SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Üç puanı fazlasıyla hak etti

Göztepe, seyircisinin müthiş desteği ile keyifli başladığı Fenerbahçe maçını aldığı 3 puanla mutlu bitirdi.

Göztepe’nin doğru bir oyun planı vardı. Savunma ile hücum arasındaki takım boyunu kısa tuttu. Rakip savunma arasında koşu alanları buldu ve bunları değerlendirdi.

Takım halinde sabırlı oynadılar. Pres yaptılar ve yine çok koştular.

Göztepe 90 dakika boyunca savunma ağırlıklı oyun kimliğini önemini bilerek oynarken, başarının anahtarının hücuma dayalı ve doğru bir futbol olduğunu gösterdi. Bunu yaparken takım olarak iyi organize oldu.

Kaleci Beto güçlü, kararlı ve hatasızdı. Savunmasını orkestra şefi gibi yönetti.

Defansın merkesinzde Titi ile Reis sağlam ve sert oyunlarının yanında, maç boyunca dikkali oynadılar. Defans merkezini sağlam tuttular.

İki beki Gassama ve Traore maç boyunca hırsları ve enerjileri üst düzeydeydi. İki yönlü oynadılar. Ters kademelerde de başarılıyken sürekli hücum düşündüler. (Halil’in attığı golde Gassama’nın yaptığı orta sonra oldu)

Orta alanda başta Borges oyunu iyi okuması ve sahada doğru yer alması ile pas trafiğini yönetti. Orta alan ile hücüm arasında çok iyi köprü görevi yaptı. Alparslan oynadığı sürede mücadele gücü yüksekti. Poko oyuna girdikten sonra, orta alana yaratıcılık ve hız açısından büyük katkı yaptı.

İki kenar oyuncusu Yasin ve Halil sürekli içeri kat ettiler, beklerin önünü açtılar ve Fenerbahçe defansında dengenin bozulmasına neden oldular. Deniz ve Tayfun’da top rakipteyken rakibe devamlı baskı yaptılar. Göztepe’de her yerde yapılan bu baskılı oyun anlayışının ne kadar doğru ve başarı için şart olduğunu da bu maçta gördük.

Elbette bu maçın özelinde Halil’den bahsetmemek olmazdı. Attığı gol jeneriklikti, oynadığı oyun hırsı ve sürati de kendisini maçın yıldızı yaptı.

Göztepe ligin ilk iki maçında iyi oynamasına rağmen hak ettiği puanları alamamıştı. Fenerbahçe maçındaki galibiyetinin nedenleri motivasyon gücü ve en önemlisi coşkusuydu.

Bayram Hoca takımı doğru yönetti. Oyun içindeki taktiksel değişiklikleri doğru zamanda doğru müdehaleleri galibiyetin diğer önemli bir etkeniydi.

Yazının devamı...

Altınordu ve gerçekler

Altınordu geçen sezon ki kadrosundan Berke, Barış, Mirkan, Uğur Aslan, Kerim Avcı ve Erdoğan Yeşilyurt’un ayrılması elbette ciddi bir güç kaybına neden olmuştur. Giden oyuncuların yerine birçok transfer yapıldı. Ancak yeniden bir takım oluşturmak bir süre ve uyum gerektiriyor.

Altınordu’da giden yetenekli oyuncuların yerlerinin doldurulamadığını evinde kaybettiği Gençlerbirliği maçında gördük. Bu maçta Altınordu’yu teknik açıdan inceleyecek olursak :

- Altınordu birinci yarıda heyecan, coşku ve oyunu kazanma arzusu açısından rakibini hiç zorlayamadı. Hücuma çıkarken kaptırılan toplar yine büyük problemdi.

- Hüseyin hoca maçı kazanmak adına hücumda yeni transferler Sefa Yılmaz ve Serdar Deliktaş’a görev vererek hücum aksiyonlarını arttırmayı planladı. Ancak her iki oyuncu da hazır olmadığı için önce rakip defansa baskı uygulayamadı. Gençlerbirliği geriden Mert Çetin ve Claro rahat oyun kurdular.

