SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Türk’ün kafası nasıl çalışır?

.

Milliyet Haber

Neredeyse 50 yıldır Türk’üm, hâlâ Türk’ün kafası nasıl çalışır dendiğinde, bir iki klişeden öteye geçemiyorum. “Biz pratik milletiz” deriz. Hayatımız, birbirimizin hayatını zorlaştırmak, karşı tarafa meydan okumak üzerine kurulu. Bunun nesi pratik? Menemenin soğanı için işi gücü bırakıp günlerce tartıştık. “Soğansız yiyenler hayattan keyif alamaz” yazan bile oldu. Sonuç? İsteyen soğanlı istemeyen soğansız yer, kime ne? Bu kadar tartışma “pratik” mi? Ne işe yaradı?

Gündemde “akraba evliliği” var. Psikopatlarla dolu bir ailenin suç hikâyesinden konu geliyor Cumhuriyet rejimine dayanıyor. Akraba evliliğini rejim istemiş, onun için böyle olmuş bilmem ne. “Biz ne güzel aile arasında kardeş kardeşe evleniyorduk, ne oldu bize ve değerlerimize?” denmesine az kaldı. Çoktan geçmiş bitmiş tartışmaları, bilimsel gerçekleri, kurcalayıp yeniden tartışmaya açmanın ve dünyanın en bayat terazisinde evet / hayır, doğru / yanlış diye not vermenin nesi pratik?

Etrafa bir bakın, gündemimiz bu mu?

Poşet de poşet. Yahu arkadaş, anneannelerinizin pazar filesi yok muydu? Al bir file, konuyu kapat. Hiçbir şeye itiraz etmeyen milletimiz poşet paralı olunca neredeyse topyekûn seferber oldu. Geçen gün biri “Naylon poşet bizim çimentomuzdur” yazmış. Hakikaten doğru. Ama neden? Açıklayan var mı? Neden ücretsiz naylon poşet bizim temel değerlerimizden biri?

Türk’ün aklını sorgulamak için illa Türkiye’de olmaya gerek de yok. İki haftalık çiçeği burnunda bir Londralı olarak burada da kaçamıyor insan bu sorunun yanıtından. Gazetelerde her gün Brexit baş konu. Ben bu yazıyı yazarken bütün manşetler Başbakan Theresa May’in Brexit’i savunmak için uzatmaları oynadığını yazıyor. Ortalık karışık. Referandumdan “Evet, çıkalım Avrupa Birliği’nden” sonucu çıktı ama şimdi kimse çıkmak istemiyor. “Neden?” diye sordum tanıştıklarıma. İngiliz komşulardan biri “En ufak seyahat için bile vize almaya hazır değilim ben” dedi. Hah dedim merhaba, gerçek dünyaya hoş geldiniz. Toplayın belgeleri, çıkarın banka hesap dökümlerini, ayıklayın Brexit’in taşını...

Bunu söyleyenler Brexit’e evet diyenler halbuki. Ama iş bireysel konfora gelince iş değişiyor. Yani Avrupa Birliği’nden çıkmak istiyorlar, ama Fransa’ya ya da İspanya’ya giderken vize almaya gelince “Bir dakika ya biz vize almak istemiyoruz, çıkmayalım”a geliyorlar. Bazen büyük siyaset işte bu kadar basit mevzuların boyunduruğu altına giriyor. Bu örneği buradaki havayı anlatan sembolik bir örnek olarak algılayabilirsiniz. İngilizlerin bu zor (!) ikilemi ve mücadelesi devam ederken ve ben bu mücadeleyi dudaklarımın kenarındaki sarkastik İngiliz gülümsemesiyle izlerken bile gene ve hep Türklere şaşırıyorum.

Artık İngiliz vatandaşı olmuş değerli hemşehrilerimizden biriyle konuşuyordum, “Son yıllarda çok göçmen geldi, hastanelerde bize sıra gelmiyor, bütün kamu hizmetleri aksadı, mağduruz” diye dertlendi. Bir diğeri, “Bu kadar da olmaz ki... Kim gelse aldılar, kim gelse aldılar” diye konuştu. Yahu sen kendin göçmensin. İki yıl olmuş oturum alalı. La havle... Ayrıca hani misafirperver millettik?

Menemenin soğanı, akraba evliliği, poşet, Brexit... Türk’ün kafası nasıl çalışıyor anlayan var mı? Hani insan bazen anlamak istemez ya...

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Müzikte deneysel olduk
  2. Evden işe kaç saatte gidiyorsunuz?
  3. Türkçe popa yeni bir yön
  4. Babanın tatili
  5. Rap popu nasıl solladı?
  6. Ege’de bir adaya savrulmuş iki kişi ve bir aşk hikâyesi
  7. Arabesk rap’in yükselişi üzerine
  8. Jerry Seinfeld’i sahnede izlemek
  9. Years&Years’den Emre Türkmen: İlk duyduğum şarkı bir Barış Manço’ydu
  10. Korsan tezgâhı

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.