SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Beyaz Yakalar için Girişimcilik Paketi

Geçtiğimiz haftalarda Hürriyet Gazetesi’nden Ahmet Can’ın yazısını görerek öğrendiğim İTÜ Magnet’teki bir program, kurumsal dünyayı bırakıp girişimcilik dünyasına geçmiş biri olarak oldukça dikkatimi çekti. Bu nedenle İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Deniz Tunçalp’e merak ettiğim soruları yönelttim. Özellikle bir şirkette çalışıyorsanız ve “Acaba girişimci mi olsam? nereden başlasam? Direkt istifa edip girişimci mi olsam?” gibi sorularınız varsa bu yazıyı mutlaka okuyun.

S.Ünsal : Mevcut programlardan ayrı bir program mı başlattınız? Programın ismi nedir?

Doç. Dr. Deniz Tunçalp : Bu yeni bir programla değil ama İTÜ MAGNET’in içinde yeni bir hizmet paketi ve bu hizmet paketine ait bir takım özel desteklerle başlatıyoruz. İTÜ MAGNET’te hali hazırda “Sabit”, “Paylaşımlı” hizmet paketleri, girişimcinin sabit veya paylaşımlı bir kapasiteyi kullanmasına imkân sağlıyor. Buna ek olarak tanımladığımız ve gündüz mesai saatlerinde başka bir iş yerinde çalışan girişimci adayları için tasarladığımız “Akşam & Haftasonu” paketinde girişimciler iş saatleri dışında İTÜ MAGNET’i kullanabilecekler. Böylece, çalışmak için uygun ve destekleyici bir ortam bulamayan pek çok girişimci takımın, istedikleri gibi çalışabilecekleri uygun ortamı bulabileceğini düşünüyoruz.

S.Ünsal: Neden böyle bir girişimde bulundunuz? Beyaz yakalar girişimci olma yolunda istekliler mi?

Doç. Dr. Deniz Tunçalp : Son yıllarda kuluçka ve diğer girişimcilik programlarımıza gelen girişimci başvurularında kurucuların ortalama yaşının büyük ölçüde arttığını gözlemledik. Bunun üzerinde yaptığımız incelemeler, özellikle beyaz yakalı işgücü içerisinde, halihazırda bir iş yerinde çalışmakta olup, arkadaşlarıyla bir girişim kurmayı hayal eden çok kimse olduğunu gösteriyor. Bu kişilerin bazıları her türlü riski göze alıp istifa ederek bu yola tam zamanlı olarak çıksa da önemli bir kesim ilk adımı atabilmek için daha kolaylaştırıcı bir ortam ve bir geçiş çözümü arıyor ve geçiş döneminde iki işi bir arada yürütmeyi, en azından bir süre denemek istiyorlar. Ancak bu da başka zorlukları beraberinde getiriyor

Gündüz saatlerinde bir kuluçka merkezine gidemeyen gruplar, iş fikirleri ile ilgili geri bildirimi ve destekleyici sosyal ortamı nereden bulacaklar? Hele ekip üyeleri aile kurmuş bireylerse, nerede çalışacaklar? Türkiye’de ABD’de olduğu gibi ev yaşamının yanında ek çalışma ortamı yaratan bir garaj kurgusu yok. Aile hayatına ve ev düzenine zarar vermeden, girişimci ekiplerin akşamları ve hafta sonları toplanıp çalışmasına uygun evlerde yaşamıyoruz genellikle. Bu gerçekten hareketle, biz de esasen gündüz saatlerinde başlangıç aşamasını geride bırakmış girişimlere hizmet veren İTÜ MAGNET’in misyonunu genişleterek, yolun en başındaki kişileri de dahil etmeye karar verdik. Böylece çalışma gün ve saatleri dışında İTÜ MAGNET’in kapılarını bu kişilere açacağız. Bu kişilerin kendilerine has ihtiyaçlarını mentorlarımızın da desteği ile gidereceğiz ve onlara hukuki ve teknik olarak en sancısız bir şekilde bu geçişi yaşamaları için destek olacağız.

Bu noktada bizi tanıyanlar neden İTÜ ÇEKİRDEK içinde değil de İTÜ MAGNET’te diye sorabilirler. Bunun iki sebebi var. Öncelikle her yıl 10.000’i aşkın girişimci takımı değerlendiren ve yüzlerce girişime destek olan İTÜ ÇEKİRDEK gece ve hafta sonları da kapasitesini doldurmuş biçimde çalışıyor. Girişimcilerin kullanabileceği bir kapasite boşluğumuz sadece İTÜ MAGNET’te mevcut olduğu için böyle bir yola gittik. Ayrıca İTÜ ÇEKİRDEK, kurgusu gereği, gündüz yapılan birtakım çalışmalara katılmayı gerektiriyor. Ancak bazı grupların böyle bir imkânı hiç bulunmuyor. İTÜ MAGNET’Te yürüteceğimiz bu süreç tamamen gündüz çalışan grupların ihtiyaçlarına göre kurgulandı.

S.Ünsal : Ne gibi olanaklar sunuyorsunuz?

