SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Aslanlar gibi döndü

Galatasaray, zor günler geçirdiği bir dönem yaşıyor. Kolay değil, Şampiyonlar Ligi maçından 3 gün sonra Gaziantep gibi Süper Lig’in iyi takımıyla deplasmanda oynamak.. Fatih Terim, takımı İstanbul’a getirmedi.
Madrid’den direkt Gaziantep’e geçtiler. Artık futbolcularla aralarında neler koştular bilemiyorum. Ama ne yaptılarsa takımın oyununa olumlu anlamda yüzde 100 katkı sağlamış. En önemli katkı ise Luyindama-Ahmet Çalık-Marcao’da olmuş.
Daha önceki bütün maçlarda rakipler rahatlıkla hava toplarından, kornerden çok rahat Galatasaray’a goller atıyorlardı, Ahmet Çalık’ın 3. stoper olarak oraya monte edilmesi, defansif anlamda takımı müthiş rahatlatmış. Aynı şekilde Nzonzi’nin yerine Lemina, orta sahaya geçince Ömer Bayram, Feghouli, Lemina üçlüsü bilhassa ilk yarı, Gaziantep’e ikinci bölgede bir tek olumlu top yaptırmadı. Lemina’nın futbolu her hafta üzerine koyarak daha iyi gidiyor. Sert bir futbolcu, ikinci mücadeleleri kaybetmiyor. Hep hücumu düşünüyor. Kesinlikle geri pas yapmıyor. Bana Melo’yu hatırlattı. 1-2 hafta daha sonra daha iyi karar verebiliriz. Feghouli ise Galatasaray’ın kadrosundaki A sınıfı 3. futbolcu. Birincisi Muslera, ikincisi Falcao ve üçüncüsü Feghouli. Dün gece hem defansif hem de hücum anlamında takımının beyniydi.
Bir gol attı, iki topu direkten döndü. Devamlı aktifti. Ömer Bayram da Galatasaray’ın ağır işçisi. Özellikle ilk yarı Gaziantep’in direncini kıran en önemli futbolcuydu. Ölesiye mücadele ediyor. Tekme yiyor, kafasına darbe alıyor tedaviden sonra aynı mücadeleye devam ediyor. Orta sahaya çok büyük katkı veriyor ve bir de buna ekstradan iyi futbolunu harika bir golle süsledi. Emre Taşdemir, umduğumdan daha iyiydi. En azından hatasız oynadı, temposu Nagatomo’dan daha iyiydi. Feghouli’nin attığı golün pasını verdi. İlerleyen haftalardan daha da iyi olacağının sinyalini verdi.
Sakatlanan Andone’nin oyuna giren Babel, o da her şeyini ortaya koydu. Ama gollük fırsat da yakaladı. Herhalde kendine güvensizlik yaşıyor, gol yapabileceği topu pas vererek şut çekmeyi tercih etmiyor.
Sonuçta; çok zor bir deplasman maçıydı Gaziantep karşılaşması. Gaziantep iyi bir takım. Sıkı mücadele ediyorlar. Çok kaliteli futbolcuları var. Hele 3 numara Djilobodji belki de Türkiye’deki en iyi 3 yabancıdan bir tanesi. Güray olsun Oğuz olsun Cisse olsun, bunlar olağanüstü mücadele eden futbolcular.
Galatasaray böyle kaliteli bir takımı yenip 3 puanı alarak yaralarını sarıyorsa, bu büyük bir başarıdır.

Yazının devamı...

Terim takımı kucaklamalı!

