SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Bu müze Dolapdere’yi değiştirecek

Dolapdere’deki değişim Dirimart’ın açılmasıyla başladı, sonra Pilevneli Gallery’nin semte gelmesiyle Dolapdere’ye daha sık gider olduk, daha sonra Evliyagil Dolapdere açıldı. Malum, İstanbul’da sanat galerileri sürekli taşınıyor, Nişantaşı’ndan Karaköy’e, Tophane’ye derken toplu halde hareket ediyorlar ama zor şartlarda bir türlü bulundukları semtte kalamıyorlar.

Kabul etmek lazım, galerileri Dolapdere’ye getiren, oyunu değiştiren aslında bu yıl 50. yılını kutlayan Vehbi Koç Vakfı’na bağlı Arter’di. Daha önce 9 yıl boyunca İstiklal Caddesi’ndeki yerinde ziyaret ettiğimiz Arter, Dolapdere gibi bir semti değiştirebilecek güce ve etkiye sahip tek müze. İşte o yüzden değerini daha da çok bilmeliyiz.



Arter’i bu hafta basın gününde geziyorum, Grimshaw Architects imzalı bina bana Los Angeles’daki Diller Scofidio + Renfro ve Gensler imzalı Broad Museum’u hatırlatıyor. Hayır, mimarisiyle değil, Los Angeles şehir merkezinde ilk açıldığında şehri ne kadar etkilediğini ve hatta Los Angeles’ın çağdaş sanat alanındaki yükselişini borçlu olduğu önemli öncülerden olduğu için. Tabii Dolapdere’de böyle bir mimari eser görmek de çok etkileyici. Önce en üst kata, rengarenk yorganların arasından terasa çıkıyorum ve işte Grimshaw’un mimari dokunuşlarının arasından Dolapdere’deki çirkin yapılaşma ve sokakta asılı çamaşırların arasında tarihi bir kilise ve biraz ileride bir camii var.




İşte asıl çağdaş sanat bu, 10 yıl sonra Dolapdere bambaşka bir yer haline geldiğinde bu görüntüyü belki de hatırlamayacağız bile.
Arter’in kuruluşundan beri başında olan Melih Fereli, “Arter’i Dolapdere’de dışarı taşımaya çalışmayacağız, tam tersine dışarıyı içeriye taşımak istiyoruz, kapımız herkese açık” diyor.

Her izleyicide etkisi farklı

Ömer Koç ise, “Ne mutlu ki, çağdaş müzecilik anlayışıyla inşa edilen ve sergilerin yanı sıra konserler, canlı performanslar, tiyatro, dans, film gösterimleri gibi sanatın pek çok disiplinini de içererek ziyaretçilerine bir müzeden çok daha fazlasını sunan bu yapıyı hayata geçirebildik. Çocuklarımızı yaratıcı düşüncenin, sorgulama becerisinin benzersiz dinamikleriyle donatmalı, yetişkinlerin de sanata erişim ve katılım hakkını yaygınlaştırmalıyız” diyor.

İşte bu amaçla 2 Ocak 2020’ye kadar Arter sergilerine giriş herkes için ücretsiz. Ayrıca Tüpraş sponsorluğunda 24 yaş ve altındaki gençler Arter’i her zaman ücretsiz ziyaret edebilecek. Sergiler hakkında acımasız eleştiriler var, çağdaş sanat konusunda hiçbir bilgi ve birikimi olmayanlardan. Bu kadar emeğe bu kadar acımasız olmayı kesinlikle anlamak mümkün değil.




Arter koleksiyonunda Sigmar Polke, Mona Hatoum ve Theaster Gates gibi yabancı sanatçıların yanı sıra Türkiye’den Sarkis ve Ayşe Erkmen gibi değerli sanatçıların eserleri yer alıyor.




Açılış programında tam 7 sergi var. Emre Baykal ve Eda Berkmen küratörlüğünde Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan “Saat Kaç?” başlıklı sergi, küratörlüğünü Selen Ansen’in yaptığı “Kelimeler Pek Gereksiz” sergisi, Altan Gürman retrospektif sergisi, Ayşe Erkmen’in “Beyazımtırak” sergisi, Rosa Barba’nın “Gizli Konferans” başlıklı yerleştirmesi, İnci Furni’nin “Bir An İçin Durdu” başlıklı kişisel sergisi ve Celeste Boursier-Mougenot’un offroad, v2 başlıklı yerleştirmesi. Sergilerle ilgili yorum yapmaya gerek yok, kendiniz görmelisiniz, her eserin her izleyicide etkisi farklı. Arter’in kitaplarıyla dikkat çeken mağazası ve tabii herkese açık kütüphanesinden bahsetmeden de geçmek olmaz. Gelecek programda 2021’de İKSV ile birlikte sahnelenmesi düşünülen bir opera ve 2022’de Ömer Koç koleksiyonu sergisi var.