- Defansta pozisyon hataları ve çıkarken kaptırılan toplar sorun yarattı. Birinci golde duran toptan Bekir’in uzun stoperler arasından kafayla attığı gol yerleşim hatasıydı.

- Orta sahada oyuncuların birbirleriyle olan mevki ve tarz uyumları çok önemlidir. Birinci yarıda orta alanda oynayan Berkay, Atakan ve Oğulcan üçlüsü başarısızdılar. İkinci yarıda oyuna giren Deniz ve Muhammet oyunun kontrolünün Altınordu’ya geçmesinde önemli rol oynadılar. Bu yarıda Altınordu topa daha çok sahip oldu. Beraberlik golünü de attı, baskıyı arttırdı. Gençlerbirliği Altınordu’nun hızını kesmeyi planladı. Bu düşünce doğrultusunda Selçuk ve Nadir’i oyuna aldı. Nadir de oyuna girdikten bir dakika sonra golü attı.

- Modern futbolda hızlı oynamak başarıyı getirir. Altınordu şuan bunu başaramıyor. Bilhassa birinci yarıda da takım halinde konsantrasyon konusunda sıkıntılar yaşadı.

- Altınordu yıllardır Hüseyin Eroğlu ile proje ve sistem takımı olduğunu çok çalışarak Türk futboluna ispatladı. Onların en büyük silahı çalışmak ve çalışmak. Çok yetenekli oyuncuları giden ve yerlerine yeni trasnferler yapan Altınordu’nun bugünkü durumuna karamsar olarak değil pozitif yönden bakmayı uygun görüyorum. Doğru futbol elbette takım oyunundan geçer. Bunun için de sabır gerekir. İnançlı ve asla yenilgiyi kabul etmeyen oyun anlayışına sahip Altınordu takımının en kısa sürede oluşacağına inancım tamdır.

Yazının devamı...

‘VAR’ var! Göztepe yok

Futbolda yorumlarımda hakemi ön plana çıkarmayı sevmem. Ancak Göztepe’nin Yeni Malatyaspor ile oynadığı maçta, VAR sistemi ve Hakem oyunun sonucunu etkiledi.

Özgür Yankaya, maç boyunca eli kulağında VAR versin ben uygulayayım anlayışındaydı. 4 karar verdi, VAR’a gitti, üçünü bozdu. Her nedense Deniz Kadah’ın direkten dönen şutu sonrası Reis’e yapılan müdahale hariç hepsinde VAR kararlarını Göztepe aleyhinde verdi. Göztepe’nin ilk yediği gol kesinlikle ofsayt. Burda hakem gibi, VAR’da hata yaptı. Gelelim Castro’nun oyundan atılmasına. Evet hareketin kırmızı kartla cezalandırılması doğru bir karar. Ancak olay Hakem Özgür Yankaya’nın 1. yardımcının ve 4. Hakemin önünde oluyor. VAR’a bakmaya ne gerek var? VAR’ın getirmek istediği güvence maalesef hakemde stres ve kararlarını vermede güvensizlik yarattı. Elbette, 9 kişi kalan bir takım, saha içerisinde hakem ve hakem kararlarının yarattığı yoğun stres ve gerilim futbolcuların koordinasyonunu nasıl bozup olumsuz etkilediğini ve verimi nasıl düşürdüğünü gördük. (Elbette teknik değerlendirmemizde bunları gözönüne alıyoruz.) Poko ihraç olasıya kadar sahada daha iyi bir Göztepe ve 1 puan için uğraşan Malatyaspor vardı.

Göztepe’de oyun anlamında inceleyecek olursak,

- Kalede Beto, Göztepe’nin geçtiğimiz yıl en büyük güvencelerinden bir tanesiydi. Ancak maç boyunca çok stresliydi. Beraberlik golü sonrası her şey yoluna girdi. Göztepe 9 kişiyle rakibini adeta oynadığı oyunla sahadan sildi derken, ikinci goldeki hatası büyüktü ve takımın oyundan kopmasına neden oldu.

