SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Anız yakanı ‘ALO 177’ye ihbar edin

15 gün içinde önce İzmir Seferihisar’da, geçen hafta da Muğla’da anız yakılması yüzünden çıkan orman yangınları yüreğimizi yaktı. Tabii, tüm yetkililer bu konuda uyarılarda bulundu. Özellikle Seferihisar’da çıkan yangının yakılan anızlardan sonra yayılması üzerine, ilk uyarıyı İzmir Orman Bölge Müdür Vekili Mehmet Erol yaptı. Son bir çağrı da, yine anız yakılması sonucu Muğla Fethiye, Göcek ve Dalaman ile Milas’ta çıkan orman yangınları sonrası Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den geldi. Göcek Orman İşletme Şefliği’nde ekiplere eşlik eden ve yanan alanları gördükten sonra açıklamalarda bulunan Bakan Pakdemirli, “Çok büyük olmamakla birlikte, yerleşim yerlerini tehdit ettiği için ciddiye aldığımız bir yangındı” vurgusunu yaptı ve sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Can ve mal kaybı yok’

“Yangına müdahale için çevre ilçelerin yanı sıra, hemen Ankara, Eskişehir, Balıkesir, Bursa, Konya, Kütahya, Antalya, İzmir, Denizli ve Aydın’dan bölgeye ekipler gönderilmesi talimatını verdim. Tüm imkânlarımızı seferber ettik. Sıcaklığın 37, nemin 17, rüzgârın da saatte 40 kilometrenin üstünde olması, alevlerin hızla yayılmasına neden oldu. Yangının, ilk belirlemelere göre anız yakılması yüzünden çıktığı belirtildi. 10 Temmuz’da saat 15.10’da çıktığı belirtilen orman yangınına tüm ekiplerimizi yönlendirdik. Gün ağardığında da çok sayıda helikopter, havadan müdahale etti. İlerleyen saatlerde 520 personel, 105 arazöz, 18 dozer ve iş makineleri, söndürme çalışmalarını gece boyu sürdürdü ve yangını kontrol altına aldık. Yangınlarda, sadece içinde kimse olmayan bir butik otel biraz etkilendi. Tabii, 350-400 hektar civarında ormanımız ile içindeki canlar ve yüreğimiz yandı. Bir barınakta bulunan 250 civarında can dostları taşıttırdık. Allah’a şükür, can ve mal kaybımız yok. Tüm vatandaşlarımızın, orman alanlarına yakın bölgelerde anız, bahçe atığı ile özellikle mangal yakılması halinde, ALO Orman 177’ye ihbarda bulunmasını istiyoruz.”

10 günde 70 yangına müdahale

İzmir Orman Bölge Müdür Vekili Mehmet Erol da şu uyarılarda bulundu: “Tarım arazisi sahiplerini anız yakmamaları konusunda bir kez daha uyarıyoruz. Bu yıl, Temmuz 2019 başı itibariyle 70 yangına müdahale ettik, ne yazık ki 80 hektar civarında ormanlık ve tarım alanı zarar gördü. Sönmeyen sigara izmaritlerinin yere atılması, pikniklerde yakılan mangal, bağ ve bahçe temizliğinin ardından çöplerin yakılması ile buğday, arpa vb. gibi ürünlerin hasadı sonrası anız yakılması, orman yangınlarının ilk sebepleri arasında yer alıyor. Sıcak ve rüzgârlı havalarda orman alanlarına yakın yaşayanların çok daha dikkatli olmalarını istiyoruz. Vatandaşlarımızın, benzer olayları gördüklerinde önce uyarmalarını, vazgeçilmiyorsa ALO Orman 177 ile ALO Jandarma 156 ve ALO Polis 155’e ihbar etmelerini istiyoruz.”

Yazının devamı...

