SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Buca’nın yeni yüzü Buca FK

Hemen hemen her sezon olduğu gibi; gidenler, gelenler, sözleşmesini feshedenler, yeni teknik direktör adayları derken, ülkede transfer gündemi olarak en yoğun ve en bomba takımlardan birisi Buca FK oldu.

Bu sezonun diğer sezonlardan tek bir farkı var! O da bu yıl Buca’da yepyeni bir takım doğuyor olması. Bu takımın adı da Buca FK.

Bucaspor Başkanı Cihan Aktaş 3. Lig’deki Tire 1922’yi şirketleştirip adını Bucaspor FK olarak değiştirdi. Kulüp önümüzdeki sezon 3. Lig mücadelesini Buca Stadı’nda yeni adıyla sürdürecek. Bucaspor ise önümüzdeki yıl BAL Ligi’nde oynayacak.

***

Spor kulüplerinin başkan ve yöneticilerinin yapılan icraatlar ile ilgili hiçbir sorumluluğu yok.

İstediklerinde hesapsız-kitapsız bırakıp gidiyorlar. Tıpkı seçimi kaybeden belediyelerde olduğu gibi.

Spor kulüpleri gibi belediyelerin gelirleri de belirlenmiş durumda.

Gelire göre, harcama yapılması gerekiyor ama kimse kulübün ya da belediyenin borçlarını kafasına takmıyor.

Yeni belediye başkanları, önceki belediyenin borcunu belediye önüne astığı bilançolarla afişe ediyor.

Rakamlar çok büyük.

TFF’nin görevi olmasına rağmen yetkisini kullanarak kulüpleri denetlemiyor.

Kulüpler borçlandıkça borçlanıyor, iflas noktasına gelindiğinde ise TFF ceza silahını çekiyor.

En ağır ceza transfer yasağı ve puan silme. Kulübü yönetenlere değil, şehre ceza veriliyor. Ve köklü kulüpler birer birer yok olup gidiyor.

***

İzmir’i 8 yıl öncesine kadar Süper Lig’de temsil eden Bucaspor, yaşadığı idari ve maddi sorunları bir türlü aşamadı. Ekonomik krizler, gelen transfer yasağı ve puan silme cezalarıyla boğuşan İzmir’in 91 yaşındaki kulübü daha fazla direnemedi.

Geçen sezon 2. Lige veda eden Bucaspor, bu sezon bitime sadece 2 hafta kala da 3. Ligden Bölgesel Amatör Lige geriledi.

***

Bucaspor’da yıllardır hep aynı yüzler vardı. İşte böyle bir ortamda, 91 yıllık koca çınar Bucaspor’u düştüğü bataklıktan çıkartmak için genç bir babayiğit çıktı ortaya.

Taşın altına elini koyan Cihan Aktaş ilk önce iflas etmiş kulübü borçlarını sırtladı. Hem takımın adını hem de yönetimini yenileyerek Buca FK ile yola koyuldu. Vizyon, proje ve zeka. Yolun açık olsun Cihan Başkan...

***

Buca FK önümüzdeki sezon zirveye ve şampiyonluğa oynayacak kadro için transfer çalışmaları yaptı. Transferdeki en büyük bombalardan ilki 1. Lig’e yükselen Menemensporlu Mustafa Şen oldu.

Diğer transferler ise Göztepe’den İsmail Köse, Nevşehirspor’dan Fuchs, Uşak’tan Tayfur Emre ile Ahmet Aktaş, Pazarspor’dan kaleci Ceyhun ve Hekimoğlu Trabzonspor’dan Cafercan, Tire 1922’de performansıyla göz dolduran Berke Bıyık ve Gökhan Erdöl Buca FK’nin kadrosunda yerlerini aldı.

İzmir futbolu için gerekli desteği sağlamak ve kamouyu oluşturmak için çabalayan bir gazeteci olarak bu noktada nacizane bir istek de benden. Yeni yapılanma sürecinde geçtiğimiz dönemlerde Bucaspor’a emek vermiş genç ve tecrübeli isimlerin takıma kazandırılması için gerekli, araştırmanın yapılması gerektiğinin kanaatindeyim. Tabi ki takdir Buca FK’nin yönetimindedir.

***

Artık Buca’nın yeni yüzü Buca FK’ye herkes sahip çıkıp destek olmalı.

Bucaspor’un bundan böyle vizyonsuz Başkan sorunu yok.

Ekonomik sorunu olmamalı.

