SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

ŞELADİZE’DE NE OLDU?

Kuzey Irak’ta, Duhok’a bağlı bir kasabanın adı Şeladize.

Cumartesi gününe kadar ne adından haberimiz vardı ne de orada, hemen yakınlardaki Sire’de bir Türk Silahlı Kuvvetleri üssü olduğundan.

Yazının başlığı Şeladize’de ne oldu ama asıl önemlisi ne olmadığı...

PKK’nın arzusu, provoke ettiği yerel halkın Türk üssüne saldırması ve açılan karşı ateşle de bir katliam yaşanmasıydı.

Bu sayede, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki askeri varlığını tartışmaya açacak, Türk askerini de sivil halkın üzerine ateş açan bir güç diye göstereceklerdi.

Bu oyuna gelinmedi, sadece bir kaç araç gereç ve çadır zararıyla atlatıldı olay.

Kuzey Irak Başbakanı Neçirvan Barzani, dün bir basın toplantısı düzenledi ve hem Türk Hava Kuvvetleri’nin hafta içerisinde bölgeyi bombalamasının hem de dün yaşanan olayların sorumlusu olarak PKK’yı ilan etti.

Kendi amacına hizmet ettiği sürece, akan kanın Türk ya da Kürt olması hiç fark etmiyor PKK için.

Cumartesi günü bunu bir kez daha görmüş olduk...

USA ÇOCUĞU

Venezuela’dan Chavez döneminde de, Maduro döneminde de en fazla petrol ithal eden ülke ABD.

Şimdi “Yıkmak için askeri seçenek dahil hepsi masada” dedikleri bir rejime her gün para ödüyorlar yani.

Buldukları “USA Çocuğu” başarılı olursa ağır petrol üretimi artacak, ABD’de daha ucuza daha fazla petrole kavuşacak.

Güney Amerika tarihi, bulunmuş USA çocuklarının yaptıkları kanlı darbelerle yazılmış bir tarihtir.

O yüzden Maduro’yu mu yoksa Trump’ı mı tutuyorsun sorusu yanlış bir soru.

Doğru soru, “Emperyalizmin yanında mısın yoksa karşısında mı?” sorusudur.

ÖSYM BANK

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı oldu ÖSYM’nin adı. Kurumun adı değişti ama işleyişi de, her hizmet için müşteriden ayrı ayrı para talep edilen bankalara döndü. Girdiğiniz sınavda hatalı bir sorular olduğunu mu düşünüyorsunuz, soru başına itiraz ücreti 20 lira.

Test kitapçığı ve cevap anahtarınızı incelemek mi, istiyorsunuz, bastır 50 lira.

Yerleştirme sonucum yeniden incelensin derseniz, 5 lira ödüyorsunuz ama bankadan eft yapma şartı var

ÖSYM’ye herhangi bir konu için şahsen başvurdunuz diyelim, başvuru ücreti 5 lira.

Tıpta Uzmanlık Sınavı ücretleri 230 lira civarında, Sayıştay Denetçi Yardımcılığı Sınav ücreti 246 lira.

KPSS’de ana sınav 60 lira ama alan sınavlarına da giriyor adaylar, toplayınca ciddi bir rakam çıkıyor ortaya.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın marketlere kar marjlarını insaflı hale getirmesi çağrısı yaptığı bir dönemde, ÖSYM, yaptığı sınavlardan kar etme yoluna gitmiyordur diye umuyorum.

Sonuçta bu kurumdan beklenti, FETÖ’nün yerle bir ettiği, kalbura çevirdiği sınav güvenliğini sağlaması, kar etmesi değil...

FENERBAHÇE GELİŞİYOR..

Geçmişte Pendikspor’a elenmişti Fenerbahçe, bu sene de Ümraniye’ye elendi. Kötü sonuçlar da fark yok ama en azından bu sefer, nereden geldiği ve kime bağlı olduğu belli olmayan, mafya tetikçisi adamlar, Fenerbahçe kaptanını kendi tesisleri içinde dövmedi.

Az buz bir fark değil bu, hatta çok önemli bir fark bana göre...

Yazının devamı...

AYNI FİKİRDE OLMAK GEREKMİYOR KARESİ

Türkiye’ye dair hayalleri farklı olabilir ya da aynı hayale ulaşmak için seçtikleri yol farklı olabilir, hiç fark etmez.
Bu ülkede yaşayan herkesin Cumhurbaşkanı olarak, düşüncelerinin farklı olduğunu bildiği Fazıl Say’ın sanatını ayakta alkışladı Erdoğan.
Fazıl Say da, davetine icabet eden, ABD’li misafirini gururla konserine getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tüm saygısıyla ağırladı.
Güzel olduğu kadar öğretici bir kare bu...
Farklı hayaller kuruyor olmak, birbirimize saygı duymaya da iyi yaptığımız şeyleri görmezden gelmeye sebep değil işte.
Bu kare, ülkenin tüm siyasi renkleri tarafından iyi anlaşılırsa, Türkiye bambaşka bir ülke olur...

