SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Yaya önceliği...

Değerli trafik dostlarım, her yıl meydana gelen kazalarında, neredeyse İstiklal Savaşı’nda verdiğimiz şehitler kadar yaya ölümü gerçekleşiyor.
İçinde bulunduğumuz yılın ilk günlerinde; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya, trafiğe verdikleri desteklerinin doğrultusunda, ‘2019 Yaya Öncelikli Trafik Yılı’ ilan edilmişti.
Açıklamanın ardından kampanya tüm ülke geneline yayıldı, ‘Öncelik Hayatın, Öncelik Yayaların’ sloganı herkes tarafından ezberlendi.
TBMM tarafından da oybirliğiyle verilen bu kararının ardından, yayaya yol hakkı vermeyen sürücüye 488 lira para ceza verilmesi kabul edildi, uygulama ülke genelinde başlatıldı.
Hayata geçirilen bu kararın, özellikle yaya geçitlerinde kazaları azaltacağını umuyorum.

Özellikle fahri trafik müfettişlerine daha fazla iş düşecek, daha dikkat edecekler.
Ne var ki; bazı sürücüler işledikleri suçun ardından ödemeyi peşin yapıyor.
Bu durum, yüzde 25 oranında indirim sağlıyor.
Vee, ardından yine bildiğini okuyor, suç işlemeye devam ediyor.

Yetkililere sesleniyorum. Lütfen, bu peşin ödeme sistemini kaldırın.
Canavarların sayılarını artırmayın.
Bana göre, kesilen ceza miktarı az, rakam yükseltilmeli.
Belki o zaman caydırıcı özellik taşır diye düşünüyorum.
Ceza işlemi aynı şekilde devam ederse, sonucun değişmeyeceğini hepimiz bilmeliyiz.

Işıklı, uyarıcı trafik işareti olmayan veya bir görevlinin bulunmadığı durumda, yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken yavaş gitmeliyiz.
Aksini yaparsanız, trafik suçu işlemiş olacaksınız.
Ardından da 488 liralık cezayı ödemek zorunda kalırsınız.
Bu yüzden yaya geçitlerine yaklaştığınızda hızınızı azaltın.
Karşıya geçmek isteyen vatandaş veya can dostlara yol verin.
Kazasız bir yolculuk diliyorum.

Yazının devamı...

Sığınmacı araçları!

Değerli trafik dostlarım; ülkemiz trafiğinde, yeni üretim araçların sayısı her geçen gün artıyor, kuralsızlıklar ise aynı hızla devam ediyor. Bir de sığınmacı veya mülteci olarak tanımladığımız grup var biliyorsunuz. Dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşüncesi sebebiyle zulüm gören, bu endişeyi yaşayan ve ülkesinden ayrılıp dönemeyen, iltica ettiği ülke tarafından endişeleri haklı bulunan kişiler bunlar.

Sınır komşularımızdan ülkemize nice sığınmacı dostlarımız geldi. İstenmeyen şartlardaki gelişleri sırasında bazı aksamalar yaşandı. Fakat bu karmaşa, gün geçtikçe düzenli bir hal alıyor. Bu olumlu gelişmeler çerçevesinde trafik içerikli çalışmalar hep ön plandaydı. Çalışmaların başında, 2918 sayılı Karayolu Trafik Yönetmeliği’nde yapılan bazı önemli ek uygulamalar geliyor.

Satılması mümkün değil

İçişleri Bakanlığı, çevremizdeki bazı komşu ülkelerde meydana gelen olağanüstü durum sebebiyle ülkeye giriş yapan araçların kayıt ve koruma altına alınmasını sağlıyor. Karayolu Trafik Yönetmeliği’ne eklenen bir maddeyle sınıra kadar gelerek sığınma amacıyla Türkiye’ye giriş yapan yabancıların getirdiği araçlar, geçici olarak kayıt altına alınıyor. Bu araçlara; plaka ve tescil belgeleri de yine geçici kaydıyla veriliyor.
Araçlar aynı zamanda, zorunlu mali sorumluluk sigortası da yapmak zorunda. İstenen belge ve işlemleri sağlanmayan araçların ise, ülkeden çıkışı ve caddelerimizde rahatça dolaşması zorlaşacak. Üstelik bu araçları, kayıtlı sürücünün yanı sıra, eşi dışındaki yabancılar kullanamayacak. Bu sebeple; trafik kayıt işlemleri sırasında gerekli bilgi ve belgeler Trafik Tescil şubelerince istenecek.
Özellikle kayıt altına alınması gerekli görülen, yabancı plakalı araçlar için tüm bilgi, belge ve işlemler, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından belirlenecek ve tanzimle kayıt altına alınacak. Gelişmeler öncesinde yani bu yönetmelik öncesi, Türkiye’ye giriş yapan tüm araçlar ise, 30 gün içinde eksiklerini tamamlayarak kayıtlarını yaptırmak durumunda olacak. Belirli bir süreç öncesi yaşanan birçok olumsuzluk ve bilinmezlik sonucu, gerekli kurallar uygulanmakta, işlemler yapılmakta ve işleyiş sürdürülmektedir. En önemlisi, bu araçlar satılamayacağı gibi, başkalarınca da kullanılamayacak.