Doç. Dr. Deniz Tunçalp : “Akşam & Hafta Sonu” paketine dahil olan girişimciler:

-Akşam 7 – Sabah 7 ve hafta sonları 24 saat, İTÜ MAGNET’i paylaşımlı olarak kullanabilecekler,
-Aynı paketteki diğer girişimcilerle sosyal bir ortamda bir arada çalışmanın avantajlarını yaşayacaklar,
-Yılın belli dönemlerinde hafta sonları düzenlenecek hızlandırma programına katılarak iş kurgularını geliştirebilecekler,
-İhtiyaç duydukları alanlarda, İTÜ ARI Teknokent’in farklı programlarındaki mentorlarına erişebilecekler,
-Özellikle mevcut işleriyle imzaladıkları iş akitleri ve çalışma alanlarının kuracakları şirkette fikri mülkiyet ve hukuki açıdan ne gibi sınırlama ve sorumluluklar yarattığı konusunda, sürecin en başında temel hukuki bilgilendirme alacaklar ve gerekli hallerde hukuki mentorluk ve danışmanlık almaya yönlendirilecekler,
-Yatırımcı bulurken ve ilk müşterilerine erişimde, İTÜ ARI Teknokent olanak ve bağlantılarından faydalanabilecekler,
-Yatırımcı ile müzakere sırasında süreçle ilgili lojistik ve hukuki destek alabilecekler,
-Basın ve halkla ilişkiler konusunda İTÜ ARI Teknokent’in girişimcilerine verdiği desteklerden faydalanabilecekler,
-İşgücü çalıştırmak noktasına geldiklerinde, çalışan bulmak için İTÜ ARI Teknokent’in İK portalından ücretsiz yararlanabilecekler,

“Akşam & Hafta Sonu” paketine başvuran girişimci ekipler, diğer İTÜ MAGNET girişimcileri gibi bir başvuru değerlendirmesinden geçecekler ve birinci günden iş fikirleri ile ilgili uzman bir jüriden yönlendirme alarak sürece başlayacaklar. Yapılan değerlendirmeye göre kabul edilen girişimciler İTÜ MAGNET paylaşımlı paketin yarısından az bir bedelle (aylık 290 TL + KDV) bu hizmetlere erişebilecek.

S.Ünsal : Global bir benzeri var mı?

Doç. Dr. Deniz Tunçalp : Bizim kadar bu ihtiyaç grubuna özelleşmiş hizmet tasarımına başka bir örnekte rastlamadık. Ancak bizim de Innogate programında kullandığımız Chicago 1871’de, Londra ve Teksas’taki bazı kuluçka merkezi ve ortak çalışma alanlarında emsal tekliflere rastladık. Ancak hiçbiri İTÜ ARI Teknokent gibi dünya çapında bir teknoparkın içerisinde değildi

S.Ünsal : Çalıştığım şirket duyar mı? gibi endişeleri nasıl gideriyorsunuz yoksa bu kişilere firmalarını haberdar etmelerini mi öneriyorsunuz?

Doç. Dr. Deniz Tunçalp : Öncelikle şirketlerin, çalışanlarını bu konuda desteklemelerini, hatta iş birliği yapmalarını umuyoruz. Şirketler, açık inovasyon çağında, çalışanlarına destek olup etraflarında kendi girişimcilik ekosistemlerini kurmalılar. Böylece, girişimci yetenekleri kendi iş amaçları için daha geniş bir kapsamda seferber edebilir böylece yetenekli ve çalışkan kişileri daha uzun bir süre etraflarında toplayabilirler.

Girişimci adayları da elbette, iş kurma fikirlerini henüz ham haldeyken, bu bilgiyi işverenleriyle paylaşmak istemeyebilirler. Ancak her durumda mevcut iş akitleri ve iş kanunu yeni iş kurmak isteyen mevcut çalışanların güncel işyerlerine ilişkin birtakım haklar ve yükümlülükler tanımlıyor. Biz de bu süreçte, ekiplerin en doğru ve hukuka uygun yolu seçmeleri için temel bilgilendirmeleri yapacağız, kendilerini konunun uzmanı avukatlara danışmaya yönlendireceğiz.

Yazının devamı...

Girişim Ekosistemlerinde Devletin Rolü

Startup/Girişim ekosistemlerini takip edenlerin bileceği üzere ekosistemleri karşılaştıran, değerlendiren her sene üç dört rapor yayınlanıyor. Bunlardan biri de Startup Genome raporu ve 2019 raporu dün yayınlandı ve hemen okumaya başladım. Raporda ilk baktığım, Türkiye ile ilgili bilgi var mı oldu fakat maalesef bilgi yok. Bu konuda kendi girişimim startups.watch olarak bu tip raporlarda Türkiye’nin de yer alması için elimizden gelen ücretsiz desteği sağlıyoruz ama yine de dahil edilmediğimiz zamanlar, raporlar oluyor.

Rapor 200 sayfa olduğu için yazımda analiz etmek üzere sadece belli bölümlerini okuyabildim. Bunlardan en dikkatimi çeken girişim ekosistemlerinde devlet politikalarının irdelendiği bölüm oldu. Hem bu politikaların üzerinden geçelim hem de Türkiye’de durum ne, bunu değerlendirelim istedim. Sıralama raporda incelenen ülkelerde en çok uygulanan politikalardan en az uygulanana göre sıralandı:

Finansmana Erişim

Rapora göre birçok ülkenin en çok aksiyon aldığı konu finansmana erişim olmuş. Yani girişim sermayesi oluşumlarına destek, direkt olarak girişimlere teşvik verilmesi bu kapsama giriyor. Türkiye’de de bu politika oldukça hareketli. Hem TÜBİTAK 1514 programı ile girişim sermayesi sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar var, hem TÜBİTAK BiGG ve KOSGEB destekleri ile girişimlere direkt olarak finansman sağlanıyor. Raporda bu konuda verilen en ilginç örnek Fransa’da devletin kurduğu bir yatırım bankasının (Bpifrance) girişimlere yatırım yapıyor olması. Avustralya’da Türkiye’dekine benzer bir melek yatırımcılara vergi avantajı sağlama desteği verildiğini de belirteyim. Kişisel fikrim yerel yatırımcıyı çekmek için avantajlar sunmak güzel fakat yabancı yatırımcıyı çekmek için değişik modeller deneyenler yok ya da ben duymadım henüz.

Girişimleri Destekleme Organizasyon ve Programları

Bu konuda Türkiye’de bir çok program ve organizasyon var. Girişim ekosistem haritası diye İnternet’te arama yaparsanız detaylı inceleyebilirsiniz.

