SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Seçim sathı mahalline giriyoruz!

.

Milliyet Haber

Yılın ilk altı haftasında oldukça ‘oynak’ günleri geride bıraktık. Piyasalar bu haftadan itibaren gelecek kamuoyu yoklamalarını fiyatlayacak! Anketleri yakından izlemekte fayda var

Yılın ilk altı haftasını geride bırakırken, geride oldukça ‘oynak’ günleri bıraktık. Fed’in ‘tornistanı’ tüm piyasalardaki algıyı kökten değiştirdi. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde özellikle Amerikan hisse senetlerinde yaşanan düşüş, ABD Merkez bankası konumundaki Fed’in yılın ilk toplantısını müteakip faiz artışlarında ‘sabırlı’ olmaya itti! Bu yıla girerken faizler konusunda ‘önden yüklemeli’ politikalar izlemeyeceğini açıklayan Fed, yıla başlarken bilanço daraltma konusunda ‘bekle-gör’ politikasını izleyeceğini açıklayınca bizim de dahil olduğumuz Gelişen Ülke Piyasalarına adeta ‘nur yağdı!’ JP Morgan’ın rakamlarına göre 8 Şubat itibariyle Gelişen Ülke bonolarına 4.4 milyar dolar, hisse senetlerine de 3.3 milyar dolar fon girişi olmuş. Yılbaşından bu yana bakıldığında ise bu rakamlar sırasıyla 14.6 ve 16.4 milyar dolar olmuş. 2008 küresel kriz sonrasında; politikacıların ekonomi yönetiminin neredeyse tamamını merkez bankalarına bırakmalarından sonra, küresel yatırım bankaları ve fon yöneticileri, ‘Ben riski alırım. Bir sorun çıkarsa nasılsa merkez bankaları gelir, beni kurtarır’ diye düşündüklerinden fırsat gördükleri hemen her piyasaya, finansal ürüne, ülkeye kolaylıkla yatırım yapıyorlar. Biz de son haftalardaki bu dalgadan az olsa da (!) payımızı aldık! Kurdaki düşüş ve borsadaki çıkışın ardındaki en önemli sebep de buydu!

Yoğun veri trafiği

Önümüzdeki hafta gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında yine birçok veri açıklanacak. Bunlardan, bizi yakından ilgilendirenlerin başında, Almanya ihracat verisi geliyor. Kasımda yüzde 0.3 artan ihracatın aralıkta yüzde 1.5 artması bekleniyor. Almanya’daki ihracat ve sanayi üretimi bizi doğrudan ilgilendirir hale geldi. Zira Almanya’ya ara malı üreten KOBİ’lerimiz için Almanya’nın üretiminin artması hayati öneme sahip. Almanya’nın ihracatının ve sanayi üretiminin düşmesi, doğrudan bu ülkeye ara malı/mamul satan yerel tedarikçilerin sıkıntıya düşmeleri anlamına gelecektir.

Bu hafta içinde bizde de sanayi üretimi verileri açıklanacak! Reuters’ın haberinde, ‘Toplam sanayi üretiminde, aralık ayında yıllık bazda takvim etkisinden arındırılmış daralmanın yüzde 7.5 olması’ bekleniyor. Reuters’ın 9 kurumun katılımıyla yaptığı ankete göre, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksinde yıllık bazda daralma tahminleri yüzde 4 ile yüzde 8.4 bandında yer alıyor. Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretimi Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bir önceki yılın aynı ayına göre takvim etkisinden arındırılmış bazda ekimde yüzde 5.7, Kasım’da ise yüzde 6.5 daraldı, deniliyor. Sanayi üretiminin bu denli daraldığı bir ortamda büyümenin de benzer bir seyir izlemesi kaçınılmaz olacaktır!

Yurtdışı oylar yok

Yerel seçimlerle ilgili fiyatlamalar henüz başlamış değil! Kamuoyu yoklamaları nadir yayınlanıyor. Ancak yerel seçimlere 7 hafta kalmış durumda ve bundan sonraki haftalarda yerel seçime dair kamuoyu yoklamaları fiyatlanmaya başlayacak. Yerel seçim deyip, geçmeyin! Oy oranlarının genel seçimden farklı şekilleneceğini hepimiz bilsek de, yapılan en organize ve ‘sağlıklı’ kamuoyu yoklaması olması açısından en az genel seçimler kadar önemli!

Yerel seçimlerdeki oy oranları, yereldeki ‘nöbet değişimleri’ politika yapıcılarının olası adımları konusunda yönlendirici olacağını akılda bulundurmakta fayda var! Özellikle de yurt dışı oylarının oranlara dahil olmadığı bir ortamda!.. Piyasalar bu haftadan itibaren gelecek kamuoyu yoklamalarını fiyatlamaya başlayacaklar! Anketleri yakından izlemekte fayda var!

İNATÇI ENFLASYON!