Yazının devamı...

Yayalara yol ver!

Değerli trafik dostlarım, 2019 yaya öncelikli tafik yılı olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından kabul gördü ve düzenlenen kanun kararnamesiyle uygulanmaya başladı.

Hemen harekete geçen yetkililer, yaklaşık 400 saat helikopter ile denetim yaptı.

Ayrıca sayıları iki bini bulan ‘drone’ler, dört bin saat uçuş gerçekleştirdi.

Ekipler, bu sürede yaklaşık 15 bin sürücünün kural ihlali yaptığını tespit etti, para cezası uyguladı.

***

Şehirlerarası ve otoyollardaki denetimlerin genelde olumlu sonuç verdiği, özellikle yaya güvenliğinin sağlandığı, çalışmaların aralıksız olarak devam edeceği belirtildi.

Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya’nın Jandarma Genel Komutanlığı ile birlikte yapılan çalışma ve uygulamalar sürecinde ‘drone’lerin sağladığı trafik güvenliğinin dikkat çektiği görüldü.

***

İçişleri Bakanı Soylu ise, devletin trafik kazalarının önlenmesi ve can kayıplarının sona erdirilmesi yönünde, caydırıcı ve kesin kararlar aldığını, 74 sayılı Trafik Yasası maddesinin değiştirilerek uygulamaya konulduğunu açıkladı.

Trafikteki sorumluluğun tedbirsizce davranan sürücü veya yayaya ait olacağı bilinmekte olup, İçişleri Bakanımız, tedbirsiz davranışların yeni uygulamayla engelleneceği görüşünde.

***

Ülkemizin her bir köşesinde; 74 nolu yasası gereği yaya geçitlerine yaklaşan sürücü, hızını azaltacak ve öncelikle yayaya yol verecek.

Ayrıca sürücülere konuyla ilgili olarak şunu anımsatmak isterim.

“Kendini yayanın yerine koy.”

Kazasız belasız bir bayram diliyorum.

Yazının devamı...

Trafik ve annelerimiz...

Değerli dostlarım, tüm medeni ülkelerde Mayıs ayının ilk haftası her yıl ‘Karayolu Trafik Haftası’ olarak kutlanıyor. Bu kapsamda birçok etkinlik düzenleniyor. Mayıs ayının ikinci Pazar günü de, biliyorsunuz Anneler Günü...
Çifte mutluluğu, iki bayramı bir arada yaşıyoruz. Zira ‘trafik’ ve ‘anneler’ içerikli iki özel gün hepimizin duyarlılıklarını artırıyor. Trafikte yaşadığımız birçok can kaybını düşünüp hüzünleniyoruz. Bu kayıpları azaltmak ve insanların kurallara uyduğu, birbirine daha saygılı olduğu, düzenli bir trafik ortamı oluşturmak için neler yapılması gerektiği üzerine düşünüyoruz. Bizi dünyaya getiren, fedakârlığıyla sarmalayan annelerimizin de ne yapsak haklarını ödeyemeyeceğimiz, bir kez daha akıllarımıza kazınıyor. Ancak fark ediyoruz ki, böylesine önemli ve kutsal günlere karşı ilgisizlik her geçen yıl artıyor.