Küçük Menderes zehir akıtıyor

İzmirliler, Ödemiş Bozdağlar’dan doğup Pamucak Koyu’nda denize dökülen nehrin aşırı kirlilikle pençeleştiğini, hiçbir kurumun bu soruna el atmadığını belirtiyor ve acil olarak çözüm istiyor

10 yıl öncesine kadar içinde balıkların yüzdüğü, berrak suyuyla Küçük Menderes Ovası’na bereket saçan Küçük Menderes Nehri, son yıllarda sadece yatağındaki kirlilikle anılıyor. Bölgedeki beş ilçenin dördünün merkezinde, çevredeki bazı işletmelerde atık arıtma tesisleri olmasına rağmen bazı mahallelerin (köylerin), endüstriyel tesislerin, mandıraların ve zeytinyağı fabrikalarının atıklarının kontrolsüzce nehir yatağına bırakıldığı dile getiriliyor.
Çevreciler ve bölgede yaşayanlar, “Bunların yüzünden Küçük Menderes Nehri, hayat değil ölüm saçıyor” diye isyan ediyor.
Bu vatandaşlar ayrıca, “Başta Devlet Su İşleri (DSİ) olmak üzere, İzmir İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ile Büyükşehir ve Selçuk belediyeleri hiçbir girişimde bulunmuyor. Pamucak Koyu bu yüzden kirleniyor” diye tepki gösteriyor.
Küçük Menderes Nehri’nin kirlilikten başka şey taşımadığını ifade eden bölge üreticilerinden Muzaffer Özdemir, kirliliğe rağmen buradan alınan sularla tarım yapıldığını, çevre ve sağlık felaketinin de kapıda olduğunu belirterek, “Yıllardır kapkara, hem de ham petrol gibi akan Küçük Menderes Nehri, geçtiği her bölgeye çevre felaketi taşıyor” dedi ve yaşananları şöyle dile getirdi:

Çok kötü kokuyor!

“Şu anda gördüğünüz bu sıvı, Ödemiş ve diğer 3 ilçede arıtma tesisleri olmasına (!) rağmen kapkara ve iğrenç bir şekilde turizm cenneti Pamucak Koyu’na akıyor. Ayrıca, nedenini bilmiyoruz ama Pazartesi ve Salı günleri nehir çok daha kötü akıyor ve çok kötü kokuyor.
Neymiş; bu su arıtılıyormuş! Tire Doyranlı ile Gökçen mahallelerinin ova kesimleri arasında köprü olmayışı yüzünden nehir yatağındaki balçık çamur içinden geçen araçlar da gittikleri yerlere mikrop saçıyor. En korkunç olanı da, akan bu zehirli suyla silajlık mısır tarlaları sulanıyor. Bu durum da hem insan hem hayvan sağlığını hem de çevresindeki tarım alanlarını tehdit ediyor.”

‘Bu nehri DSİ ıslah etmeli’

Muzaffer Özdemir sözlerini şöyle sürdürüyor: “Şu anda çok kötü ve iğrenç bir koku nedeniyle kimse bu bölgeye gel(e)miyor. Arıtma tesisleri var deniliyor. Peki, iyi nehirdeki bu kirlilik nasıl ve nereden oluşuyor? Çevre sakinleri ve balıkçılar, köylerin atıkları ile vidanjörlerin bazı fabrika ve fosseptik atıklarını bu nehir yatağına döktüklerini söylüyor. Biz bunların tespit edilerek acilen engellenmesini istiyoruz. Aksi takdirde, turizm cenneti olan Pamucak Koyu yakın zamanda akan bu simsiyah zehirle değerini kaybedecektir. Çevre ve insan sağlığına çok büyük zarar veren bu kronik kirliliğe DSİ, İzmir Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ile Büyükşehir ve Selçuk belediyeleri acilen önlem almalı ve kalıcı çözüm üretmelidir.”

Yazının devamı...

