SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

50 + 11 YAŞINDAKİ MELANIE GRIFFITH

Hollywood’un 61 yaşındaki yıldızı Melanie Griffith’in bir grup arkadaşıyla çıktığı Ibiza tatilinde paparazzilerin çektiği bikinili fotoğrafları önce internet sitelerinde, sonra sosyal medyada gündem oldu.

Diyeceksiniz ki, “Sebep ne?”

Sebep malum:

“Kamu merakı.”

Yaşı ne olursa olsun bir kadının bikini giyip giymemesinin “kamu yararı” açısından bir önemi yok. Internet medyasının, “61 yaşında gençlere taş çıkarttı”, “Bikinisiyle yıllara meydan okudu”, “Düzgün fiziğiyle dikkat çekti” gibi başlıklarla yer verdiği haberlere yapılan okur yorumlarına bakınca ortaya çıkan gerçek şu:

61 yaşındaki oyuncunun bikinili fotoğrafları “kamu merakı”nı cezbeden bir konu. Haberi okumakla yetinmeyip yorum yazanlardan bir kısmı bikiniyi gayet güzel taşıdığı görüşünde. Bir kısmı da “Yaşına uygun bikini giyseydi keşke” diye yazdı.

“Bikinili Griffith” haberlerini okuyup, bu fotoğrafları çeken paparaz-zileri, “Görüntü-lenmek istememiş. Onu uzaktan görüntü-lemeye hakkınız yoktu” şeklinde eleştirenler de oldu.

“Ben izin vermedikçe özelime girmeye hakkınız yok” sitemini oyuncu yapsa, haklı. Sanatçının bikinili çekilmekten yana bir derdi yokken size ne?

Yazdıklarıyla yaptıkları çelişen meraklı ve “İstemem, ama yan cebime koy” diyenler belli ki sanatçının sosyal medyasına hiç bakmadı.

Oysa baksalardı, Griffith’in Ibiza’da çekilmiş bikinili pozunu, “50 + 11 yaşındaki vücudumun sıkı ve güçlü olmasını ona borçluyum” diyerek spor hocasına teşekkür ettiği videoyu görür, “Kraldan çok kralcı” olmazlardı.

YENİ NESLİN TÜRKAN ŞORAY’I!

Gittikleri AVM’de basının sorularını yanıtlayan oyuncu Burcu Kıratlı, yeni sezon için aldığı dizi ve film tekliflerini değerlendirdiğini, henüz kesinleşen bir şey olmadığını açıklarken müzisyen Sinan Akçıl, eşi için şöyle dedi:

“Burcu yeni neslin Türkan Şoray’ı gibi, öyle her projeyi kabul etmiyor.”

Sinan Akçıl’ın başı kel mi?

Bir yapımcı da çıkıp Akçıl’ı “Yeni neslin Kadir İnanır’ı” ilan etse, Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın kült filmi “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın 2020 versiyonunu Burcu Kıratlı Sinan Akçıl çiftiyle çekse, iş yapar mı acaba?

KAHVE ZİNCİRLERİNİ Tİ’YE ALAN REKLAM

McDonald’s Türkiye’nin yeni reklamında görevliler müşterilere şöyle tekliflerde bulunuyor:

“Kahve 1 lira. 6 lira farkla üzerine adınızı yazmamızı ister misiniz?”

“Kahve 1 lira. 6 lira farkla üzerine çiçek deseni ister misiniz?

“Kahve 1 lira. 6 lira farkla şöyle bir sunum (entel görüntü) yapmamı ister misiniz?”

“İyi kahve iyi fiyata” reklamıyla kahve pazarında var olduğunu ilan eden McDonald’s’ın kahve zincirlerinin 1 liralık kahveyi nasıl 7 liraya sattıklarını da vurgulaması sanal âlemde gündem oldu. Metin yazarı Emrah Gedik, önceki gün Ekşi Sözlük’teki bir yorumu ekleyip Twitter’da şunları yazdı:

“Üç ay önce otobüste gece mesaisinden dönerken hayalini kuruyordum. Ekşi Sözlük’te konuşulursa çok güzel olur diye. Çok mutlu oldum. Büyük bir anı olacak benim için.”

GÜNÜN SÖZÜ

“Asla pişman olmayın. Eğer sonuç iyiyse, mükemmel.
Eğer sonuç kötüyse, bu bir tecrübedir.” (Victoria Holt)

Yazının devamı...