İtina gösterelim

Karayolları üzerinde kahrımızı çeken, kural dışı davranışların peşinden koşan ve bitmeyen hataların azalması için çalışan trafik polisleri değil mi? Ayrıca bizi kibarca uyarıyorlar da... Doğduğumuz günden başlayarak yaşamın her anında acılarımızı paylaşan, bizlerle ağlayan kutsal varlık annelerimiz değil mi? Onun içindir ki, bu haftaya annelerimizi ve trafik polislerimizi düşünerek itina göstermeliyiz.
Ülkemizin her bir köşesinde görev yapan polis ve trafik polislerimizin, birçok konuda cevap bekleyen sorunları olduğu unutulmamalıdır. Rütbeli veya rütbesiz tüm trafik polislerinin, bunlara rağmen hafta süresince, giydikleri tören elbiseleriyle yine halkımıza en iyi hizmeti sunmak için koşacağını bir kez daha göreceğiz.
İyi bir trafik düzeni, toplumun daha sağlıklı olması yolunda önemli rol oynar. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya’nın trafiğe katkısını takdirle izliyoruz. Bu çalışmaların devamını diliyoruz.
Annelerimize gelince... Onların hatırını çoğumuz telefonla soruyor, soramayan da oluyor. Sadece sessizce bizim ilgimizi bekliyorlar. Bunu esirgemeyelim lütfen...
Canımızı, malımızı emanet ettiğimiz cefakâr polis teşkilatımız ile bize hayat verip bugünlere getiren vefakâr annelerimizi minnetle kutluyoruz. Böylesine kutsal varlıkların hakkı hiçbir zaman ödenmez!

Yazının devamı...

Trafikte hayat kurtaran sistem!

Değerli trafik dostlarım, ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında; olay yeri veya hastaneye kaldırılış süreçlerinde her yıl yaklaşık on bin kişiyi kaybediyoruz. Üzücü olan; bu sayı her geçen gün artıyor, ancak alınması gereken önlemler sadece para cezasıyla sınırlı kalıyor. Bu konuda daha duyarlı olmalı, sürücülerimizi bilinçlendirmeli ve sonuç alıcı yaptırımları uygulayabilmeliyiz.
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, yeni üretim araçlarda ‘e Call-Emergency Call’ sistemini kullanmaya başladı. Burada en büyük amaç, kazalardaki maddi-manevi kayıpların önlenmesi. Bu ülkelerin tümünde; trafikte her yıl yaklaşık 30 bin kişi can veriyor. AB Komisyonu, bu sayının dahi artabileceği kuşkusuyla ‘e Call’ sistemini devreye aldı. Böylelikle kazaların aza indirgenmesi ve daha fazla insanın hayatta kalması hedefleniyor.
Herhangi bir aracın şehir içi veya şehirler arası yollarda kaza yapması veya bir kazaya karışması halinde, cep telefonundan iletişim ağı kuruluyor, 112 acil servise ulaşılıyor. İlkyardım ekipleri, olay yeri ve kazanın nasıl olduğuyla ilgili tespitlerde bulunuyor; kesin ve erken bilgi sahibi oluyor. Trafik akışının olmadığı veya çok nadir olduğu yollarda kaza yapan ve bilincini kaybetmiş olabilecek sürücülerin yeri belirleniyor, yine acil şekilde müdahale sağlanıyor.

Yoğun çabanın ürünü

Bu sistem üzerinde uzun süredir yoğun çalışmalar ve araştırmalar yapılıyordu. AB Komisyonu üyeleri ve ilgili kurumların da katkılarıyla; önemli adımlar atıldı; sistemin yerleşmesi yönündeki uğraşlar da sürüyor. Bu arada, otomobil üreticisi firmaların da donanımları artırılıyor, yeni üretim araçlara e Call sisteminin kurulması şart koşuluyor. Mobil telefon ünitesi GPS ve anten bağlantılarının yer aldığı kutudan oluşan ekipmanla sistemin daha randımanlı olmasına çalışılıyor. En önemli hizmet ise, sistemle otomatik olarak 112 aranıyor, araçtaki mikrofon ve hoparlörlerle iletişim kuruluyor. Diğer taraftan, arıza nedeniyle yolda kalan araçlar için yine bu sistemle güvenlik sağlanıyor; sistem, kurtarıcılık görevini başarıyla yerine getiriyor.

Yazının devamı...

