SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

BİR KADIN OLARAK UTANIYORUM

.

Milliyet Haber

Bir kadın olarak boşanma sürecinde annelerin çocuklarına yaşattıklarını gördükçe utanıyorum.

Elbette, babalar da masum değil bu süreçte.

Ama eşlerin arasında her ne olursa olsun, çocuklara bu travmaları yaşatmaya kimsenin hakkı yok.

Önceki gün izledik, mahkeme kararıyla evden zorla alınan çocukların kameralardaki görüntülerini.

Gözyaşları içinde de olsa bunu yayınlamak da bir gazetecilik başarısı değil.

Bir annenin sanki ‘yayındayız’ deyince akmaya başlayan gözyaşları da, evinde mahkeme kararının uygulandığı anda bekleyen TV kameraları yetmezmiş gibi bir de yakınlarının sakinleştirmeye çalışacağına, ellerinde cep telefonlarıyla bu anı görüntülemesi de korkunç.

Ve bütün bunların sonunda sanki tek suçlu babaymış gibi, çocukları dolduruşa getirmek de, babanın bu krizi daha iyi şekilde yönetememesi de hepsi birbirinden üzücü.

Görevli pedagogun “Yetkimiz yok, karar uygulanacak” demesi de bardağı taşıran son damla.

Bütün bunları izledikçe, insan ister istemez, herkes çocuk sahibi olmamalı diye düşünüyor.

Ve bütün bunların çocukların velayetini paylaşamamak değil de, sadece paylaşılamayan para ve mal mülk için olduğunu düşününce boşanmayı bu hale getiren kadınlara da kızmamak elde değil.

“Kazandığı paranın, her şeyinin yarısı benim” diye televizyon kameralarına haykırmadan önce çocuklarını düşünmedikleri yetmezmiş gibi, en çok da onları bu duruma malzeme yaptıkları için...

Elbette, baba çocuklarına bakacak ama sadece 6-7 yıl evli kaldığı eşine hayat boyu bakmak zorunda mı?

Hayat boyu çalışıp kazandığı parayı vermek zorunda mı?

Hem boşanmak isteyip hem de hayatınızdan çıkarmak istediğiniz kişinin tüm servetine göz dikmek biraz açgözlülük olmuyor mu?

Ve bütün bunlar çocukların travmayla büyümesine değiyor olabilir mi hiç?

Özellikle de çocuklar geleceklerini en çok etkileyen 3-6 yaşlarındaysa.

Yazık çok yazık!

Fringe Festival İstanbul’a geliyor

Yıllardır en çok gitmek istediğim tiyatro, dans ve performans festivali Fringe sonunda İstanbul’a geliyor.

18-22 Eylül’de farklı mekânlarda İtalya, Macaristan, Yunanistan, Belçika, Tayvan, Fransa, Polonya, ABD, İsviçre, Hong Kong, İran ve Türkiye’den tam 20 ekibi ağırlayacak.

Biletler tiyatrolar.com.tr sitesinde şimdiden satışa çıktı, erken davranmakta fayda var.

Peki ama hangi mekânlar katılıyor festivale?

Akbank Sanat, Anahit Sahne, Beykoz Kundura, Kadıköy Boa Sahne, Caddebostan Kültür Merkezi, Craft Tiyatro, Çıplak Ayaklar Stüdyosu, DasDas, Feriye, Gösteri Evi, Iparho, İstanbul Drama Sanat Akademisi, Kumbaracı50, Mecra, MSGSÜ Çağdaş Dans Anasanat Dalı, Moda Sahnesi, NoAct Sahne, Sakıp Sabancı Müzesi ve Tuhafier.

Programda tiyatro, dans ve performans gösterilerinin yanı sıra yerli ve yabancı ekiplerin vereceği workshop’lar ve partiler de var.

Bu gösterileri Edinburgh’a kadar gitmeden izleyebileceğimiz için şanslıyız.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Başarıları gurur veriyor
  2. Global bir marka olma yolunda
  3. Yılan hikâyesine dönen Uber meselesi
  4. Genç şefimiz Cape Town’da en iyiler arasında
  5. HOVARDA’DA CHICKI BOOM GECESİ
  6. Genç sanatçılara büyük destek
  7. Sadece iki güne özel üyelik kulübü
  8. LONDRA’DA FRIEZE ETKİSİ
  9. FİLMEKİMİ’NDE KAÇIRMAMAK GEREKEN 8 FİLM
  10. Moda haftası hakkında bilmeniz gerekenler

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.