DENİZ ÇAKIR VE CÜBBELİ AYNI UÇAKTA...

Geçen Cumartesi günü İstanbul-Gaziantep uçağında oldukça ilginç bir grup birlikte yolculuk etti.
Ön sırada başörtülü kadınlarla tartıştığı söylenen Deniz Çakır oturuyordu.
Bir tiyatro oyunu için yolculuk ediyordu.
Hemen arka sırada da Cübbeli Ahmet Hoca ve iki kızı vardı.
Babaları, RATEM Başkanı Yusuf Gürsoy ile sohbet ederken, kızlar, kendi aralarında kapitalizm tartışıyorlardı.
Dikkatli bir yolcu, kızlardan birinin, Dostoyevski’nin İspanyolca bir kitabını okuduğunu fark etti.
Uçak Gaziantep’e indi, bir sürü yolcu Deniz Çakır ile Cübbeli Ahmet Hoca’nın kızları arasında bir diyalog yaşanır mı diye merakla bekledi.
Kimse kimseyle konuşmadı, selamlaşmadı, herkes yoluna gitti...

MARKETLERLE KONUŞMA ZAMANI MI?

Cuma günü domatesin kilosu, 4 ile 5 lira arasında bir fiyattan satıldı diyor İstanbul Hal Müdürlüğü internet sitesinde.
Dün 3 farklı markette fiyatlara baktım, domatesin kilosu 7,39 ile 7,99 lira.
En kaliteli ıspanak kilogram çıkış fiyatı 3 ile 5 lira arasında marketlerde fiyat 8,50 ile 8,99 lira arasında.
Çengelköy salatalık kilogram hal çıkış fiyatı 5 ile 8 lira, marketlerdeki rakam, bir yerde 9,50, diğer iki yerde, 14,5 lira.
Daha bir sürü örnek var böyle.
Üstelik bunlar hal fiyatları, marketler genellikle, üreticiden, çok daha ucuza alıyorlar meyve ve sebzeyi.
Serbest pazar ekonomisi denilen sistemde, talep azalırsa fiyatlar düşer gerçeğini hatırlama ve hatırlatma zamanı geldi de geçiyor bile...

SIRADAKİ ÜLKE TÜRKİYE

Önce Irak parçalandı, şimdi Suriye’nin parçalanma süreci işliyor.
Bir sonraki hedefin İran olduğunu da bilmeyen kalmadı.
Bölgede, enerji kayaklarını kontrol eden, İsrail’e dost, bir devletçik kurulması planı varsa, İran’dan sonraki hedef mutlaka Türkiye olacaktır.
Bir zamanlar, liberallerin, “Sevr paranoyası” diye dalga geçtiği senaryo, gerçeğe giderek daha çok yaklaşıyor
Bu siyasi bölünmüşlük, bu siyasi tahammülsüzlük devam ederse, son parça, en kolay lokma olacak, farkında değiliz.

FOTOĞRAFI BIRAK HAYALLERE BAK...

Yeni sosyal medya akımı var ya, hani 10 yıl önce ve 10 yıl sonraki fotoğrafların paylaşıldığı...
Fotoğraflar aldatıcıdır, hayallere bakmalı insan...
Eğer 10 yıl önceki hayallerinden uzağa düştüysen ya da daha güzel hayaller kuramıyorsan, fotoğraf karelerinde gülsen ne olur, gülmesen ne?..

Yazının devamı...

İŞTE ABD’NİN TÜRKİYE’Yİ İKNA ETMEYE ÇALIŞACAĞI PLAN...

- Menbiç ve Fırat’ın doğusunda yeni bir yönetim ve karma savunma birlikleri oluşturulacak.

- Bu yeni yönetim modelinde Suriyeli olmayan kişiler yer almayacak. (İddia o ki, planın bu maddesi “Rojava Özerk Yönetimi” içerisinde yer alan terör örgütü PKK yöneticilerini devre dışına çıkarmak için yazıldı)

- Bu yeni yönetim modeli için 18 bin kişilik bir silahlı güç oluşturulacak.

Bu gücün 6 bin kişisi, Kuzey Irak’tan Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlı özel kuvvet gücü Zerevani tarafından eğitilen Roj peşmergeleri denilen gruptan oluşacak. 10 bin kişilik bir grup YPG’nin ana nüvesini oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri’nden, 2 bini de yerel güçlerden oluşacak.

- Bu planın muhatabı, Astana toplantılarına dahil edilen Suriye Kürt Ulusal Konseyi olacak. Gelen bilgilere göre bu plan Suriye Kürt Ulusal Konseyi’ne iletilmiş durumda. Konsey, görüşünü açıklamadan önce YPG’nin elindeki tüm siyasi tutukluları koşulsuz serbest bırakmasını ve Rojava’da ofis açma hakkı tanınmasını talep ediyor.

Washington’ın en geç gelecek ilkbahara kadar uygulamaya koymak istediği bu plana dair bilgilerin tamamı Kuzey Irak kaynaklı.