Polis Bayramı kutlu olsun

10 Nisan 1845’te hizmete açılan Türk Polis Teşkilatı, kuruluşunun 174. yılını kutluyor. Hafta boyunca polis camiası, kutlamalar ve aktiviteler düzenleyecek. Geçmişte, zabıta adı ile faaliyetine başlamış olan bu kutsal kurum ilk defa İstanbul’da göreve başlamıştır. Bugünlere gelindiğinde, yüz yetmiş dört yıl zaman sürecinde; tarih yazdığı ve kitaplara sığmayan nice başarılar ile dolu hizmetler vermiştir. Bu hizmetlerin gururunu bizler de yaşamaktayız. Ülkemizin her bir köşesinde canımızı, namusumuzu ve malımızı emanet ettiğimiz kahraman Türk polisinin gününü hepimiz onurla kutluyoruz.
Emekli olmuş veya görevini sürdüren Türk polisi kendi adına yapılmakta olan bu bayramı ve daha nice bayramlarını kutlayabilecek mi? Polis teşkilatının yıllar öncesi başlayıp süregelen birçok sorunlarının düzeltildiğini duymak istiyorum, istiyoruz! Bu gönül dostu koruyucularımızın gerçekleşmesini diledikleri soru ve sorunlarını defalarca söylemekte ve yazmaktayım.
Yeni olmayıp yıllar öncesinden kalmış nice istek ve uygulamalar gündeme taşınacak mı? Üniversite mezunu polis, diğer devlet memurları gibi birinci sınıf kadro alabilecek mi, aldı mı?
Trafikte, takdirname ve teşekkürü en çok ceza yazan polis mi alacaktır veya almaktadır? Yoksa yaşlıları koluna girerek yolun karşısına geçiren merhametli ve saygı dolu örnek insan olan trafik polisi mi alacaktır?
Askerliğim sürecinde omzumda tek yıldızlı yedek subay iken tanıdığım tek yıldızlı komiser Celal Uzunkaya’nın Emniyet Genel Müdürü olarak görev yapması en büyük gururum olmaktadır.
Başkanımın emrinde ve denetiminde yer alan ülkemizin bu kutsal ve onurlu kurumunun tüm personel ve yöneticilerinin bayramlarını kutluyorum...

Yazının devamı...

Trafikte paniklemeyin!

Değerli dostlarım, Türkiye’de her yıl birçok masum insanımızı trafik kazalarında kaybediyoruz. İçinde bulunduğumuz süreçte bu yönde yapılan araştırmalar, ilginç bulguları da ortaya çıkarıyor. Panik olarak adlandırılan sağlık sorunu, sürücü ve yayaların yaşamında önemli bir yer tutuyor. Demek ki, trafik yaşamımızda o denli etkili...

Bilindiği gibi, yaralamalı ve ölümlü veya maddi hasarlı olup talep halinde her kaza sonrası tarafların anlaşamaması sebebiyle veya ölümlü kazalarda trafik kaza tespit tutanağı düzenleniyor... Tutanakta; kaza sebebi belirlenemiyor veya tespiti mümkün olamıyorsa, çoğu kez -sürücü hatası- olarak kayıtlara geçiyor. Kaza nedeninin, ancak çok özel durumlarda yol hatası olarak gösterildiği dikkat çekiyor. Sürücüler, şehirlerarası yollarda çoğu kez ara vermeden, yani molasız araç kullanıyor; bunun sonucunda ne yazık ki ölümlü trafik kazalarına neden oluyorlar.

Kazaların, özellikle de ölümlü kazaların sayısının artması üzerine kusurlu olduğu tespit edilen sürücüler; detaylı sağlık kontrolünden geçirilmeye başlandı. Uygar ülkelerde bu denetimlerin gelişmiş ve denetim özelliği taşıyan cihazlarla yapıldığı biliniyor. Bizde de bu konuda önemli adımlar atılıyor.

İhmale gelmez

Gelelim panik atağa... Sürücülerimizde sıklıkla görülen bu rahatsızlığın başlangıç sürecinde bir tepki ve korku hali dikkat çekiyor. Bu hale bürünen kişi, direksiyona hâkim olamamaya başlıyor. Korku-titreme gibi belirtiler sonucu ‘kaza’ meydana geliyor, sonuçta birçok can gidiyor. Maddi hasarları zaten saymaya bile gerek yok...