Fatih Terim’i ne kadar sevdiğimi, inandığımı herkes bilir. Bugün yine aynı lafı söylüyorum. Bu takım şampiyon olacaksa, UEFA Avrupa Ligi’ne devam edecekse bu Terim ile beraber olacak. Fikrim hiçbir zaman değişmedi, kimse de değiştiremez.
Ama ortada bir gerçek var. Galatasaraylı futbolcuların ortaya koyduğu kötü performansı şöyle değerlendiriyorum; oyuncular daha iyi futbol ortaya koyamıyorlar değil, koymuyorlar. Üstüne basa basa söylüyorum bunun sebebi nedir, neden bu yıldızlar Galatasaray için daha fazlasını yapmıyorlar? Bu kadroyu Fatih Terim kurdu. Aldığı futbolcuların çoğu A sınıfı topçular. Daha iyi mücadele etmeleri tabii ki gerekir. Ama bakıyoruz Muslera hariç, hepsi umursamaz bir görüntü içindeler.
Evet, Fatih Terim de bu görüntüye çıldırıyor, bunu biliyoruz. Ama Terim her maç sonrası, ‘Ocak ayında operasyon var. Ocak ayında görüşeceğiz. Büyük değişiklikler yapacağız’ diyor. Hangi futbolcu olursa olsun bu lafları duyduğu an o takım için her şeyini verir mi? Yeni transferlerin çoğu kiralık. Huzurlu, mutlu olmazlarsa şimdiki tablo ortaya çıkar.

Bizim gibi değiller
15 tane yabancı, buraya tabii ki para kazanmak için gelmişler. Mutlu olurlarsa, kendilerini takımın bir parçası görürler. Dışlandıklarını hissederlerse o futbolcuları kaybedersin. Taraftar adeta tetikte, hıncını futbolculardan almak istiyor. Onlara da saygılıyım. Çünkü sahaya çıkan o futbolcular. Ama yabancılar bizim gibi düşünmüyor. Bunu da en iyi bilen Fatih hocadır.

Nasıl olacak?
Devre arasının geldiğini düşünün. Kadroyu değiştirmek o kadar kolay mı? Hepsinin avukatlarıyla birlikte yaptıkları kapı gibi sözleşmeleri var. Göndermek istersen ya bedava yollayacaksın ya da sezon sonuna kadar olan parasını ödeyeceksin. Peki bu iki yoldan birini yapmak kolay mı? Galatasaray futbolcu satmadan oyuncu alamıyor. Bu operasyon nasıl olacak?
Ben Fatih hocanın yerinde olsam kesinlikle artık futbolcuları suçlamam. Tam tersi onlara kucak açarım. Onları mutlu etmek için elimden geleni yaparım. Fatih Terim’in de, Galatasaray’ın da bu futbolcuların ortaya koyduğu başarılı performanslara ihtiyacı var. Eskiden bütün oyuncular ailelerini toparlayıp, yönetim ve teknik heyet ile birlikte yemeğe giderlerdi, medyaya da görüntüleri gelirdi. Bu tür etkinlikler performansı artı yönde etkilerdi. Şimdi bunlar yapılmıyor, gerçekleşmeyen tek kulüp Galatasaray.
İkinci bir konu ise zaten camiadaki muhalefet, Fatih Terim ve Başkan Mustafa Cengiz’i hırpalamak için ellerini avuşturuyor. Gözünüzü seveyim bunlara fırsat vermeyin. Herkes birbirini kucaklasın. Galatasaray yine başarılı olur...

Hepimiz Başakşehirliyiz
UEFA, Başakşehirli futbolcuları asker selamı verdi diye cezalandırmak için her yolu deniyor. Önce şunu söyleyeyim. Gün, birlik beraberlik günü. Başkan Göksel Gümüşdağ’ın ve bütün Başakşehirli futbolcuların, Türkiye yanında olmalı. Bakın Juventus’un hocası Sarri, Merih Demiral’a forma vermiyor. Bunun da tek sebebi milli maçta asker selamı verdi diye. Merih’e de sonuna kadar sahip çıkmamız lazım.

VAR uygulamasına güvensizlik başladı
Büyük emeklerle VAR sistemini Türkiye’ye getirdiler. Bütün dünya bu sistemi çok güzel kullanırken, bizler maalesef yüzümüze gözümüze bulaştırdık.
Kesinlikle adalet dağıtamıyorlar. İşin en kötü tarafı Oğuz Sarvan ve Ünsal Çimen buna müdahale etmiyorlar. Her hafta daha kötüye gidiyor. Hata yapan hakemleri ödüllendiriyorlar. Şu hale bakın Arda Kardeşler, Kayseri’nin de Fenerbahçe’nin de geride bırakılan haftada canına okudu, ödül olarak kendisine bu kez de Göztepe-Yeni Malatya maçı verildi. Bu yanlış. Neden korkuyorum biliyor musunuz, çok yakında taraftarlar da bu işe müdahil olacaklar.

Yazının devamı...