ABD Dışişleri Bakanı’nın, Çarşamba öğleden sonra, Kuzey Irak’a sürpriz bir ziyarette bulunduğunu ve Erbil’de üst üste görüşmeler yaptığını düşünecek olursak, plan taslağını ciddiye almamız gerekiyor...

TOPUK SESİNDEN TAHRİK OLMAK...

Ankara’da bir okul müdürü, topuklu ayakkabı giyen öğretmenleri uyaran resmi bir yazı gönderdi.

Esas önemli olan, resmi yazıdan önce yollanan ve topuklu ayakkabının dinen caiz olmadığını anlatan metin.

Şimdi bu müdüre, topuklu ayakkabıların tarihte ilk erkekler tarafından kullanıldığını anlatmanın bir faydası olur mu acaba?

Kendini yalnız hissetmemesi için Fransa’nın başında olduğu yıllarda, Napolyon’un da topuklu ayakkabıyı yasakladığı bilgisini de verebiliriz.

Hoş Napolyon’un gerekçesi topukların sınıf farkını ortadan kaldırması.

Kimi kaynaklar kadınlar için topuklu ayakkabıyı tasarlayan ilk kişinin Leonardo da Vinci olduğunu da yazıyor. Bu kadar bilgi verdikten sonra bir bilgi isteyeyim:

Bu müdürün yönettiği okulun, sınavlarda gösterdiği başarı ortalaması nedir acaba?

Baksanıza adam tüm eğitim-öğretim sorunlarını çözmüş, sıra okulu kendi hayat görüşüne göre tanzim etmeye gelmiş...

İZMİR ÇANTADA KEKLİK NASILSA...

Türkiye’nin en büyük 10 ili arasında CHP’nin belediye başkanlığını kazandığı tek il İzmir.

AK Parti İzmir adayını 27 Kasım’da açıkladı.

Mevcut başkanın göreve devam etmeyeceği, yeni bir ismin, tüm şehre kendini tanıtmak zorunda olduğu CHP’de İzmir adayı halen belli değil.

Aralık’ta Ocak Ayı’nın ilk haftası diyorlardı, şimdi en iyi ihtimalle Ocak ortasına kaldı İzmir.

Daha ilginç olanı şu: CHP Genel Merkezi, İstanbul’daki ilçe belediye başkanları için memnuniyet anketi yaptırdı, İzmir için yaptırmadı.

İzmir çantada keklik ya, belediye başkanı başarılı olsa da olmasa da, seçmen yine CHP’ye oy verir, algı bu maalesef.

Garip, güven duyan seçmene haksızlık demekten başka çare gelmiyor insanın elinden...

GAZI KAÇAN RÜYA

ABD’li enerji devi ExxonMobil, Aralık başından beri, Kıbrıs Rum Yönetimi lisansıyla, 10 numaralı parselde, sondaj yapıyordu.

Günler süren uğraşın ardından, doğalgaz bulunamadı ve sondaj gemisi aynı parselde başka bir noktaya geçti.

Çok uzun zamandır konuşulan, İsrail ve Mısır’ın da Türkiye karşıtlığında buluştuğu Doğu Akdeniz rezervleri rüyası galiba bitmek üzere.

Son 6 yılda, sadece 13 numaralı parselde, o da orta büyüklükte bir gaz yatağı bulundu, diğer tüm sondaj çalışmaları hüsranla bitti.

Gazetelerin çağrılarına rağmen, Rum Enerji Bakanlığı’nın günlerdir sessiz. Yani pazarlanan bir rüyanın gazı fena halde kaçtı.

Yazının devamı...

PLASTİĞİN, AK PARTİSİ, AKP’Sİ, OLMAZ...

- İstatistiklere göre ortalama kullanım süresi 15 dakika, yok olma süresi yaklaşık bin yıl.

- Bir ton plastik poşet 35-40 dolara üretiliyor, bir ton plastik poşetin geri dönüşüm maliyeti tam 4 bin dolar.

- Yaksan, atmosfere siyanürden daha zehirli dioksin salınıyor, toprağa gömünce yer altı suları kirleniyor, bitkilerin yapısı bozuluyor.

- Plastik poşet yapımında kullanılan petrol bazlı polietilen sadece hayvanlar ve doğa için değil insanlar için de zararlı, zehirli bir madde.

- Her yıl 4-5 trilyon plastik poşet üretiliyor, bu üretim için 40 milyon varilden fazla petrol harcanıyor.

- Bangladeş, Tanzanya dahil, 68 ülkede naylon poşete dair çıkarılmış kanunlar var. 32 ülkede naylon poşet tamamen yasaklanmış durumda.

- Türkiye’de başlayan naylon poşete para uygulaması erken değil geç. Amaç da hazineye para toplamak değil AB uyum yasalarını tamamlamak...

- Bugün plastiğe boğulmamızın tek sebebi bir şekilde tüm atıkların denize ulaşması. Okyanuslardaki plastik adaları kutuplara kadar ulaştı ama.

- İnsan çok uzun zamandır plastik ürünlerini sindiriyor zira atıklar çok küçük parçalar halinde de olsa besin zincirine karışıyor yıllardır.