Vapur, sabahları beş dakika erken kalksın

İlçede oturan vatandaş, Konak’tan 08.15’te hareket edip Pasaport, Alsancak ve Bostanlı’ya giden gemi için saat düzenlemesi yapılmasını istedi. Yolcular, işe yetişme stresi yaşamak istemediklerini ifade etti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, toplu ulaşıma kazandırdığı yeni gemilerle İzmir Körfezi’nde yolcu taşımacılığına konfor ve kalite getirmek için çalışıyor. Hatırlayacağınız gibi, yeni güzergâhlardan 9. iskeleyi Güzelbahçe’ye yapan İZDENİZ, ilk vapur seferini de 18 Mayıs 2018’de başlatmıştı. Güzelbahçeliler, gemi seferlerinin başlamasıyla birlikte rahat bir ulaşım olanağına sahip olmuş ve Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etmişti. Sabah ilk vapur seferinin özellikle Konak, Pasaport, Alsancak ve Karşıyaka yönüne gidenler için çok büyük bir hizmet olduğunu belirten vatandaşlar, o tarihlerde vapurun 5 dakika erken kalkmasını istemişlerdi. Neden olarak da; Pasaport, Alsancak ve Karşıyaka yönüne gidenlerin Konak’tan kalkan gemiyi kaçırdıkları zaman işyerlerine geç kaldıklarını söylemişlerdi.

‘Yolcu sayısı artar’

Güzelbahçeli bir grup okurumuz, geçen hafta da benzer bir istekte bulundu. Okurlarımızın isteğini UKOME ve İZDENİZ yetkililerine iletiyorum. Bakın ne diyorlar: “İZDENİZ’in bu hizmeti Güzelbahçe’de oturanlar için büyük bir kolaylık. Gemi, yaz tarifesi olarak hafta içinde Güzelbahçe’den 07.25’te kalkıyor, saat 08.15 veya 08.20 gibi Konak İskelesi’nde oluyor. Konak’tan Pasaport, Alsancak ve Bostanlı’ya giden gemi ise 08.15’te hareket ediyor. Güzelbahçe’den kalkış saati 5 dakika erkene alınırsa, Pasaport, Alsancak ve Bostanlı’ya gidecek olan yolcular, Konak’tan 08.15’te kalkan gemiye binebiliyor. Akşamüstü Güzelbahçe’ye uygulanan tarifenin benzerinin, Güzelbahçe’den Konak’a gidiş yönünde de düzenlenmesini istiyoruz. Ayrıca bu isteğimiz gerçekleştirilirse, gemiye daha çok yolcu binecektir. Arada bir Güzelbahçe’den 07.25’te kalkması gereken gemi, 5 dakika kadar geç kalkıyor ve bu sefer hiç yetişemiyoruz. Kaptanlar, böyle olduğunda bazen sürat yapıyor; 08.15 Pasaport ve Alsancak vapuruna yetişiyoruz. Her gün bu konuda stres yaşıyoruz. Yetkililerden rica ediyoruz; Güzelbahçe’den sabahları vapurun hareket saatinin sadece 5 dakika geri çekilmesi, yüzlerce yolcuyu sevindirecek ve işyerlerimize de geç kalmayacağız.”

Yazının devamı...

Geceleri sokağa çıkmaya korkuyoruz

İlçedeki Sahra ve Asmira sitelerinde yaşayan Narlıdereliler, “Arkamız otluk ve ormanlık alan, ancak zifiri karanlık. Burada adam kesseler kimse görmez. Bu alanın acil aydınlatılmasını istiyoruz” diyor.

Bu konuyu, Milliyet Ege’deki WhatsApp adresimize ilk gönderenler, Narlıdere Atatürk Mahallesi Sahra ve Asmira sitelerinde oturan okurlarımız oldu. Geçen hafta Ilıca ve Narlı mahalleleri sakinleri aradı, aynı konuda onlar da dert yandı. Okurlarımız, ilçelerinin güzelleştiğini ve belediye hizmetlerinden çok memnun olduklarını dile getirdi; dağ sırtlarına dayanan bölgeden geçen Uğur Mumcu Caddesi boyunca, bölgenin geceleri zifiri karanlık olduğunu ve korku içinde yaşadıklarını söyledi. Özellikle bu üç mahallede dağa sırtını dayayan sitelerin aynı durumda olduğunu belirterek yetkililere şöyle seslendiler:

‘Hırsızlık da oluyor’