ŞENER ŞEN’İN SAHTE HESAPLARLA SAVAŞI

Sosyal medyaya girdiğine pişman olup ara verenler, hesaplarını kapatanların yanı sıra “Hiç işim olmaz” deyip uzak duran ünlüler de var.

Örneğin Şener Şen…

Sanatçının hiç hesabı yok, ama sosyal medya yüzünden başı dertten kurtulmuyor.

Adına hesap açan sahtekârların yazdıkları ve paylaştıkları Şen’e zarar verdikçe soluğu savcılıkta alıyor sanatçı.

Şener Şen, sahte hesaplarla imajına zarar verenler ve insanları dolandıranlar hakkındaki son suç duyurusundan sonra şöyle dedi:

“Benim mail adresim bile yok.”

Şener Şen, dijital gelişmelere direnmek yerine, yoğun olarak kullanmasa dahi hep platformda hesap açsaydı bunlar gelir miydi başına?

En azından bıraktığı boşluğu dolduranlara meydanı bu denli boş bırakmaz ve sıkça savcılığa gidip, suç duyurusunda bulunmak zorunda kalmazdı. Şen, “Resmi hesaplarım bunlar, diğerlerine inanmayın” duyurusuyla bu suiistimali önlerdi.

YAZAR NAZLI ERAY’IN TAKDİR ETTİĞİ TWEET

Profilinde “Avukat, iş bitirici” yazan ve “Suit” dizisinde Gabriel Macht ’ın oynadığı avukat “Harvey Specter”dan esinlenip Twitter’da @avharveyspecter adıyla hesap açan Burak’s, şöyle bir tweet attı:

“Geçen sene kız arkadaşımla iki medeni insan gibi ayrılıp yollarımıza devam ettik. Öğrendim ki önümüzdeki hafta evleniyormuş. Ben de ofisi büyüttüm, arabayı değiştirdim, 7 ülke gezdim, 12 kilo verdim, 1 yaş daha büyüdüm ve bu sene de evlenemedim.”

Yazar Nazlı Eray’ın “Başarı sende” yorumuyla bu tweeti RT retweet ettiği günde bile maalesef medeni insanlar gibi ayrılığı beceremeyen erkekler tarafından üç kadın öldürüldü ülkemizde.

İSPANYOL DİZİSİNDEKİ ARDA TURAN SOHBETİ

Netflix’te izleyecek aksiyon filmi ve dizisi kalmayınca 2015 yapımı İspanyol dizisi “Vis a Vis”e bir bakayım dedim. “Vis a Vis”,”Wentworth”un yerli uyarlaması “Avlu” gibi kadınlar cezaevinde geçen bir dizi.

“Vis a Vis”in ilk sezonunu izlerken bir sahnede tanıdık bir isim karşıma çıktı. Erkek gardiyanlar, vardiya değişiminden sonra cezaevinde toplanıp, futbol maçı izlemeye başladı. Maç uzatmaya gidince gardiyanlardan biri, “Arda Turan’ı neden oynatmıyorlar?” dedi.

Diğer gardiyan, “Kim dedin?” diye sorunca “Arda Turan” dedi.

Üçüncü gardiyan ise Arda Turan’lı muhabbeti, “Evet, bence de… Sakatlığı geçti diye biliyorum. Geçen hafta son 20 dakika oynadı” diyerek tamamladı.

Netflix, popüler dizilerinin sezon tanıtım filmlerinde yayınlanacağı ülkenin yıldızlarını oynatan bir şirket. O nedenle Netflix’in Türkiye pazarı için Türkçe dublajda böyle bir güzellik mi yaptı diye “Vis a Vis”in o bölümünü orijinal dilinde izledim. İspanyol senaristlerin La Liga’da onca yıldız varken Arda Turan’ı uzatmalara giden bir maçta sonucu değiştirecek futbolcu olarak görüp, senaryoya dâhil ettiklerini anladım.

GÜNÜN SÖZÜ

“Özü sözü doğru olanların ortak yönü de budur; karşısındaki kişinin de içten konuştuğunu sanırlar.” (Khaled Hosseini)

Yazının devamı...

ADNAN OKTAR KİMLERİ FİŞLEDİ?