- Tek bir balinanın midesinden 22 kg plastik çıktı, her sene 1 milyar kuş ve memeli hayvan plastik sindirdiği için ölüyor.

- Sonuç mu, çocukların geleceğinin yok olduğu yerde, siyaset, hepimizin zehirlendiği ortamda yandaşlık ya da candaşlık olmaz, olmamalı...

KÜRTÇEYİ BIRAK SÖYLENENE BAK...

Arapça kiralık daire metni kutsal bir şey zannetmekle, Kürtçe her konuşmayı bölücülük sanmak arasında bir fark yok aslında.

İzmir Adliyesi önünde, PKK terörünün şehit ettiği trafik polisi Fethi Sekin’in ölümünün 2. yılıydı önceki gün.

TRT Kurdi, Fethi Sekin belgeseli yayınladı o gün.

Hangi dilde söylendiğine değil, ne söylendiğine bakmayı öğreneceğiz umarım bir gün.

ABD KIVIRMAYA BAŞLADI BİLE...

Adı açıklanmayan ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi gazetecilere konuştu Cumartesi günü:

“Çekilme takvimini müzakere etmeyeceğiz” dedi,

“Şu an çekilmeye dair bir yol haritası oluşturmadık” da dedi,

“Sahadaki ortaklarla dikkatli ve yoğun bir koordinasyon içinde bir takvim oluşturacağız” diye de ekledi.

Yetkilinin adı açıklanmadı ama açıkçası ABD kıvırmaya başladı.

SAMSUN’UN 100. YILI

Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. yılı bu sene.

Görkemli kutlamalar için hazırlıkları yapıldığını duydum, bir öneride bulunmak isterim.

Bu sene 19 Mayıs’ta Samsun’a sadece savaş gemilerimiz değil üniversitelere ait araştırma gemilerimiz de gitsin.

Silahla kazandığımız zaferleri ancak bilimle korumaya kararlı olduğumuzu gösteren şık bir hareket olur...

35 TAKINTISI

Kuzey Kore’nin ölen iki liderinin poster, resim ya da heykelinin önünden arabayla 35 km’den daha hızlı geçmek yasakmış.

Evlenen çiftler ülke genelinde tam 35 bin noktada bulunan poster, resim ya da heykellerin önünde eğilerek başlıyorlarmış törene.

Özel bir 35 takıntıları var mı bilmem ama Kuzey Kore neresi derseniz, İzmir’in tam tersi olan yerde demek mümkün...

Yazının devamı...

Ankara’nın dik duruşu, ABD’nin çekilmesinde etkili oldu

Washington merkezli düşünce kuruluşu Turkish Heritage Organization Başkanı Ali Çınar, ABD’nin Suriye’den çekilmesinin perde arkasını anlattı: “ABD, Irak’ta yaptığı hataların tekrarını Suriye’de yapmak istemiyor. İç politikada da ‘Ben DAEŞ’i yendim dönüyorum’ ile puan kazanmak istiyor. Türkiye’nin dik duruşu ve alternatifli çözüm getirmesi ise en büyük etken oldu”

Bakanlara yaptırımlar, karşılıklı tehdit mesajları, Türkiye’nin NATO’daki varlığını sorgulayan bir hava derken, Washington-Ankara ilişkilerinin en sarsıntılı yılı oldu 2018. Yılın son ayında, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’deki ABD askeri varlığını sona erdirme kararı ve ardından sıcak Türkiye mesajları gözle görülen bir yumuşama sağlasa da kriz bitti demek için henüz erken. Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğini Washington merkezli düşünce kuruluşu Turkish Heritage Organization Başkanı Ali Çınar ile konuştum. Washington’daki YPG propagandası ve devam eden S-400 krizine bakacak olursak şu an en fazla ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olunabilir manzarası çıktı ortaya...

- ABD Başkanı Trump, son dakikada Suriye’den çekilme kararından vazgeçer mi?

Başkan Trump’ın bu saatten sonra fikir değiştireceğini zannetmiyorum. Zira Suriye’deki bazı askeri birliklerini Irak’a karayolu ile taşımaya başladı. Amerikan askeri temsilcilerinin ve ABD Güvenlik Danışmanı Bolton’nun Türkiyeyi yakın zamanda ziyaret edecek olması ve Türk heyetinin 8 Ocak’taki Washington DC ziyaret planı ile bu karardan dönüş olmadığını net gösteriyor.

- ABD Savunma Bakanlığı, Trump’ın çekilme kararına rağmen sahada daha farklı bir uygulama yoluna gider mi?

Başkan Trump’a karşı hâlâbirçok kesimden tepki var ve en büyük tepkide askeri kanattan. Trump’ın açıklamasından sonra Pentagon’un yerel güçlerle çalışmaya devam edeceğiz mesajını verdiğini unutmayalım. Zira, askeri gücünü çekse de illa varlığını Rusya-Esad ve İran’a göstermek için farklı güçleri ve kanalları kullanacaktır.

- ABD çekilirken PKK/YPG’ye verdiği silahları geri alacak mi? Buna dair bir emare var mi?