- Bekler, Gassama ve Traore önlerindeki kanat oyuncuları ile uyum içerisinde değildiler. Beraber hareket edemediler.

- Stoperler Titi ve Reis’de ağır ve tek hamlelik oyuncu olmalarının sıkıntılarını yaşadı. Yerleşim hataları çoktu.

- Göztepe oyun sistemi olarak 4-2-3-1 sistemini tercih etti.

- Orta sahasında geri dörtlünün önündeki ikili Poko ve Castro hücum özellikleri olan savunma yönü eksik oyunculardı. (Her ikisinin de oyundan atılması Göztepe adına bir şansızlık. Goufran ise oynadığı süre içerisinde adeta sahada yoktu. Alparslan’ın oyuna girmesiyle birlikte orta sahada mücadele gücü yüksek ve enerjik oyun tarzının benimsenmesi, takımın gücünü olumlu yönde etkiledi. Orta alan daha dengeli oldu ve Halil ve Yasin’in pozitif oyunlarıyla hücum gücü arttı.

- Göztepe’nin forvetine gelince rakip defansı zorlayacak, adam eksilten oyuncusu yoktu. Önde baskı yapamadı. Başta Ghilas son derece etkisizdi. (50. dakikada kaçırdığı gol, maçın kırılma anıydı) Ayrıca çok güvendiğim Deniz Kadah’da beklediğim coşku yoktu.

- Malatyaspor, Göztepe karşısında kaybetmemek adına oyun planı yapmıştı. Adem’in de gerilimi arttırması Göztepe’nin 9 kişi kalması işini kolaylaştırdı. Göztepe ikincigolü yemese oyunu kesinlikle lehine çevirecekti. Ancak olmadı. Göztepe’ye yazık oldu. Alınan bu mağlubiyet sonrası “Enseyi karartmaya gerek yok” Zaman, hataların ve eksiklerin görünüp tedbir alınma zamanıdır.

Yazının devamı...

Ümit’i özleyeceğiz...

Sevgili kardeşim Ümit Kayıhan’ı genç yaşta kaybettik. Her ölüm erken bir kayıptır. Üzülmemek elde değil. Herkesin, onunla birçok hatırası olduğu gerçektir. Ancak yatılı okulda beraber okuyan, aynı yatakhanede kaldığım, Ümit kardeşim adına söyleyecek sözlerim olduğuna inanıyorum. Sevgili Ümit’in çağdaş bir yapısı vardı.
Daima kendini geliştirmeye çalışırdı.
Yenilikleri yakınen takip eder.
Futbola yeni gözlerle bakar.
Kısacası daha geniş bir perspektiften olayları süzerdi.
Problem çözümünde daima yaratıcı ve sempatikti.
Yanında stresiniz azalır, en önemlisi mizahi yapısıyla yaratıcıydı. Haklının yanındaydı. Cesurdu. Kültürel yapısı ve bilgisi nedeniyle açık ve ikna ediciydi.
Herkes için çok önemli ve farklı bir beyefendiyi kaybettik. Cenaze töreninde de gördüğümüz gibi herkese nasip olmayacak kalabalık ve sevgi yumağı vardı. Hani bu aralar çok kullanılır. İnsanlar vefasızdır, menfaati olmayan bir yere gelmez gibi ifadelerin, sevgili Ümit Kayıhan için geçerli olmadığını o gün gördük. İnsan o manzaraya tanıklık edince elinde olmadan kendi kendine söyleniyor. Keşke ardında bıraktığı bu sevgi seline tanıklı edebilseydi.
Eşi Sevil Hanım, evlatları Nil ve Ekrem ile bütün sevenlerine baş sağlığı dilerim. Allah rahmet eylesin. Şu acımasız, her şeyi kolay tüketen futbol dünyamızda Ümit’i çok özleyeceğiz...