Kaynak sorunu olmamalı.

Kenti yönetenlerin ilgisizliği olmamalı.

En önemlisi ise Bucaspor FK’ye siyaset asla bulaştırılmamalı.

Buca FK İzmir ve Türk Futbolu’na hayırlı olsun, başarılar getirsin.

Yazının devamı...

Denizli’de işlem tamam, İzmir sen ne yapacaksın?

Denizlispor, 9 yıl aradan sonra tekrar Süper Lig’e çıktı. Bütün şehir kenetlendi ve Süper Lig’deki ilk sezonu öncesi ilk iş olarak Denizli Atatürk Stadı’nda yenileme ve kapasite artırma çalışmaları başladı. Herkes elini taşın altına koymuş durumda. Bu bağlamda çalışmalara büyük destek veren ve iş makinelerini gönderen Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan büyük takdiri hak ediyor. Yapılamaz denileni yapıyorlar. 2 ay gibi kısa sürede stat yenileme işlemlerini sonlandırarak yeni sezonda yenilenmiş stadıyla Denizlispor’a başarılar diliyorum.

***

Neler mi yapılacak?

Tarihi statta saha zemini 3 metre aşağı çekilecek, tribünlere yeni düzenleme yapılacak. İlk olarak sahayı çevreleyen led ekranlar kaldırıldı. Daha sonra kale arkasındaki bayrak direkleri ve beton kaideleri iş makinaları ile parçalandı. Bunun ardından kale arkası tribününe odaklanıldı.

Denizli Atatürk Stadı’ndaki en önemli gelişme ise zeminin tamamen yenilenmesi olacak. Drenaj sistemi kapandığı için her yıl yenilenen deliklerle yaşatılabilen çimler, zemin nedeniyle yıl içinde liglere verilen milli maç arası sırasında yeni ekimlerle destekleniyordu. Sahanın doğal yapısı gereği içinde eğreti otları barındırması, yaz mevsimlerinde zeminin sarı yeşil görünmesine neden oluyordu. Bu çalışma ile 3 metre aşağı çekilecek saha zeminine yeni bir drenaj sistemi yapılacak.

Diğer yandan stattaki çalışmalar kapsamında tribünlerin sahaya en yakın bölümlerine ilaveler yapılarak 15 bin olan seyirci kapasitesi 20 bine çıkarılacak.

***

Darısı İzmir’in başına. Doğru ya İzmir demişken, peki İzmir’deki statlar ne durumda gelin bir bakalım. Alsancak ve Göztepe statlarının yeni sezona yetişmesi imkansız gibi görünüyor. Ancak Göztepe Stadı büyük ihtimalle yeni sezonun ikinci yarısına yetişecek gibi duruyor. Alsancak’ta işler biraz daha ağır işliyor. Karşıyaka’da ise tam bir belirsizlik hakim. 20 yıldır yolu gözlenen, 10 yıldır da yer ve ruhsat tartışmaları süren 15 bin kapasiteli yeni stadın temel aşamasında kalan inşaatına halen başlanamadı.

Kısacası; yıllarca stat sıkıntısıyla boğuşan, modern tesislere hasret kalıp Bornova Stadı açılana kadar bir dönem takımlarını maç oynamak için başka şehirlere dahi göndermek zorunda kalan İzmir, statlarına kavuşmak için gün sayıyor.

***

İnsan düşünmeden edemiyor. Yeni sezonda Denizlispor gibi, İzmir’in Süper Lig’de tek temsilcisi Göztepe mücadele ediyor. Spor Toto 1. Lig’de Altınordu, Altay, Menemenspor. 4.5 milyonluk şehirde 4 takımla profesyonel liglerde kentin marka değerini yükselten kulüpler mücadele ediyor ancak statsızlık sorunu ortadan hala kaldırılmış değil. 1971 yılında tamamlanan ve ilk olarak Akdeniz Oyunları’na ev sahipliği yapan İzmir Atatürk Stadı kaderine terkedilmiş şekilde yerinde duruyor. Genel ve yerel seçim öncesi bir çok adayın projelerinde yer alan Atatürk Stadı ile ilgili, tıpkı 1 milyonluk Denizli’de olduğu gibi İzmir’de nedense harekete geçen bir yapı yok? Benden söylemesi...

Yazının devamı...

Vefa semt adı değil Bucalılar!