Galatasaray nefes aldı

Sıkıntılı günleri atlatmak kolay bir iş değil. Geçen hafta gerçekten futbolcular olsun herkes çok eleştirildi. Rizespor maçında Galatasaray’ın nasıl futbol oynayacağı, hangi kadroyla çıkacağı gerçekten merak konusuydu. Futbolcularla beraber yaşayan tabii ki Fatih hoca... Bizler sadece maçlardaki futbolcu performansını yazabiliyoruz ama antrenmanda ne durumda olduklarını bilmiyoruz. Bunu da bilen teknik adam.
Taraftardan çok büyük tepki alan Belhanda, Feghouli dün gece yedek kulübesindeydi. Belhanda’nın pozisyonunda Lemina oynadı. Lemina gerçekten futbolu iyi bilen, çok kaliteli bir futbolcu. Rizespor karşısında en etkili futbolculardan bir tanesiydi. Önceki maçlara göre bütün takım daha hırslıydı, daha az top kaybıyla oynadı. Bilhassa ilk 20 dakika, sahada basmadık yer bırakmayan bir Galatasaray vardı. Bunun da karşılığını iki gol atarak aldı.
Hepimiz daha farklı galip gelir, daha çok gol atar diye düşünüyorduk. Bihassa son vuruşlarda yine etkili olamadılar. Ama daha önceki maçlara göre orta sahada Ömer, Seri, Lemina hiç olmazsa rakibe baskı yaptılar. Daha iyi mücadele ettiler. Babel de çok eleştiri alan futbolculardan bir tanesiydi. Oyundan çıkana kadar da Lemina’dan sonra takımın en etkili futbolcusuydu.
Emre Mor’un ayağına top yakışıyor. Güzel de paslar atıyor ama biraz daha skora dönük oynaması lazım. Rakip kaleye şut atmayı denemeli. Şener oyunda kaldığı sürece iyi mücadele etti. Fakat ikinci yarı sakatlandı, yerini Mariano’ya bıraktı. Ahmet Çalık Luyindama ile beraber defansta başarılı bir futbol ortaya koydu, maceraya girmedi, top kaybı yapmadı. Andone ise evet iyi bir hücum oyuncusu. Temposu da var. Rakibe baskı da yapıyor ancak hava toplarında ve son vuruşlarda şu ana kadar pek başarısı yok. Sarı-kırmızılıların gol yollarındaki sıkıntıyı bitirmesi için Falcao’nun düzelip mutlaka takıma katılması lazım.
Sonuçta böyle sıkıntılı bir dönemde iki gol atarak üç puanı almak başarıdır. Maçın hakemi Abdülkadir Bitigen’in ise çok eksiği var. Öyle hatalar yapıyor ki resmen oynanan futbolu etkiliyor. Bir sürü sarı kartı, kırmızı kartı es geçiyor. Rizespor’u ise kimse küçümsemesin. İyi mücadele ediyorlar. Pozisyona da girdiler ama her zaman olduğu gibi Muslera onlara da gol şansı vermedi.

Yazının devamı...

Galatasaray’ı kandırıyorlar!