Arter, 13 Eylül’de İstanbul Bienali’yle eş zamanlı açılacak. Bir an önce görmekte fayda var!

Yazının devamı...

1 GÜNE KAÇ PROGRAM SIĞAR?

Sanat maratonu hızlı başladı, önceki gün önce Rabia Güreli’yle buluşuyorum, Contemporary Istanbul öncesi son hazırlıkları, yabancı basının ilgisini ve şehirdeki sanatla ilgili gelişmeleri konuşuyoruz.

Sonra açılıştan birkaç saat önce İstanbul Modern’de çok özel bir sergi turu yapma şansım oluyor, İstanbul Modern’in direktörü ve Canan Tolon ‘Sen Söyle’ sergisinin küratörü Levent Çalıkoğlu ve İstanbul Modern’in kurumsal iletişim direktörü Begüm Güven ile sergiyi üçümüz geziyoruz.

Levent Çalıkoğlu ile Canan Tolon’un müthiş hikâyesini ve tekniğini uzun uzun konuşuyoruz.

Sonra Artweek @Akaretler’de Kerimcan Güleryüz’ün Empire Project’inde Ali Taptık, Banu Birecikligil, Can Pekdemir, Çınar Eslek, Emin Altan, Jasper de Beijer, Lale Tara, Mehmet Güleryüz, Nathalie Mamboury ve Stoya’nın işlerini görme şansım oluyor.

Daha sonra Akaretler’de Papko Art Collection’da Ardan Özmenoğlu’nun ‘Absürt’ sergisini kendisi ve Tamer Yılmaz ile birlikte geziyorum.

Ardan Özmenoğlu, sanatçı arkadaşlarından duydukları absürt birer yorumu el yazısıyla yazmalarını istemiş ve ortaya eğlenceli bir sergi çıkmış.

Seçkin Pirim ‘Neon ile sanat yapmak sıktı artık’ yazmış, Ekrem Yalçındağ ise ‘Bunun moru yok mu?’...

Türkiye’de sanatçı olmak da kolay değil, absürt yorumlara açık olmak lazım.

‘Absürt’ sergisinden çıkışta Ardan Özmenoğlu ve Tamer Yılmaz ile birlikte Akaretler’de Şerife Bilgili Ercantürk’ün ‘Eksi İki’ sergisinin açılışına gidiyoruz.

İş hayatında bu kadar aktif çalışan bir kişinin resim hobisini sergi açacak kadar geliştirmiş olması güzel.

Keşke herkesin böyle hobisi olsa...

Mahmut Anlar’dan Atıl Kutoğlu’na birçok tanıdık isimle karşılaşıp sonrasında İstanbul Modern’e dönüyorum, Oya-Bülent Eczacıbaşı ev sahipliğindeki Canan Tolon ‘Sen Söyle’ sergisinin açılışına katılmak üzere.

İstanbul Modern’deki açılıştaki izdiham moral verici, herkes şehre dönmüş, yeni sezon için mutlu ve heyecanlı.

Çıkışta ise Soho House’a Cecconi’s’e geçiliyor, bir masada Suzan Sabancı Dinçer, bir masada Oya-Bülent Eczacıbaşı, Canan Tolon ve Galeri Nev’den Haldun Dostoğlu ve Merve Çağlar ve İstanbul Modern ekibi dikkat çekiyor.

Kulüpte ise Pırıl Güleşçi ve Enis Karavil’in yemek daveti var.

İstanbul’da müthiş bir enerji hissediliyor şu anda, sanat maratonu heyecanlı başladı.

Haftaya daha da hızlı günler bekliyor hepimizi...

OMM bugün açılıyor

Bugün ise sanat koleksiyonerleri, sanatçılar ve gazeteciler güne Söğütlüçeşme Tren Garı’nda başlıyor, hızlı trenle Eskişehir’e gitmek için.
Eskişehir’deki Japon mimar Kengo Kuma imzalı Odun Pazarı Modern Müze (OMM) resmi olarak bugün açılıyor.Müze nasıl olmuş, açılış nasıl geçti ile pazartesi kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Yazının devamı...

