SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Aman adımız kirlenmesin

.

Milliyet Haber

Aileden başlayarak bütün kurumların içinde olan biten pislikleri örtbas etme gerekçesidir: Adımız kirlenmesin. İçimizden biri aramızdan birini birilerini taciz mi etti? Aman duyulmasın. Çaldı çırptı, hırsızlık, ahlaksızlık mı etti? Büyük rezalet tabii de, duyulmasa bari. Şiddet, baskı, adaletsizlik kol mu geziyor? Gezsin, yeter ki duyulmasın.

Evet, işte o meşhur baş belası söz: “Kol kırılsın, yen içinde kalsın”. İçerisi leş gibi koksun, biz burnumuzu tıkayıp nefes almaya çalışalım ama dışarıdan mis gibi görünelim. O koku artık üstüne sıktığımız parfümler tarafından kapatılamayacak hale gelene kadar.

Bakınız 2016 yılından bir gazete başlığı: Ankara Üniversitesi’nde taciz depremi. Diyor ki “Ankara Üniversitesi’nde eğitim gören yabancı uyruklu öğrencinin şikâyeti sonrası Prof. Dr. H. B. hakkında soruşturma başlatıldı.”

Hatta soruşturmanın selameti için bir dekan görevden alınıyor o dönem. Fakat gerçek bir “deprem” meydana gelemiyor. Değişim programıyla gelen öğrenciye destek olan birkaç hoca çıksa da genel eğilim “Bölümün adının durduk yerde kirletilmemesi”nden yana oluyor ve hocanın ilk vukuatı olmadığı farklı kişilerce tekrarlansa da, olay örtbas ediliyor.

Ve biz geliyoruz 2019 yılının 3 Nisan’ına. Milliyet’ten Aykut Yılmaz’ın haberinden aktarıyorum: Aynı profesörün, Ankara Üniversitesi’ndeki görevinin yanı sıra ortağı olduğu bir özel klinik var. Akşam kliniğe gidip nöbetçi olan 23 yaşındaki veteriner hekime birlikte içki içmeyi teklif ediyor. Reddedilince sinirleniyor, genç kadını bayıltana kadar dövüyor ve tecavüz ediyor. Ortağı olan doktor S.D. ise geç saatlerde ayılan genç hekimi şikayetten vazgeçirmeye çalışıyor. İki tane, işleri canlıları iyi etmek olan, bu iş için tıp eğitimi almış hekimin buluştuğu ortak nokta bu.

Neyse ki bu kez karşımızda kararlı ve dirayetli bir kadın ve ona destek olan bir aile var. Derhal annesiyle birlikte hastaneden darp ve tecavüz raporu alıp her iki hekimden de şikâyetçi oluyorlar. Şu an H.B. mahkeme tarafından “nitelikli cinsel saldırı” suçundan tutuklanmış durumda. Ankara Üniversitesi de cinsel saldırı haberini ihbar kabul ederek “faili olduğu iddia edilen öğretim üyesi hakkında soruşturma açılmış ve adı geçen açığa alınmıştır” gibi bir açıklama yaptı. Geç ama sevindirici.

Bu arada dikkat çeken bir diğer nokta, haberlerde tercih edilen dil. Birkaçı dışında bütün haberler “darp ve taciz skandalı” başlığını seçiyor. Ortada ise taciz değil tecavüz var. Eğer boş bulunulduysa ikisi arasındaki farkı hatırlatmak isterim. Yok, amaç durumu hafifletmekse hala yanlış yoldayız demektir. Daha olay taciz boyutunda iken gereken müdahale yapılsaydı, belki tecavüze meydan hazırlanmamış olacaktı. Şimdi başka bir safhadayız. En azından şu an adını koymak ve kabul etmek lazım. Ancak o zaman “daha fazla kirlenmez” bölümün de toplumun da adı.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Serçe bir kez daha havalanıyor
  2. Kadınlar değil, katiller
  3. Muhabbetimizi artıran şarkılar
  4. Esin perisinin isyanı
  5. Şaka nedir, taciz nedir?
  6. Ben ölünce mi?
  7. Hikâye kime aittir?
  8. Ah güzel aldırmazlık
  9. Şeytan aldı götürdü
  10. Lolita kendi hikâyesini anlatsaydı

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.