“İlçemizde son yıllarda yamaçlara yapılan yeni siteler, tercih edilen bir yerleşim alanı oldu. Oldu olmasına da, bu sitelerin Çatalkaya Dağı uzantısındaki bölümü çalılık, ormanlık ve boş alan. Bu alanı çevreleyen yolumuz ise Uğur Mumcu Caddesi. Biz bu yolun önünde 15 yıl önce kurulan sitenin sakinleriyiz. Bu yolun kenarındaki bütün siteler aynı durumda. Geceleri zifiri karanlık oluyor burası. İçki içenler, uyuşturucu kullananlar ve fuhuş yapanlar tarafından işgal ediliyor. Burada adam kesseler kimsenin haberi olmaz. Bunlardan korkumuzdan sokağa çıkamıyoruz. Ayrıca bu bölgede hırsızlık da oluyor. Özellikle yaz aylarında memleketine ve yazlığına gidenler ile yeni evlenen daire sakinlerinin çoğunun evleri soyuldu. Korkuyoruz. Gediz Elektrik ile belediyemize dilekçeler verdik, ancak bizi dikkate alan olmadı. Narlıdere Belediye Başkanımız Ali Engin’in bu konuya el atmasını, Gediz Elektrik yetkilileriyle görüşüp, Uğur Mumcu Caddesi’nin siteler tarafına aydınlatma direkleri diktirmesini istiyoruz.”

HGS yüklerken oyuna gelmeyin!

Geçen hafta sonu köşemizde kapı kapı gezerek sivil toplum kuruluşlarının, vakıfların, derneklerin, belediye başkanları ile il ve ilçe yöneticilerinin adları kullanılarak, bağış adı altında vatandaşların dolandırıldığına ilişkin bir uyarıda bulunduk. Bugün de otoyolları kullanan vatandaşların sahtekârların eline düşmemeleri için yaşanan bir olayı aktaracağım: Olayı, İzmir ve Bursa’dan İstanbul’a giden bir vatandaşımız otoyol gişesinde yaşıyor. Bu kişi, Hızlı Geçiş Sistemi’nde (HGS) kredisinin bitmiş olduğu uyarısı üzerine, Google arama motoruna ‘HGS bakiye sorgulama ve yükleme’ yazıyor ve ilk çıkan ‘hgs.eeptt.avm.com’ diye bir siteye bakiye yüklemesi yapacağını belirtiyor. Sitenin kredi kartı bilgisini istemesi üzerine, bütün bilgilerini veriyor. Gelen onay kodunu sisteme girerek 50 TL (!) yükleme yapıyor. Olan, bundan sonra oluyor; bu kişi bir gün sonra hesabını incelediğinde 6 bin 699 TL’lik harcama yapıldığını görüyor. Hemen bankayı arayan bu kişi, sorunun bankadan kaynaklanmadığını öğrenince, yasal yollara başvuruyor. Dolandırılan vatandaş, “Böyle bir işlem yaparken asla kredi kartı bilginizi vermeyin. Otoyol çıkışlarında, ekranda cezai işlem yazılsa da 15 gün sürenizin olduğunu unutmayın” diye uyarıyor.

Yazının devamı...

Her zilinizi çalana kapınızı açmayın

Birkaç yıldır ülkemizdeki birçok il ve ilçelerde vatandaşlardan, kapı kapı dolaşılarak yardım ve bağış adı altında para toplanarak halkın dolandırıldığı aktarıldı. Basın kuruluşları olarak biz de, gelen bu ihbar ve yaşananları gazetelerimizde vatandaşların dikkatli olmaları konusunda uyarıyorduk. Gelen şikayetler arasında en çok LÖSEV’in, sakatlar derneklerinin ve şehit ailelerinin adları kullanıldı.

Sakın ola inanmayın!