Bomonti’yi neden seviyoruz?

Önceki akşam Bomontiada’da Erdil Yaşaroğlu’nun ilk heykel sergisi ‘Oyun’un açılışı vardı.

Karikatürlerini sevdiğimiz Yaşaroğlu’nun heykellerini de sevdik, selfie yapan denizkızı heykeliyle selfie yapanlara da şahit olduk.

Açılışta sergiden daha çok konuşulan ise dün duyduğumuz kültür varlığı statüsündeki Bomonti Tarihi Bira Fabrikası’nın bazı binalarının Diyanet’e devredilmesi ve bu binaların otopark, yurt ve mescit olarak planlandığı haberiydi.

Keşke kültürel mirasları daha iyi koruyabilsek ve otopark, yurt ve mescit için başka mekânlar sağlanabilse...

Neyse ki bu binalar arasında Bomontiada’nın yer almadığı konuşuluyor.

Kabul etmek lazım, Bomontiada, açıldığından beri İstanbul sosyal ve kültürel yaşamına büyük bir değer kattı.

Babylon’un Bomontiada’ya taşınmasıyla Bomonti’de değişim başladı.

Yıllardır kullanılmayan tarihi bir yer kullanıma açıldı.




İçindeki restoranlar, konser merkezi, galeriler ile istihdam da yarattı.

Leica Gallery’den Ara Güler Müzesi’ne çok iyi sergiler görebileceğimiz kültür sanat merkezlerini şehre kazandırdı.

Bomonti’deki değişim çevreye de yayıldı, şimdi Batard gibi çok iyi restoranlar da açıldı semtte.

Kolay olmadı bu değişimi sağlamak, arkasında büyük emek var.

Değerini bilmek lazım.

Günün programı

Karaköy’deki Renzo Piano imzalı yeni binası tamamlanana kadar Beyoğlu’ndaki geçici yerinde sergilere devam eden İstanbul Modern’de bugün ‘Canan Tolon: Sen Söyle’ sergisinin açılışı var. Sergi 2 Şubat’a kadar görülebilir.

İstanbul Modern’de UBS ana sponsorluğunda, Bilgili Holding desteğiyle düzenlenen Artweeks @Akaretler kapsamında Şerife Bilgili Ercantürk’ün ilk kişisel sergisinin açılış kokteyli bugün Akaretler Sıraevler’de. Sergi, 3 hafta devam edecek.

Çukurcuma’daki PG Art Gallery’de Hasan Pehlevan’ın ‘Anı(t)sal Tahribat’ sergisi bugün açılıyor. Sergi tasarımını Sanayi 313’ün kurucusu Enis Karavil üstlenmiş.

Niyet iyi ama ne yapacağını anlayan yok!

Prens Harry, eşi Meghan’ın misafir editörlüğünü yaptığı İngiliz Vogue dergisinin eylül sayısında Jane Goodall ile konuşurken çevreye duyarlı oldukları için en fazla 2 çocuk yapacaklarını açıkladı.

Hemen ardından Prens Harry, Meghan ve bebekleri Archie’nin 2 hafta içinde 4 kez özel uçakla seyahat etmesi çok eleştirildi. Sonrasında, Elton John’un, özel uçağı kendisinin sağladığını, masrafını karşıladığı gibi karbon zararını minimize etmek için bu alandaki araştırmalara yüklü bir bağış yaptığını açıklaması da eleştirileri durduramadı.

Sadece İngiliz basını değil, dünya basını Prens Harry ve Düşes Meghan’ı çevreye karşı ikiyüzlü olmakla suçladı.

Tam da bunun sonrasında Prens Harry, Amsterdam’da bir iklim zirvesine katıldı ve yeni platformu Travalyst’ı tanıttı.

Seyahat ve rezervasyon ile ilgili birçok internet sitesinin de destekçileri arasında yer aldığı Travalyst, sürdürülebilir turizmi destekliyor.
Ama henüz bunu nasıl başaracağı ile ilgili en ufak bir ipucu yok!

Kusursuz güzellik arayışını bitirdi

Efsane moda fotoğrafçılarından biri daha dün aramızdan ayrıldı.

Peter Lindbergh’i diğerlerinden ayıran en büyük özellik, sadece hikâyeleri ve kurgusu değil, photoshop’u kullanmayı reddetmesiydi.

Süpermodelleri keşfetmesine rağmen ‘kusursuz güzellik ve yaşlanmama’ terörüne karşı verdiği mücadeleyle de kalbimizi kazanmıştı.

