Kendini ve diğer kadınları seven, haklarını korumayı bilen kız çocuğu yetiştirmek

8 Mart 2021

Kadın, dünyada kendisine yer açmaya çalışarak var olmaya çalışıyor. Dünyaya gelirken cinsiyet beklentisini karşılaması isteniyor.  Bebek kız olduğunda ''neyse sağlıklı oldu ona da şükür'' cümleleriyle kız dünyada kendine bir yer bulmaya çalışıyor, evet bu yüzyılda da. Kız çocuğunun, ev işlerinde iyi olması bekleniyor. ''Erkek çocuğum evcilik oyuncakları ile oynuyor bu bir sorun olabilir mi''? soruları o kadar çok geliyor ki. Oyuncakların cinsiyeti yoktur, insanların cinsiyeti vardır. Rolleri de cinsiyetleştiren insanlardır diyorum bu soruya cevap olarak. Bir kız çocuğu şanslı ise ailesi ile mücadele etmeden okulda eğitim hayatında kendisine yer açabiliyor. İleride iş hayatına başladığı zaman orada da kendine yer açmak için mücadele ediyor. Bazen hemcinsleriyle rekabet ettirilmek durumunda bırakılıyor. Kadın anne olursa burada da mükemmel anne olması bekleniyor. Anne olmak istemeyen bir kadının anne olması baskısı altında istekle bir çocuk yetiştirmesi bekleniyor.

Çocuğu yetiştirmek anneye özgü bir ''görev'' değildir, bir

Yazının Devamı

Aşk ana ra

11 Mayıs 2020

Kendimi sende arzuladım, arzularımda kendimi gördüm

Açlık aşkın en çiğ ve ilkel halidir. Bu aşkın en derinlerine baktığımızda anne karnında anne ile bir bütün olan çocuğun dünyaya geldiğinde ilk aşk nesnesi olan anneden ayrışması ile ortaya çıkar ve belki de insanın yaşamı boyunca bir başkasıyla bütün olma arzusu buradan kaynaklıdır.

Bebek dünyaya geldiği zaman anne ile kendi bedenini ayrıt edemez. Sütü memeden alır ama anneyi halen kendi bedeninin bir parçası olduğunu düşünür. Çocuğun anneden aldığı ilk sevgi biçimi süt üzerindedir ve aşk da sütü alıp sindirmeye yöneliktir. Bir yerden sonra annenin memesi çocuğun parmağından farksızdır. Yani anneden sevgiyle ayrılırken kendi kendini sever.

Kendi kendini sevmek ve karşılıklı sevilmenin paradigması buradan doğar. Iki yetişkinin birleşmeye dair arzusunda insanlar olduğu gibi olmayı değil de olmayı arzuladıkları biçimleri sever.

Insanın kendine duyduğu aşk ile başkalarına duyduğu aşk arasındaki o girdap birçok kişiye göre bencillik olarak görülür. Belki de buradaki en büyük ayrım kişinin kendisini sevmekten vazgeçmesi değil de kendini kötü sevmekten vazgeçebilmesiyle ilgilidir. Aksi takdirde başkalarındaki yansımalarından kendini kötü

Yazının Devamı

Yeni yıl kararları alırken

22 Aralık 2019

Yeni yıl kararlarınızda başarılı olmak için 8 bilimsel tabanlı strateji

Amerikan Psikoloji Derneği'ne göre, kişilerin %93’ünün yeni yıl kararlarını yılın son ayında aldıklarını göstermiştir. En yaygın alınan kararlar arasında; kilo vermek, daha sağlıklı yemek, düzenli egzersiz yapmak ve para tasarrufu ile ilgili olduğu görüşmüştür..

Bununla birlikte, araştırmalar İnsanların %45'inin şubat ayına kadar kararlarını sürdüremediğini ve sadece% 19'unun iki yıl boyunca kararlarını koruduğunu gösteriyor. İrade veya öz denetim eksikliği, kararların sürdürülememe nedenlerinden olduğu ortaya çıkmıştır.

İrade gücünüzü nasıl artırabilir ve Yeni Yılınızda kendinize verdiği sözü nasıl yerine getirebilirsiniz? Bu sekiz strateji, davranış bilimine ve uzun vadeli hedeflerine ulaşmaya çalışan yüzlerce insana yol gösterme niteliğindendir.

1. Değerlerinizi netleştirin ve onurlandırın

Öncelikle kendinize bu hedefin sizin için neden önemli olduğunu sorun. Örneğin yürüyüş yapmayı keyif aldığınız için mi geri dönmek istersiniz yoksa toplumsal beklentiler ve baskılar nedeniyle kilo vermek istediğiniz için mi geri dönmek istiyorsunuz? Özgün değerlerine hizmet eden insanların hedeflerine

Yazının Devamı

Anne Lütfen Ölme!

23 Ağustos 2019

Bugün bir kız çocuğu önünde saldırıya uğrayan bir annenin ''yaşamak istiyorum'' çığlığı ve kızının ''anne lütfen ölme'' diye yalvaran bir kızın sesiyle uyandık.

Her gün bir sürü kadın öldürülüyor. Bazı kadınlar sosyal medya ile gündeme geliyor bazıları ise hiç duyulmuyor. Bu konu hakkında neler yapılacağı hakkında konuşmak belki de en doğrusu.

Bunun için yapabileceğimiz çok şey var. Sosyal medyada bu insanların sesini duyurmak bunun en küçük adımı. Şahsım ve meslektaşlarım adına ne kadar anne baba ve adaylarını , anne babaların ebeveynlerine ulaşırsak o kadar çok şey yapabileceğimiz düşüncesindeyim.

