SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Şam ve Washington

.

Milliyet Haber

Boşuna dememişler:

“Ortadoğu kum, petrol ve kanla karışmış çamurdur.”

Ayağını kaptırmaya gör.

Osmanlı deneyiminin yüzyıllar içinde imbiğinden süzülmüş “Ne Şam’ın şekeri, ne Arap’ın yüzü” hikmet gibi söylemi de var.

Ancak...

Bir de “Yaşadığın coğrafya kaderindir” gerçeği de bu “netameli ve de belalı” Ortadoğu’dan Türkiye’nin kendisini tecrit etmesine imkân tanımıyor.

Petrol, kum ve kanla karılmış, politikaları kaypak Ortadoğu’nun çamuru paçalarımıza yapışıyor, bırakmıyor.

..................

Türkiye, PKK’nın, topraklarındaki habasetiyle uğraşırken bir de güneyinde onun metastaz yaparak büyüyen, Kuzey Suriye’yi kaplayan “garnizon devlet uruyla” karşı karşıya kaldı.

Seyirci kalamazdı.

Operasyon yapması, kesip atması Türkiye’nin varlığını koruma ve sürdürmesi için gerekliydi.

Yapılmakta olan da budur. (Bir parantez içi saplama yapayım. TV ekranlarında fikir beyan edenlerin bir kısmının telaffuz ettiği gibi “OPARASYON” değil “OPERASYON”. Büyük harflerle yazdım ki akılda kalsın. Ayrıca “bile” yerine kullandıkları “DAHİ” sözcüğünü “DAAHİ” telaffuzu da yanlış. “DAAHİ” tek “a” ile yazılır ama “a” üzerine yüklenerek “çok bilgili, yüksek zekâlı” anlamındadır. Epeydir yazmak istiyordum bu vesileyle altını çizdim.)

..................

Atatürk, dış politikasını Ortadoğu’nun bulaşık kaypaklığından uzak tutmaya dayandırmıştı.

Arap çöllerinde savaşırken Osmanlı’nın bu bölgede uğradığı ihanetlerin acısını yüreğinde hissederek yaşamış, gerçekçi ve akılcı bir komutandı.

Güvenmezdi.

“Acımasız ve katı çöl ikliminin bu haritadaki insanları da etkilediğini” düşünürdü.

Düşünmeye, tartışmaya kapalı sert ve otoriter yönetimler altında “mutlak itaate” odaklı sosyal ve siyasal yapı “zihni, teknolojik ve ekonomik gelişmeye” izin vermez yorumunu yapmıştı.

Bu güvensizliğin son kanıtını yaşamaktayız.

“Arap Ligi” Türkiye’ye karşı -Barış Pınarı- harekâtı bağlamında açıkça tavır koydu.

O Türkiye ki...

Filistin ve İslam’ın ikinci kutsalı olan Kudüs için ABD şimşeklerini üzerine çeken paratoner olmak pahasına en sert ve en kararlı duruşu göstermiştir.

..................

Atatürk’ün liderliğindeki Kurtuluş Savaşı yıllarına dönelim.

O süreçte hiç değilse Afganistan ve Hindistan Müslümanları Anadolu direnişine destek vermişti.

Hem de sadece sözel değil mali destek.

Rusya ya da o dönemin etiketiyle Sovyetler Birliği de Anadolu mücadelesine silah ve parasal katkı da bulunmuştu.

Fransa ve İtalya, İngiltere-Yunanistan blokundan sıyrılıp, Anadolu’da işgal ettikleri yerlerden çekilip Atatürk’ün Anadolu ihtilaline silah bile sattılar.

Ya şimdi!

Rusya’nın gelgitlerle oluşturduğu, nispeten gri desteği ötesinde ABD dahil bu saydığım ülkelerden ve de diğer Avrupa devletlerinden sadece “karşıtlık...”

...................

Gene büyük bir askeri başarının tarihini asker yazmakta.

Fakat...

Ani değişimlerle Kurtuluş Savaşı yıllarından bile daha zorlu dış politika koşulları içindeyiz.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Çok zorlu gezi
  2. Gandhi’nin “Tanrı”sı ve Atatürk
  3. Şeffaf Oda’da Atatürk’ü anma, anlama, anlatma...
  4. “Tek” Rolls-Royce
  5. Tembel kramponlar
  6. Tekerrür
  7. 2 tahliye, 1 beraat
  8. Gitmek ya da gitmemek
  9. Karsu Şeffaf Oda’da
  10. Kamışlı “kök”tü

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.