Moda dünyası için harika bir örnekti, acı bir kayıp oldu.

Yazının devamı...

FINANCIAL TIMES’IN AKM AÇILIMI

Hafta sonu Financial Times’ta çıkan Laura Pitel imzalı AKM haberini heyecanla okuduk.

Mimar Hayati Tabanlıoğlu imzalı AKM’nin 1969’daki açılış gecesiyle, şimdi AKM’yi yenileme çalışmalarını üstlenen oğlu Murat Tabanlıoğlu’nun o zaman 8 yaşında babasına eşlik etmesiyle başlıyor yazı.

Murat Tabanlıoğlu’nun ailesi için çok değerli olan AKM’nin ikinci perdesini açacağını ve yapacağı değişiklikleri anlatıyor.

“Özgürlüğüm olmasa, mimar olmazdım” diyor Murat Tabanlıoğlu Financial Times’a.

Laura Pitel de ekliyor: “AKM 2020’de açıldığında aynı özgürlük, oyuncular, müzisyenler, dansçılar, yönetmenler için de geçerli olacak mı?” diye.

10 yıldır atıl duran AKM’nin sonunda yenileniyor olması ve İstanbul’un sonunda dünya standartlarında bir opera salonuna ve daha fazlasına kavuşacak olması sevindirici.

Neyse ki AKM yeni çehresiyle mimari olarak da şehre değer katacak, Taksim’e kaybettiği ruhu kazandırmada önemli bir rol oynayacak.

Kabul etmek lazım, yeni AKM’de içerik ve yönetimin kime, kimlere teslim edileceği binanın mimarisinin kime teslim edildiği kadar önemli, hatta daha da önemli.

Bu aşamada mimaride yapılan seçimin izinde yine bilgi ve tecrübeye dayanan, geleneklere sahip çıkarken dünyayı da aynı şekilde iyi takip edebilen bir kuruma ya da kişiye teslim edilmeli.

İyi bir danışma kurulu oluşturulmalı.

Opera-bale ve senfoni orkestrası üyeleri tam 10 yıldır evsiz, AKM kapalı olduğu için.

Durum böyle olunca, bu sanat dallarında gelişmek de mümkün olmuyor tabii.

Şimdi AKM’nin yeni binası kadar önemsenmesi gereken bir gerçek de bu.

Bürokratlar yerine yine alanında uzmanlar ile yeni opera binamıza yakışacak bir içerik hazırlanması.

Dileğimiz, ülkemizin kültür-sanat politikasının da yeni AKM kadar modern olabilmesi.

 

Yazının devamı...

Eylülde bizi neler bekliyor?

Eylül şehre dönüş ayı.Yaz rehavetinden kurtulup bol bol sosyalleşme zamanı. Özellikle kültür-sanata doyacağımız, açılışlardan sergilere, fuardan bienale gezeceğimiz bir ay. İşte eylülün ilk günlerinde öne çıkanlar...

Artweeks  @Akaretler

UBS ana sponsorluğunda, Bilgili Holding desteğiyle düzenlenen Artweeks @Akaretler, 3 Eylül Salı günü Sıraevler’de açılıyor.

Bünyesine yeni eklenen galeriler ve koleksiyonerlerle büyüyerek 10 binaya yayılıyor.

Üç hafta boyunca yerli ve yabancı sanatçıların eserlerini Akaretler Sıraevler’de görebileceğiz.

Artweeks @Akaretler’in 3. edisyonuna Aria, Ambidexter, Gama, Baraz, Artnivo, artSumer, Mixer, Empire Project, Krank, Martch Art Project, Anna Laudel, Ferda Art Platform ve MERKUR; galeri sanatçılarından oluşan karma sergilerle katılıyor.

Japonya’da yaşayan sanatçı Ercan Akın, küratörlüğünü üstlendiği ve 10 sanatçının seçkilerinden oluşan “Kusurlu Güzellik” sergisiyle, Şerife Bilgili Ercantürk ise ilk kişisel sergisiyle programda yer alıyor.

Öner Kocabeyoğlu’nun Papko Sanat Koleksiyonu’nda yer alan 35 sanatçıyı Ardan Özmenoğlu önderliğinde buluşturduğu “Absürd” sergisi Sıraevler No: 55’te.