Göçmen Girişimci

Başka ülkelerden girişimcilerin ülkemize çekilmesi için bir program benim bildiğim yok. Yani Azerbaycan’ın, Ukrayna’nın, İran’ın, Pakistan’ın, Hindistan’ın en iyi girişimcilerine “Gel burada girişimini hayata geçir, daha iyi olanaklar var” diyebileceğimiz bir yapı henüz yok.

Globalleşme Desteği

Bu konuda daha önceden yazı yazmıştım, globalleşme konusunda Innogate, Growth Circuit gibi birçok hızlandırma programımız da var. Bunun yanında, KOSGEB yurt dışında hızlandırma gitmek isteyen girişime de destek veriyor. Teknoloji yatırım AŞ’nin Explore programı da globalleşmek isteyen girişimlere yatırım yapıyor. Belki en büyük eksik yurt dışındaki ticaret ateşeliklerimizle girişimcilerimiz arasında sıkı bağlar kurmamız gerekiyor. Yani bir girişimcimiz dünyanın öbür ucunda bir ülkeye açılmak istediğinde öncelikli olarak oradaki ticaret ateşeliğimizden en büyük desteği yardımı görmesi gerekiyor. Şu anda benim gördüğüm bir bağ yok.

Girişimcilik Eğitimi

Bu konuda da hem lise, üniversite, yüksek lisans bir çok ders mevcut. Daha çok ders olmalı mı, daha erken eğitim dönemlerinde dersler olmalı mı ayrı bir yazı ve uzmanlık konusu.

Vergisel Düzenlemeler

Girişimcilik özelinde ne tip vergisel düzenlemeler yapılmış raporda yazmıyor. Türkiye’de de bu konuda herhangi bir avantaj benim hatırladığım yok. Bu konuda yeni bilgiler bulursam yine burada değinirim.

Üniversite Ticarileşme

Teknoloji Transfer ofisi zaten epeydir gündemimizde olan bir konu. Performansları nasıl, iyi gidiyorlar mı bilmiyorum ama bu konuda ülkemizde adımlar atılması güzel.

Kültürel Destek

Bu konuda nasıl devlet politikaları var, raporda yazmıyor fakat Türkiye’de girişimcilik kültürünün gelişmesi için bir çok devlet kurumu ve ajansı çalışıyor.

Regülatif Sandbox

Şu anda gündemde olan benim bildiğim bir tek bankacılık konusunda bir sandbox (deneme, oyun alanı) var. Onun son durumunu bilmiyorum fakat regülasyon nedeniyle herkesin deneyler yapamadığı birçok alanda Sandbox gündeme getirilmeli. Bu konuda ülkemizde gidilecek yol uzun.

Scaleup Desteği

Endeavor Türkiye’nin daha yeni bu konuda bir programı başladı. İTÜ ARI Teknokent’in Innogate programı da benzer şekilde ölçeklenmiş girişimlere destek oluyor. Bu konuda belki yapılması gereken ölçeklenen girişimlere AR-GE’den bağımsız destekler verilmesi.

Entrepreneur in Residence

Bu konuyu önce biraz açıklamak lazım. Deneyimli girişimcileri girişim sermayeleri kapıp hem portföyündeki girişimlere destek olması için kullanıyor, hem de bazen kurucu ortak gibi kollarını sıvayıp tüm operasyona destek olması için devreye sokabiliyor. Tabi güzel bir fikir olduğunda yine bu kişinin bunu hayata geçirmesi de bekleniyor. Bu konuda devlet politikası ne var açıkcası düşündüm ama bulamadım. Fikri veya duyduğu bir örnek olan varsa bana eposta gönderebilir.

Regülatif Reformlar

Regülatif reformlar konusunda yukarıda bahsettiğim Sandbox dışında neler yapılabilir, görüşleri olanlar bana eposta gönderebilir.

Satınalma Düzenlemeleri

Bu konuda devlet teşviklerinden yararlananlara satınalmada ve ihalelerde öncelik tanınıyor diye biliyorum ama bu bilgi kulaktan dolma bir bilgi. Detaylarına hakim değilim. Devletin girişimlerden ürün satınalma konusunda neler yapabileceği de bambaşka bir yazı konusu.

Çeşitlilik ve Katılım

Özellikle kadınların girişimci olması konusunda bir çok destek var. Çeşitlilik konusunda neler yapılabilir, görüşleri olanlar bana eposta gönderebilir.

Başarısızlık/İflas

Bu konuda girişimciler, yatırımcılar birçok etkinlik ile başarısızlığın bir sonraki girişim için birçok deneyim barındırdığını anlatıyorlar ama devlet tarafında ne tip bir politika izlenir bilmiyorum. Ülkemizde en çok şikayet edilen konulardan biri şirket kapama. Belki bu konuda bir düzenleme çok işe yarayabilir.

Yazının devamı...

Nisan ayında 5 girişime 500 bin dolar yatırım!