Açıkçası bunla ilgili ciddi şüpheler var. Her ne kadar ABD verdiğimiz silahlar seri numaralarına kadar kontrolümüzde dese de, ani ve plansız çıkma ile bu silahların geri alındığına dair net kanıt yok. Ayrıca YPG-PKK kadrosunun ABD kararına tepki nedeni ile de direndiği biliniyor.

- Trump’ı Suriye’den geri çekilmeye ikna eden sebepler neler? Türkiye’nin Kaşıkçı cinayetiyle ilgili baskısı, Beyaz Saray’ı Ankara’nın dediğine gelmek konusunda ikna etmiş olabilir mi?

Açık olan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan haklı tutumu ve baskısının bir sonucu olduğu. 19 Aralık’ta yapılan son telefon görüşmesi sonrası Trump’ın bu kararı aldığını ABD basını da açık ve net ifade ediyor. Ek olarak, Başkan Trump 29 Mart’ta Ohio’da yaptığı kampanya konuşmasında Suriye’den çekileceğiz mesajını vermişti. Başkan Trump hem askerler eve dönüyor algısını yaratarak iç politikada güçlenmek hem de bütçe kısıtlaması yaparak ben en doğrusunu yaptım mesajını vermek istedi.

- Başta Fransa olmak üzere Suriye koalisyonunu oluşturan ülkeler Trump’ın kararına tepki gösteriyor. ABD, Suriye’den çıkacağı bölgeleri bu koalisyona mı devreder, PKK-YPG’ye mi yoksa sadece çıkar ve kalanına karışmaz mı?

Aslında bu koalisyonun ana beyni ABD idi. Her ne kadar diğer koalisyon üyeleri tepki gösterse de Suriye’de yaptıkları ortada. Varlıkları yok gibi idi. Fransa’ya bakalım. Fransa sadece YPG’ye destek vermek ve kendi çıkarları için Suriye’de göstermelik gücü var. Tabi ki belli şartlarda havadan DAEŞ’e saldırılar devam edecek görünüyor ve bu konuda koalisyon üyesi olan Türkiye ile koordinasyon önemli.

Türkiye’ye yönelik karalama kampanyası

Şunu da belirtmekte ve altını çizmekte fayda var ki; ABD’de Türkiye’ye yakın isimler bile YPG’yi tutmaya başladı. YPG’ye “Gerçek müttefik” diyen bir kesim var. Türkiye’nin Suriyeli Kürtleri öldüreceğine dair bir karalama kampanyası var. Bu karalamanın önüne geçmek için hem ABD medyasını bilgilendirmeye çalışıyoruz hem de 30 Ocak’ta Türkiye dostu eski NATO Avrupa Komutanı James Stravridis bir panelde konuğumuz olacak.

‘S-400 krizi henüz geçmiş değil’

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yeni Patriot füze önerisi projesi ciddi bir öneri. Tabi ki Kongre ayağı sıkıntılı ayrıca Türkiye S-400’de kesinlikle geri adım atmayacak, o nedenle burada bir krizin hala olduğunu söyleyebilirim. Hakan Atilla 7 ay sonra çıkıyor ve memleketine dönecek. Bu iyi bir gelişme. Halkbankası’na verilecek ceza konusunda Türkiye’den resmi temsilcilerin Washington’ta görüşmeleri devam ediyor. Umutlu olduğumuzu söyleyebilirim ancak şunu hatırlatmakta fayda var. Başkan Trump’ın mahkemelere müdahalesi söz konusu değil o nedenle Halkbank davasına iki ayrı gözle bakmak gerek.

Başarılı operasyonları çekemeyenler var

Ali Çınar, Türkiye’nin başarılı operasyonlarını çekemeyen ve bunları baltalamaya çalışan düşmanlarının olduğunu belirterek, “Ankara’nın çok temkinli olması lazım” ifadelerini kullanıyor

- Peki ABD’nin tekrar Suriye’ye dönme ihtimali var mi? Senato ve Temsilciler Meclisi’nden gelen eleştiriler nedeniyle Trump U dönüşü yapar mı?

Kısa dönemde yapmaz ancak askeri olmadan başka güçleri terör örgütü YPG dahil kullanabilir. ABD’nin 18 üssü Suriye’de bulunuyordu, bunlar ne olacak? ABD’nin Ortadoğu’da birçok üssü var. Suriye’ye tekrar dönmesi çok zor bir olay değil. ABD, Suriye’nin karıştığını ve DAEŞ’in tekrar güçlendiğini belirterek geri adımda atabilir. Net olmayan birçok soru var. Türkiye’nin çok temkinli olması lazım. Türkiye’nin başarılı operasyonları çekemeyen baltalamaya çalışan düşmanları olduğunu unutmayalım.

- Trump onca zaman sonra neden Ankara’nın dediğine geldi? Türkiye’yi kaybetme endişesi mi yoksa ABD Ortadoğu oyunundan mı çekiliyor?