Evliyagil Müzesi ise Beral Madra küratörlüğünde “Düşünme İkonları: İmgeler ve Metinler” sergisiyle, Agah Uğur koleksiyonunda yer alan ve “Göç” konusunu ele alan video yerleştirmeleriyle, Hacı Sabancı ise koleksiyonundan bir kesitle Sıraevler No:37-39’da.

OMM açılışı

2020 Olimpiyatları için Tokyo’da yeni yapılan Olimpiyat Stadı’nın mimarı Kengo Kuma, sadece Japonya’da değil, Türkiye’de de gündemde, özellikle bugünlerde…

Eskişehir’de Polimeks Holding’in sahibi, koleksiyoner Erol Tabanca’nın kurduğu OMM Odun Pazarı Modern Müze’nin de mimarı kendisi.

Kengo Kuma kadar değerli bir mimarın Eskişehir’de bir proje yapmış olması çok ama çok sevindirici.

Böyle mimari eserler şehre değer katıyor daima, hatta şehirleri uluslararası destinasyonlar haline getirmede önemli bir rol oynuyor.

Odun Pazarı Modern Müze’nin resmi açılışı 7 Eylül’de.

İstanbullu sanatseverler de hafta sonu OMM’un açılışı için Eskişehir’e akın edecek, müzenin açılışı için İstanbul’dan iki özel hızlı tren seferi olacak.Haldun Dostoğlu küratörlüğünde gerçekleşecek ilk sergide Bedri Rahmi Eyüboğlu, Canan Tolon, Erol Akyavaş, İlhan Koman, Ramazan Bayrakoğlu, Sinan Demirtaş ve Tayfun Erdoğmuş gibi 1950’lerden günümüze çağdaş Türk sanatının önemli temsilcilerinin eserlerinin de yer aldığı Erol Tabanca Koleksiyonu’ndan özel bir seçki sunulacak. Ayrıca bambu ustası Tanabe Chikuunsai IV’ün müzeye özel ürettiği enstalasyon çalışması da ilk kez sergilenecek.

Arter açılışı

Ömer Koç ve Melih Fereli ev sahipliğinde açılışı 9 Eylül’de gerçekleşecek, Grimshaw Mimarlık imzalı Arter Dolapdere’nin programında tam yedi sergi var.

Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan “Saat Kaç?” başlıklı sergi, “Kelimeler Pek Gereksiz” başlıklı koleksiyon grup sergisi, Altan Gürman retrospektif sergisi, Ayşe Erkmen’in sergisi “Beyazımtırak”, Rosa Barba’nın “Saklı Konferans” başlıklı sergisi, İnci Furni’nin “Bir An İçin Durdu” başlıklı kişisel sergisi ve Celeste Boursier-Mougenot’nun “Offroad” başlıklı kişisel sergisi...

İstanbul Bienali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Koç Holding sponsorluğunda ücretsiz olarak düzenlenen 16. İstanbul Bienali, 14 Eylül’de kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Fransız akademisyen ve yazar Nicolas Bourriaud küratörlüğünde, Yedinci Kıta teması altında gerçekleştirilecek bienal, dünyanın dört bir yanından 56 sanatçı ve sanatçı kolektifinin, insanlığın sebep olduğu doğal veya kültürel atıklara odaklanan güncel sanat çalışmalarını İstanbul’da izleyicilerle buluşturacak.

Yurtiçinden ve yurtdışından sanatçıların 16. İstanbul Bienali için özel ürettiği 36 yeni eser de ilk kez İstanbul’da görülebilecek.

Contemporary Istanbul

Contemporary Istanbul’un 14. edisyonu. 13 yıldır Akbank’ın ana sponsorluğunda gerçekleşen Contemporary Istanbul, 12-15 Eylül tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Rumeli Salonu’nda sanatseverlere ev sahipliği yapacak.  Bu yıl fuarda, 22 ülkeden 75 çağdaş sanat galerisi, 510 sanatçı ve 1400’ün üzerinde eser yer alacak.

Fuarın artistik direktörlüğünü Fransız sanat araştırmacısı ve küratör Anissa Touati üstleniyor. Bu yıl fuarla beraber gerçeklesecek özel projelerin başında “Son Edinimler” sergisi geliyor.

“Son Edinimler”de 41 yerli ve 1 yabancı davetli koleksiyoncunun son iki yılda koleksiyonlarına kattıkları eserler, Hasan Bülent Kahraman’ın küratörlüğünde sergilenecek.

Hızlandırılmış program

3 Eylül Salı: Artweeks @Akaretler bu akşam açılıyor.

Anna Laudel Gallery’de Intergalaktik sergisinin  açılışı var.