Cihan Aktaş sıradışı bir başkan. “Benden öncesi beni ilgilendirmez!” demiyor. Kendisinden önce Bucaspor yönetiminin verdiği ancak yerine getirmediği sözlerin gereğini yapıyor. Borç batağında aldığı kulübü yeniden ayağa kaldırmak için gecesini gündüzüne katıyor. Genç başkan öncelikle Bucaspor üzerinden nemalananların musluklarını kapattı. Yıllarca kulübün içini boşaltanlar şimdilerde nasıl bir kayaya çarptıklarının şokunu yaşıyor...

***

Bucaspor, geçtiğimiz yıl sezona transfer yasağı ile girmişti. Lig arefesinde sahaya çıkacak 11 futbolcu bulmak zordu. Tek çare, gençleri profesyonel yaparak lige başlamaktı. Çaresizlikten yaşları 16 ile 20 arasında olan gençleri profesyonel yaptılar. Gençler formanın hakkını vermeye çalıştı. Ancak kulübün başarısını istemeyenler Bucaspor’un kuyusunu kazmaya devam etti. Geçen sezon adını bile duymadığımız oyuncular sahaya çıktı. Taraftar bağrına bastı bu gençleri. Ancak bu kulübün amatöre düşmesine engel olamadı. Dile kolay, yılların Bucaspor’u artık amatörde...

***

Cihan Başkan’ın pes etmeyen, hırslı ve kafasına koyduğunu yapacak bir karakteri var. Kulübün başına geçtiği günden itibaren her türlü açığı, bilgiyi şeffaf yönetim anlayışıyla kamuoyuyla paylaştı. Geçmişte yapılan tüm hukuksuzlukları tek tek gün yüzüne çıkardı. Yapılan yanlışları, kendisinden önceki basiretsiz yöneticilerin yaptıklarına ‘dur’ dedi.

***

Böyle devam etmesi de mümkün değildi zaten. Kasada olmayan parayı harcamanın bir gün sonu gelecekti. Birbirinin gazına gelen ve birbirlerine gaz verenlerin oyunu da son bulacaktı. Plan program yapmadan, ihtiyaçlar belirlenmeden, getireceği yükü hesap edemeden, gelecek yıllara ipotek koyarak, üretmeden, yetiştirmeden, emek sarf etmeden, müflis tüccar gibi almaya devam ederek, ‘Maç kazanalım da, cebimizi dolduralım gerisi önemli değil’ diyerek, canı sıkıldığında ceketini alıp giderek, geride koskoca bir enkaz ve küstürülmüş taraftar, posta kutusunda ise icra kağıtları ve bloke edilmiş hesaplar bırakarak…

***

O dönemler çok şükür ki kapanıyor hem Buca’da hem de Türk futbolunda. Artık kuruşların hesapları yapılmaya başlandı. Ben, fazla değil bir kaç yıl içinde bambaşka bir Bucaspor göreceğimize inanıyorum. Çünkü, Bucaspor’un geleceğine konulan ipotekler birer birer kaldırılıyor. Yepyeni bir Bucaspor doğuyor. Yıllardır vefa, unutmaya başladığımız bir değer olmuştu. Vefa bir semt adı değil Bucalılar. Yapılan yeni oluşumlara ve genç Başkan Cihan Aktaş’a sahip çıkın lütfen. Göreceksiniz Bucaspor için güzel günler yakında...

Yazının devamı...

Başarı gençlerle gelecek

Millilerimiz Konya’da, Fransa karşısında tarih yazdı. Beklentilerin de ötesinde, muhteşem bir sonuç. Tüm dünya bu takıma selam durmalı. Son Dünya Şampiyonu Fransa’yı yenmek çok büyük bir başarı. Bunun ilk olması da ayrı bir önem taşımakta. 2002 Dünya Şampiyonası’nda 3. olan Milli Takımı çağrıştırdı bana. Teknik adamıyla, futbolcularıyla ve de bu başarıya tribünleri doldurarak katkı sağlayan taraftarları yürekten kutluyorum. Özlemiştik...

***

Bir kez daha gördü ki Türk futbolunda gençlere daha fazla güvenmeliyiz ve onlara şans vermeliyiz. Türk futbolu son yıllarda devamlı olarak yabancı sınırı ile uğraşadursun, altyapılardan oyuncu yetişmiyor veya yetişen oyuncular kendisine şans bulamıyor. Özellikle kendi altyapısından oyuncu yetiştirmek gibi bir misyona sahip takım bulunmayan Süper Lig’de, kulüplerin sürekli yaşlı oyunculara yatırım yaparak, mali olarak zor duruma düşmesi de cabası.