Türkiye yıllardır Suriye’deki acıyı ve Esad’ın halkına yaptığı zulmü ve Suriyede dünya devlerinin yaptığı hataları sürekli dile getiriyordu. Ayrıca YPG-PKK ile DAEŞ’in temizlenemeyeceğini yani bir terör örgütünü başka terör örgütü ile bitirelemeyeceğini hep söyledi. ABD Irak’ta yaptığı hataların tekrarını Suriye’de yapmamak, iç politikaya karşı ben DAEŞ’i yendim dönüyorum ile puan kazanmak istemesi ve de dediğim gibi Türkiye’nin dik duruşu ve alternatifli çözüm getirmesi nedeni ile bu kararı aldı. En büyük etken Ankara oldu. ABD, Rusya ve İran’a karşı Ortadoğu’da güçlü olmak ve İsrail’e arka çıkmak için geri çekiliyor demek yanlış olur. Unutmayalım ki ABD yerel ve bölgedeki komşu ülkeler ile gücünü hissettirmeye devam edecektir. Hali hazırda Pentagon’un geçen seneki rakamlarına göre ABD’nin 54.000 üzerinde askeri var Ortadoğu’da. Tabii Trump’un iç politikada yaşadığı büyük sıkıntıların dış politikaya da yansıdığını da unutmayalım. O nedenle, 2019 ABD için genel anlamda zor yıl olacak.

Türkiye’ye güveniyorum mesajı

- Türkiye’nin istediğini yapan Trump karşılığında Rusya ve İran ile ilişkilerde ne isteyecek Türkiye’den?

Aslında Trump bir bakıma Türkiye’yi yanıma çekiyorum mesajını İran ve Rusya’ya da vermek istiyor. ABD Türkiye’nin coğrafi konum olarak Rusya ve İran’la ilişkide olduğunu biliyor ama Türkiye’yi kaybetmemek için koordinasyonu benle yap sana güveniyorum mesajı vermek istiyor.

'KONGRE'DE DEMOKRAT ÇOĞUNLUĞU SIKINTILI'

Temsilciler Meclisi’nde Demokratların ilk hedefi Trump’ı yıpratmak ve soruşturmaları neticelendirmek için baskı yapacaklar. Burada Trump Türkiye ile olumlu karar verirse buna bile engel koyabilirler. Önemli olan 2020’de Trump’ın kaybetmesi. Yeniden Temsilciler Meclisi Başkanı olacak Nancy Pelosi ve Dış ilişkiler Komite Başkanı olacak Engel Elliot’un Türkiye karnesi geçmişten beri kötü o nedenle ikili görüşme ve ziyaretler 2019’da çok önemli olacak.

Yazının devamı...

YILIN KAYBEDENİ...

YPG’nin tepe isimlerinden Salih Müslim “Diplomasi açısından zayıf bir yıl oldu” diye değerlendirdi 2018’i.

PKK’nın terör propagandası sitesinde yayınlandı bu sözleri.

Mısır dışında tam destek alabildikleri Arap ülkesi de çıkmamış.

Suriye rejimiyle bir noktaya varamamışlar, İngiltere ve Fransa’daki görüşmeler de istedikleri sonucu vermemiş.

Aslında sürpriz değil tüm bunlar, Suriye için önemli diplomatik gelişmeleri kronolojik olarak sıralamış terör örgütü.

Her önemli dönemeçte Türkiye adını yazmak durumunda kalmışlar.

2018’in kaybedeni hiç tartışmasız PKK’nın Suriye kolu YPG.

YILIN AYIBI...

Bir kadının ne kadar süre şiddet gördüğünü konuştuk garip bir şekilde.

İddia ettiği gibi 45 dakika şiddet görse hali böyle mi olurdu diye tartıştık bir de üzerine...

Acaba cinsel tercihi farklı mı, acaba ayrı oldukları dönemde ihanet etti de o yüzden mi böyle oldu diye şiddete gerekçeler aradık.

Biri ya da hepsi olsa, dayak hak edilirmiş gibi.

Bu da yılın tartışmasız ayıbı...

Ayıp, dayak olayında suçlanana değil, oturup bunları konuştuğumuz için, bize ait.

UNUTKANLIK BAŞA BELA

Yılın unutkanı hiç tartışmasız Mazhar Alanson.

Senenin sonuna doğru verdiği konserinde “Yandım, Yandım” şarkısını Kabe için yazdığını açıkladı.

Ertesi gün, 20 yıl önce katıldığı bir televizyon programında “Yandım, yandım” şarkısını Bodrum için yazdığını anlattığı görüntüler ortaya çıktı.

Olsa olsa yılın unutkanlığı denilir buna.

Yoksa sözleri “Aşka aşık olmuş besbelli” diye Sufi diye şarkı yazmış bir adamın böyle bir referansa ihtiyacı olmaz...

18 MİLYON YILDA İLK VE TEK

Bugüne kadar bulunmuş en eski papağan fosili 18 milyon yıllık.

Bunca zamandır dünyada yaşayan bu kuş nesli, hastalıklar, doğa olayları bir sürü tehlike atlattı.