Cep telefonum çaldı, baktım 0 212’li bir numara… Sabit hatları genelde bir şeyler pazarlamak isteyenler aradığından açıp açmama konusunda tereddüt ettim. Israrla çalınca açtım, arayan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü polisi çıktı ve şöyle dedi:

“Adnan Oktar Suç Örgütü’ne yönelik operasyonu yapan ekiptenim. Örgütten ele geçirdiğimiz flaş belleklerde birçok insanın fişlendiğini saptadık, onlardan biri de sizsiniz. O nedenle İstanbul Emniyet Müdürlüğü Aklama Suçları Birim Amirliği’ne gelip, ‘müşteki’ olarak ifade vermeniz lazım.”

Sosyal medyadan, sahibi olduğu A9’un canlı yayınlarında günlerce hakkımda iftira, karalama ve hakaret dolu yayınlar yapan Adnan Oktar Suç Örgütü’nün beni fişlemesine şaşırdım mı?

Hayır…

Çünkü bu, Adnan Oktar Suç Örgütü’nün yıllarca uyguladığı ve çoğu kez başarılı olduğu bir yöntem.

İnternet, sosyal medya ve sahibi oldukları A9 kanalından şahsıma yönelttikleri iftira, aşağılama ve hakaret dolu yayınlarla beni sustura-mayınca, işi bir adım daha ileri götürüp, 8 GB’lık flaş bellekle fişlediler beni.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube polisleri 11 Temmuz 2018’de yaptıkları operasyonla Adnan Oktar Suç Örgütü’nü çökertince, ellerinde patladı fişleri…

Sadece beni mi fişlediler?

Hayır…

İddianame hazırlandığında ne kadar insanı fişledikleri de çıkacak ortaya…

İki cep telefonumu aylarca usulsüz dinleyen FETÖ’cü polisler gibi Adnan Oktar Suç Örgütü’nden de davacı oldum.

Milliyet’te her gün çıplak, dekolte kadınlar ve homoseksüellerin fotoğraflarını yayınladığım gibi bir sürü yalan ve saptırmanın yanı sıra Aleyna Tilki’ye destek vermemi, Che Guevara’nın sözlerini paylaşmamı, Londra’ya gitmemi kusurmuşçasına not etmeleri gibi A9’daki yayınlarına benzer bir yığın karalama ve iftira da var yaptıkları fişlemede.

DİZİLERİN ŞİDDET KARNESİ!

CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, rastgele seçtiği sekiz diziyi izleyerek “Dizilerin Şiddet Karnesi”ni çıkardı. İşin siyasi yanı değil, kadına şiddet ve diziler ilgi alanım, o yüzden merakla okudum raporu. Mesleği eczacılık olan, ama kadın ve çocuk hakları konusunda çalışmaları bulunan Taşçıer’in tespitleri şöyle:

“Her dizide ortalama üç kez kadına şiddet var. Şiddete duyarsız bir nesil yetiştiriyoruz.

Biz toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda 149 ülke arasında sondan 19. sıradayız. Bu anlamda en büyük görev RTÜK’e düşüyor. Bunların nasıl olumsuz etkiler yaratacağını araştıran bir sosyal psikolog olmasını istiyoruz.

Şiddet o kadar sıradanlaştı ki bunların sebep olacağı tüm faktörlerde bize düşen hangi kurum ve kuruluş şiddeti teşvik edici söylemde bulunuyorsa bununla mücadele etmemiz gerekir. Televizyon bu sebeplerden biri.”

TV yayınlarının izleyici üzerindeki etkileri akademisyenlerin araştırması gereken önemli bir konu.

Her ilimizde bir veya birkaç üniversite var, ama bu konularda yeterince akademik çalışma yapan yok. Keşke akademisyenlerimiz bu konularda sıkça çalışma yapsa, bilimin yerini söylentiler almasa…

GÜNÜN SÖZÜ

“Her sabah kalktığım zaman kendime şöyle söz veririm. Vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım.” (Gandhi)

Yazının devamı...

SAPANCA GÖLÜ’NDEKİ İKİ FARKLI UYGULAMA

Başta Araplar olmak üzere Sapanca’ya gelenlerin ilgi gösterdiği aktivitelerden biri gölde gezinti. O yüzden aynı anda onlarca deniz bisikletini görürsünüz gölün üstünde…

Sapanca Gölü’nün Sakarya il sınırı içindeki bölgesinde dört koltuklu bir deniz bisikletini 40 liraya 30 dakikalığına kiralayanların can yeleği takması zorunlu.