Yazının devamı...

Alkışlar Akhisar'a

Teleset Mobilya Akhisarspor, Süper Lig’de 12 maç galibiyet yüzü göremedi. Son haftalarda toparlanan yeşil siyahlılar üst üste 3 karşılaşmayı kayıpsız geçti, puanını 30 yaptı.

Çok sevdiğim bir söz vardır, “Marifet iltifata tabidir” kısaca beceri ve başarılar ödüllendirilmelidir anlamında kullanılır. Cuma akşamı Akhisar Belediyespor ara transferde yaptığı takviyelerle dikkati çeken Konyaspor’u 3-0 gibi farklı bir sonuçla yenerek aradaki puan farkını 9'a çıkardı ve en önemlisi rakibine adeta pozisyon vermeden futbolun bütün doğrularını yaparak kazandı ve alkışı hak etti.

- Akhisar Belediyespor sahada ne yapmak istediğini bilen, taktik ve takım oyunu olarak oturmuş bir ekip görüntüsü verdi. İyi mücadele etti. Sahanın her yerinde topun arkasındaydı. En önemlisi maç boyunca yaptığı pres ile rakibine nefes aldırmadı.

- Kalede Lucas, yine güven verirken, sağada Lopes, solda Ömer Bayram bitmek tükenmek bilmeyen enerjileri ve defanstaki başarılarının yanında hücuma çıkmaları ve ilk golün Ömer Bayram’ın asistinden gelmesi takımın artılarıydı. Defans merkezinde tandem oynayan Caner ve Mustafa Yumlu pozisyon bilgileri ile toplara doğru müdahale edip rakibin etkili oyuncuları Jahovic ve Eto’o’ya şans tanımadılar. Yüksek kontsantrasyonları ile hatasız oynadılar.

- Orta alanda Soner takımın oyun aklıydı. Takımı yönetti. Erken sarı kart görmesine rağmen oyundan hiç kopmayan Sissokko ve Eray çok diri ve doğru oynadılar. İki yönlü oynadılar orta sahada güçlü savunmalarıylada öne çıktılar.

- Hücum hattından Seleznyov, Muğdat ve Larsson üçlüsü hızlı ve çabuk oynadılar. Seleznyov coşkusu ve yüreğiyle üst düzey bir futbol oynadı. Rakip defansa devamlı baskı yaptı. Bu oyununuda iki golle süsledi. Muğdat her zamanki gibi hızlı ve canlıydı. Rakip defansı yordu. Bursa maçından itibaren yazılarımda Larsson’un büyük bir gelişme içinde olduğunu belirtmiştim. Bu maçtada iyi oyunu artarak devam etti. Görev bölgesinde Ömer Bayram’la beraber alanını kapattı. Hücumda da rakip defansın içine adeta ok gibi girdi. Atılan 3 golünde ilk başlangıç noktası ondan geldi.

Akhisarspor Maç boyunca taktik disiplininden kopmadı. Hızlı ve baskın oyun tarzı vardı. Üst düzeyde coşku ve harika bir temposu vardı. Elbette bunun sonucunda alınan galibiyet alkışı hak etti. Takımı fiziksel, mental ve taktiksel açıdan çok iyi hazırlayan Okan Hoca ve ekibide tebrikler.

Yazının devamı...

Olmayınca ol-mu-yor!

TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta ligde kalma mücadelesi veren Karşıyaka evinde Bandırmaspor’u ağırladı. Kazanma hırsı ile mücadele eden yeşil kırmızılı ekip güçlü rakibi ile golsüz berabere kaldı

Karşıyaka mutlak 3 puan ihtiyacı olduğu Bandırmaspor karşısında önde kurduğu baskıyla oyuna etkili başladı. Hücumda 4-3-3 oynarken kanatlardan Tayfun ve Battal, hücumun merkezinde de Hakan Kuş vardı. Hakan Kuş’un arkasında hücuma destek veren Mahmut atakların gelişmesinde etkili bir rol oynadı.