Geçtiğimiz Nisan ayında 5 girişim toplamda 500 bin dolar yatırım aldı. Tabi bunlar şimdiye kadar açıklanan hisse bazlı birincil işlemler. Bunun dışında ikincil işlem olarak da bir tane ODC yatırımı var. (İkincil işlemler mevcut hissedarların hisselerini satması şeklinde diye daha önceden anlatmıştım)

5 yatırım arasında 4 tane tohum yatırımı, 1 tane ön-tohum yatırımı var. Seri A ve sonrasına ait yatırım maalesef yok. Bu şu anlamlara geliyor olabilir; ya Seri A’yı hakedecek girişimimiz yoktu, ya hakedecek girişim vardı fakat fon sayısı azaldığı için yatırım alamadı, ya da en son ihtimal halen yatırım anlaşma aşamasındalar. Birinci olasılık ise yani Seri A’yı hakedecek girişimimiz kalmadıysa durum kötü. Bu köşemde aylardır ifade ettiğim gibi Seri A en ciddi yatırımların başında geliyor ve Seri A yatırımı haketmek için metriklerinizin yani performans verilerinizin çok iyi olması gerekiyor. Örneğin yurt dışındaki hatırladığım birkaç girişim sermayesi yıllık en az 1 milyon dolar tekrarlanan cirosu olan ve bir önceki seneye göre 3 kat büyüme yakalamış girişimlere yatırım yapıyor. Bu tip metrikleri yakalamak istiyorsanız sadece Türkiye yetmeyecektir. O nedenle ilk günden global düşünmek şart. Yoksa tohum yatırım alıp durursunuz ve sonra boyunuz da bir karış uzamaz.

Birincil işlemlere bakarsak yatırımlar şu şekilde :

Blok-Z : Enerji piyasası için blokchain bazlı çözüm sunan girişim blockchain konusunda hızlandırma programı sunan ConsenSys Ventures’dan yatırım almış.

Pixeligence (Eravis) : Endüstri 4.0 odaklı görüntü işleme ve yapay zeka konularında çözümler sunuyor. Letonya’da katıldığı nesnelerin interneti odaklı Buildit hızlandırma programından 20 bin Euro yatırım almış.

Klonbiyotek : Biyoteknoloji konusunda çalışan girişim aynı zamanda TÜBİTAK BiGG desteğiyle kurulmuş ve Kayseri merkezli ERBAN melek ağından yatırım almış.

Lifemote : Yapay zeka kullanarak wifi problemlerinin daha kolay çözülmesini sağlayan girişim 500 İstanbul’dan yatırım almış.

Sertifier : Eğitim ve etkinlikler için sertifikaların tasarlanmasını, dağıtılmasını, depolanmasını ve sorgulanmasını sağlayan blockchain tabanlı girişim Sertifier Tarvenn’den yatırım almış.

İkincil işlemlerin detayı ise şu şekilde :

ODC : SmartMessage Pazarlama Platformu adında yönetimi kolay bir dijital pazarlama aracı sunan girişim Ak Portföy, Endeavor Catalyst ve 212’nin yeni fonundan yatırım almış. Yatırım miktarı yaklaşık 11 milyon dolar civarında.

Yukarıdaki yatırımlara bakarsak iki girişimimiz, yurt dışında katıldıkları hızlandırma programları sayesinde yatırım almış. Yurt dışında özellikle de belli konularda uzmanlaşmış hızlandırma programlarına katılmanın ne kadar faydalı olduğunu anlatmıştım. Hem o pazarı öğrenmek, hem orada bir iş ağı kurmak açısından en güzel yöntemlerden biri yurt dışındaki hızlandırma programlarına katılmak. Bu konuda KOSGEB’in girişimcilere desteği olduğundan da bahsetmiştim, o yüzden fırsatları kaçırmayın ve bol bol yurt dışındaki hızlandırma programlarını inceleyin.

Bu arada hangi yatırımlar Türkiye’de gerçekleşti derseniz; Klonbiyotek, Lifemote, Sertifier ve ODC yatırımları Türkiye’de gerçekleşmiş, diğerleri yurt dışında gerçekleşmiş. Yurt dışında yatırım alan girişimlerimizin Türkiye ile bağını koparmadan büyümeleri ve ülkeye istihdam ve bilgi birikim olarak fayda sağlamalarının şart olduğunu da vurgulayım.

Yazının devamı...

2019 ilk çeyreğinde 13 girişime $19.6M Yatırım

Geçtiğimiz hafta startups.watch 1. çeyrek rakamlarını düzenlediği bir etkinlik ile paylaştı. Neler paylaşıldı, neler konuşuldu kısa kısa üzerinden geçeyim.

Türkiye merkezli 13 girişim erken aşamada (melek ve girişim sermayesi) 19.6 milyon dolar yatırım aldı fakat etkinlikte sahne alan Modanisa yatırımcılarından Goldman Sachs’dan Ozan Emre Sönmez, bu yatırımın geç aşama ve halka arza uzanacak kadar bir dönemi kapsadığını söyledi. Bu da aslında Modanisa yatımını da erken aşama yatırımlardan çıkardığımızda çok kötü bir tablo çıkarıyor. Startups.watch tahmini Modanisa’nın birincil işlem olarak 15 milyon dolar yatırım aldığı şeklindeydi. Bu tutarı da 19.6 milyon dolardan çıkardığımızda 12 girişime 4.6 milyon dolar kalıyor. Adet olarak zaten 2016 ilk çeyreğinden beri en az yatırım yapılan çeyreği geride bırakmıştık, Modanisa’yı çıkarınca toplam miktar olarak da en kötü çeyreği geride bırakmış olduk. Bunun sebeplerine gelirsek; Birçok süresi dolan fonun halen ikinci fonlarını kurmamış olması, Hazine’ye başvuran 10 fonun halen beklemede olması, hisse bazlı kitlesel fonlama platformunun henüz devreye girmemiş olması, yerel seçimler nedeniyle bir çok yatırımcının yatırımlarını seçim sonrasına bırakması benim aklıma gelen sebeplerden bazıları.

Yatırım alanları sayarsak; Batron Arge, Inooster, Kartoon3D, MentalUP, Metamorfoz, Octovan, Omma Sign, Payfull, Shopi, Tarentum, TutumluAnne ve ViraVira. Modanisa yatırımından sonra en büyük yatırım aynı zamanda 212’nin ikinci fonundan ilk yatırımı olan Omma Sign yatırımı oldu.

Satın alma ve ikinci işlemlere baktığımızda ise HesapKurdu, Kredico, Modanisa ve xenn.io (İnnobil) işlemleri bu çeyreğin dikkat çeken ikincil işlemleriydi.

