SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

1 değil 2 ayı

.

Milliyet Haber

Türkiye İkinci Dünya Savaşı’ndaki “çok kritik yıllara” benzer bir süreç içinde...

Fırat’ın doğusunda ABD ve batısında Rusya ile “hassas dengelerle” önümüzdeki yılları ve on yılları tehdit eden “beka” krizini yönetmekte.

Hatırlayalım...

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Hitler Almanya’sı Türkiye’yi kendi yanına çekmek için çok ağır baskı uyguluyordu.

“Ya Almanya’nın yanında yer alacak ya da Bulgaristan sınırına dayanan Alman ordularının Türkiye’yi işgal girişimine karşı çarpışacaktı.”

Yani...

Almanya her iki seçeneği de savaş olan bir satranç hamlesinin işaret fişeklerini yakmıştı.

ABD, Rusya ve İngiltere’nin oluşturduğu müttefikler ise Türkiye’ye kendileriyle birlikte Almanya’ya karşı savaşmaya zorluyordu.

Gene iki ucu savaş olan bir seçenekti bu.

Ya müttefiklerin yanında Almanya’ya karşı savaşmak ya da tarafsız konumunu sürdürerek Alman ordularının Edirne’den taarruz riskini üstlenmek... Olmadı, Almanya’nın yanında savaşa girerek işgal riskini kaldırmak ama sonunda müttefiklerin galip gelmesi halinde paylaşılmak...

Birinci Dünya Savaşı sonrası Sevr senaryosunun tekrarı...
.....................

Dönemin tek adamı -Şevket Süreyya Aydemir’in tanımıyla ikinci adam- Cumhurbaşkanı İsmet Paşa büyük bir satranç ve briç ustasıydı.

“Tarafsız kalmayı” savaşın sonlarına kadar sürdürebildi.

İsmet Paşa’nın damadı o yılları anlatırken durumun nasıl da kritik olduğunu simgeleyen bir tarih sayfası yansıtmıştı.

Alman orduları  Bulgaristan sınırını geçmiş, ülkeyi işgal etmektedir.

Beklenti, Edirne’ye dayanıp Türkiye’ye saldırmasıdır.

İsmet Paşa o sırada ağır gripten yataktadır.

Endişe içindedir.

Devamlı Bulgaristan’daki gelişmeleri takip etmektedir.

Ve...

Mucize gibi bir haber gelir.

Alman orduları Edirne sınırından “L” harfi çizerek kuzeye doğru yönelmiştir.

Hedefinde Romanya vardır.

Ak saçlı İsmet Paşa fırlar, o yaşında pijamalarıyla yatakta iki elini havaya açarak “yaşasın” diye bağırır.
...................
Elbette o günler kadar “sıcak” değil ama önümüzdeki yıllara, 10 yıllara uzanacak “beka” sorununu gene yaşamakta Türkiye.
Güney sınırımızda, Fırat’ın doğusunda, Suriye’nin 3’te 1’ini kapsayan coğrafyada bir “PKK/PYD” devletinin projesi süratle hayata geçirilmektedir.
“KCK temel belgelerinde Suriye, Kuzey Irak, İran ve Türkiye’de Kürt devletleriyle bir Kürt federasyonu” yer almakta.
Bu projenin arkasındaki başta ABD olmak üzere devletler biliniyor.

Türkiye çok haklı olarak buna karşı tavrını koydu.

Devlet yönetiminin altın kuralı “Öngörmek, yönetmektir” gereğince “kriz yönetimini” kritik strateji ve taktiklerle sürdürüyor.

ABD’ye “Ya bu unsurları 30-40 km geriye çek ve orada bir güvenli bölge oluşturalım ya da biz sınırdan öte tarafa geçip onları temizleriz” dedi.
Şimdilik koyduğu tavrın “ABD tarafından ilke olarak kabul edildiği” görünmekte.

Bu kez “Menbiç oyalama senaryosunun uygulanamayacağı” vurgulandı.

Güvenli bölge ve kontrolü için pratikte adımlar sahaya yansımakta.

Ama...

“Patriotlar, F-35’ler” -6 ay ertelenmiş olsa da- yaptırımlar ABD’yle ilişkilerde sorun yumakları...

....................

Öte yandan, Rusya’yla İdlib sorunu bir mayınlı alan.

Fakat...


Bir bakıyoruz S-400’lerin 2. bataryası sevki de başladı.

Putin ve Erdoğan Moskova’da silah fuarında F-35’lerle kıyas edilebilecek Su-57 uçaklarının başındalar.

“Türkiye’nin alması, ortak üretim” seçeneği konuşuluyor.
....................

İsmet Paşa “Büyük devletle ilişki ayıyla yatağa girmek gibidir” derdi.

Bir değil iki ayı...

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Derin 12 Eylül
  2. Algoritma ile doğa randevusu
  3. 14’üncü Cİ ayın 14’ü gibi...
  4. İlk 10’da 1 numara
  5. Yürüyen kum tepeleri
  6. Devriye atmak ne ki?
  7. Kaygan
  8. Çocuğumu almadan asla
  9. Davutoğlu’na ihraç
  10. Yeşil sahadan Beştepe’ye

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.