Elimizi vicdanımıza koymamız lazım. Transfer sezonunda Babel, Nzonzi, Seri, Andone, Lemina, Falcao ve Emre Mor gibi yıldızların Galatasaray’a geldikten sonraki yaratılan coşkuyu hiç kimse unutmasın.
Hepimiz ‘Bu takım Şampiyonlar Ligi kadrosu kurdu. Türkiye’de de hiçbir takım bu kadroyla başa çıkamaz’ demedik mi? Taraftarlar kulübün çıkardığı 44 bin kombineyi üç günde bitirmedi mi? Şimdi kendinizi Fatih Terim’in yerine koyun. Nzonzi, Seri ve Lemina çok büyük paralarla kendi kulüplerine transfer olmuşlar. Toplam değerleri 80 milyon euro civarında. Sen bu futbolcuları üç paraya kiralıyorsun. Peki, dünyadaki hangi teknik direktör olursa olsun onları kazanmak için 9 hafta şans vermez mi?
Aynı şekilde geçen seneki şampiyonlukta Belhanda’nın, Feghouli’nin büyük emeği geçmedi mi? Katkıları ne kadar fazlaydı. Buna itirazı olan var mı? Feghouli’nin, Başakşehir maçında röveşata ile attığı golü kimse unutmasın. O şampiyonluk golüydü. Belhanda ise takımın her şeyiydi. Peki Fatih Terim, bu futbolcuları kazanmak için 9 hafta şans vermemeli miydi?
Emre Mor... Sıfır kondisyonla geldi. Yeni yeni kendini buluyor. Şu anda iki 90 dakika üst üste maç oynasa eminim uzun süre sakatlık yaşar. Babel kötü futbolcu mu? Tabii ki değil. İstenen performansı gösterebiliyor mu? Hayır... Fatih Terim de bunları gördü, sabretti. Donk, Nagatomo, Mariano... Geçen seneki performanslarıyla alakaları yok. Geri dönebileceklerini de düşünmüyorum. Falcao ise başlı başına bir mesele... 30 bin taraftar bağrına bastı. Hoca oynatmak istiyor, sakatım diyor.
Evet, Terim’i eleştirebiliriz. Bütün yabancı futbolcular kariyerlerinin arkasına saklanıyorlar. Galatasaray için oynamıyorlar. ‘Bunun sorumlusu sensin’ diye düşünenler olabilir. Neden Linnes’i sezon başında kadroya almadı diye, Ömer Bayram’a, Jimmy Durmaz’a, Taylan Antalyalı’ya neden daha çok şans vermedi diye herkes eleştirebilir. Ama bu eleştirileri yapan insanlar ellerini vicdanlarına koymalı. Biz futbolcuların Florya’daki performanslarını ne kadar biliyoruz ya da futbolcuları Fatih Terim’den daha mı iyi tanıyoruz...
Unutmayalım Terim hayatında ilk defa 9 maçta 13 puan topladı, 14 puan kaybetti. Bu ilk defa oluyor. Tavlada bile yenilgiyi kabul etmeyen bir yapısı vardır Terim’in. Bunu herkes biliyor. Bir anda ‘katliam’ gibi eleştiriler yapmak, hocaya ve futbolculara saldırmak ‘Galatasaralıyım’ diyen hiçbir kimseye yakışmaz. Bugün Rize maçı oynanacak. Evet ben de çok heyecanlıyım. Eminim kadroda değişiklikler olacak. Ama hiç kimse on yabancı futbolcuyu kadro dışı bırakacak, yerliler sahaya çıkacak diye beklemesin. Hayal de görmesin. Futbolda böyle bir şey olamaz...

Fenerbahçe değişti
Bu da bir gerçek... Geçen seneki Fenerbahçe’nin oynadığı futbola bakıyorsun, bir de bu sezonki futbola. Önce şunu söyleyeyim. Divan kurulunun, yönetim kurulunun, taraftarların bütünlüğü doğrudan sahaya etki ediyor.
Emre Belözoğlu gerçekten çok büyük bir futbolcu. Oynasa da oynamasa da arkadaşlarına verdiği sinerjiyle takıma çok büyük katkı sağlıyor. Kazanma hırsı, mücadelesi takımı da en üst seviyeye çıkarıyor. Bütün futbolcular sorumluluk alıyor, hepsi takımlarının başarısı için taşın altına ellerini sokuyorlar.
Ersun Yanal için kim ne söylerse söylesin... Başardı. Madem takımı bu kadar çok koşup müdacele ediyor, bunun artısını Ersun Yanal’a yazmak lazım.

Abdullah Avcı haklı çıktı
Türk insanının en başarılı olduğu konu hakaret ederek eleştirmek. Abdullah Avcı’ya neler yapıldı. İnanın aklım almıyor. Hep yeni neslin en iyi hocası diye konuşup, yorum yazdıkça bu hakaretlerden ben bile nasibimi aldım.
Galatasaray maçında bazı sorunlar çözüldü. Yeni başkan Ahmet Nur Çebi’yi kutlarım. Gelir gelmez ilk icraatı uzun zamandır paralarını almayan futbolculara ödeme yapmak oldu. Hem de bir derbi öncesi. Oyuncuların kafalarındaki soru işaretlerini bir anda kaldırdı.
Burak Yılmaz gibi Türkiye’nin en iyi golcüsü sakat olmasına rağmen Umut Nayir’e şans verdi. Umut da rakip defansı hırpaladı ve galibiyet golünü attı. Caner’i sol çizgide tekrar kazandı. Ön liberoda oynayan Elneny performansını ikiye katladı. Sonuçta kazanma hırsı, mücadele hırsı en üst seviyeye çıktı. Daha bu takımın sakat olan isimleri geri dönecek. Her şeyden önemlisi bu galibiyet başta Abdullah Avcı’yı, taraftarı, camiayı hepsini bütünleştirdi. Ben Beşiktaş’ın bundan sonraki maçlarında da aynı performansı devam ettireceğini düşünüyorum.