Çok zaman gelen ihbarlar içinde belediye başkanları ile il ve ilçelerin yöneticilerinin adlarının da kullanıldığına şahit olduk. Geçen hafta böyle bir ihbarı Balıkesir’de Türkiye Sakatlar Derneği Burhaniye Şube Başkanı Gürsel Vardar’dan aldık. Başkan Vardar, “Sakın ola vatandaşlarımız böyle kişilere inanmasın” diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bilinmelidir ki, başta Türkiye Sakatlar Derneği ve LÖSEV gibi ülkemizdeki kamu yararı belgeli köklü engelli dernekleri asla kapı kapı gezerek yardım toplamaz. İlçemizde yaz sezonunun gelmesiyle birlikte nüfusumuz arttı ve şu sıralar ilçemiz ve çevresinde dilencilik yapan, kapı kapı dolaşıp, özellikle çeşitli derneklerden geldiklerini söyleyerek, para isteyenlerle ilgili ihbarlar aldık.

Haraç alıyorlar

Kan emiciler olarak adlandırdığımız bu kişilerin, ‘Valilikten, Kaymakamlıktan izin belgemiz var’ dediklerini ve çıkardıkları uyduruk bir gazete ile engelli ve LÖSEMİLİLER adına resmen haraç topladıklarını öğrendik. Hatta bunlar kapılarını açan vatandaşların konuşmasına bile fırsat vermeden, bu işi ‘izinli’ olarak ve engellilerin ihtiyaçını karşılamak için yaptıklarını söyleyerek, acıma duygularını sömürmektedirler. Vatandaşlarımız merdiven altı paravan derneklerin aracılığıyla toplanan yardım ve bağış adı altındaki paraların, asla amacına uygun kullanılmadığını bilsinler.”

Engelli acınacak durumda değildir

Başkan Vardar, bu kişilerin aslında kendi menfaatleri için çalıştıklarını ifade etti ve şunları söyledi: “Bunların çoğu yüzdelikle çalışıyor ve bu işi sahte belgelerle, çeşitli engelli dernekleri adına yaptıklarını söyleyerek, bazıları da yasalardaki boşlukları değerlendirerek, haraç toplamayı yasal zemine oturtuyor. Bilinmelidir ki; Türkiye Sakatlar Derneği ve LÖSEV gibi kamu yararı belgeli engelli dernekler ile vakıf asla kapı kapı gezerek yardım toplamaz. Ayrıca engelliler acınacak durumda vatandaşlar değildir. Tekerlekli ve akülü sandalyeye ihtiyacı olanlar doktoruna yazdırıp raporunu alıyor ve bedelini SGK’dan talep ediyor. Sosyal devlet engellisini muhtaç etmez, etmemelidir. Biz bu kan emicilerin yararlandıkları yasal boşlukların kaldırılmasını ve gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce yapılarak hem engellilerin hem vatandaşların mağduriyetinin giderilmesini istiyoruz.”

SORUNUNA SAHİP ÇIK

Yaşadığınız yerdeki (köy, mahalle, ilçe ve şehirde) sokağınızda, gezdiğiniz cadde ve kaldırımlarda gördüğünüz aksaklıkları, çarşıda, pazarda ve kamu hizmetlerinde karşılaştığınız sorunları, sorumlulara duyurmak, şikâyetlerinizi onlara iletmek ve çözüm bulunmasını istiyorsanız, 0555 253 52 52 numaralı telefonumu günün her saatinde arayabilir, WhatsApp İhbar Hattı olan 0535 931 01 01 ile kemal.onderoglu@hotmail.com elektronik posta adreslerime fotoğraflarıyla birlikte iletebilirsiniz...

Yazının devamı...

Turizmden en az pay bize düşüyor

Ülkemize gelen yabancıların Selçuk’taki tarihi eserleri muhakkak gezdiğini söyleyen Yolcu “Turizm Bakanlığı’na milyonlarca lira para kazandırıyoruz. Paylaşımda haksızlık var” dedi.