Türkiye’yi bölge ülkelerle karşılaştırdığımızda tabloda çok değişen bir şey yok. Türkiye Güney Doğu Avrupa’nın en büyük girişim merkezi. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da da İsrail ve Birleşik Arap Emirliklerinden sonra üçüncü sıradayız. Kişi başına düşen erken aşama melek yatırımlarda da 0.25 dolar ile 39 ülke arasında 31. sıradayız. Bu rakamın her çeyrek 1 doların üzerinde olması için daha çok çalışmamız gerekiyor.

Yurt dışındaki Türklerin kurdukları girişimlerin aldığı yatırımlara baktığımızda ise BillionToOne, BioNTech, Deplike, FineDine, Glozalzone, NarrativeDx, NormShield, Trawell Data, Wordego yatırım alan girişimler oldu. BillionToOne’ın 15 milyon dolar yatırım, BioNTech’in de 91 milyon dolar özel sermaye yatırımı aldığını da belirteyim.

İlk çeyreğin belki de en güzel iki haberi yurt dışındaki Türk girişimcilerden geldi. Microsoft Türk girişimcilerin kurduğu Citus Data’yı satın aldı, Miniclip de yine Türk girişimcilerin kurduğu Türk melek yatırımcıların yatırım yaptığı Masomo’yu satın aldı. Türk girişimcilerimiz adına ve sektöre moral açısından en güzel iki haber bunlardı.

Etkinlikte ayrıca kadın girişimcilik rakamları da paylaşıldı. Türkiye’deki startup’ların kadın kurucuları incelendiğinde startup’ların %14’ünda kadın girişimci var. Dünya ortalaması %17, Avrupa ortalaması ise %13, yani çok kötü durumda değiliz ama tabi bu oranların hepsinin %50’ler civarında olması lazım. İlk çeyreğe baktığımızda yatırım alanlar arasında iki girişimde kadın girişimci var. Birisi Shopi, diğeri ise Tutumlu Anne. Exit açısından değerlendirdiğimizde ise tüm kategorilerde en başarılı girişimci ise Demet Mutlu.

Core Strateji’nin paylaştığı kurumlarda yatırım hareketleri bölümünde ise kurumların ne kadar aktif olduğunu ortaya çıktı. İlk çeyrekte her ne kadar az yatırım yapılmış olsa da 12 yatırımın 5’inde kurumlar da var. Bunda geçen sene kurulan Albaraka Fintech Fonu gibi fonların etkisi büyük. O nedenle bu tip kurumsal fonları daha çok desteklememiz şart. Yurt dışındaki Türklere de Sanofi ve Texas Medical Center gibi iki dev kurumun yatırım yapmış olması sevindirici.

Yazının devamı...

Yatırım Ekosisteminde Neler Değişiyor?

Bundan 10 yıl önce Türkiye’de Venture Capital kavramını iyi derecede bilen kişi sayısı 100’ün altındaydı, şimdi ise tahminimce binlerce kişi çok detaylı bilmese bile genel olarak işleyişini biliyor. Melek yatırımcı kavramını da az çok çözdük. Startups.watch’un geçtiğimiz haftalarda yayınladığı bir rapor vardı. O rapora göre Türkiye’de kurulan girişimlerin %2’den daha azı 2M dolar ve üzeri yatırım bulabiliyor. Peki kalan %98 ne yapıyor? Bu sorunun aslında bir çok cevabı olabilir. Aralarında devlet teşviği alanlar vardır, bir an önce para kazanayım diye düşünüp gelire odaklananlar vardır, kredi çekenler vardır, ailesinden, eşinden dostundan borç alanlar vardır. Peki bu Türkiye’de özel bir durum mu derseniz, Amerika’da da durum çok farklı değil. Kauffman Foundation’ın Temmuz 2018’de yaptığı bir araştırmaya göre girişimcilerin %81’i VC’lere veya banka kredilerine ulaşamıyormuş. Bu nedenlerdir ki yatırım tarafında da girişimci tarafında da bir değişim, arayış söz konusu. Bu nedenle bu hafta gözüme çarpan değişimleri sıralamaya çalıştım.

Online Yatırım Platformları

Angellist gibi platformlar girişimcilerin belki de yüzlerini hiç görmedikleri yatırımcılardan web üzerinden yatırım toplamasını kolaylaştırdı fakat VC dünyasını komple yok edecek kadar etki yaratmadı. Yine de web üzerinden yatırım toplama, hisse bazlı kitle fonlama siteleri çoğaldı ve yakın zamanda ülkemizde de aktif olacak. Angellist ilk çıktığında çok heyecanlanmıştım fakat şu anda geldiği nokta çok çok iyi değil. VC dünyasına farklı bir bakış açısı getirdi sadece. Büyük sıçramayı halen yapamadı.

ICO

Özellikle 2017 yılında kripto para dünyasının yakaladığı ivme ile girişimler kripto paralarla girişimlerini finanse etme konusunda oldukça istekliydiler. 2018 başı itibariyle hem bir çok içi boş proje olması, hem ICO’nun kötü amaçlı kişilerce sıklıkla kullanılması nedeniyle ivmesi oldukça yavaşladı. Son zamanlarda ICO’nun biraz daha kontrol edilebilir versiyonu olan IEO (Initial Exchange Offering) gündeme geldi. Ne kadar ilgi görür bilinmez ama burada da sürekli bir değişim olduğu kesin.

Daha Çok Yatırım Turu

Bundan 5-6 yıl önce tohum, Seri A, Seri B… diye yatırım turları varken, bu turları hakedecek metrikleri yakalayamayan bir çok girişim olması nedeniyle aralara yeni yatırım turları girmeye başladı. Ön-tohum, tohum sonrası, Seri A öncesi, Seri A sonrası… Burada da frekans arttı diyebiliriz.