Süper Lig’e en güzel örnek ise bir alt ligde çıkardığı futbolcuları Avrupa’ya gönderebilen Altınordu. Yetiştirdiği gençler, Türk futbolcunun yeteneksiz veya yetersiz olmadığını kanıtlarken, Süper Lig’de Altınordu’nun gençlere duyduğu güveni duyabilen bir takım bulunmaması çok acı.

Bu topraklarda ki binlerce cevher her alanda keşfedilmeyi bekliyor. Gerçek yeteneklerin kazanacağı günleri biran önce görmek dileğiyle. Ayrıca A Milli Futbol Takımı’mızın İzlanda’da Keflavik Havalimanı’nda maruz kaldığı muamele nezakete ve sportmenliğe hiç uygun değildi. Sorumlu tüm yetkilileri ve görevlileride şiddetle kınıyorum.

***

Türkiye Futbol Federasyonu’nun genel kurul toplantısı yapıldı. Başkanlığa seçilen Nihat Özdemir hakkında denecek bir şey yok. Tek başına aday oldu ve seçime girerek Başkan seçildi. Umut ediyorum ki Türk futboluna yararlı hizmetler yaparlar. Beklentimiz de bu yönde. Asıl üzüldüğüm tarafı 4.5 milyona yakın nüfusuyla İzmir’imizden bir temsilcinin bizleri Türkiye Futbol Federasyonu’nda temsil edemiyor olması.

Ne yazık ki bu seferde olmadı. İzmir yine sahipsiz kaldı. Bu noktada İzmir kulüpleri ve yöneticileri şapkasını önüne koyup oturup düşünmeli. Bencilliği, küskünlükleri birbirlerinin başarıları ve başarısızlıklarından nemalanmayı bir kenara bırakıp sadece fotoğraf karelerinde değil, yürekten kenetlenmeli. Türk futbolunun geniş bir revizyona gereksinimi var. Bu nedenle Yeni federasyona ve yönetimine kolaylıklar diliyorum.

***

Türk sporu, özellikle son 10 yılda siyasetin içerisine iyice sokuldu. Bu nedenle diğer branşlar ile birlikte Futbol da bu uygulamadan nasibini aldı. Son sezona baktığımız zaman, futbolda olmadık olayların döndüğünü görmemek için kör olmak gerek. Hakem oyunları ile bazı takımların önünün açılması, şampiyonluk kadar düşme hattındaki takımların maçlarındaki gariplikler. Öyle bir anda göz ardı edilecek gibi değil.

***

Elbette ki, düşen takımların yöneticilerinin yaptıkları hataları da es geçemeyiz. Kulüp Başkanları ve yöneticiler suçu önce kendilerinde aramalılar, ardından da diğer bahanelerin ardına sığınmalılar. Özellikle Akhisarspor yöneticilerinin sezon başından itibaren yaptıkları akıl almaz yanlışlar kulübü de bu duruma getirdi. Bu nedenle, kulüp başkanı ve yöneticiler yoğurdu üfleyerek yemeliler ki, sezon sonunda üzülen taraf olmasınlar. Kısacası, gerçek şu ki, hata yapan lig sonunda kendisini bir alt ligde buluyor. Parayı ben veriyorum benim sözüm geçer değilde daha akılcı yöneticiler kulüpleri yönetmeli. Sonrası asırlık camialar yok olmaya yüz tutuyor. İşte köklü İzmir kulüpleri arasında bulunan Karşıyaka, Bucaspor’un durumu ortada. Bucaspor göz göre göre amatöre düştü.

***

Türk futbolunda geniş bir revizyon yapılmalı dedik. Türk futbolunda ki alt yapı sistemi Federasyonunda katkılarıyla yeniden düzenlenmelidir. Takımlar, alt yapıya daha çok yatırım yapmalılar ve yetişen futbolculardan en az 2’sinin maç kadrosunda yer alması, hatta bir tanesinin ilk 11’de oynatılmasının önü açılmalı. Tüm liglerde daha çok genç futbolcu oynatılması teşvik edilmeli. Teknik adamların eğitimi önemsenmeli. Futbol hakem ve gözlemci camiası da revizyondan geçirilmeli. Futbol Federasyonu ve yeni yönetim kurulunu bekleyen sorunlardan bazıları. İş yapma sırası onlarda. Hadi kolay gelsin.