Kalecilerin günü

Elbette Karşıyaka’nın en büyük gücü orta alanın merkezinde oynayan Mustafa Aşan ve Arif’ti. Hem oyunu yönlendirdiler hem de Bandırmaspor’un orta alandaki etkili oyuncuları Birhan ve Deniz’e de alan bırakmadılar. Karşıyaka defansını öne çekti. Defansın merkezinde oynayan Cenk ve Metin hızları ve mücadele güçleriyle göze çarptılar ve Bandırma’nın iki metrelik santrforu Feyyaz’a da şans tanımadılar. Karşıyaka takım halinde kompakt oynadığı sürelerde Bandırma’ya alan bırakmadı. Birinci yarıda duran toplardan 3 net pozisyondan yararlanamadı. Birinci yarının golsüz bitmesinin en büyük etkeni Karşıyaka kalecisi Erhan ve Bandırma kalecisi Ali’nin kurtardıkları yüzde yüzlük gollük şutlardı. İkinci yarıda maçı kazanmak adına, maça motive ve kazanma hırsı üst düzey olan bir Karşıyaka vardı. Savunma ve orta alandaki iyi oyununu ikinci yarıda da devam ettirdi. Oyunu yüksek tempoda oynamaya çalıştı. Büyük efor sarf etti. Ancak oyunun hücum kısmında yoktu. Kanatlardan istediği verimi alamadı. Maçın sonuna doğru set hücumlarına önem verdi. Maçın mutlak hakimi oldu. Bu maçın gerçeği alınması gereken 3 puandı. Karşıyaka 3 puanı alamadı. Olmadı olmuyor. Ancak bu hırs ve inançla birgün olacaktır. Seyircinin büyük tepkisini çeken maçın hakemi Mustafa İlker Coşkun’a gelince Süper Lig’den buraya düşmesinin tesadüf olmadığını hep birlikte gördük.

Pınar KSK kritik virajda

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde Pınar Karşıyaka, bugün puan tablosunun en alt basamağındaki Gaziantep Basketbol’u ağırlayacak. Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’ndaki mücadele saat 15.15’te başlayacak. Yeşil kırmızılılarda sakatlıkları devam eden Allen ve Egemen yine görev yapamayacak.

Yazının devamı...

Horoz dondu kaldı

TFF 1. Lig’de son 3 maçtır yenilmeyen Denizlispor, öne geçtiği Erzurumspor karşılaşmasından 4-1 mağlup ayrıldı

Denizlispor, Erzurum deplasmanında soğuğun ve rüzgarın futbolu olumsuz etkilediği bir ortamda, maçın başında kontrollü bir oyun oynadı. Ve 15. dakikada kazandığı penaltı golüyle öne geçti. Futbolun yazılmamış kuralı olan bir doğrusu vardır. Atılan goller sonrası ilk 5 dakika tehlikelidir. Aynen gerçekleşti ve penaltıdan Erzurumspor beraberliği sağladı. Beraberlik sonrası Erzurumspor hucümda Burhan, Hamza ve Erhan ile forvet arkasında onlara destek veren Abdülkadir vasıtasıyla tehlikeler yarattı. Abdülkadir 3 şut attı. Yediği gollerden fazlasını kurtaran kaleci Asil Kaan başarılıydı. Denizlispor’da hücum hiç yoktu. Kappel ve Yasin Ozan, Altınordu’dan tanıdığımız Ozan ve Göztepe’den tanıdığımız Lokman’ın tek hamlelik ve ağır yapılarından faydalanılır diye düşünürken tam tersi oldu. Hiçbir baskı görmeyen Ozan geriden oyunu rahat bir biçimde kurarken Lokman iki gol attı. Denizlispor’da Anıl ve Barış orta alandan top taşıyamadılar. Ziya ise ilk 15 dakikadaki temposunu devam ettiremedi. Anlamsız bir oyun tarzı, basit pas hataları, durarak top bekleyen oyuncular Denizlispor’un oyun anlayışının genel görüntüsüydü. Denizlispor ikinci golden sonra tamamen kendi alanına çekildi. Takım halinde fiziksel yorgunluk giderilemedi. Denizlispor takım halinde koşmadı.Erzurum’un üst üste yaptığı altı yedi pasa dahi müdahele edemedi. Erzurum öne geçtikten sonra Burhan, Erhan, Hamza ile yaptığı topsuz koşular ve kanatlardan getirdiği toplarla Denizlispor’u adeta ablukaya aldı. Hatta abartmayalım maç tek kaleye döndü. Bu oyun yapısı ve performansı ile Denizlispor’un maçı mağlup olmadan tamamlaması mümkün değildi ve öyle de oldu. Kısacası Erzurum’un soğuğunda Denizlispor dondu kaldı.