Geçen hafta ziyaret ettiğim Selçuk Ticaret Odası’nda (STO) üyelerin tamamı, ilçelerinin turizm geliri bakımından devlete en fazla geliri sağladığını, ancak hak ettiği payı alamadığını dile getirdi. STO Başkanı Koray Yolcu bu serzenişlerinin nedenini, “İlçemizin tarihi derinliği 9 bin yıl öncesine dayanıyor. Hatta 2015 yılında UNESCO’ya girme sürecinde ilçemizdeki kültürel varlıkların korunması ve gelecek nesillere kusursuz şekilde aktarılması konusunda kent olarak taahhütte bulunduk. Bu nedenle Selçuk dört bileşeniyle ve neredeyse yüzölçümünün yarısını kapsayacak şekilde Birleşmiş Milletler UNESCO Dünya Mirası listesine girdi. Ancak, İzmir’de ören yerleri gelirlerinden alınan payın ilçelere, nüfus oranlarına göre dağıtılması yüzünden Selçuk’a haksızlık yapılıyor” diye özetledi ve nedenini şöyle sıraladı:

Bu sistem adaletsiz

“UNESCO Dünya Mirası listesine girmemiz için verdiğimiz taahhütlerin başında, Selçuk’taki ören yerlerinin temizliği ve bakımı gibi öncelikler yer aldı. Onun için biz, ören yerlerinden elde edilen gelirlerin dağıtımında nüfus oranlarına göre değerlendirilen sistemin adaletsiz olduğunu iddia ediyoruz. Bakın size bakımını yapmak için söz verdiğimiz yerleri tek tek sayayım: Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden günümüze gelen Ayasuluk Kalesi. UNESCO listesinde olan St. Jean Bazikilası (kilisesi). Artemis Tapınağı. 4 kez değişime uğrayan ve ülkemize gelen yabancıların yüzde 95’inin muhakkak gezdiği, UNESCO Dünya Mirası listesindeki Efes Entik Kenti. Meryem Ana Evi, üç çeşme ve yol üstündeki dev heykeli. Yedi Uyuyanlar Mağarası. Miken, Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin eserlerinden oluşan 50 binin üstünde eserin sergilendiği Efes Arkeoloji Müzesi. Müzemizdeki Artemis heykeli, Eros heykeli, Sokrates başı, İsis heykeli, Saatdet Hatun hamam müzesi var. Yine UNESCO listesine giren Aydınoğulları İsa Bey tarafından yaptırılan ve restore edilerek ziyarete açılan İsabey Camii ile hamamı. Rum döneminden kalma ve günümüzdeki tarihi değerleriyle restore edilen Şirince. Şirince’deki 2 kiliseden ayakta kalan St. John Baptist Kilisesi.”

Önerilerimizi Bakan Ersoy’a ilettik

STO Başkanı Koray Yolcu sözlerini şöyle tamamladı: “Ayrıca Çetin Maket Köy, Çamlık Açık Hava Lokomotif Müzesi. Bunların dışında Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma han, hamam ve cami vb. birçok eser var. Biz bu kültürel varlıklarımızla İzmir ve ülke turizmin en önemli markalarına ev sahipliği yapıyoruz. Başta da söylediğim gibi, ören yerlerinden alınan payların nüfus oranında dağıtıldığı bu sistemin yanlış olduğunu sizin aracılığınızla duyuruyoruz. Biz ören yerlerinden dağıtılan payların verdiği değer üzerinden yani, kaynağından kullanılması gerektiğini savunuyoruz. Gelen turistin ilçemize bıraktığı değer üzerinden ödenmesini istiyoruz. Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un İzmir’e yaptığı ilk ziyaret ve toplantıda kendisine bu konuyu ilettik. Geçen hafta “İzmir Oda ve Borsaları Birliği” ortak toplantısında Yönetim Kurulu Üyemiz Ümit Yolcu da bu konuyu tekrar gündeme getirdi. Karar alıcıların bu yanlış sistemi gözden geçirerek Selçuk’un yıllardır yaşadığı bu haksızlığı gidereceklerine inanıyoruz.”

Yazının devamı...

Yeni dönemde yedi proje bitirilecek

31 Mart’taki seçimlerde ikinci kez Belediye Başkanı seçilen Doğruer, “5 yıl sonunda beni tekrar başkanlığa getiren ilçe halkımıza ne söz verdiysem onları gerçekleştireceğiz” diyor.