Sapanca merkezde deniz bisikleti kiralayanlar, bu kurala ödünsüz uyuyor. Can yeleği takmayanların gölde gezintiye çıkmasına izin verilmiyor.

Aynı gölün İzmit il sınırı içindeki batı yakasında da deniz bisikleti kiralamak mümkün. Ancak Sapanca Gölü’nün doğusunda uyulması gereken emniyet tedbirleri burada uygulanmıyor. Araplardan oluşan 20 kişilik grubu getiren rehber, deniz bisikletlerini kiralayandan can yeleği istedi. Görevli, rehberin ısrarı üzerine 15 20 can yeleğini getirmesine rağmen, “Burası Sapanca’nın içi gibi derin değil, o yüzden takmalarına gerek yok” deyip müşterileri deniz bisikletlerine bindirmeye devam etti.

Evet; Sapanca Gölü’nün batı yakasında su, ilçe merkezi gibi derin değil, ama sazlık bir bölge. Göldeki su, ilçe merkezindeki gibi berrak değil, bulanık. Yüzme bilmeyen bir çocuk göle düşse, daha da bulanık hale gelir su…

Allah korusun, yarın öbür gün tatsız bir olay yaşanmadan yetkililer harekete geçmeli ve Sapanca’nın doğusundaki gibi, batısındaki işletmelerin de can güvenliği kurallarını uygulamaya mecbur etmeli.

GÜNÜN SÖZÜ

“Kadın hiç gitmeyecekmiş gibi sever; ama yeri gelir hiç sevmemiş gibi gider.” (J. Christophe)

Yazının devamı...

MADRİD’DEKİ ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNALİ’NDEN İZLENİMLER

İngiliz takımları Liverpool ile Tottenham’ın UEFA Şampiyonlar Ligi Kupasını almak için çıktığı Madrid’deki Estadio Stadyumu’nun seyirci kapasitesi 67.829.

Maçın oynanacağı hafta sonu için Madrid’e gelen İngiliz sayısı 110 bin.

UEFA Şampiyonlar Ligi’ne sponsorluk yapan firmaların Madrid’e getirdiği binlerce maç bileti olan misafirleri var. Onlardan biri olduğum için biliyorum, Estadio’nun tribünlerinde sadece Pepsi’nin bin davetlisi vardı.

Haftalar öncesinden tükenen final maçı bileti alamayacağını bile bile İspanya’ya gelen İngilizler, bolca içki tükettikleri işletmeleri memnun etti.

Talep çok, satan yok

Sekiz kez final oynadığı Şampiyonlar Ligi’ni beş kez kupasına götüren Liverpool ile ilk kez finale çıkan Tottenham maçını Estadio’da izlemek için 7.8 bin euro’yu gözden çıkaran taraftar çoktu, ama biletini satan yoktu.

Madrid’in cadde ve meydanları İngiliz taraftarlarla doluydu ve büyük çoğunluğu Liverpool formalarıyla dolaşıyordu.

Şampiyonlar Ligi’nin etkinlik alanı Sol Meydanı, en çok kalabalığın olduğu yerdi.

Bir tarafta Pepsi’nin düzenlediği konserlerle coşanlar, diğer yanda hissedilen sıcaklık 42 derece olmasına rağmen Şampiyonlar Ligi Kupası’yla fotoğraf çektirmek için bir saatten fazla kuyrukta bekleyenler vardı.

Seneye İstanbul’da

2016’da Alicia Keys’i, 2017’de Black Eyed Peas’i, 2018’de Dua Lipa’yı final maçından önce sahneye çıkaran Pepsi’nin bu kez yıldızı Imagines Dragones grubuydu. Birkaç dakika içinde zemini örtülen ve sahnesi hazırlanan Imagines Dragones, sahneye çıkıp ışık şöleni eşliğinde iki şarkı söyleyip, indi. Görevliler aynı hızla, sahayı temizledi ve maç başladı.

Maçın 20’nci dakikasında sahaya dalan mayolu kadını görevliler anında kollarından tutup, çıkardı. O sırada tribünlerdeki televizyonlara baktım, final maçının canlı yayınını yapanlar, çıplak kadının görüntüsünü çok az ekrana yansıttı.

UEFA Şampiyonlar Ligi’nin 2020’deki finali, Liverpool’un 2005’te şampiyonluk kupasına kaldırdığı Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda yapılacak.

