SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Beyaz Amerikalıları doyuran Erzincanlı

.

Milliyet Haber

New York’ta sosyetenin yazlık semti Southampton’ın gözde mekânı 75 Main’in sahibi Erzincanlı Zach Erdem, ikinci restoranını da açtı. Erdem’in restoranlarında milyarder ABD’lilerin çocukları staj yapıyor

Türk’ün beyazı olur da, Amerikalının olmaz mı! Beyaz Amerikalı’ya WASP deniyor. Bu sınıftan sayılmanız için beyaz, Anglo sakson ve protestan olmanız şart.

Geçen hafta bulunduğum Atlas Okyanusu’ndaki Long Island, Beyaz Amerikalıların tatillerini geçirdiği, hafta sonları kaçtıkları bölge. İzmirliler için Çeşme ne anlam ifade ediyorsa, New Yorklular için de Long Island özellikle Southampton aynı anlamı taşıyor. New York’un yazlık bölgesi... Atlas Okyanusu kıyı şeridindeki bölge eşsiz doğası, iki katlı ahşap villaları, butik otelleri ile gözde tatil bölgesi...

Madonna’nın muhteşem villası

Justin Biber, Leonardo DiCaprio, Jay /Z ve Beyonce, Madonna gibi aklınıza ünlü ve varlıklı kim geliyorsa, Southampton’da mutlaka evi vardır. Madonna, turnede değilse hafta sonlarını buradaki muhteşem malikânesinde geçiriyor. New York’ta zenginliğin sembolü Southampton’da özellikle okyanus kıyısında evinizin olması...

Her biri 30 milyon dolardan başlayan bu evlerdeki partilerden birine davet edildiğinizde Amerikan jet set çevresine girmiş oluyorsunuz.

Haziran ayı geldi mi, New Yorklular Long Island’a koşar... Sörf yapmak, balık tutmak, tekneyle açılmak, yüzmek, gönüllerince yemek içmek, eğlenmek için soluğu özellikle adanın Southampton bölgesinde alırlar. Ancak iki katlı evleri, geniş bulvarları, Cooper Beach başta olmak üzere sahilleri, yeşil yürüyüş yolları ile her şey abartıdan uzak. İnsanlar, lüks restoranlara dahi rahat kıyafetlerle gidiyor. Etrafta hep beyaz insanları görüyorsunuz, tam Trump’ın istediği Amerika! Zaten onun da yazlığı bu bölgede...

Sağım solum zengin

Sağınızda solunuzda oturan ünlü bir artist değilse mutlaka milyar dolarlık bir iş adamıdır. The Golden Pear Cafe’de, Türk insanı Zach Erdem’i beklerken, ‘Yanınız boş mu’ diyerek oturan Ben Ashkenazy gibi... Türk olduğumu söyleyince, ‘Ferit Şahenk’e selamlarımı, sevgilerimi iletin’ diyen Ben Ashkenazy’in 12 milyar dolarlık emlak portföyüne sahip bir gayrimenkul yatırımcısı...

Rüyanın simgesi

Southampton’da böylesi bir zümrenin yiyip, içip eğlenmesi ise bir Türk’ten, Zach Erdem’den soruluyor... Erzincan’ın Tercan ilçesi Musaağa köyünde çobanlık yaparken, cebindeki 100 dolarla New York’un yolunu tutan ve aylarca sokaklarda yatıp kalkan Zach Erdem, Amerikan rüyasını gerçekleştiren isimlerden.

Bundan 17 yıl önce, bulaşıkçı olarak çalıştığı, semtin en popüler restoranı 75 Main’in sahibi olmuş. New York Times’ın haberlerine konu olan Erdem, Amerikan rüyasının simge isimlerinden. Çok çalışarak başarı, refah, para ve şöhreti yakalamış bir isim... Bu nedenle her kademedeki insan tarafından büyük saygı görüyor. Lüks villalardaki gösterişli ev davetlerine katılıyor. Sayesinde fotoğraf çekmenin yasak olduğu davetlere katıldım.

Gençlere el veriyor

Başarı öykülerine bayılan Amerikalılar, çocuklarının yaz tatilinde onun yanında staj yapmasını istiyor. Milyar dolarlık serveti olan, Modells Spor Giyim markasının sahibi Mitchell Modell gibi. 16 yaşındaki oğlu Max Modell, Erdem’in yanında yaz boyunca çalışıyor. Biz çocuklarımızdan bir bardak su istemeye kıyamazken, büyük bir servetin başına geçecek olan Max, hamburger servisi yapıp, yerleri temizliyor.