Yatırımlarda Merkez Kayması

Girişim sermayesi yatırımlarında merkez üs hep Amerika biliriz fakat son birkaç yılda Çin o kadar çok atak yaptı ki belki bu sene belki 2020’de erken aşama yatırım tutarı anlamında Çin Amerika’yı geçecek. 2018’de Amerika’daki erken aşama yatırım toplamı 115 milyar dolar iken Çin’de bu tutar 93 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yani aradaki fark her geçen yıl azalıyor. Amerika ve Çin’den sonraki en yakın tutar 8 milyar civarlarında. Aradaki uçurum çok ciddi boyutlarda.

Hızlı Yatırım

Özellikle girişim sermayesi fonlarından yatırım arıyorsanız yatırım turunu tamamlamak 3 ayı bulabiliyor. Bu çoğu girişim için çok uzun bir süre. Bu konuda da ilginç fonlar çıkmaya başladı. Bunlardan biri Clearbanc. Clearbanc metriklerinizi inceliyor ve onların deyimiyle size 20 dakikada bir iyi niyet mektubu gönderiyor. Zaman en değerli hazinemiz diyorsanız ilginç olabilecek bir model. Bu konuda Türk yatırımcılar da denemeler yapıyor. İlerleyen haftalarda onların modelleri de masaya yatırabiliriz.

Gelir Paylaşımı

Yatırımcıların problemlerinden biri bir girişime yatırım yaptıklarında karşılığını almaları 7-8 yıl sürebiliyor ve bu çok uzun bir süre. Novel GP, Indie.vc, Candide Group, Adobe Capital, VilCap Investments gibi yatırım fonları ise değişik bir model denemeye başladılar. Net gelire bağlı olarak her ay ödeme yaptığınız bu modelde yatırımcı da her ay size yaptığı yatırımı azar azar geri almaya başlıyor.

Özetlersek, yatırım tarafında da hızlı bir değişim söz konusu. Hangi değişimler ekosistemi komple değiştirir şimdiden kestirmesi zor fakat deneye deneye göreceğiz.

Yazının devamı...

Innogate ile global girişimlerimiz çoğalıyor

İTÜ ARI Teknokent liderliğinde ve İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) desteğiyle gerçekleşen Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı’nın geçtiğimiz günlerde 9. Dönemi tamamlandı. Kısaca programın nasıl çalıştığını anlatayım. Yedi girişim önce 8 hafta boyunca Türkiye’de mentorlar ile birlikte iş modeli kanvası, pazar analizi, değer önerisi, pazarlama stratejileri, büyüme ve ölçeklenme konularında eğitim alıyor. Sonrasında ise 2 hafta Silikon Vadisi, 2 hafta New York olacak şekilde Amerika programı başlıyor. Amerika programında potansiyel müşterilerle ve iş ortaklarıyla işlerini globalleştirmek için çalışıyorlar ve sektörlerine özel atanan uzmanlardan birebir satış koçluğu hizmeti alarak bu süreci biraz daha hızlanma şansı yakalıyorlar.

Programın istatistiklerine baktığımızda Türkiye sürecinden toplamda 131 firma faydalanmış ve bu firmalar arasından 60 firma ABD sürecine katılmış. 41 firma ise aktif olarak uluslararası faaliyetlerine devam ediyormuş. Programın bünyesinde yerli ve yabancı alanında uzman 190 mentor bulunuyormuş.

Dokuzuncu dönemi tamamlanan programda bu dönemde katılan girişimleri tek tek tanıtayım.

AKTEK: AKTEK, Smart Hospitality Management platformu; otel müşterilerinin sahip oldukları kendi hesaplarına (Youtube, Netflix vb.) ekstra bir uygulama yüklemeden otel odalarındaki televizyonlara aktarabildikleri ve otel ziyaretleri boyunca kullandıkları otel servisleri görüntülenmesinde ve bunun gibi bir çok faaliyette bulunabildikleri bir platform.

BIS Çözüm: BIS Çözüm’ün sunduğu HRlytics ürünü yapay zeka sistemiyle insan kaynaklarındaki dataları işleyerek, yıldız çalışanların ayrılma potansiyelini öngörüyor; yeni personel alımları ve içeriden yükseltmelerde yüzlerce başvuruyu otomatik eliyor ve böylece verimli, mutlu bir iş ortamına katkı sağlıyor.

XPoda: Xpoda “No code” yazılım geliştirme platformu sayesinde kurumların dijital dönüşümünü hızlandırıyor.

Shopi: Shopi, geleneksel mağazacılığın dijital dönüşümü için online ve offline kanalları birleştirebilmesi sayesinde mağaza içi verimliliği artıran çözümler sunuyor.

Reminis: Reminis, yapay zeka destekli yüz tanıma teknolojisi sayesinde, mezuniyet, maraton, açılış gibi etkinliklerde kişilerin profesyonel fotoğraflarını online platform üzerinden alabilmesini sağlıyor ve fotoğrafçı ile anı sahipleri arasındaki bağ oluyor.

Select Optimus: Lojistik sektörü için tüm süreçleri kapsayan yazılımlar üreten Select Optimus, bulut tabanlı yazılımları ile lojistik firmalarının e-lojistik dönüşümünü sağlıyor.

Simula ICT: Simula ICT simülasyon altyapısı ile hangi alanda olursa olsun, kullanıcıların hızlı ve kolay model ile simülasyon geliştirmesine imkan tanıması yanında; senaryo tanımlama, simülasyon çalıştırma, analiz ve raporlamanın da yapılabildiği entegre geliştirme ortamı sunuyor.