Ancak 18 milyon yıldır, ilk kez bir rahatsızın sabun köpüğü şöhretini korumak için katledildi bir papağan.

Maalesef bu olay da Türkiye’de oldu...

YILIN GAFI...

“Bir çok milletvekili danışmanlarının maaşından pay alıyor, Kenan abim almıyor” diye yazdı “emireri” arkadaş sosyal medya hesabında.

Skandal bir fotoğrafın ardından tam da özrü kabahatinden büyük denilecek bir açıklama bu.

Üstelik suç, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin itibarına gölge düşürmekten diye yargılanabilir de...

Kenan Sofuoğlu’nun mizah sandığı büyük bir ayıptan çıktı bu sene yılın gafı.

Fotoğraf krizini bitirmeye çalışırken daha büyük bir krize yol açmak...

Bu ne mizah ne de kara mizah...

YILIN HAYAL KIRIKLIĞI...

Açık ara Muharrem İnce...

Cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde kazandığı krediyi seçim gecesinden itibaren kepçeyle harcamaya başladı. Lider zor zamanda ortaya çıkar sözünün doğruluğunu kanıtladı.

Kurultay için gereken imza bulunsun diye çekilirim demek dahil tüm cümleleri kullandı başarılı olamadı.İstanbul adaylığı için kafa karıştıran açıklamalar yaptı.

Sonuç mu, yılın hayal kırıklığı Muharrem İnce oldu...

Yazının devamı...

SEN NEYMİŞSİN BE ABİ...

2019 bütçesi üzerine CHP adına konuşan Abdüllatif Şener’in 35 dakikalık konuşmasında 55 kere “ben” demesi üzerinde duruyor herkes.

Sürpriz değil ki bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Başbakan olmasını ben sağladım, siyaseti bilmiyordu” diyebilen birisi Abdüllatif Şener.

Şener’in “Ben” lafını kullanma alışkanlığından çok daha büyük bir sorun var ortada.

Sosyal demokrat bir parti, nasıl olur da, neo-liberal politikaların “başarılı” uygulayıcısı olan kişiyi konuşturur bütçe adına?

Zaten Şener’in konuşması da “Ben”den sonra bu politikalar iyi uygulanamadı konuşması baştan sona.

AK Parti’den ayrılmadan hemen önce Haberturk Tv’de Basın Kulübü programında bir sürü soru sormuştum Abdüllatif Şener’e.

O gecenin sonunda siyasette çok uzun soluklu olmayacağı düşüncesi yer etmişti kafamda ama yanılmışım fena halde.

Abdüllatif Şener, bir zamanlar, AK Parti rozetiyle, Kemal Derviş’in “cari açık ve kura müdahale şart” önerilerini anlamsız buluyordu.

Şimdi CHP rozetiyle Kemal Derviş’in cümlelerine benzer cümleler kuruyor.

Bakan olur olmaz, Madımak katliamı sanıklarını cezaevinde ziyaret eden birisi olsa da, AK Parti içinde olduğu dönemde Deniz Baykal’ın Sezer’den sonra görmek istediği Cumhurbaşkanı adayıydı Şener.

Başarı değil de, ne ki bu?

Sadece bununla sınırlı değil Abdüllatif Şener’in başarıları...

Mesela şimdi siyasette akraba kayırmacılığına en karşı isimlerden birisi gibi duruyor ama Özelleştirme İdaresi’nin kendisine bağlı olduğu dönemde ağabeyini Erdemir Başkanvekili olarak atamıştı.

FETÖ üzerine cümleler kuruyor ya Abdüllatif Şener, parti kurma çalışmaları sırasında, davet edilmediği bir Abant toplantısında, konuşmacı olma talebinin nasıl geri çevrildiğine dair haberlerle dolu arşivler.

Kurduğu partiyi bırakıp, memleketinden bağımsız aday olarak seçime girdiğinde sadece yüzde 4.6 oy alabilmişti Abdüllatif Şener.

Şimdi “CHP benimle oy patlaması yaptı” diyor ya, Konya’da CHP’nin 2015’te 9.74 olan oy oranı, 9,67’ye geriledi 2018 seçimlerinde.

Siyasette uzun soluklu olmaz sanıyordum Abdüllatif Şener’i, CHP’nin sağ sevdasını unutmuşum, fena halde yanılmışım...

SAHİBİNDEN DEVREN TERÖR ÖRGÜTÜ

Terör örgütünün tüm propaganda kaynaklarında Trump’ın Suriye’den çekilme kararı sonrası yazılanları taradım. Ortaya oldukça ilginç bir görüntü çıktı.

-Terör örgütü, “Trump başka konularda geri adım atmıştı, yine geri adım atabilir, Washington’da dostlarımız var halen” havasında.

-YPG “IŞİD’li esirleri serbest bırakırız ha” dışında bir açıklama yapmadı ancak eski yönetici Salih Müslim, “Keşke Şam yönetimiyle buluşsak, biz bağımsız devlet fikrinden vazgeçtik, yemin ederim” tadında cümleler kuruyor.

