SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Çocuğumu almadan asla

.

Milliyet Haber

PKK’nın Bekaa kampı...

Bir gece önce, Lübnan toprağı olduğu halde, kavşaktaki Suriye askerlerinin kimlik kontrolü yaptığı kontrol kulesinden geçerek kampa gelmiştik.

Fotoğraf-larıyla Amerika’nın en büyük basın ödülünü alan arkadaşım Ramazan Öztürk’le beraberdik.

Yol boyunca sağlı sollu, bölgenin çeşitli ülkelerinden terör örgütlerinin kamplarını görmüştük.

9 Nisan’ı 10 Nisan’a bağlayan geceyi kampta geçirdik.

Bulunduğumuz binanın bazı camları kırıktı, ortadaki sobaya rağmen buz gibi dağ rüzgârı içeride de esiyordu.

İliklerimize kadar üşümüştük.

Sabahın 6’sı falandı.

Uyandık.

Kadınlı erkekli PKK’lılar ellerinde kalaşnikoflarla yer altındaki sığınaklarından koşarak çıkıyor, az ilerimizde dizilerek saf tutuyordu.

Aralarından bir grup saflar arasında el sıkarak ilerlerken, diğerleri onları alkışlıyordu.

.......................

Bu arada ellerini tuttukları 8-10 yaşlarındaki erkek çocuklarıyla birlikte beyaz sakallı yaşlı adamlar belirdi.

Başlarında puşiler, sırtlarında kiminin siyah, kiminin beyaz, yerlere kadar uzanan harmanileri vardı.

Ağır adımlarla silahlı saflara doğru yürüdüler.

Onlar da alkışlandı.

“O çocukların PKK kamplarında yetiştirildiklerini” öğrendik.

“Bilinçlendirme(!) ve silah eğitimi” veriliyormuş.

Bu anlattıklarımı 1990’lı yılların başında yaşamıştım.

Döndüğümüzde, Ramazan’ın kamerasından fotoğraflarla izlenimlerimi yazmıştım.

Hatta...

IPI (Uluslararası Basın Enstitüsü) yıllık toplantısına katılmak üzere uçak değiştirdiğim Singapur’da merhum Turgut Özal telefonla aramış, “röportajı ilgiyle okuduğunu” söyleyerek, “gözlemlerim için ayrıntı” sormuştu.

......................

PKK tarafından çocukları kaçırılan, dağa götürülen annelerin HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde sürdürdükleri “oturma eylemini” yansıtan haberler bana 28 yıl öncesinden gördüklerimi hatırlattı.

Daha ergen bile olmamış çocukların PKK kampında bulunuşlarına tanık olmuştum.

Gerçi...

“Ölen PKK’lıların çocukları olduklarını” da söylemişlerdi, ama -öyle olsa bile- 8-10 yaşındaki çocukların Lübnan dağlarındaki PKK kamplarında ne işleri vardı?

Parmak kadar çocuklara “bilinçlendirme (!)” ve “silah eğitimi” vermenin izahı olabilir mi?

Orada PKK’nın silahlı şiddet elemanı olarak yetişmeleri kaderleriydi.

O nedenle...

Diyarbakırlı annelerin HDP İl Başkanlığı merdivenlerinde oturarak “Çocuğumuzu geri verin” eylemi gerçeği yansıtan dramdır.

Bunlardan biri, merdivenlerden yansıyan çığlıklar yürek parçalayıcı.

- “Benim gibi fakir ve zavallı insanların çocuklarını gönderiyorlar.”

- “Diyarbakır’da genç bırakmadınız ya cezaevinde ya da toprağın altındalar.”

- “Senin oğlun dağa gitsin bakalım! Sen burada oturuyor musun? Benim oğlum senin umurunda mı?”

- “Alıştınız insanları dağa göndermeye. Size verecek çocuğumuz yok. Evladımızı sizi bırakmayacağız.”

- “Kendi çocuklarını işe yerleştiriyorlar, bizim çocuklarımızı dağa gönderiyorlar.”

- “Çocuklarımızı almadan buradan gitmeyiz.” (*)
......................
(*) 04 Eylül 2019 - SABAH gazetesi, s. 12

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Algoritma ile doğa randevusu
  2. 14’üncü Cİ ayın 14’ü gibi...
  3. İlk 10’da 1 numara
  4. Yürüyen kum tepeleri
  5. Devriye atmak ne ki?
  6. Kaygan
  7. Çocuğumu almadan asla
  8. Davutoğlu’na ihraç
  9. Yeşil sahadan Beştepe’ye
  10. Bedri’den Sanat’ın soyağacı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.