Yazarlar
31.10.2011 - 02:30

Anayasa zirvesinden nezarethaneye

Sitene Ekle
asli.aydintasbas@milliyet.com.tr  |  Aslı Aydıntaşbaş asli.aydintasbas@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »




Tam üç hafta önce yeni anayasa için Ak Parti ile masaya oturan Ersanlı’nın gözaltına alınması, KCK davasında yeni eşik



Uzunca süredir devam eden KCK soruşturmasının bu hafta, önce Marmara Üniversitesi’nden Profesör Büşra Ersanlı, ardından da yazar Ragıp Zarakolu’na uzamış olması, kamuoyunda minik bir şok dalgası yarattı.
Datça’daki yazlık evinde gözaltına alınan Ersanlı, sıradan bir öğretim görevlisi değil, İstanbul entelektüel çevrelerinde iyi tanınan, son yıllarda BDP safında yer alsa da aktivist değil akademik kimliğiyle öne çıkan biriydi.
Kabaca anlatayım; kalburüstü bir İstanbul ailesinden gelen, Robert Kolej ve Boğaziçi mezunu, 6 kitabı, uluslararası yayınlarda onlarca makale (78) ve tebliği, KADER gibi birçok sivil toplum kuruluşunda faaliyeti olan tanınmış bir simadan söz ediyoruz.
90’lı yıllarda Kültür Bakanlığı’na Orta Asya cumhuriyetleri konusunda danışmanlık yapan Ersanlı, son yıllarda ise “vicdanlı Beyaz Türk” refleksiyle Kürt meselesini sahiplenen aydınlardandı. Önce BDP parti meclisine girdi, ardından BDP’ye yeni anayasa konusunda danışmanlık yapmaya başladı.
Ersanlı gözaltına alınmadan hemen önce gazete arşivlerinde yer alan son fotoğrafında, BDP ve Ak Parti’nin anayasa heyetleri arasında toplantıda inci kolyesiyle Ömer Çelik, Sadullah Ergin, Beşir Atalay, Burhan Kuzu ve Ahmet İyimaya’nın karşısında oturmuştu.
İşte bütün bunlardan dolayı hafta sonu gelen sürpriz gözaltı, kimilerine göre KCK davası için bir cins “Nedim Şener eşiği,” kimilerine göre ise operasyonların “Bağcılar’dan Etiler’in göbeğine inmesi” (Ersanlı Rumeli Hisarı’nda oturuyordu) olarak algılandı.

“Hücre soğuk, morali iyi”
Dün “Büşra Hoca’nın” kızkardeşi Sırma Evcan’a ulaştığımda, KCK şüphelilerinin tutulduğu terörle mücadele şubesinden yeni dönmüştü. Ersanlı’nın bir hücrede 2 kişiyle birlikte kaldığını, neyle suçlandığını tam bilmediğini, ancak hücredeki soğuğa rağmen moralinin iyi olduğunu söyledi.
Ersanlı, kardeşine söylediği kadarıyla soruşturmanın “BDP’nin legalitesini yok saymak” amacını taşıdığı görüşünde. Bakalım bu hafta yargının yanıtı ne olacak?



CHP’nin First Lady’si %35 tavan mı koydu?