-Aynı analiz yazısında, bir paragrafta ABD zaten çekilmez deniliyor bir başka paragrafta Suriye’de Suudi Arabistan ve Mısır da var deniliyor ve son paragrafta da Rusya ile İran da Türkiye’ye izin vermez diye yazı noktalanıyor.

-Belli ki, son ABD askeri Suriye’den çıkıncaya kadar Washington’a karşı açıktan açığa bir tavır almayacak terör örgütü. Bu sırada da Şam’a ve Moskova’ya da mavi boncuk dağıtacak.

-Bunlar da işe yaramazsa sahibinden devren terör örgütü diye ilan verirler artık...

BAK ŞU İNGİLİZ ZEKASINA...

İngilizler hakikaten acayip bir millet.

BBC Future Dergisi, hangi ay hangi işi yapmalı diye bir makale yayınladı.

Makaleye göre kış mevsiminde hasta sayısı yoğunluğundan, Temmuz ve Ağustos’ta daha çok yeni göreve başlayan hekimler hastanelerde olduğundan, ilk baharda da planlı ameliyat sayılarının çokluğundan dolayı, Haziran ayını hastaneye gitmek için en doğru ay olarak belirlemişler.

Bu kadar hesaba insan vücudu uyar mı bilemem ama hastane zamanı hesabını ilk kez gördüm.

Yazının devamı...

BİRA İÇMEYEN LEONARDO...

Leonardo da Vinci...

Rönesans döneminin filozof, astronom, mimar, mühendis, mucit, matematikçi, heykeltıraş, botanist, yazar ve ressamı.

Adı tüm dünyada biliniyor, Türkiye dahil, her her ülkenin ders kitaplarında adı geçiyor.

Biri daha var, doğduğu ve yaşadığı topraklarda bile adı bilinmiyor, ders kitaplarına giremiyor.

Adı El Cezeri o kişinin.

Leonardo da Vinci’den tam 3 asır önce, önce dişli çarklar ve esaslarına dair kaideleri kitabında anlatmış birisi o.

Bilim tarihinde, sibernetik ve robotlar konusunda çalışan ilk insan olarak yazılı adı.

1136’da Cizre’de doğdu ve 1206’da yine Cizre’de öldü. Artuklu Sarayı Baş Mühendisi sıfatını taşıyordu.

Britannica Ansiklopedisi, Leonardo da Vinci’nin çalışmalarında etkilendiği isim olarak tanıtıyor onu.

Bilgisayarın babası olarak kabul ediliyor bir sürü bilimsel makalede.

Yatay eksenli yel değirmenleri,24 şifreyle açılabilen kilitler ve özellikle de saat mekanizmaları çok önemli bulunuyor.

Yazdığı kitabın orijinal hali kayıp ancak el yazması kopyaları var.

O kopyalardan bir kısmı da Avrupa’nın saygın kütüphanelerinde sergileniyor.

Türkiye’de kalan 5 tane kitap da Topkapı ve Süleymaniye kütüphanelerinde muhafaza ediliyor.

Popülist kültürün hayatı “Bir bira içse Türkiye farklı olurdu” diye tanımladığı bir dönemde biranın hiç de belirleyici olmadığını anlatmak için güzel bir örnek aynı zamanda El Cezeri.

Ders kitaplarımızda bugüne kadar neden yer almadığına dair açıklaması olan biri çıkar umarım...

PKK’NIN POSTA GÜVERCİNİ

PKK’nın Suriye kolu, Esad Yönetimine, “Türkiye’ye karşı birlikte mücadele edelim” çağrısı yaptı.

Çağrının şaşılacak yanı yok ama posta güvercini yine çok ilginç bir ülke.

Suudi Arabistan’a ait Londra merkezli Şarkul Avsat gazetesi YPG’nin sözde komutanının ağzından yazdı çağrıyı.

Aynı gazete iki hafta önce de PKK’nın Suriye koluyla, ABD arasında yapılan iki yıllık anlaşmanın haberini yapmıştı.

Görünen o ki Suudi Arabistan, Kandil’de görüştüğü terör yöneticilerini “PKK’nın Dışişleri Bakanı” diye tanıtan operasyon gazetesi Okaz’ı geri çekip yerine Londra merkezli bu gazeteyi koydu.

Bir terör grubuna posta güvercini olmak da konsolosluk binasında muhalif gazeteci parçalayanlara yakışır zaten en çok.

Kaldı ki her ikisinin de akıl hocasının kim olduğu da sır değil zaten...

ÖPÜJEM DEDİM SANA

Sarhoş karikatürlerinde en çok kullanılan iki söz, “Ne olacak bu memleketin hali” ve “Öpüjem”’dir.

AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker çok içmesi ve sarhoş haliyle yaptıklarıyla ünlenmiş bir isim. Başında olduğu birlik her tarafından çatlıyor, dağılma sinyalleri veriyor ama Juncker işin sadece öpme kısmıyla ilgileniyor.

“Ne olacak bu AB’nin hali” diye düşünmek de hep öpülen liderlere kalıyor.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.