Yazının devamı...

Galatasaray toparlanamıyor

Şampiyonluk yarışı için konuşmuyorum. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim Galatasaraylı futbolcularda hırs, istek, tempo kalmamış. Fatih Terim radikal kararlar almazsa... Nedir bu radikal kararlar? Gerekirse genç takımdan futbolcuları alacak ya da Taylan, Ömer Bayram, Adem Büyük, Yunus gibi isimlere şans verip sözde yıldızım diye ilk 11’de sahaya çıkan bir çok futbolcuya yer vermeyecek. Vermemeli de.
Kalede iyi ki Muslera var. O çocuk bir sakatlansa inanın daha farklı mağlubiyetler serisi başlar. Beşiktaş’ın golünde gencecik Umut, Caner’in ortasına hamle yapıyor yanında da Marcao var. Ve ona rağmen Umut kafayla golünü atıyor. Marcao nasıl bir stoper? Hiç aklım ermiyor. Aynı şekilde Luyindama. İyi kestiği toplar var ama öyle paslar atıyor ki hep rakibe. Mariano’nun en ufak bir katkısı yok. Nagatomo, geçen seneki günlerini aratıyor, çok formsuz.
Hele orta sahada Lemina, Belhanda, Feghouli bu tempolarıyla, bu güçleriyle takımlarına nasıl fayda sağlarlar aklım ermiyor. İlk yarı Feghouli bir 15 dakika hareketlendi, hepsi o kadar. Babel gücünün yettiği kadar kendini yırtıyor. Bilhassa ilk yarılar çok etkili. İkinci yarılar o da yoruluyor. Takımına kopuk kopuk katkı sağlıyor. Andone hücumda hakikaten olağanüstü mücadele veriyor. Yanına partner olacak hiç kimse yanaşmayınca o da etkili olamıyor. Kesin bir şey var. Terim ne kadar ısrar ederse etsin, bu kadroyla daha iyi, daha mücadeleci bir futbol sergileyemeyecek. Görünen bu.
Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’yi Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden bir takım neredeyse kaleye doğru dürüst bir şut çekmeden maçı bitiriyor. Kanatlardan gelen isabetli bir tek orta yok. Orta da gelse o toplara vuracak futbolcu yok. Hakikaten sıkıntı büyük.
Abdullah Avcı çok sıkıntılı günler yaşıyor. Beşiktaş’ın bir çok futbolcusu sakat, oynamıyor. Buna rağmen Galatasaray’dan daha çok mücadele edip maçı kazanmayı istiyorlar. Defanslarında Vida ve Roco neredeyse hiç hata yapmadan maçı bitirdiler. Orta sahada Elneny, Atiba ve Diaby sarı-kırmızılılara resmen üstünlük sağladılar. Hele genç Umut’a ne söyleyeyim. Çocuk ilk dakikadan 90. dakikaya kadar orta sahaya yardım etti, gol vuruşları yaptı ve golünü de attı. Hiç kimse kusura bakmasın Beşiktaş daha çok galip gelmek istedi. Abdullah Avcı dersini daha çok çalışmış ve başarılı oldu. Siyah-beyazlılar da kazanma hırsıyla galibiyeti hak etti.

Yazının devamı...

G.Saray’ın ilacı: Huzur!