TÜFE’de yüzde 1.06 olarak gerçekleşen aralık ayı enflasyonu sonrasında 2018 yılı tüketici enflasyonu yüzde 20.35 olarak netleşti. Aralıkta kurlardaki düşüşün önemli katkısı ile yüzde 0.45 artan Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) 2018’i yüzde 32.93 ile kapattı. ÜFE-TÜFE arasındaki fark 2018 için 12.63 puan oldu. Üreticiler uygun talep ortamı gördüklerinde bu farkı tüketicilere yansıtmaya çalışacak. Uygun ortamı oluşmaz ise, bazı üreticiler piyasadan çekilmek zorunda kalacak; ayakta kalabilenler bu maliyet esaslı fiyatlarını şu veya bu şekilde tüketiciye ‘aktaracaklar!’ ÜFE-TÜFE arasındaki bu farkın tamamının üretici üzerinde kalması söz konusu değil! Otoriteler tarafından bir yönlendirme gelirse bazı mal ve hizmetlerin tedarikinde ciddi sorunlar ortaya çıkabilecek demektir! Enflasyonun yüksek çıkmasındaki en ‘büyük sorumlu’ gıda ve alkolsüz içecek kaleminin yüzde 6.43 artması olarak gösteriliyor. Benim ‘ıspanak-ceviz endeksim’ de bunu doğruluyor. Pazardaki fiyatlar, gıda enflasyonunun önümüzdeki ay(lar)da daha da yukarıda olabileceğini söylüyor! Tarla ürünleri gelene kadar bu devam edecek gibi. Sera üretimini sadece Antalya’ya yükler; Adana, Muğla, Manisa, Çanakkale ve İstanbul arasında orantılı bir dağılım yapmazsak bu ‘sıçramalara’ maruz kalmaya devam edeceğiz.

Dolar/TL’de kritik eşiğin altına indik!

Neydi bu kritik eşik derseniz... Finansal ürün bazında 50 ve 200 günlük Basit Hareketli Ortalamalar (BHO) dikkatle takip edilen teknik analiz göstergeleridir. Bu iki ortalamanın aşağıdan yukarı veya tersine yukarıdan aşağı birbirini kesmesi önemlidir. 50 günlüğün aşağıdan yukarı kesmesi, yükselişi ifade ederken tersine yukarıdan aşağı yönde kesmesi de düşüş ihtimalini artıracağı düşünülür.
Geçtiğimiz hafta 50 günlük BHO, 200 günlük BHO’yu aşağı yönde kesmiş durumda! Yani, teknik analiz bakışıyla dolar/TL kuru daha aşağı gidebilir! 5.0540 seviyeleri test edilebilir. Ancak her şey teknik analiz değil! Bu seviyeleri daha önce yazmıştım. Henüz test edilmiş değil. Zira finansal piyasa ‘satıyor’ olsa da ekonomik ortama güvenmekte zorlanan bireyler ‘almaya’ devam ediyor! Bunu tersine döndürmek için ‘yapısal’ önlemler gerekiyor.

Dış borçlanmaya ağırlık veriyoruz!

Türkiye Varlık Fonu ilk borçlanmasına çıkıyor! Citibank ve ICBC’ye (Industrial and Commercial Bank of China) 1 milyar euro borçlanma için yetki verilmiş durumda! 25 Şubat haftasında da Tokyo’da yatırımcı toplantılarını organize etmesi için bazı yatırım bankalarına yetki verilmiş. Ülke içindeki tasarrufların ‘kısıtlı’ olduğu hepimizin malumu. Gereken, yurt dışı tasarrufların ülkeye getirilmesi. Bu konuda atılan adımları takdir etmek gerek. Ancak gelen fonların nasıl ve nerelere kullanıldığını takip etmek de en az fonların kaynağı kadar önemli! Hazine’nin iç borçlanma yerine yurt dışı borçlanmaya yönelmesi önemli bir tercih!

Fed’in ‘tornistanı’ sonrasında bu konudaki elverişli ortam borçlanma maliyetini aşağı çekecek bir unsur! (Dikkat, bu hafta Fed’den Powell, Mester, George, Bostic ve Harker konuşacak, oynaklık artabilir!) Maliyeti ne olursa olsun, yapılan borçlanmanın sadece dış borcu ucuz kaynaklarla finanse etmenin ötesinde, kalıcı ve ‘değer üretebilen’ alanlara kanalize edilmesi en az maliyet kadar önem arz ediyor!

Yazarın Diğer Yazıları

  1. ARJANTİN ETKİSİ SINIRLI KALDI!
  2. Enflasyon yeni faiz indirimi getirir mi?
  3. İçeride faiz indirimi geldi, sırada Fed var
  4. S400, G. Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve piyasalar
  5. Enflasyon verisi ve faiz kararı...
  6. G-20 rahatlama getirecek
  7. Bayram havası devam eder mi?
  8. DÜNYA PİYASALARI HAREKETLİ
  9. VİOP’ta sistemik risk var mı?
  10. MERKEZ'İN VİOP OPERASYONLARI

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.