5 Eylül Perşembe: Sakit Mammadov sergisi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde açılıyor.

7 Eylül Cumartesi: Eskişehir’de Kengo Kuma imzalı Odun Pazarı Modern Müze (OMM) açılıyor.

9 Eylül Pazartesi: Dolapdere’de Arter açılıyor. Aynı akşam Pilevneli Gallery Dolapdere’de Tobias Rehberger sergisi açılışı var.

10 Eylül Salı: Bienal davetleri başlıyor. Aynı akşam Pilevneli Gallery Mecidiyeköy’de Cleon Peterson, Erdoğan Zümrütoğlu ve Johan Creten’in sergi açılışları var.

11 Eylül Çarşamba: Contemporary Istanbul’un açılış günü.

12 Eylül Perşembe: Bienal açılışı bu akşam Fransız Sarayı’nda. Aynı akşam Selman Bilal, Contemporary Istanbul şerefine sanat koleksiyonunu Arnavutköy’deki evinde davetlilerle paylaşıyor.

Yazının devamı...

2025’TE HANGİ ŞEHİR DÜNYAYI YÖNETECEK?

McKinsey&Company 2025’te dünyayı yönetecek şehirleri açıkladı.

Londra’nın başı çektiği listede Türkiye’den bir şehir yer alıyor: İstanbul.

Hatırlarsınız, 2000’lerde yabancı dergiler ‘Istancool’ başlıklı kapaklar yapıyor, Monocle’dan Wallpaper’a bütün havalı dergiler İstanbul’dan bahsediyor, Financial Times’tan New York Times’a bütün gazeteler görülmesi gereken şehirler listesinde İstanbul’u en üst sıralara koyuyordu.

İşte o zaman Beyoğlu’nda yürürken Türkçe konuşanlar kadar yabancı dil konuşanlara da rastlıyorduk.

Daha sonra malum nedenlerden dolayı kısa bir duraklama döneminin ardından İstanbul yeniden uluslararası yayınların, dünya çapında güçlü isimlerin gündeminde.

Hâlâ en iyi tatil destinasyonlarından seçiliyor.

İstanbul, sadece en büyük, en lüks, en pahalı, en yeni yapılarıyla değil, maalesef hızla yok olan tarihi dokusu, kültürel mirası ve doğal güzellikleriyle öne çıkıyor.

Ve tabii 2025’te dünyayı yönetecek şehirler arasına girmesini sağlayan ekonomisi olduğu kadar yumuşak gücü de etkili.

Nargile ve gürültü kirliliğine rağmen

30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle önceki akşam İstanbul’dan İzmir’e uçuyorum.

50 dakikalık uçuş için 2 saat gecikmeden sonra.

Gecikmelerin maliyetleri sadece havalimanlarına, havayollarına ağır değil, aynı zamanda yolculara da maliyeti çok.

Özellikle de CIP’te sıkıntıdan kendini yemeğe veren yolcuları gördükçe daha da iyi anlıyorsunuz.

Alaçatı’ya ayak basar basmaz önce köyde bir yürüyüşe çıkıyoruz.

Traktör’e bakıp Twins Coctail Lab’in Kült’üne gidiyoruz.

Daha sonra dönüş yolunda Eski Tütün Dükkânı’na uğruyoruz.

Eski Tütün Dükkânı’nda Rumisu eşarp ve gömlek elbiseler, Haluk Güremel’in heykelleri, Pınar Yeğin’in seramikleri, Feride Ilgüy’ün papier mache eserleri derken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz.

Bu kadar kalabalık arasında zevk sahibi bir dükkân olması sevindirici.

Özellikle de Alaçatı meydanlarındaki nargile ve gürültü kirliliğinden sonra...

Yabancı turistler Alaçatı’yı da keşfetti

Bodrum mu, Çeşme mi tartışmalarında en büyük fark Bodrum’un daha uluslararası, Çeşme’nin ise daha lokal olmasıydı.

Oysa bu yaz itibarıyla İstanbul ve Türkiye sahilleri yeniden yükselişe geçtiği için Çeşme’deki gelişmeleri de daha net görüyoruz.

Artık Alaçatı’yı yabancı turistler de keşfetti.

Bakınız The Stay Alaçatı’da yerli turistten çok yabancı turist var bu hafta sonu.