İlk hedefinin ‘Aquapark’ yatırımını bir an önce bitirmek olduğunu söyleyen Başkan Sadık Doğruer, bunun nedenini şöyle dile getirdi: “Bu projemizi 11 Mart 2019 tarihinde başlatmıştık. Aquapark’ı ilçemiz Poyracık’ta yapıyoruz. İçinde olimpik ölçülerde bir yüzme havuzu, bir adet kır düğün salonu, sosyal tesisler ve yazlık açık sinemamız olacak. Bunların tamamının kapladığı alan 15 bin metrekare civarında. Acele etmemizin nedeni; yaz sıcaklarında ilçe halkımızın bu tesislerden bir an önce yararlanması. Bu nedenle 2’nci dönem için mazbatamı aldığım günden itibaren, burada 7/24 prensibi ile çalışarak bu yatırımımızı önümüzdeki ay tamamlayarak hizmete sunacağız.”

Çocuk Köyü

5 yıllık yeni dönemin 75 gününde devletimizin yatırımları olan tüm projeleri takip ettiğini söyleyen Kınık Belediye Başkanı Dr. Sadık Doğruer, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnşaatı başlayan Kınık Öğretmen Evi’nin 18 Aralık 2018’de ihalesini yapmıştık. Yıkım işlemleri tamamlandı. Bu projemiz zemin artı 3 kat olup, 75 yataklı ve sanat atölyeleri ile toplam 7 bin 815 metrekare kapalı alana sahip olacak. Ayrıca 24 derslikli Kınık Halk Eğitim Merkezi şantiyemizde sürüyor. Çalışmaları devam eden diğer bir şantiyemizde Yayakent Mahallesi Kınık-Bergama Karayolu kenarında 20 bin 600 metrekare alandaki ‘Çocuk Köyü’ projemiz. Bu köyün içerisinde paleontoloji adası; veteriner, hastane, market, çiftlik, disco ve postane butaforları ile trafik adası, çocuk şehri, tornada adası ve ters ev gibi güzellikler yer alacak ve bu projemiz de 3 milyon 500 bin liraya mal olacak.”

Gençlik merkezimiz yapılıyor

Başkan Sadık Doğruer, Poyracık Mahallesi’nde Kınık Belediyesi’ne ait 9 bin 300 metrekarelik araziye yılların eksiği olan gençlik merkezi yapılacağını söyledi ve yatırımlarla ilgili şu bilgileri verdi: “Bu projenin ihalesi 18 Aralık 2018’de yapıldı. 3 bin 750 metrekare kapalı alanlı tesisimizde bir spor salonu, kütüphane, kafeterya ve sanat atölyeleri ile resim, müzik ve şiir kursları için sınıflar olacak. Kalan 5 bin 550 metrekare açık alanda ise halı sahalar, basketbol ve voleybol sahaları ile tenis kortları yer alacak. 7 milyon 500 bin liraya malolacak olan gençlik merkezimizi 500 günde tamamlayacağız. Bir de, Hamzahocalı Mahallesi’nde TEİAŞ tarafından 154 KW gücünde trafo merkezi inşaatımız da devam ediyor. Trafo tamamlanınca Kınık Organize Sanayi ile kömür madenlerinin enerji ihtiyacı karşılanacak. Bir diğer projemiz de, Mustaklar Mahallesi’nde belediyemizce ihalesi yapılan Mustaklar Çok Amaçlı Salon ve Köy Kahvehanesi. Bunların dışında belediyemizin altyapı hizmetleri devam ediyor. Bu yıl için 65 bin metrekare parke taş ihalesi yaptık. Şu anda ilçe merkezi ile birçok mahallemizde parke taş döşeme çalışmalarımız bütün hızıyla sürüyor. Soma Karayolu’nda da kaldırım ve yol ile ışıklandırma çalışmaları da yapılıyor.”

Yazının devamı...

‘İlçemizi bir üst seviyeye taşıyacağız’

31 Mart yerel seçimlerinde yüzde 67 oyla Belediye Başkanı seçilen Fatma Çalkaya, eşi Mehmet Ali Çalkaya’dan devraldığı görevi dürüst ve insan odaklı bir yaklaşımla sürdürdüğünü vurguladı.