Biz olayların sonuç kısmına bakıp bütünü eleştiriyoruz. Ancak o bütüne gidene kadar bir çok parça var.

Her aile sisteminin bakış açıları değiştiğinde bir çocuğun değiştiğini her anne-baba-çocuk seanslarında görüyoruz.

Biz insanları diğer canlılardan ayıran en önemli şey düşünme ve düşündüğü şeyin sonuçlarına giden durumları önceden kestirip kötü sonuçların önüne geçebilecek bir zeka sistemimizin olmasıdır.

Bir çocuğun yetiştirilme şekli o toplumun aynadaki görüntüsünü yansıtır. Çocuğunuza verdiğiniz her bilgi o çocuğun yetişkin bedenine atılan tohumlardır.

Yazının Devamı

Sosyal Medyada 'Linç Etme' Psikolojisi

20 Ağustos 2019

Sosyal medya kullanıcılarının yaptıkları yorumlar ve linçler insan psikolojileri üzerinde önemli bir etki göstermekte. İnsanlar beğendikleri ve beğenmedikleri şeyler hakkında yorumlar yapmaktalar. Bu yorumlar toplumun ileri gelen kurumlarına, kişilerine ya da yakın çevreye yapılmaktadır.

Bazı ünlü kişilerin yaptıkları paylaşımlar üzerine bazı kişilerin o kişleri şahsen tanımamalarına rağmen set yorumlar yaptığını görürüz.

Bunun altında yatan nedenlerden biri de; Objeye bir yaklaşma çabası olduğu kadar onu tahrip etme çabasıdır. Öncelikle İnsan ne kadar ilkel bir olgunluk düzeyinde ise dürtüsel amaçlarına o kadar yıkıcı bir şekilde erişmeye çalışır ve bu özellik belki de gerilimlere dayanıklılığın yetersiz gelişimiyle ilgilidir. bu kişi bir kurum veya ünlü bir kişiyi temsil de edebilir, temsil edilen objeye karşı duygu ve davranışlarını kendine mal etme diğer bir kimsenin kişiliği ile özdeşleşme çabasını göstermektedir.

Yarışma (Rekabet), saldırganlık eğilimi için bir etken olabilir:

Bir kurumla rekabet halindeyseniz, bir arkadaşınızla aynı şeye ulaşmak istiyorsanız bu saldırganlığa yol açabilmektedir.

Saldırganlıkla ilgili araştırmaların çoğunluğu kızgınlık ve

Yazının Devamı

Ne Olur Aldat-ma!

11 Temmuz 2019

Bir şeylerin elimden kayıp gittiğinin farkındaydım. Engel olmak yerine daha da hırçınlaşan bir çocuk gibiydim. Kendimi durdurmam gerekiyordu ancak duramıyordum. Sanki bir yokuştan aşağı doğru koşuyordum ve durursam ya dizlerim taşımayacak ya da yuvarlanıp nereye kadar gittiğimi bilemeyecektim.

Her şey başlarda mükemmeldi. Özellikle karşılaştığımız an boynumun karıncalandığını, boğazımın kuruduğu günü hatırlıyorum. Şimdi ise yanımda uyuyan adamın horlmasını duydukça beynim karıncalanıyordu. Yabancı bir adam yanıma öylece bırakılmış gibiydi. Yavaşça yataktan doğruldum. Parmak uçlarıma basarak salona doğru ilerledim. Tekli koltuğun üzerine oturdum dizlerimi karnıma çekip ağlamaya başladım.

Eşimin telefonunda gördüğüm mesajların ardı arkası kesilmiyordu. İşin kötüsü ben felç geçirmiş gibiydim. Ne bu kadınlar kim diye sorabiliyor ne de konuşabiliyor ne de bağırabiliyordum bu adama. İçimde ''Ama bu hakıszlık, haksızlık'' diye çığlık atan kadının sesi vardı bir tek. Beni harekete geçirecek gücü bulmaya çalışıyordum. İşin kötüsü bunu nasıl yapacağımı da bilmiyordum. Ne kadar süre öyle kaldım bilmiyorum. Gözlerim karanlıkta bir noktaya dikildi.

Küçüklüğümdeki anılar gözümde

Yazının Devamı

Anneliğin Söylenmeyen Yaraları

17 Mayıs 2019

Küçük bir kız çocuğu, genç kızlık daha sonrasında bir kadın ve en nihayetinde bir anne olunca dökülüyor dudaklardan ’Annelik tabi mükemmel bir dugu’’. Dudaklardan dökülmeyen cümlenin devamındaki ‘’Amalar ve yaralar’’ var. Kimse zorluklarından bahsetmiyor.

Herkes anne olunca ‘’Mükemmel Anne’’ olması gerektiğine inanıyor. Soayal medya annelerine bakıyorlar. Her zaman her şey harika, hep gülüyor, hep mutlular. Ancak gerçekler hiç de görüldüğü gibi değil! Gerek kliniğime gelen anneler, gerek seminerlerde, kongrelerde konuştuğum anneler, o yaralardan bahsediyor.

‘’Emzirirken çok canım yanıyor, çığlıklar atmak istiyorum ama bağırmak beni kötü bir anne yapar’’.

**

‘’Hala benim çocuğum olduğuna inanamıyorum ama böyle düşünmemem gerektiğini biliyorum’’.

**

‘’O dünyaya geldikten sonra bir daha evden gitmeyecek olmasına katlanamadım bir süre. Artık hayatımdan çıkartamayacağım. Sürekli bana bağlı benim de birine bağlı olmam gereken bir canlı var, bu beni boğuluyor gibi hissettiriyor’’.

Yazının Devamı