Yazının devamı...

Odaklandık, düşmedik!

Spor Toto Süper Lig’de ikinci sezonu geride bırakan Göztepe, maalesef bu sezon geçen yılki Göztepe’yi bizlere mumla arattı. 34 haftada sadece 11 galibiyet alabilen sarı kırmızılılar ligi düşme hattının 1 puan üzerinde tamamladı ve bizleri kabustan uyandırdı.

***

Geçen hafta ‘Şehri Müdafaa’ başlıklı yazımda “Bu sezon İzmir takımları için kötü tablo devam ediyor. Göztepe 14 yıl sonra çıktığı Spor Toto Süper Lig’in 2. yılında düşmemeye oynuyor. Altınordu 3 yıldır üst üste Play Off kapısından döndü. Altay 1. Lig’i orta sıralarda tamamladı. 91 yıllık koca çınar Bucaspor amatöre düştü. Karşıyaka, altyapısından yetiştirdiği gençlerle 3. Lig’de Play Off’a veda etti. Kısaca beyler İzmir futbolu sahipsiz kalarak gerilemeye devam ediyor” diye yazmış, İzmirlileri kentin takımlarına sahip çıkmaya davet etmiştim.

***

Bu çağrımıza İzmirliler duyarsız kalmadı. Ankaragücü ile evinde oynayacağı karşılaşmayı kazanıp kümede kalışını ilan etmek isteyen Göztepe, tüm hafta adeta tek yürek oldu.

Tarihi maç öncesi sarı kırmızılılar Urla Adnan Süvari Tesisleri’nde tüm kapıları dış dünyaya kapattı. Başkan Mehmet Sepil ve Yönetim Kurulu üyeleri seferberlik ilan etti. “Odaklan” etiketiyle oyuncularına destek olan taraftarlar Bornova Stadı’nı tıklım tıklım doldurdu.

Bornova’da sadece taraftarın değil basın tribününde oturan bizlerin de heyecanı doruktaydı.

Özellikle maçın son 15 dakikalık bölümünü bütün İzmir basını ayakta izledi. İzmir siyaset ve spor dünyasının da maça ilgisi büyüktü. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve eşi Neptün Soyer başta olmak üzere, ilçe belediye başkanları, İzmir milletvekilleri, İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın gibi isimler de Göztepe’yi yalnız bırakmadı. Ortak dileğimiz Göztepe’nin lige tutunmasıydı. Çünkü Göztepe düşerse İzmir düşecekti.

***

Ve 90 dakikanın sonunda sarı kırmızılı takım da bu sevdaya bileğinin hakkıyla karşılık verdi. Göztepeli futbolcuları alınlarından öpüyorum. Beş haftadır final niteliğinde maçlar oynadılar. Taraftar ve Göztepe camiasını mahçup etmediler. “Biz daha bitti demedik” dediler ve Süper denen ligde kalmalarını ilan ettiler.

***

Hayatım boyunca unutamayacağım iki penaltı var. Biri Antalya’da Göztepe’yi Süper Lig’e çıkaran penaltı diğeri ise bu sezon Süper Lig’de kalmasını sağlayan penaltı. Gözlerimizden akan her bir damla yaş, sana olan sevgimizden Şanlı Göztepe. Şimdi koca bir yıl yapılan yanlışların masaya yatırılıp bir an önce gelecek sezonun yol haritası çizilmeli. Torbalı tesisleri, yeni stadın biran önce bitirilmesi konusu başta olmak üzere yoğun mesai harcanmalı. Yeni sezona sadece 84 günlük kısa bir ara verildi. Önümüzdeki yıl bu yıl ki gibi kabus dolu değil, Avrupa’ya oynayan Göztepe’yi izlememiz dileğiyle. Uzun yoldan gelindi, yol uzun...

Yazının devamı...

Şehri müdafaa zamanı!

Meşin yuvarlağın topraklarımızda ilk boy gösterdiği yer olan, futbolumuza birçok nevi münhasır şahıs kazandıran, bir zamanlar 1. Lig’de 4-5 takımla temsil edilen ve ülkemizde ilk kez Göztepe ile Avrupa’da yarı final sevinci yaşayan üçüncü büyük kentimiz İzmir.