TRAFİK KAZALARI, BAYRAM VE TURKCELL’İN REKLAMI

52 bin 95 kişi… Türkiye’nin son 10 yılda trafik kazalarında hayatını kaybeden insan sayısı bu… Türkiye’de nüfusu 52 bin olan tek ilçe var, o da Ankara “Kahramankazan”…

Ülkemizin 10 yılda orta ölçekli bir ilçe nüfusuna eşit insanını trafik kazalarında kaybetmesi ürkütücü değil mi?

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2018’de trafik kazasında ölenlerin sayısı 2015, 2016 ve 2017 yıllarına oranla azaldı. 2017’de trafik kazalarında ölenlerin sayısı 7 bin 427’ydi, 2018’de ise 6 bin 675’e indi. Ölümle sonuçlanan kazalardaki sürücü hatalarının oranı yüzde 89.3. Bu yüzden Turkcell’in bayrama özel, “Yoldayken bırakın o telefonu” temalı reklamını önemsedim. Umarım bir yararı olur.

GÜNÜN SÖZÜ

“Son derece gururlu insanlar, susmayı ve yalnızlığı sever.” (Anton Çehov)

Yazının devamı...

‘ENES BATUR, EVLENMEDİ, FİLMİNİN REKLAMINI YAPTI’

Türkiye’nin en ünlü Youtuberı Enes Batur’un takipçileri “Ne zaman evleneceksin?” diye sorduğunda yaptığı açıklama neydi?

“Abone sayım 10 milyonu bulduğunda evleneceğim.”

Batur, Youtube’daki takipçi sayısı 10 milyonu aşınca sözünde durdu ama evlendiğine takipçilerinin çoğu inanmadı. Batur’un evlendiğinin kanıtı olarak paylaştığı nikâh video, bazı takipçilerine göre, “Gerçek değil, film sahnesi”…

Bu evliliğe kuşkuyla yaklaşanların haklı gerekçeleri var.

Çünkü Batur’un nikâh videosu gibi sosyal medya paylaşımlar da inandırıcılıktan uzak. Sebebi de yanıt arayan şu sorular:

“Enes Batur’un Başak Karahan’la ilişkisi ne zaman bitti de, başkasıyla evlendi?”

“22 Mayıs 2019’daki nikâh davetiyesinde Cem Denisa Bacı’nın kızı Tulu Bacı’yla evleneceği yazılı. Oysa nikâh videosundaki gelin, 31 Mayıs’ta vizyona girecek ‘Enes Batur Gerçek Kahraman’ filmindeki rol arkadaşı Damla Aslanalp.”

“Videoda, hangi belediye başkanının verdiği yetkiyle nikâhı kıydığını belirtmeyen nikâh memuresi niye ebeveynlerinin adlarını pas geçip, direkt gelin ve damadın isimlerini sordu?”

“Batur’un paylaştığı video, evliliğinin kanıtı değil, filminin reklamı.”

Cevap bekleyen sorular bunlarla da sınırlı değil.

Nikâh davetiyesinde adı yazılı Instagram hesabını 107 bin kişinin takip ettiği Tulu Bacı’nın yaptığı tek paylaşım, “22.05.2019. Herkesi düğünümüze bekliyoruz.”

Tulu Bacı’nın takip ettiği 8 kişiden biri Enes Batur. Ünlü Youtuber, eşini Instagram’dan takip etmedi, şimdiye kadar onunla birlikte hiçbir görsel paylaşmadı. Batur’un Aslanalp’le ilgili yaptığı paylaşımlar ise nikâh görüntüleri ve film kareleriyle sınırlı.

Batur’un, takipçilerinin gerçekten evlendiğine inanması için tartışmaları bitirecek resmi bir kanıt ortaya koyması şart.

GELİNLİĞİN BOYU, EVLİLİĞİN ÖMRÜ!

Magazin gazetecileri, ünlülerin özel hayatlarına dair yaptıkları haberlere bu ülkede, “Bu kadar da olmaz? İnsanların özeli bu kadar da didiklenmez” diye tepki gösterenler var mı?

Evet…

Peki, aynı Türkiye’de ünlülerin özel hayatları üstüne sosyal medyada 7/24 yorum yazanlar var mı?

Evet, ve üstelik magazinci değil, “yurdum insanı” hepsi.