Eğri oturup, doğru konuşmak lazım. Dışarıda kulüp için öyle dedikodular yapılıyor ki, böyle şeylere fırsat verilmemeli. Fatih Terim’in ismi altın harflerle kulübün tarihine yazılmıştır.
Kolay değil, herkesin önünde resim çektirdiği kupaların 21 tanesini Fatih Terim kulübe kazandırdı. Aynı şekilde Başkan Mustafa Cengiz, kulüp tarihinin en iyi başkanlarından biridir. Batma noktasındaki kulüp bugün nerelere geldi. Tabii bundan rahatsız olan birçok kesim var. Birçok zorluğa rağmen şu anki futbolcu kadrosu tarihin en iyi kadrolarından biri. Bu da bir gerçek. Şu kadarını söyleyeyim, kiralık da olsalar Seri, Nzonzi, Lemina... Bu üç futbolcunun market değeri 60 milyon euro. Nzonzi hariç Seri ve Lemina’da problemler var.
Falcao, dünyanın en iyi golcülerinden biri. Hangi teknik direktör Kolombiyalı golcüden faydalanmak istemez. Ama dışarıda dedikodu mekanizması öyle hızlı çalışıyor ki, güya Terim, Falcao’nun gelişine onay vermemiş, onun için oynatmıyormuş. Böyle bir şey olabilir mi? Ya da Fatih hoca böyle bir şey yapar mı? Şu anda Andone’a sözüm yok. Koşuyor, tüm gücünü sahaya koyuyor. Buna rağmen takım gol yollarında sorun yaşıyor. Benim tanıdığım Fatih Terim, Andone ile Falcao’yu yan yana oynatmanın hayalini kuruyordur. Ama tabii bu gözle hiç kimse bakmıyor.
Son Real Madrid maçında Fatih Terim atkıları toplandı diye sosyal medya canavarları çığırtkanlık yaptı. İnsanların da bir kısmı buna inandı. Böyle bir şey olabilir mi? Galatasaray taraftarlarının üçte biri yüksek fiyatlarla kombinelerini yabancılara devretmişler. Emniyet güçleri de Galatasaray tribünlerine başka ülkelerin bayraklarıyla, Real formalarıyla, atkılarıyla girmenin sorun olacağını düşünerek bunları toplattı. Kötü niyetli insanlar bunu başka yere çekerek Fatih Terim’in atkılarını toplattırıyorlar diye toplumu yanıltmaya uğraştılar.

Yedi kere devir
Yönetici Mahmut Recevik ile konuştum ve ‘Böyle bir şey olabilir mi’ cevabını aldım. Ve devam etti: “Kombine sahipleri bir sezonda 7 kere haklarını devredebiliyorlar. Bu Fenerbahçe’de de Beşiktaş’ta da böyle. Bu yüzden stadın üçte birini yabancılar doldurdu. Burada kombine sahiplerini yargılamak lazım. Böyle bir maçta kaç para olursa olsun, nasıl kombineni devredersin. Neden gelip takımını desteklemiyorsun.”
Efendim Galatasaray’ın futbolu tat vermiyormuş. Yazıklar olsun size... Bu lafım sabırsız insanlara. Ömer Bayram, Emre Mor, Andone... Bunların hepsinden hoca faydalanacak. Takımın hücum gücünü artıracak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bunun için başkanın, hocanın, yöneticilerin, futbol takımının hep beraber görüntü vermeleri lazım. Herkes kulüpte birlik beraberliğin olduğunu görmeli. Bu olmadığı müddetçe, yapılan dedikodular Galatasaray’ı yıpratmaya devam edecek.

Belhanda sahaya karakter koymalı!
İnsan tabii ki üzülür. Kendi taraftarı ıslıklayıp, performansını yuhalıyor. Taraftarın yaptığı doğru mu? Kesinlikle değil. Ama herkesin bir sabır derecesi var. Gelip maçta gecenin on ikisinde takımını desteklemek maddi ve manevi kolay bir iş değil, fedakârlık istiyor. Futbolcuların da bunun farkına varması lazım.
O tepki sadece Belhanda’ya değil, bütün takıma yapıldı. Andone, Muslera ve Nzonzi hariç. Faslı futbolcunun çok büyük yetenekleri var. Ama bunun yüzde kaçını sahaya koyuyor. Hepimizin kafasında bu soru işareti. On numaralı forma taraftarlar için kutsaldır. O formayı Metin Oktay giydi. Bunu Belhanda’ya birilerinin anlatması gerekir. PSG taraftarları dört hafta Neymar’ın canına okudu. Her topu ayağına alışında ıslıkladılar, yuhaladılar. Neymar kesinlikle taraftara küfür etmedi. Çıktı daha iyi futbol oynadı, sahaya karakter koydu, tek başına üç maç takımına kazandırdı. Şimdi taraftar Neymar’ı affetti, bağrına bastı.
Belhanda’nın da çıkıp Beşiktaş derbisinde sahaya karakter ortaya koyması lazım. O zaman bu protesto sevgiye dönüşür.