Hayatı paylaşmak için seçtiğiniz eş, kim olduğunuza dair dünyaya verdiğiniz en önemli ipucudur.
Emine Erdoğan ve Hayrinnüsa Gül’ü iyi kötü tanıdım. Kamuoyu çok tanımasa de ikisi de güçlü, ne istediğini bilen, yaşamları mantı hamuru değil siyasetle yoğrulmuş kadınlar. Olcay Baykal, kocasının anamuhalefet lideri olduğu dönemde siyaset ve medyadan hep uzak durdu; yakından tanıma fırsatım olmadı. Devlet Bahçeli ise malum, hayatını kimseyle paylaşmıyor.
Peki ya Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi? Siyaset sahnesine yeni gelen Sevim Kılıçdaroğlu, şu ana kadar kamuoyu için tam bir muammaydı. Ta ki dün Amberin Zaman’ın Habertürk’de yayınlanan röportajına kadar.
Maalesef “demeç alma” ve “çamur atma” gazeteciliğinin revaçta olduğu bu günlerde, siyasi portre ve kaliteli röportajlar yok denecek kadar az. Amberin sağ olsun, Sevim Hanım’la evinin mutfağında 2 saat görüşmüş ve güzel bir portre çıkarmış.
Sevim Hanım sahici. Belli ki siyasetle çok ilgili. Sansürsüz röportajda kocasını sevindirecek ifadeler de var, zora sokacak olanlar da. Örneğin Kılıçdaroğlu’nun sabrını, çalışkanlığını biliyorduk. Ama az buz da olsa Zazaca bildiğini, eşinin gecekonduda büyüdüğünü, Dersim isyanında halası ve ailesinden 40 kişinin öldürüldüğünü ilk kez burada okuyoruz. 
Fakat bu röportajda en fazla tartışılacak olan, “Türkiye’de muhafazakar-milliyetçi damar hâkim. Sol taş çatlasa %35’den fazla alamaz” ifadesi. Sevim Hanım Türk siyasetinde sıkça dillendirilen bir klişeyi aktarırken, muhtemelen eşinin de düşüncelerini yansıtıyor. Ama aynı zamanda,  partisine %35’lik bir “cam tavan” koymuş oluyor.
Sevim Hanım haklı olsa da, yıllardır “Adam iktidar olmak istemiyor!” diye Deniz Baykal’dan yakınan CHP’lilere bir kez daha hatırlatalım: %35 doğru olsa da siyasette tek dinamik sağ-sol ayrımı değil. Türk-Kürt, laik-dindar, icraatçı-aktivist ve otoriter-özgürlükçü gibi fay hatları da toplumsal dengeleri şekillendiriyor. Yoksa zaten siyaset yapmanın anlamı kalmazdı!
Bakın anamuhalefetin First Lady’si başka neler anlatmış:
-  CHP’de  (siyaset)  yapmak daha da zor. Gerçek dostlarınız kim asla bilemiyorsunuz. Dışarıdaki muhalefetin bir o kadarıyla içeride karşılaştık. . 
- CHP’de her kafadan bir ses çıkıyor. Oysa net olmak, söylediklerinin arkasında durmak, insan hakları ve demokrasi odaklı olmak gerek.
-  BDP’nin kadın   milletvekillerine bakıyorum. Canavar gibiler. Neyi savunduklarını çok iyi biliyorlar.
 - Türkiye’de sağ muhafazakâr-milliyetçi damar her zaman hâkim. Sol taş çatlasa %35’ten fazla oy  alamaz.
-  Dört yaşında Tunceli’deki köyümüz Keşkuvar’dan Ankara’ya geldik. Kale duvarının dibinde bir eve yerleştik; gecekondu mahallesine. 6 kardeştik. Zar zor geçiniyorduk. Erzak köyden gelirdi. Fakirdik ama bence bugünkü nesilden daha mutluyduk. 
-  4 yaşına kadar Türkçe konuşmasını bilmiyordum. Kemal de  Zazaca  bilir ama benim kadar değil. 
- Ankara’ya taşındığımızda  “Kürt’sünüz” derlerdi. Biz Alevi’yiz. Bu da eklenirdi. Kendi kendime sorardım “Hangisi olmak daha kötü? Kürt mü, Alevi mi” diye. Köklerimin farkında olarak yetiştim.
- (Dersim olaylarında Kemal Bey’in) halası  aileden 40 kişiyle birlikte götürülmüş. Derin izler bırakıyor tabii. 
-37 yıldır evliyiz. Birbirimize şiir yazardık. Onları hâlâ saklıyorum. (...) Dans etmeye bayılırım. Kemal pek dans etmez. En fazla halay çekiyoruz işte.



