8. Barış Pınarı Harekâtı ve YURTKUR’dan haberler
  9. Vakıf Üniversitesi mi yoksa ticarethane mi?
  10. Anadolu Hukuk’ta neler oluyor?

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.