Aşırı hız yapan ve sürekli araç kullanan bu sürücülere, özellikle mevsim değişikliği sürecinde daha çok rastlarız. Yaşamın bu değişimleri esnasında panik atak denilen bu rahatsızlık ve olumsuz davranışlar kendini daha çok gösterir. Bu konuda yeterli tedbir alınamadığı görülüyor.

Şu ortaya çıkıyor... Esasen; düşündüğümüz korkular ve yaşamda istemediklerimizi, beynimizin içinde taşıdığı birçok atak oluşturuyor. Kişisel panik bozuklukları, ancak hekim denetiminde teşhis ve tedavi edilebiliyor. Araç kullanırken çarpıntı-kalp atışları hızlanıyor, sürücünün soluğu kesiliyor, büyük riskler baş gösteriyor. Trafik kurallarına titizlikle uymaya çalışmalı, panik atağı da ihmal etmemeliyiz!

Yazının devamı...

Karşıyaka, taksi dolmuşunu istiyor

Mavişehir taksi dolmuş sahipleri, hukuk mücadelesini sürdürüyor.

Bu bölgede yaşayanların sayısı 20 bini aştı. Taksi dolmuşlar, Karşıyaka İskele-Mavişehir arasında çalışıyordu.

Ancak, tramvay seferde olduğundan iptal edildi.

Halk, taksi dolmuşları geri istiyor.

Çünkü; dolmuşları yaşamında huzur kaynağı olarak görüyor.

Vatandaş soruyor, “Tramvaydan sonra, nedir bu Karşıyaka ile Bostanlı arasında; yollarda çektiğimiz çile?”

Arayan, bana e-postayla ulaşanlar; trafikte kendilerini güvende hissetmediklerini vurguluyor.

Bunun da en büyük nedeninin tramvay olduğunu söylüyor.

Ortamı yumuşatmak için, tramvayın bize nostalji yaşatacağını ve ulaşıma da katkı sağlayabileceğini, çok da şikâyet etmemek gerektiğini ima etmeye çalışıyorum.

Ancak sitemler devam ediyor.

İl Trafik Komisyonu üyesi olduğum dönemde tramvaya karşı olanlardan biri de bendim.

Tramvayın yarar sağlamak bir yana, yaşamlarını zorlaştırdığını, trafikte de bırakın kolaylığı, ağırlığıyla yolu uzattığını belirten vatandaşlarımız, düşüncelerini, “Hızlı olsa anlarız, ancak Karşıyaka’dan Bostanlı’ya seri adımlarla yürüyen biri neredeyse tramvayın hızında gidiyor. O zaman, ne anladık biz bu hizmetten?” cümleleriyle dile getiriyor.

Bostanlı balıkçı kahvesinde akşamları grup vaktini seyrederken denize taş attıkları yerden geçen tramvayın, gözlerine birer mavi otobüs gibi göründüğünü dile getirenler, “Olan, güzelim Karşıyaka’nın trafiğine oluyor. Bugünlerde Bostanlı yolu, köprü ve pazaryeri berbat. Yolda emniyetli şekilde seyretmek zorlaştı” diyor.

Burada sorumlu kim?

Bu sıkışıklıkta, bölgede trafik ikaz, işaret ve sinyalizasyon ışıklarının yetersiz olmasının da rolü var.

Peki burada kim sorumlu, eksikler nasıl giderilecek?

Trafikte alınan kararların çoğu, artık Büyükşehir Belediyesi’nin oyçokluğuna ve tam yetkisine sahip olan Ulaşım ve Koordinasyon Merkezi’nde (UKOME) alınıyor.

Çünkü İl Trafik Komisyonu, AB Uyum Yasaları gereği, başkanlığını valinin yürüttüğü yetkilerini Büyükşehir’e devretti.

Ve bugünlere gelindi.

Trafik ikaz, işaret ve sinyalizasyon ışıkları, Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda.

Ancak sürekli kaza oluyor, eksikle neden tamamlanmıyor?

Sahi, bir de İzmir’de Trafik Üst Kurulu vardı, ne oldu?

Bir zamanlar benim de üyesi olduğum bu kurul, valiye bağlı olarak görev yapıyordu.

Ancak kurul bugün artık yok.

Görüyoruz ki, yapılacak bir şey de yok. O hale geldik. Her yıl yaklaşık 20 bin kişinin trafik kazalarında ihmal sonucu öldüğü bu ülkede ne yapacağımızı şaşırdık...

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.