Üstlerine vazife olmadığı halde, ünlülerin özel hayatlarına dair yorum yazanlar arasında işi hakaret noktasına getirenler de var, şahane espri yapanlar da…

Sinan Akçıl ile dört ay önce Burcu Kıratlı’nın boşanacaklarına dair haber üzerine yapılan yorumlardan biri şuydu:

“Burcu Kıratlı, ‘evliliğimin ömrü, gelinliğimin boyu gibi kısa sürdü. Keşke daha uzun bir gelinlik giyseydim’ diye dert yandı.”

Kıratlı’nın nikâhta giydiği mini gelinliğe gönderme yapan zekice bir espriydi, ama ömrü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sanatçılar ve sporculara verdiği iftara kadar sürdü.

Çünkü evliliklerine ikinci bir şans tanıma kararı veren çift, iftara birlikte gitti.

GÜNÜN SÖZÜ

Yazının devamı...

NÖBETÇİ YAVERLERDEN ATATÜRK’ÜN 24 SAATİ

Cumhuriyetin ilk üniversitesi olan ve bazı fakülteleri bizzat Atatürk tarafından kurulan Ankara Üniversitesi, 19 Mayıs 1919’un 100’üncü yılını çok özel bir eserle kutladı.

Ankara Üniversitesi, 1955 yılında Özel Şahin Giray tarafından ilk kez yayınlanan “Atatürk’ün Nöbet Defteri”nin yeniden basımını yaptı.

Üniversitenin Rektör Prof. Dr. Erkan İbiş’in imzalı mektubuyla gönderdiği “Atatürk’ün Nöbet Defteri”nde, 1 Kasım 1931’den 10 Kasım 1938’e kadar her günün 24 saatinde nöbetçi yaverlerin notları var.

Büyük Önder’in yedi yıl boyunca kaçta kalkıp kaçta yattığından, gün içinde neler yapıp kimlerle görüştüğüne dair her ayrıntı mevcut.

Ankara Üniversitesi’nin yeniden gün ışığına çıkardığı “Atatürk’ün Nöbet Defteri”, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder’i daha iyi anlamak isteyenler için müthiş bir eser.

İREM DERİCİ’NİN HANGİ AÇIKLAMASI GERÇEK?

“Deyim olan bir lafı alıp başlık yapmak çok saçma. ‘Bu devirde babana bile güvenme derler’, o laf yani. Allah herkese benim gibi baba nasip etsin.”

İrem Derici’nin paylaştığı bu tweeti okuyanlar, haksızlığa uğradığını, söylemediği bir sözü söylemiş gibi lanse edildiğini sanır.

Peki, öyle mi?

Oysa olan şu:

Şarkıcı, uzman klinik psikolog Gökhan Çınar’ın “Katarsis” programına katıldı. Orada söyledikleri de medyaya şöyle servis edildi.

“Babama bile güvenmem. Yüzde yüz saf olarak rafine güvendiğim tek insan annemdir. İnsanlar babasından, kardeşinden bile kazık yiyor. Niye güveneyim ki sana da güvenmiyorum.

Babama çok kırıldığım yerler var, öyle böyle değil. Anne ve babam beş yaşındayken ayrıldılar. Verilen karara göre beni haftada bir alması gerekirken ayda bir görüyordum, gördüğümde de hiç gözü üstümde değildi zaten. Giderdik eve gazetesini alırdı, piposunu yakardı, biz öyle otururduk bir kenarda. Biz babamla benim popçuluk mevzum başladığında baba kız gibi, arkadaş gibi olduk bu bizim 24 yılımızı aldı.”

Tablo ortada. Konuk olduğu programda babası için bu sözleri söyleyen de, “Allah herkese benim gibi baba nasip etsin” diye tweet atan da İrem Derici.

Sizi bilemem, ama bence İrem Derici, programda içinden geçenleri söyledi, Twitter’da ise işine geleni yazdı.

VOLKAN KONAK’LA CEM YILMAZ’A YAPILAN

Söylemedikleri sözler ve yapmadıkları paylaşımlar yüzünden mağdur olan ünlüler arasına Volkan Konak’la Cem Yılmaz da katıldı.

Cem Yılmaz’ın, “Sosyal medyada bu aralar altında imzam olan garip garip şeyler dolaştırıyorlar. Sonra da ‘Vay ne demiş’ diyerek benden düşman yaratıyorlar” diye tweet attığı gün Volkan Konak da sosyal medyada gündem oldu.

