SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Baykal kürsüde

.

Milliyet Haber

Deniz Baykal dün TBMM’de “milletvekili yemini” için kürsüye tekerlekli sandalyede geldi.

Yemin kelimelerini güzel ve fonetik olarak doğru telaffuz etmekle birlikte -ancak onu iyi tanıyanların fark edebileceği- bazı dil kaymaları vardı.

Onu, ilk gençlik yıllarından tanıyan dostu, arkadaşı olarak içim sızladı.

Hayat dolu, neşeli, çalıştığımız derginin matbaasının bulunduğu Ulus Rüzgarlı Sokak’tan Kızılay’a kadar yürüyerek geldiğimiz Ankara günlerimizi hatırladım.

Öte yandan...

“Şükrettim...”

Geçirdiği o beyin kanaması, pıhtı nedeniyle öylesine büyük bir hayat riskini atlattığı, hayata tutunduğu, Meclis’e gelip yemin edecek iyileşmeyi gösterdiği için “Allah’a şükür...”

.......................

Ben Ankara Hukuk öğrencisiydim. Deniz Baykal da aynı fakülteyi bitirmişti.

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde asistandı.

İsmet Paşa’nın damadı Metin Toker’in yayımlamakta olduğu -efsane- AKİS dergisinde ben muhabirdim, o da dış politika yazıyordu.

Arkadaşlığımız orada başlamıştı.

.......................

Yakışıklı, iri endamlı, güleç yüzlüydü.

Siyasete odaklıydı.

Türkiye’de ilk “siyasi davranışlar araştırmasını yapan ve yayımlayan odur.”

Hangi ilin insanı, hangi konularda duyarlıdır?

Kendisine nasıl hitap edilmesini ister?

Nerelere tepki gösterir?

Bu araştırması siyasetçinin rehberi gibiydi.

.......................

İsmet Paşa “CHP ortanın solundadır” demişti ve parti içinde kıyamet kopmuştu.

Bu tanıma karşı çıkan, partinin geleneksel yerleşik düzeni temsil eden büyük isimleri karşı çıkmışlardı.

O zaman genç bir milletvekili olan Bülent Ecevit ise “ortanın solu hareketinin liderliğine” soyunmuştu.

Beyin takımı, “SBF (Siyasal Bilgiler Fakültesi)” öğretim üyelerinden oluşmaktaydı.

Prof. Turan Güneş, Doç. Haluk Ülman, Dr. Deniz Baykal...

DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) Müsteşarlığı yapan Prof. Besim Üstünel...

Hepsi de SBF’li, eski adıyla “Mülkiyeliydiler.”

O yüzden “Mülkiye Cuntası” diye anılıyorlardı.

Ecevit, İsmet Paşa’yı bile kongrede yenerek Genel Başkanlığa, Başbakanlığa, yüzde 42 oy aldığı seçimlere bu dört atlıyla ilerledi.

Sonrasında yolları ayrıldı.

Ecevit’in karşısında Deniz Baykal “alternatif lider” konumuna geçti.

........................

12 Eylül İhtilali’nden sonra sürgüne gönderilen, siyaset yasağı konanlar arasında Deniz Baykal da vardı.

1987’de referandumla siyasi haklarını kazandıkları zaman Sabah gazetesinde yazıyordum.

Dönemin Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu ikisiyle de yakın dostluğum nedeniyle “Demirel ve Baykal’ın yaşam öykülerini dizi yapmamı” istemişti.

Demirel’in yazı dizisini Stockholm’de, sosyalist enternasyonali izlerken kaleme almıştım. Oradan Brüksel’e geçmiştim. Çünkü...

Deniz Baykal Belçika’ya davet edilmişti.

Toplantılarından çıkışlarında buluşuyor, dizi için konuşuyorduk.

Bir buluşmamızda “Güneri, sinemalarda Rainman diye bir film oynuyor. Otistik bir gencin öyküsü. Oscar alacak film diyorlar. Bugün biraz az çalışalım da o filme gidelim” demişti.

Bunu Baykal’ın kuru ve dar çerçeveli bakan bir politikacı olmadığının kanıtı olarak yazıyorum. Hayatın, kitap, sinema, spor dâhil her alanını kucaklayan, geniş açılı bir aydındır.

Bu son sağlık darbesini de yenen, saatlerce yüzen, her gün en az bir saat yürüyen sporcu yapısıdır. Tekerlekli sandalyeyi de hayatından uzaklaştıracağına inanıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Notaların efendisi gençler...
  2. Boris romanı
  3. Barometrede ‘fırtına...’
  4. Suriyeliler
  5. 4’üncü Dünya Savaşı
  6. Nesi Güvenli Bölge?
  7. Kübalı Komünist Lady...
  8. İki mimari arasında
  9. S-400’ün dikenleri
  10. Yüreğimiz yandı

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.