Select Optimus’un Amerika programı sırasında ilk satışını gerçekleştirmiş olması da oldukça iyi bir başarı. Innogate ekibinden bu girişimin hikayesi ile ilgili bilgi istediğimde girişimin CEO’su Gökhan Girgin’in cümlesini ilettiler. Cümle aynen şu şekilde: “Innogate eğitimleri sırasında öğrendiğimiz eposta ve sosyal ağlar üzerinden müşteriye erişim taktikleri ile kontak listesi oluşturup, potansiyel müşterilere ulaşmaya başladık. ABD’de yüz yüze yapılan müşteri görüşmesinde demo gerçekleştirildi. Müşteri firma indirim isteyince, yine Innogate mentorlarından aldığımız taktikler ile indirim karşılığında sözleşme süresini uzatma ve referans müşteri yönlendirilmesi şartları konusunda mutabık kaldık ve sözleşme imzalayarak ABD’deki ilk satışımızı gerçekleştirdik.” Gördüğüm kadarıyla program sırasında çok detaylı ve işe yarar taktikler öğretiliyor. Bu nedenle bu tip uluslararasılaşma programlarının sayısının ve frekansının artması şart. Yoksa “Amerika’nın taşı toprağı altın, bir şekilde ayakta kalırız” diyip Amerika’ya giderseniz başarısız olma olasılığınız çok yüksek.

Yazının devamı...

Mart ayında 6 girişime yatırım!

Türkiye’deki girişimler ve Türklerin yurt dışında kurduğu girişimlerden altısı Mart ayında yatırımcılardan yatırım almayı başardı. Açıklanmayan veya ticaret sicile henüz yansımayan yatırımlar oldukça da sizlere güncel bilgileri veririm.

Mart ayının en güzel gelişmesi 212’nin ikinci fonu ile yatırım yapmaya başlaması oldu diyebiliriz. 1514 desteği ile kurulması beklenen fonların sürecinin bitmemesi ise ekosistem adına kötü. En azından 2019 ilk yarısı bitmeden oradan da birkaç fon gelirse 2019’u güzel kapatırız.

Satın alma olarak ise Hürriyet Emlak’ın xenn.io (Innobil) satın alması gerçekleşen, açıklanan tek satın alma oldu. Yazılanlardan anladığım kadarıyla bu satın alma Silikon Vadisi tabiriyle “acqui-hire” satın alması olmuş. Yani girişimdeki yetenek(ler) Hürriyet Emlak’a katılmış.

Gelelim yurt içinde ve yurt dışındaki yatırımlara.

Deplike: Gitarınızı telefonunuza bağlıyorsunuz ve bu uygulama sayesinde hem kendi efektlerinizi hem de onbinlerce efekti kullanabiliyorsunuz. Yatırımı yapan melek yatırımcı ise Mackolik’ten sonra geçtiğimiz aylarda ikinci girişiminden de başarılı bir çıkış yapan Erdem Yurdanur. Takip etmiyorsanız Erdem Yurdanur’un blog yazılarını da takip etmenizi öneririm. Önümüzdeki dönemde nelerin tutabileceği, ne tip yatırımlar planladığı ile ilgili girişimcilere güzel ipuçları veriyor.

Tutumluanne: Adından da anlaşılacağı üzere tutumlu annelerin, ebeveynlerin ikinci el ürün alabildiği, satabildiği bir pazar yeri olan Tutumluanne, daha önceden melek ağlarından 200 bin dolar yatırım almıştı, bu sefer EGİAD melek ağı da dahil olmak üzere başka bir çok melek yatırımcıdan 320 bin dolar yatırım almış. Özellikle bebeklerin her şeyi sınırlı süre kullandığını düşünürseniz oldukça güzel bir model olarak dikkat çekiyor.

Omma Sign: 212’nin ikinci fonundan 1.7 milyon dolar yatırım alan girişim Mart ayında Türkiye’deki girişimler arasında en büyük tutarda yatırım alan girişim oldu. Digital signage dediğimiz yani etrafınızda mağazalarda, firmalarda, alışveriş merkezlerinde gördüğünüz dijital ekranların uzaktan yönetilmesine yönelik bulut tabanlı bir yazılım. 212’nin yatırımla ilgili blog yazısından okuduğum kadarıyla girişim yurt dışına açılmak için de girişimlere başlamış ve Avustralya pazarına odaklanmış.

Batron Arge: ERBAN (Erciyes Business Angels Network) ve TR Angels’dan yatırım alan girişim batarya teknolojileri üzerine uzmanlaşmış bir girişim. Enerji konusunun günümüzün en sıcak konularından biri olduğunu düşünürsek bu girişimi de takip etmenizi öneririm.

Wordego: Reklamverenler ve yayıncılar için programatik reklam platformu olan Wordego’nun aslında yatırım turu henüz tamamlanmamış, açıklanan kısım Keiretsu Forum’a ait. Toplam tutar tur kapandığınnda 250 bin doları geçebilir.

BillionToOne: Dünyanın en iyi hızlandırma programlarından olan Y Combinator’dan mezun olan girişim daha önceden 500 Istanbul’dan yatırım almıştı, şimdi ise Hummingbird Ventures ve Y Combinator’ın da dahil olduğu Seri A turunda 15 milyon dolar yatırım aldı. Bu girişim Amerika’da olduğu için Türkiye’deki toplam yatırım tutarını değiştirmedi ama Türk kurucuları adına sevindim. Doğum öncesi testlerini daha uygun fiyatlı ve daha basit yapmaya çalışan girişim basit bir kan testi ile bebekle ilgili bir çok bilgiyi sağlayabiliyor.

Yazının devamı...

2010 yılında kurulan girişimler şu anda ne durumda?

Daha önceki yazılarımda söylemiştim, Türkiye’de yatırım destekli girişim ekosistemi 2009-2010 yıllarına dayanıyor. Trendyol, Peak Games ve Markafoni “yatırım alarak nasıl büyünebileceğini” Türkiye ekosistemine öğretti ve sonrasında bugünkü ekosistem şeklini aldı.