Biri Volkan Konak adına açtığı hesapla, Acun Ilıcalı’nın TV8’de Cem Yılmaz ve Beyazıt Öztürk’le yaptığı “Fener Ol” kampanyasını topa tuttu.

Şarkıcı, o paylaşım yüzünden destek ve eleştiri alınca, “O hesap sahte” diye açıklama yapmak zorunda kaldı.

GÜNÜN SÖZÜ

“İyiler asla düşmansız olamazlar.” (Alessandro Manzoni)

Yazının devamı...

AA MUHABİRİ ARANIRKEN İNSANLIKTAN ÇIKANLAR

Türkiye’nin birçok yeri ilkbaharı, hatta yazı yaşarken Of Bayburt yolundaki kar temizleme çalışmalarını görüntülerken uçuruma yuvarlanıp, kaybolan Anadolu Ajansı (AA) Bayburt muhabiri Abdulkadir Nişancı için sosyal medyada yazılanlara bakar mısınız?

“Üzülmedim kiii… Üzülmedim kiii…”

“Ölmüş mü? Ölmediyse gömün gitsin.”

“Hep dediğim gibi, Allah bunlardan nefret ediyor.”

“Düştüğü yerdeki toprağın canı acımamıştır umarım.”

“Vicdan azabından atlamış olmasın?”

“İlahi adalet.”

“Bir de beddua tutmaz derler.”

“Allah’ın sopası var, ama görünmez.”

“Kininiz ile acı çeke çeke göç edeceksiniz. Utanmadan bu mesleği yapıyorsunuz hala.”

“Millete yanlış bilgi verdiyse gebersin adi.”

“Bu işin fıtratında var. AA muhabiri de bu mesleği seçmeseydi.”

“İşte habercilik buna denir, haber için adamlar uçurumdan atlıyor. Bütün AA muhabirlerinden beklentimiz bu yönde.”

“31 Mart akşamı, tarafsız olması gereken devletin haber ajansı, taraflı davrandı” gerekçesiyle demokratik hakkınızı kullanıp, Anadolu Ajansı’nı protesto edebilir, yöneticilerini eleştire-bilirsiniz, ama bu ne?

Kurtarma ekipleri, daha iyi bir görüntü alayım derken çıktığı kar kütlesinin kaymasıyla kaybolan genç bir haberci ve emekçiyi ararken, intikam uğruna insanlığı unuttuğunuzun farkında mısınız?

Kimse bu durumu, “Ülkedeki siyasi kutuplaşmanın, ötekileştirmenin sonucu” diye izah edip, sıradanlaştırmasın.

“Kutuplaşma”, “ötekileştirme” falan değil, alenen “insanlık suçu” bu.

Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığı, bu tweetleri atanlar hakkında soruşturma başlattı.

Bu tweetleri atanlardan hangileri bulunur, yargılanır ve sonuç ne olur bilemem. Bildiğim bir şey var ki o da:

Sosyal medyayı “nefret” ve “hakaret” mecrası olarak kullananlar, sadece hedef aldıkları kişilere değil, insanlığa karşı suç işlemekten de yargılanıp, ceza almalı.

KADINLARI KIZDIRDI, BEYLERDEN ÖZÜR DİLEDİ

Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Fikret Orman, hakkındaki asılsız söylentileri Genel Kurul’da yanıtlarken şöyle dedi:

“Kapalı kapılar ardından konuşmayacaksın. Gelip burada, kürsüde konuşacaksın delikanlıysan. Öyle delikanlı bir adam da yok zaten. Onlar ancak karı gibi arkadan konuşurlar.”

Salondan uğultular, tepkiler yükselince Divan Başkanı, “Lütfen beyler” diye bağırıp, salonu susturmaya çalıştı.

Kürsünün önüne kadar gelen bir kadın ne söylediyse Orman, defalarca kendisinden özür diledi.

Salondaki tepki dinmeyince “Ya beyler, yanlış anlaşılma vardı, düzeltildi” diyen Divan Başkanı’nın ardından Orman, “Özür diliyorum beyler, oruçluluğuma verin” dedi.

Söylediğiyle kadınları kızdırıp, “beyler”den özür dilemek, Türk erkeklerine özgü bir şey olsa gerek.

GÜNÜN SÖZÜ

“Dost için sırtımı köprü yapmaya hazırım ben; yeter ki temiz kalpleri taşıyan ayaklar geçsin üstümden” (Balzac)

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.