Tabii bunda uzun bayram tatilinden sonra yerli turistlerin evlerine dönmesinin, tatil bütçelerinin bitmesinin, okulların yakında açılacak olmasının ve yazla vedalaşmanın da etkisi var.

Ama bütün diğer etkenlere rağmen Alaçatı’nın gastronomisiyle ve ne kadar bozmaya çalışırsak çalışalım hâlâ bozamadığımız kendine özgü dokusunun da etkisi çok.

 

 

 

Yazının devamı...

İstanbul’un sosyal hayatını da etkileyecek

İstanbul’la aşk ve nefret ilişkimiz var, şehirdeyken sık sık çarpık yapılaşmadan trafiğine birçok şeyden şikâyet ediyoruz, ama birkaç gün uzaklaştığımızda bile bu şehri deli gibi özlüyoruz.

Son yıllarda şehrin çehresini değiştirecek projeler arasında merakla beklediğim iki büyük proje var: Galataport ve Haliç Tersanesi.

Pazartesi akşamı Galataport’taki gelişmeleri dinlemek üzere Karaköy’de bir grup gazeteciyle birlikte toplandık.

Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ferit Şahenk ve Bilgili Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili’nin ev sahipliğinde.

Doğuş Grubu’nun da Bilgili Grubu’nun da şehrin çehresini güzelleştirdiği örnek projeleri var, ama bu sefer hepimiz temkinliyiz.

Malum, Karaköy’de tarihi binaların yıkılması da gündeme geldi daha önce.

Sağlam olmadığı gerekçesiyle korunarak ve aslına uygun inşa edilen postane binası gibi.

Konumuz Galataport, ama ekonomi basını Doğuş Grubu’nun yeniden yapılanmasıyla daha yakından ilgili, hatta Ferit Şahenk’in zayıflayıp daha da fit olması bile “Kendisini de yeniden yapılandırdı” esprilerine neden oluyor.

Ferit Şahenk, uzmanlık alanları inşaat ve ağırlamayı Galataport’ta birleştirdiklerini ve Galataport’un ustalık dönemi eserleri olduğunu söylüyor ve yatırımlarının yüzde 83’ünün Türkiye’de olduğunun altını çiziyor.

Serdar Bilgili ise “Galataport İstanbul, şehrin sosyal yaşamını değiştirecek bir yatırım. İstanbul Galataport’tan sonra çok daha çağdaş bir şehir olacak. Projenin en büyük etkisi İstanbul halkının kapalı AVM’lerde sosyalleşme mecburiyetinin bitip tarihin ve sanatın ortasında sosyalleşmelerini sağlayacak olmasıdır” diyor.

Sahil şeridi halka açılacak

1.7 milyar dolarlık Galataport projesinin ekonomik boyutunu uzmanlarına bırakalım, hayatımızı nasıl etkileyeceğine bakalım.

Galataport açıldığında 200 yıldır erişime kapalı olan sahil şeridi halka açılmış olacak.

Binalar az katlı, dolayısıyla şehrin silüetini bozmuyor ama tabii gemiler limandayken deniz manzaralı değil, gemi manzaralı olacaklar.

Malum, artık cruise gemileri çok katlı apartmanlardan farklı değil.

Belki de ilk defa bir metropolde liman bu kadar şehrin göbeğinde olacak, gemiciler için iyi ama şehir trafiği için yeni çözümler gerekecek.

Özellikle de kışın da gemilerin gelmesi için özel indirimlerin uygulanacağı düşünülürse.

2 usta mimardan   2 müze

İstanbullular için en sevindirici olan ise İstanbul kültür sanat hayatına iki değerli müze katılıyor Galataport kapsamında.

Biri Renzo Piano imzalı İstanbul Modern, diğeri ise Emre Arolat imzalı İstanbul Resim Heykel Müzesi.

Hemen yanlarına Bebek Parkı büyüklüğünde bir yeşil alan geliyor.

Saat kulesi restore ediliyor.

Perakende, yeme-içme ve ofis alanlarının olduğu bir bölüm var.

Bu bölümde sokak konseptli bir mahalle kuruluyor.

Tabii burada önemli olan seçkinin iyi yapılması.

Projenin bir diğer dikkat çekeni ise Hong Kong merkezli lüks otel grubu Peninsula’nın Türkiye’deki ilk oteli burada açılıyor.

Galataport’ta liman operasyonu ve otoparklar ise yer altına gizlenmiş.

Yürüyüş alanları ve hatta deniz önünde konserler yapılacak bir alan bırakılmış.