Kentimiz gerek Türk, gerekse Dünya futbolu için önemli anlamlar taşıyor. Dünya futbolu için önemli; zira 1980-81’de 1. Lig’e çıkma mücadelesinde Karşıyaka-Göztepe derbisini 67 bin 696’sı biletli toplam 80 bin seyirci izlemişti. Bu rekor, 2. Lig düzeyinde dünyada henüz kırılamadı.

***

Türkiye açısından İzmir o kadar çok ilki barındırıyor ki... Türkiye’de, futbolun ilk kez oynandığı şehir İzmir. Futbol oynayan ilk başbakan ise İzmir İdman Yurdu ve Altay’da kalecilik yapan Adnan Menderes. 1959’da başlayan Profesyonel Futbol Ligi’nin ilk golünü İzmirsporlu Özcan Altuğ atarken, ilk gol kralı İzmir’in Damlacık takımında yetişen Metin Oktay’dan başkası değildi.

***

Kulüpler bazında İzmir’in ilkleri ise... Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kaldıran ilk Anadolu takımı, 1969-70’te F.Bahçe’yi 3-1’le mağlup eden Göztepe. 1966-67’de Türkiye Kupası’nı bir Anadolu takımı olarak kazanan ilk kulüp ise Altay. 1967-68’de İzmir Denizgücü’nün Başbakanlık Kupası’nı alan ilk amatör takım olduğunu da unutmayalım! Bunların ötesinde, İzmir’in Türk futbolunun batıya açılan ilk penceresi olduğu gerçeğini unutmayalım. O zamanki adı Fuar Şehirleri Kupası olan, bugün ise UEFA Kupası diye bilinen organizasyonda Göztepe, 1968-69’da yarı finale yükselmişti.

***

Peki sonra çöküş niye başladı?

Bu takımların hepsinin birer stadı vardı ama İzmir tesis yönünden ilerleyeceğine tam tersi geriledi. Kulüpler statlarını kaybetti. Stat sorunu nedeniyle yaşanan göçebelik takımların performansını da etkiledi. Şehri yönetenlerin İzmir kulüplerine yeterince destek vermemesi sonucunda düşüş sürdü.

***

Bu sezon İzmir takımları için kötü tablo devam ediyor. Göztepe 14 yıl sonra çıktığı Spor Toto Süper Lig’in 2. yılında düşmemeye oynuyor. Altınordu 3 yıldır üst üste Play Off kapısından döndü. Altay 1. Lig’de orta sıralarda ligi tamamladı. 91 yıllık koca çınar Bucaspor amatöre düştü. Karşıyaka, altyapısından yetiştirdiği gençlerle 3. Lig’de Play Off’a veda etti. Kimsenin çıtı çıkmadı. Kısaca beyler İzmir futbolu sahipsiz kalarak gerilemeye devam ediyor.

***

Yaşadığınız, kendinizi ait hissettiğiniz şehrinizin takımı olması 15 günde bir şehrin farklı toplumsal kesimlerinin stadyumda buluşup sevinmeleri, üzülmeleri güzel bir şeydir. Veya gurbetteyseniz şehrinizin takımını takip etmeniz sıla ile irtibatınızı devam ettirmeye yarar mesela.

Cümleleri süsleyip uzatmaya gerek yok. Kitabı ortasından yazalım; insanın kendisini ait hissettiği şehrin bir takımı olmalı ve o takım desteklenmeli...

Şehrinin takımından bihaber yaşamak günah değildir. Tamam ama kesinlikle ayıptır vesselam....

Bir şehir düşünün, İzmirliler nerede? İzmir’de kazananlar nerede?

İzmirli sessiz!

Ve düşme hattında Göztepe...

Şehir dinamikleri sessiz, suskun!

Taraftar, üzgün ve kızgın...

Bu büyük şehrin bir zamanlar Avrupa’da yarı final oynamış ilk takımı küme düşme potasında.

Kendine gel, toparlan İzmir!

Göztepe henüz düşmedi!

Göztepe düşmeyecek!

Buna inan, ayağa kalk İzmir!

Takımına sahip çık, markana değer ver!

Haydi İzmir!

Şimdi hesap zamanı değil. Hesap sorulur nasılsa!

İzmir’de kazananlar, İzmir’den kazananlar…

İzmir’i yönetenler

Sözüm size...

İstanbul takımlarının başarılarında göstermiş olduğunuz hassasiyetinizi, yaşadığınız şehrin takımlarına da gösterin.

Şimdi söz sizde...

Koskoca İzmir, Göztepe’yi yok etmesin!

Gelin hep birlikte Göztepe’yi Süper Lig’de bırakalım.