Yazının devamı...

Yenilginin nedenleri

Göztepe’nin deplasmanda Kasımpaşa karşısında aldığı 3-1’lik mağlubiyetin nedenlerini şöyle sıralayabilirim..

Göztepe fizik, güç ve mücadele yönünden başarılı değildi. En önemlisi maçta rolünü kaptırdı. Oyunun temposu ve ritmini Kasımpaşa belirledi.

Göztepe’de bu maçta düzensiz bir defans hattı ve kötü bir takım savunması vardı. Kalede Beto ve son anda oyuna dahil olan Léo çok iyi oynadılar.

Orta alanın merkezinde oynayan Rotman ve Selçuk’un kırılgan yapısı Kasımpaşa’nın işini kolaylaştırdı. Rakibin hızlı hücumlarına takım halinde reaksiyon gösteremediler.

Castro takımın en iyisiydi. Topu ikinci bölgeden üçüncü bölgeye taşıyan tek oyuncuydu. Ancak onun gayreti de yetmedi.

Forvette önce Jahovic ve Tayfur, ikinci yarı oyuna giren Ömer, Ghilas sabit kaldılar ve rahat kontrol edildiler. Kısacası hücuma hiç katkıda bulunamadılar.

Göztepe defansı bu maçta çok pozisyon hatası yaptı. Savunmada ciddi yerleşim zaafları vardı. Göztepe’nin pozitif oyun anlayışında var olan savunma ve orta sahadaki yardımlaşma bu maçta yoktu. Üçüncü bölgede topla buluşamadılar. Kısacası hücumda da etkisizdiler.

Kasımpaşa’nın en etkili oyuncusu Trézéguet topla içeri katederek Göztepe’nin ceza yayı önündeki oluşan boşluğunu etkili bir biçimde kullandı. Diğer atletik özellikleri olan oyuncuları Eduok ve Mensah ile hızlı akınlar geliştirdi. Topu önce kanatlara sonra merkeze taşıyıp Göztepe defansını zor durumda bıraktılar.

Göztepe’nin bu maçta oyun planı tutmadı. Oyuncuların performansları bildiğimiz güçlerinin altında kaldı. Futbolda böyle sonuçlar vardır. 34 maçlık lig maratonunun sadece 10 maçı sona erdi.

Futbolda her takımın kötü oynadığı, takım yapısının bozulduğu maçlar olabilir. Böyle sonuçlarda hiç düzelmeyecek gibi lanse edilir. Ve bir anda büyük bir umutsuzluğa düşülür. Dokuz maçta lig ikincisi olan bu takımdı. Elbetteki düzeltilmesi gereken hususlar olduğu bir gerçektir. Bu sorunları da çözecek, teknik adamlığına büyük güvencem olan Tamer Hoca’dır.

Göztepe’nin hedefini sezon başında Başkan Mehmet Sepil her platformda söyledi. Yersiz hayal kırıklığına, endişeye gerek yok. Yeter ki destek ve sevgi artarak devam etsin. Buna da maç sonrası seyircisinin takımı çağırarak yarattığı güzel tablo bir örnektir. Göztepe’ye inanmaya ve moral vermeye devam, buna ihtiyacı var.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.