İş isteyen Türkler hızla artıyor

Yanında 250 kişiyi istihdam eden Zach Erdem’in çalışanları arasında Türkler de var. Türkiye’nin en büyük bankasında kurumsal bankacılık yaparken işini bırakıp Amerika’ya gelen Nurdan’a, neden diye sorduğumda, “İstanbul’da tıkıldığım plazada aldığım ücret ev kirama yetmiyordu” diyor. Sıfırdan gelip, yılda 12 milyon dolar ciro yapan bir eğlence imparatorluğu kuran Zach Erdem’in gönlünde yatansa İstanbul’da da bir mekân açmak. Mekânına gelenlere Bodrum Maça Kızı, Mandarin, Alaçatı’nın resimlerini gösterip Türkiye’yi anlatıyor. İstanbul ile ilgili planlarını, “Ama acelem yok. Sosyal medyada Türkiye’den bugüne kadar olmadığı ölçüde çalışmak için mesaj alıyorum. İstanbul için ekonominin düzelmesini bekliyorum” diyor.

Southampton’a yolunuz düşerse; Cooper’s Beach’te yüzmeden, 75 Main’de yemek yemeden, Tate’s kurabiyelerini tatmadan, Golden Pear Cafe’de kahve içmeden, Sağ Horbour’da yürümeden dönmeyin.

Akşam beşte giderseniz kurabiyelerini bulamadığınız Tate’s de başka bir Amerikan rüyası...

Kathleen King yaptığı kurabiyeler çok beğenilince zamanla işleri büyütüyor. Markasını yıllar sonra 100 milyon dolara satıyor. Tate’s’in yeni yatırımcısı, iki yıl içinde markayı allayıp pullayıp bu kez 500 milyon dolara satıyor. Şimdi Amerika’nın birçok yerinde olan bir zincir halinde.

Bir günlük bahşişi asgari ücret kadar

Zach Erdem ile geçirdiğim iki gün içerisinde yeme içme sektörünün kozmik odasına girdim! Restoran çalışanlarının en sevdiği iş barda görev almak. Bahşiş vermenin zorunlu olduğu Amerika’da barmenlik yapan gençler, popüler bir mekânda hafta sonları asgari ücreti bir günde çıkarıyor...

Patronların en büyük derdi ise görünmeyen maliyetler. Patronlar, ünlü Michelin yıldızlı şeflerin iyi planlama yapmadan fazla fazla sipariş ettiği pahalı ürünlerden dert yanıyor. Blumar’da gördüğüm rafadan yumurtayı tam kıvamında yapmak için alınan basit makinenin fiyatı 4 bin dolardı.

MÜŞTERİ AKINI

Erdem’in ziyaretine gittiğim geçen cuma akşamı Southampton’ın en popüler mekânı 75 Main’in önünde 200 kişilik sıra vardı. İzdiham nedeniyle badyquard’lar mekâna girişi durdurmuştu. Hafta sonları saat 22.00’dan sonra kulübe dönüşen mekân müşteri akınına uğruyor. Aynı gece Blumar’ın açılışı vardı. Blumar, Erdem’in, Southampton’ın ana caddesindeki yeni restoranı.

Restoranda mutfak 2 Michelin yıldızlı şef Terrance Brennan’a emanet. Zach Erdem’e rüya gibi deyince, “Rüyadan uyanmamak için hala çok çalışıyorum. 2002’de, 75 Main’de bulaşık yıkıyordum. Öyle çok çalıştım ki, mekânın yaşlanan sahipleri, burayı ancak sen yaşatırsın diyerek uygun ödeme şartlarıyla bana sattılar. İsmi birkaç kez değişmiş ama bu restoran tam 125 yıldır aynı mekânda misafirlerini ağırlıyor. İnşallah Blumar da öyle olacak” dedi.

Dünyanın bittiği yerde bir kahve içimi

Montauk, Amerika’nın doğu kısmındaki en uç noktası. Zach Erdem ile End Of The World dedikleri Lighthouse’un önünde resim çektik, kafesinde kahve içtik… İngilizler, Amerika’ya ilk bu noktadan çıkmışlar. Dünyanın bittiği yer denilen bölgenin benzersiz bir gün batımı var. Bildiğimiz hiçbir yere benzemiyor. Bu nedenle bölgeye gelen herkes gidip bu noktada fotoğraf çektiriyor.

New York’a yolunuz düşerse, Southampton, Montauk’ı da görün mutlaka. Manhattan’dan otobüsle 25 dolara iki saatte gidiyorsunuz. Helikopterle gitmek isterseniz 750 doları gözden çıkarmanız gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Avrupalı sanata koştu!
  2. Yelkenini kap eylülde gel!
  3. Bingöl büyük değişime gün sayıyor
  4. Son değil SANATBAHAR
  5. En lezzetli kalkınma
  6. Hormonal detoksla gençlik aşısı
  7. Sağlıkta yatağa değil dijitale yatırım devri
  8. FENER'E SAĞLIKLI EĞİTİM
  9. Mars’ın kısa yolunu İstanbul’da aradılar
  10. Olimpik Kızlar: 1 Eşitsizlik: 0

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.