VAR’dan şikayet bitmiyor
Maalesef diyorum, bu müthiş sistemi biz kullanamıyoruz. VAR’ın başındakiler tam adalet dağıtamıyorlar. Bu yüzden de MHK’ya olan eleştiriler artarak devam ediyor. Her neyse, Beşiktaş-Galatasaray derbisine Mete Kalkavan verildi. VAR hakemi de Cüneyt Çakır. İki formsuz hakem...
Mete Kalkavan, son olarak 15 Eylül’de 2-2 biten Trabzonspor-Gençlerbirliği maçını yönetti. Obi Mikel kırmızı kart görerek oyundan atılması gerekirken, Kalkavan gözünü kapadı. Daha sonra Gençlerbirliği, Obi Mikel’e bariz faul yaparak beraberlik golünü attı. O günden beri Kalkavan’a görev verilmiyor.
Cüneyt Çakır, Türkiye’deki küçük maçlarda çok başarılı. Ama derbilerde o da sorun yaşıyor. Son olarak Galatasaray-Fenerbahçe maçında iki takıma da doğru dürüst futbol oynatmadı. Dilerim pazar günü bu hakem triosu hakikaten adalet dağıtır. Biz futbolu konuşmak istiyoruz. Hakem hatalarını konuşmaktan keyif almıyoruz.

Yazının devamı...

Güç farkı

Çok umutluydum... Real Madrid’i 50 bin taraftarın önünde Galatasaray’ın yenebileceğini düşündüm... Bilhassa ilk yarı galip gelebilecek fırsatları da yakaladılar. Andone’nin iki, Babel’in bir, Belhanda’nın bir yüzde yüz diyebileceğimiz gol pozisyonlarında son vuruşları yapamadılar... Gol atmak ayrı bir iş... Hele gol vuruşu yapmak tamamen farklı...
Andone’ye sözüm yok. Çocuk gerçekten her şeyini sahaya koyuyor. Takımının en tempolu futbolcusu... Ama ‘son vuruşlarda şanssızdı’ diyebiliriz. Fakat Belhanda ile Babel’i gerçekten ayıpladım. Hele Belhanda sanki kaleciye geri pas verdi. Şaka gibi bir şey... Hadi kaçan gollerden vazgeçtim, bir üst düzeydeki takım bu kadar pas hatası yapar mı? Kroos’un attığı gole bakıyorsun, golün başlangıcı Seri. Yanlış bir pas verdi, o da gol oldu. Ama bunun yanında Seri o kadar pas hataları yaptı ki, her kaptırdığı top Real Madrid atağı oldu. Aynı şekilde Mariano... Bir tane doğru-düzgün pas veremez miydi? Hep rakibe veriyor, rakip de gol pozisyonuna giriyor... Marcao, topu alıyor 20 metre sürüyor, rakibe çalım yaparken topu kaptırıyor, yine Galatasaray kalesinde gol tehlikesi yaşıyor. Tamam Galatasaray’ın kaçırdığı gol pozisyonları var ama daha fazlasını Real Madrid kaçırdı, bir topları da direkten döndü.
Bu yapılan yeni transferler Babel, Seri, kusura bakmasınlar özel bir topçu değiller. İki tane iyi futbolcu var... Biri Falcao, biri Lemina, onlar da tribündeler... Hele Falcao’ya aklım ermiyor, nesi var, nerede sakatlandı? Yahutta bilmediğimiz ne sorunu var? 22 gündür antrenmana çıkmıyormuş, bu maçlarda oynamayacak hangi maçta oynayacak? Bu takımın Falcao’ya ihtiyacı var.
Galatasaray takımında bir tane gol vuruşu yapacak futbolcu yok. Dün gece girilen dört gol pozisyonu Falcao’nun ayağına gelmiş olsa inanın hepsi gol olur. Ama anlayamıyorum bu takım taraftarın hedeflerine nasıl karşılık verecek, nasıl onları memnun edecek? Bir kere tempo sorunu var. Andone, Emre Mor, Ömer Bayram, Nzonzi, bunların temposunda başka futbolcu yok. Ne olacak bilmiyorum? Bu gruptan Paris Saint Germain lider çıkacak, bu kesin... Real Madrid’in ölüsü-dirisi ikinci çıkar... Brugge ile Galatasaray üçüncülük mücadelesi yapacak. Şansı var mı Galatasaray’ın, var. Fakat biraz kıpırdanmaları lazım... Bilhassa orta sahada rakibe üstünlük sağlaması şart...
Sonuçta dün gece Galatasaray galip gelebilirdi. Maçı berabere de bitirebilirdi. Çok farklı yenilebilirdi de. Ama bu kadar çok pas hatasıyla oynarsa sadece Şampiyonlar Ligi’nde değil Süper Lig’de de çok zor maç kazanır.