Peki 2010 yılında kurulan girişimler şu anda ne durumda?

Startups.watch verilerine bakarak kaba bir analiz yaptım. 2010 yılında ürünü olan ölçeklenebilir iş modeli peşinde koşan 344 girişim kurulmuş. Bunların %31’i komple yok olmuş, %65’i yaşıyor ama bunların arasından sitesi çalışıyor gibi gözükenleri ayıklamak zor. Onları başka bir analiz için bir ara kabaca ayıklamıştım, o zaman yok olan oranı 2 katına çıkıyordu. Onları halen yaşıyor varsayarak analizimize devam edelim. Bu 344 girişimden 13 tanesi şirketini satmış veya devretmiş. Yani %4’ü çıkış yapmış diyebiliriz. Tabi 10 milyon dolar üzerine şirketini satan sayısına baktığımızda ise 1 çıkıyor (Trendyol). Yani kaba bir tahminle 2010 yılında girişim kurmuş olsaydınız şu anda 10 milyon dolar üzerine girişiminizi satıp çıkma ihtimaliniz 1/344’tü (Binde 3). 10 milyon doların altına girişimleri incelediğimizde bazıları maliyetine satmış veya çok az üstüne satmış gözüküyor. O nedenle onları çıkarırsak elimizdeki çıkış sayısı 1. Bu çıkıştan karlı çıkan tek Türk yatırımcısı ise Emre Kurttepeli gözüküyor. Yatırım aldığı halde kapanan girişim sayısı ise 2. Tabi burada 2010 yılında yerli yatırımcı sayısının yok denecek kadar az olduğunu da söylemek lazım. Belki yatırımcı çok olsaydı onlar da kapanacak girişimlere yatırım yapacaklardı. O nedenle o kısımlara girmiyorum.

2011-2015 arasında bir çok VC ve melek ağı kurulmuştu (212, Revo Capital, Earlybird (Digital East Fund…) kurulmuştu, Hasan Aslanoba yatırımlara başlamıştı). Bu yılları ekosistemin, yatırımcıların öğrenme yılları olarak adlandırabiliriz. Tahminen bu yıllara 2020 sonrası baksak 2010 yılından biraz daha parlakmış diyebiliriz. Tabi Türkiye’de kurulup sonra yurt dışına giden ve orada çıkış yapan girişimleri analize katınca sanki yurt dışına gidip orada girişimi büyütmek ve satmak daha cazipmiş gibi bir durum ortaya çıkıyor. Türkiye’de kalarak çıkış yapanları daha sonraki yıllarda görmeye başladık çok şükür.

2015-2019 arasındaki girişimlere baktığımızda ise ekosistem yeniler ve deneyimliler diye ikiye ayrıldı diyebiliriz. Girişim sermayelerinden ikinci fonlarını kurmaya başlayanlar görmeye başladık. İlk girişiminde başarılı olan, olmayan girişimcilerden ikinci girişimlerini kuranlar görmeye başladık. O yüzden ilerde bu dönemle ilgili çok farklı sonuçlar göreceğimizi düşünüyorum. 2010 yılındaki oranlardan bazılarını kolay kolay bir daha görmeyiz diyebilirim.

Peki hangi oranlarımızda pozitif gelişmeler görürüz ? Açılan girişim sayısında kesinlikle artış görürüz ve görüyoruz çünkü Tübitak BiGG sayesinde, hızlandırma programları sayesinde bir çok fikir aşamasındaki girişim hayata geçmeye başladı. Daha çok fonlanan girişim görürüz ki fon sayısı hiç olmadığı kadar çok (Yine de bazı aşamalar için fon ihtiyacı olduğunu da belirteyim) Ölüm oranlarında düşüş olur mu emin değilim çünkü her ne kadar yalın girişim metodolojisi uygularsanız en azından nelerin başarısız olduğunu kolayca görürsünüz dememize rağmen halen eski metodlarda girişim hayata geçiren çok girişim var. O yüzden batma oranlarında değişiklik olmayabilir. Tabi burada batma oranından çok 10 milyon dolar üzerine satılan girişim sayısına odaklanmanın en önemli konumuz olduğunu vurgulamamız gerekiyor. 2010’e göre büyük firmalar girişimleri 10M dolar ve üzerine satın alma konusunda daha iştahlı mı derseniz ? Hayır derim. Bu konuda bir arpa boyu yol katedemedik. O yüzden çoğu girişim iyice olgunlaştıktan sonra yurt dışına gidip orada yerelleşip oradaki büyük oyunculara satış yapmayı tercih etmeye başladı ki bu bizim için kötü bir haber.

Son 5 yılda Türkiye’de kurulup da toplamda 10 milyon dolar ve üzeri yatırım alan girişimimiz yok maalesef. Bu sadece büyük düşünmedikleri için değil metrikleri de gerekli büyüklüklere ulaşmadığı için de olabilir. Bu konuda hem girişimcilerin hem yatırımcıların yapmaları gerekenler var.

Özetlersek 2010 yılına göre çok yol katettik ama halen yapmamız gereken ödevler var. Birincisi batan girişim oranına değil 10 milyon dolar ve üzerine çıkış yapan girişimlere odaklanmamız gerekiyor. Bunun için de büyük firmaların artık girişim satın alma kültüründe değişimler gerekiyor. İkincisi ise büyük düşünen ve metriklerini de ona uygun şekilde büyütebilen girişim sayısını artırmamız gerekiyor. Bunun için de ilk günden global düşünen girişim sayısını artırmamız gerekiyor. tabi bunu yaparken her sene 500 tane değil 1000 tane girişim çıkaralım diyerek değil, belki 200 tane girişim çıkaralım ama hepsi birbirinden güzel olsun demek gerekiyor.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.