Seferberlik ilan edelim. Şehri bayraklarla donatalım, pazar günü Bornova Stadı’nı dolduralım.

Çok şey mi istedim?

Yazının devamı...

Sıra sende Altınordu

Kıyasıya mücadelelerin baş gösterdiği 2018-2019 sezonu sona ermek üzere. İzmir ve Ege temsilcilerimizden bir üst lig için mücadele veren takımlardan kimisi baharı yaşıyor, kimisinde ise yaprak dökümü var.

Süper Lig’de 7 yıldır mücadele eden ve tarihi başarılar yaşayan Akhisarspor sezon başından bu yana yer aldığı düşme hattından çıkamadı ve tarihinde ilk kez küme düşmenin acısını yaşadı.

Göztepe, ligin bitimine 2 hafta kala 34 puanla düşme hattının bir basamak üzerinde yer alıyor. İzmir’in Süper Lig’deki tek temsilcisi olan sarı kırmızılıların, bu zorlu süreci de atlatacağına ve düşmeyeceğine inancım tam.

1. Lig’de Abalı Denizlispor, 9 yıl aradan sonra adını Süper Lig’e yazdırmayı başardı. Hoş geldin Denizlispor diyorum.

***

7 yıl aradan sonra 1. Lig’e çıkmayı başaran Altay, ilk sezonunda özellikle ikinci yarıdaki performansıyla önümüzdeki yıl şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olduğunu ispatladı.

Birbirinden güçlü takımların yer aldığı 2. Lig Kırmızı Grup’ta Menemen Belediyespor, üst üste 3 yıl play-offlarda kaybettiği şampiyonluğu, bu sezon bitime 2 hafta kala doğrudan ilan ederek tarihinde ilk kez 1. Lig’e yükselmeyi başardı.

***

2. Lig Beyaz Grup’ta Manisa Büyükşehir Belediyespor, adını 1. Lig’e yazdırmak için play- offlarda mücadele ediyor. Tüm takımlarımızı verdikleri mücadeleden dolayı tebrik ediyorum.

Ben bu noktada Türkiye’nin futbolcu fabrikası Altınordu’ya ayrı bir parantez açmak istiyorum.

Türk futbolunda altyapısı ‘parmakla’ gösterilen kulüplerden birisi Altınordu…

Hakikaten de Seyit Mehmet Özkan’ın Altınordu’su önemli işler başardı. Tesisleriyle, yetiştirdiği oyuncularla Altınordu olmak kolay olmadı.

Yetiştirdiği yıldızlarla Türk futboluna öylesine damga vurdu ki, herkes örnek alıyor İzmir temsilcisini…

7 yıl öncesine kadar yeni neslin pek tanımadığı, ancak çoğu kişinin adını çevresindeki büyüklerinden duyduğu bir takımdı Altınordu.

İzmir’in Kırmızı Şeytanlar’ı, 90 yıllık mazisiyle farklı bir camia. Unutulmaya yüz tutmuşlardı. Bugün tribünlerinde 50 yaş üstü seyirci sayısının fazla oluşu da bu sebeptendir.

”İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu” felsefesiyle yola çıkan Altınordu, genç yeteneklere bu doğrultuda eğitim veriyor.

“Kanıta ve kayda dayalı eğitim programı” uygulanıyor. Türkiye’de planlı, disiplinli bir altyapıya ve futbolcu yetiştirme anlayışına sahip tek kulüp, İzmir’in Altınordu’su...

***

Altınordu artık Süper Lig’deki yerini almalıdır. Özellikle, bulunduğu noktaya tırnaklarıyla kazıya kazıya gelen ve bu takımın başarısının başmimarlarından biri olan Hüseyin Eroğlu ile arkadaşları Süper Lig’i sonuna kadar hak ediyor.

1. Lig’de, evinde Boluspor’u 3-0 mağlup ederek 5. sıraya yükselen Altınordu, son hafta maçında deplasmanda, iddiası bulunmayan Giresunspor’u da yenmesi halinde diğer sonuçlara bakılmaksızın tarihinde ilk kez play-off oynamaya hak kazanacak.

Altınordu 7 yıl önce ‘bu toprakların çocuklarına güvenerek’ çıktığı yolda; artık Süper Lig yolunda emin adımlarla ilerliyor. Hatta, bu lige bir nefes kadar yakınlar.

İyi ki bu yola çıktılar. Yolunuz açık, her yaptığınız bu ülkeye örnek olsun...