Denizden servisler hizmet verecek, trafikle mücadele etmek için.

İstanbul Modern, Peninsula otel ve Ticaret Odası’nın yanında indi bindi noktaları olacak.

Hedef: UEFA finali

Peki ama Galataport hayatımıza ne zaman katılıyor?

Ferit Şahenk Galataport ekibine, “30 Mayıs 2020’de Atatürk Olimpiyat Stadı’ndaki UEFA Şampiyonlar Ligi finali öncesine yetiştirelim” talimatını vermiş.

Umalım, Galataport aceleye gelmeden planlanan tarihe yetişsin...

Yazının devamı...

Genç yetenekler Venedik'te sahnede

Çağdaş Eğitim Vakfı’nın Genç Yetenekler Projesi, Berrin Yoleri öncülüğünde tam 10 yıldır büyük emeklerle hayata geçiriliyor.

2009’da Aya İrini’de Ebru Ceylan’ın objektifinden Kutup Yıldızı sergisi ve mini konserle temeli atılan bu harika proje 10 yılda büyük yol kat etti.

Başta, Berrin Yoleri ve ÇEV Sanat Kurulu üyeleri değerli sanatçılar Fazıl Say, Cihat Aşkın, Bülent Evcil ve İbrahim Yazıcı olmak üzere birçok kişinin emeği var Genç Yetenekler’de.

İsimlerini daha çok duyacağımız Genç Yetenekler’den Bora Demir, Cansın Kara, Cemal Aliyev, Deniz Ayşe Birdal, Elvin Ganiyev, Emir İlgen, Ilgın Top, İdil Bursa, İdil Olgar, Kerem Tuncer, Melis Sağlam, Tarık Kaan Alkan ve Tuna Bilgin’i en son konserde izlemiştim.

Konserde bu 13 isim yer aldı, ama ÇEV’in desteklediği tam 42 Genç Yetenek var.

Hepsi enstrüman, eğitim ve seyahat için destek bekliyor.



Kendilerini geliştirebilmeleri ve dünya çapında başarılı olabilmeleri için hayatlarına yeni sponsorların, yeni destekçilerin katılması çok önemli.

İşte şimdi ÇEV Sanat Genç Yetenekler’den Kenan Tatlıcı, Berfin Aksu, Elvin Ganiyev, Iraz Yıldız ve Jamal Aliyev 76. Venedik Film Festivali sırasında 29-31 Ağustos tarihlerinde San Clemente Palace Kempinski’de resitaller verecek.

Eminim hepsi için çok güzel bir deneyim olacak.

Yolları açık olsun!

Kaan Müjdeci’nin ikinci filmi: ‘Iguana Tokyo

Tam 5 yıl önce ilk uzun metraj filmiyle Venedik Film Festivali’ne katılan ve Jüri Özel Ödülü’nü kazanan Kaan Müjdeci, ikinci uzun metraj film projesi ‘Iguana Tokyo’ ile 76. Venedik Uluslararası Film Festivali kapsamındaki Venice Gap Financing Market’a katılmaya hak kazandı.

Sektör profesyonellerini bir araya getirmeyi amaçlayan market, gelecek vaat eden yapımcı ve yönetmenlerin projelerini tamamlamaları için gerekli görüşmeleri gerçekleştirmelerine fırsat sağlıyor.

Saadet Işıl Aksoy, Ertan Saban ve Deniz Ülkü’nün başrollerini paylaştığı bilim kurgu filmi ‘Iguana Tokyo’yu heyecanla bekliyoruz.

Türk sinemasında vizyona giren birçok vasat filmden sonra, yurt dışındaki festivallerdeki başarılarıyla adlarından söz ettiren filmler umut veriyor.



Urla’nın sevilen restoranı 1 geceliğine İstanbul’da

Son zamanlarda en çok övgüyle söz edilen restoran Urla’daki Od.

Urla’nın sadece şarapçılıkla değil, aynı zamanda yemekleriyle de ön plana çıkmasında büyük rol oynadı Od Urla.

Şef Osman Sezener’i İzmirliler babası Günter Sezener’in Alsancak’taki Ristorante Pizzeria Venedik adlı restoranından tanıyorlar.

İzmir dışındakiler ise bu yıl keşfetti Od Urla’yı.

Bu akşam şef Osman Sezener, Od Urla menüsüyle sadece 1 geceliğine Soho House İstanbul’da, kulübün Lübnan restoranı Naavah’nın yerinde.

Kaçırmamakta fayda var!



Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.