1992 yılından bu yana ilçe ve belediye olarak çam ormanlarıyla kaplı Çatalkaya Dağı, deniz kıyısındaki güzelliği, Romalılardan kalma Agememnon Kaplıcaları, Yunanlılardan kalma bir su kuyusu ve mahzeniyle, İzmir’in şirin ilçesi Balçova’nın yeni Belediye Başkanı Fatma Çalkaya’nın 3 aylık çalışmalarını sizlerle paylaşmak istedim. Başkan Fatma Çalkaya, Balçova’da 3 dönem (15 yıl) belediye başkanı olarak görev yapan eşi Mehmet Ali Çalkaya’dan devraldığı belediyeyi, bir üst seviyeye taşımak için 7/24 çalışacaklarını ifade etti. 15 yıl boyunca Balçova Üretici Kadın Kooperatifi’nin Kurucu Başkanı ve üyesi olarak ilçesindeki semtevlerinde, kadınların ürettiği ürünlerin değerlendirilmesini sağlayan Başkan Fatma Çalkaya, 3 aylık görev süresini şöyle özetledi:

Sıcak yemek!

“İlçe halkımız, meclis üyelerimiz ve belediye çalışanlarımızla birlikte görev süremiz boyunca, 3 dönem başkanlık yapan eşimden aldığımız sosyal, kültürel, sanatsal ve hizmet odaklı belediyeciliği hedefledik. İlçemizde kimsenin aç ve açıkta olmayacağı, eğitime, kadınlara ve engellilere vereceğimiz hizmetler büyüyerek devam edecek. Bize gösterilen güveni boşa çıkarmayacağız. Üç aylık başkanlığım süreci içinde ekonomik zorluk içinde olan, geçen dönem 200 ailemize sıcak yemek verirken, bugün bu sayıyı 400’e çıkardık. Belediye çalışanlarımızın haklarına sahip çıktık ve tüm alacaklarını kuruşu kuruşuna ödedik. Yeni seçilen Bahçelerarası, Çetin Emeç, Eğitim, Fevzi Çakmak, İnciraltı, Korutürk, Onur ve Teleferik mahallelerinin muhtarlarıyla yaptığımız toplantıda beş yıl boyunca onlarla omuz omuza vererek sorunları çözeceğimiz sözünü verdik. İlçemizde eşimin başlattığı ‘Engelsiz Balçova’ projesine sahip çıktık. Engellilerimizle bir araya geldik ve onları sosyal hayatın içinde konumlandırdık. Dışarıya çıkabilsinler diye 100’den fazla vatandaşımıza akülü araç aldık. Bu hizmetleri onlara lütuf olarak değil, bir borç olarak yaptık ve yapmayı da sürdüreceğimizi anlattık.”

Kreşler ve kültür merkezi bitirilecek

Geçen aylarda temeli atılan ‘Balçova Kültür Merkezi’ inşaatının yapımını başlattığını söyleyen Başkan Fatma Çalkaya, çalışmalarla ilgili olarak şu bilgileri verdi: “İlçemizde kültür ve sanat alanında birçok etkinlik düzenleniyor. Bu etkinlikler için belediyemizin bir salonu yoktu ve şimdiye kadar farklı salonlarda bu ihtiyacı gideriyorduk. İnşaat tamamlandığında hepsi burada yapılacak. Merkezimizde 800 kişilik tiyatro salonu, 180 kişilik çok amaçlı salon, 1 adet kütüphane, 70 kişilik gösteri salonu ve 2 adet kafeterya yer alacak. İnşaat, şu anda hızla sürüyor. Belediye olarak, ayrıca ilçemizdeki çalışan kadınlarımızın işyerlerine yakın kreşler açacağız. Her mahallemizde ve sokaklarda, yine kadınlarımız için spor yapabilecekleri alanlar oluşturacağız. 15 yıldır kadınlarımızın üretim alanı haline gelen semt evlerimizde çalışmalarımız devam ediyor.”

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.