 

Yazının devamı...

Galatasaray kıpırdadı

Kolay değil futbol takımı sıkıntılı günler geçiriyordu. Yapılan transferlerin çoğu takıma uyum sağlayamamıştı. En büyük sorunu da gol yollarında yaşıyordu. Üstelik Sivasspor Süper Lig’in ikincisi. Rıza Çalımbay çok güzel futbol oynatıyor. Takımın uyumu, hırsı en üst seviyede. Böyle bir takım karşısında galip gelip üç puan almak tabii ki zor maçlar öncesi büyük moral oldu.
En azından Andone’nin takipçiliği, mücadelesi, iki gol atması, sahanın her yerine basması, rakip ataklarda korner direğine kadar gelip top çıkarması, dün gecenin artısıydı. Andone gibi Ömer Bayram, Galatasaray’ın orta sahasına tempo ve hırs getirdi. Çok iyi niyetli bir çocuk. Böyle yüreğini sahaya koyan futbolcuların takımda daha çok şans bulması lazım. Emre Mor’un da bir sürü eksiği olmasına rağmen rakibe baskı yapıyor, top ayağına geçtiği zaman çok çabuk rakip kaleye gidiyor ve gol yollarında epey etkili oluyor. İlerleyen haftalarda takımına çok büyük katkı sağlayacak.
Bunun yanında sorunlar yine devam ediyor. Emre Taşdemir sol bek oynadı. Galatasaray’a herhalde uyum sağlayamadı. Çok hata yapıyor. Takımına bir de gol yedirdi. Şu an tekniği ve kalitesiyle ilk 11’de oynaması zor. Dün gece şansını kötü kullandı. Defans olarak bilhassa ilk 20 dakika ve oyunun son bölümlerinde resmen maçı seyrettiler. Sivas 10 kişiyle beraberliği de yakalayabilirdi. Salı akşamı Real Madrid karşısında ne yaparlar bilmiyorum ama güven vermiyorlar. Luyindama da, Marcao da.
Takım 3-1 galip durumdayken bile futbolcular tedirgin, ‘Bir hata yaparsak, bu maçta da puan kaybederiz’ diye düşünüyorlar herhalde. Orta sahayı Ömer Bayram tek başına ayakta tutmaya çalıştı. Tabii ki Fatih Terim buradaki sorunu mutlaka çözecek. Belhanda Real Madrid’e karşı oynasa ne olur, oynamasa ne olur? Arkadaşlarına en ufak bir katkısı yok.
Kısmen de olsa geçtiğimiz haftalara nazaran daha hırslı ve tempoluydu takım. Ama bu yeter mi, yetmez. Hele Şampiyonlar Ligi’nde hiç yetmez. Her iki takım da ne olursa olsun taraftarlarına mücadeleci ve bol gollü bir maç seyrettirdiler. Sivasspor Anadolu takımı. Ekonomik bir bütçeyle kurulmuş. Ama ortaya koydukları mücadeleye saygı duymak lazım. Kesinlikle şu an puan cetvelindeki durumu tesadüf değil. Teknik direktör Çalımbay takımıyla bütünleşmiş. Onun için de Sivasspor çok iyi futbol oynuyor. İstanbul’a da kazanmak için gelmişler. Ama Galatasaray’a Şampiyonlar Ligi için bu futbol yetmez.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.