Yazının devamı...

İzmir’in ilk şampiyonuna selam olsun

Menemenspor, TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta Şanlıurfaspor’la 0-0 berabere kalarak ligin bitimine bir hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.

2018-2019 sezonunu lider olarak bitirmeyi garantileyen Menemenspor, artık Spor Toto 1. Lig’de. Menemen İlçe Stadı’nı dolduran 5 bine yakın futbolsever takımlarını bağrına bastı. Maç öncesi ve sonrası muhteşem bir görsel şov vardı. Elbette bu başarı çok kolay olmadı. Zor ve dikenli yollardan geçip geldiler bu günlere...

***

Eğer bir insan gerçekten inanır ve yola çıkarsa karlı dağlar bile ona selam verip yolunu açar, puslu havalarda bile yıldızlar önünü aydınlatırmış.
Başarının başmimarı Tahir Başkan’ın kulübün üzerindeki emeği büyük. Fenerbahçe Kulübü yöneticilerinin büyük katkılarıyla, ‘Küçük Kanarya’ diye kurulan Menemenspor, 1942’den bu yana büyük hizmetler vermiş.
Tahir Başkan göreve geldiğinde, yani 1999 yılında Menemen Belediyespor kapanmak üzereydi. İlk işi, Menemen Kaymakamlığı’nda olan kulübün anahtarını almak oldu. Amatör Küme’de 9 yıl boyunca büyük mücadeleler verdiler. 9. yılda profesyonel lige adım atıldı. Profesyonel ligde 5 yıl oynadılar, kulüp 5. yılında 2. Lig’e geçiş yaptı. 4 yıldan bu yana 2. Lig’de mücadele etti. Üst üste 3 yıldır Play Off oynamayı başarabilen Menemenspor, şeytanın bacağını bu sezon kırdı.

***

Menemenspor’un kuruluşundan bugüne dek elde ettiği başarılarda daima güçlü yönetimlerin ve vefakâr taraftarın büyük payı olmuştur. Tahir Başkan’ın idaresinde Menemenspor kanatlanıp uçtu. Eski Belediye Başkanı Şahin, tüm mesaisini Menemen halkına olduğu kadar Menemenspor’a da harcadı. Sadece futbolda değil, sporsever bir başkan olarak sporun tüm branşlarında faaliyet gösterdi. Onun iki hayali vardı. Bir gün bu takım Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi İstanbul takımlarıyla oynayacak. Bir sözünü bu sezon Ziraat Türkiye Kupası’nda tuttu. Menemenspor, Fenerbahçe’yle kupada karşı karşıya geldi. Şimdi sıra, diğer sözü olan Menemenspor’u Süper Lig’e taşımakta. Onu da başaracağına inancım tam.
Yeter ki Menemenliyim diyen herkes, bu başarılı kulübün ve yönetimin arkasında dursun. Şimdi öncelikleri, daha fazla kenetlenerek Menemen’in önümüzdeki yıl Spor Toto 1. Lig’de yeni yüzü olacak Menemenspor’un etrafında birleşmek, Menemen’i bir marka yapma yolunda ne gibi katkılar sunabileceklerinin planlarını, projelerini hayata geçirmek olmalıdır.
Tahir Başkan görevde olduğu süre içinde hiçbir zaman pes etmedi, yılmadı ve mutlu sona ulaştı. Unutmamak gerek; vazgeçenler asla kazanamaz.

***

Futbolcuların ve teknik heyetin saha içinde yaşadığı mutluluğa tribünler de ortak oldu. Yineliyorum, bu şampiyonluğun, bu büyük günün mimarı ve yaratıcısı Tahir Şahin’dir. Böylesine muhteşem bir futbol zaferini hep birlikte Menemen’e yaşattılar.
Tahir Başkan’dan başlayarak, Menemen’i bu başarıya taşıyan Suat Kaya önderliğindeki teknik heyeti, tüm futbolcuları, o başarılı ayakların mutluluğa ulaşmasında büyük payı olan kulüp doktorunu, masörünü, malzemecileri ve tüm emekçiler ile bu kulübe karşılıksız gönül veren, muhteşem taraftarı kutluyorum. Nice başarılara ulaşılması dileğiyle.
Spor Toto 1. Lig’e hoş geldin Menemenspor...
Sevginin ve barışın hüküm sürdüğü yeni bir sezon için birleşsin bütün eller ve yürekler...

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.