Demirtaş: Akademilerimiz AKP’ninkinden farklı değil


KCK operasyonunda gözaltına alınan Prof. Büşra Ersanlı’nın tam olarak neyle suçlandığını bilmiyoruz. Ancak emniyet kaynaklı haberler, siyaset bilimcinin BDP’nin kurduğu “siyaset akademisinde” ders vermiş olmasına işaret ediyor. Örneğin Akşam gazetesi operasyonu yapan İstanbul Terörle Mücadele ekiplerinin “BDP-KCK-PKK üçgeni” üzerine odaklandığını, siyaset akademilerini PKK ile BDP arasında bir köprü olarak gördüğünü söylüyordu.
Bunun üzerinde doğrudan BDP lideri Selahattin Demirtaş’ı aradım. Büşra Ersanlı neden tutuklandı? Nedir bu “siyaset akademisi”? İşte Demirtaş’ın verdiği yanıtlar:

Prof.  Ersanlı’nın neden gözaltına alındı biliyor musunuz?
Gerçekten bunu son yılların hükümetin yaptığı en başarılı operasyon. Büyük bir KCK’lıyı yakaladılar! Şaka bir yana, hayır bilmiyorum. Büşra Hoca saygın bir akademisyen. BDP’li kimliğinden önce demokrat ve bilim kadını kimliği öne çıkar. Anayasa komisyonumuzun üyesi olarak da Türkiye’nin yeni anayasa inşa sürecinin doğrudan içinde olan bir aktör. Böyle bir isme terörist muamelesi yapılmasını anlam veremiyorum. Amaç, Türkiye’de binlerce demokrat, aydın, yazar, gazeteciyi korkutmak. 

Suçlamalardan biri de BDP siyaset akademisinde ders vermesi. Nedir “siyaset akademisi?
12 siyaset akademimiz var. Buralarda gençler, kadınlar, partililer her konuyu tartışır, kendi kendilerini eğitir. Amaç, gençleri siyasete ısındırmak ve demokratik siyaseti geliştirmek. Aslında biz çok müdahale etmeyiz, isteriz ki her konu tartışılsın. Konsept olarak Ak Parti’nin siyaset akademisinden çok farklı değil. Belli bir seviyeye gelmiş ve siyasetin içinde olan insanlar geliyor. Belediye meclis üyelerimiz, partililerin, gençlik, kadın meclisleri... Orayı daha bir tartışma platformu olarak değerlendiriyoruz. Öğrenciler ve bazı akademisyenler de kendi branşlarında derse veriyor. Büşra Hoca da bizi kırmayıp bir kaç defa geldi.

Siyaset akademisinin KCK ve BDP arasındaki bağ olduğu söyleniyor...
Bunu kabul etmiyorum. Akademilerimizde her şey tartışılmış olabilir. PKK nedir, AKP nedir, KCK nedir diye tartışmalar da olabilir. Bu suç değil. Sonuçta orası Milli Eğitime bağlı bir kurum değil, “Atatürk İlke ve İnkılâpları” dersi verilmiyor. Okuma kursu da değil. Ama kimse bana orada bir suikast, bir şiddet eylemi planlanmıştır diyemez.

Bazı ortam dinlemelerinde “ayaklanma” planlandığından söz ediliyor...
Dinleme yapıp sonra kopyala yapıştır yöntemiyle 10 saniye buradan, 30 saniye sonundan almak tam abes. Gözaltına alınanların avukatlıklarını yapsam herkesin suçsuzluğunu ispatlayabilirim. Ama mahkemeler adil değil.

Peki “sivil itaatsizlik” gibi konularda karar alınmış mıdır?
Siyaset akademileri karar mekanizması değil. “Sivil itaatsizlik nedir?”, “Etkili mi?” gibi tartışmalar olabilir. Ama karar ya da eylem yeri değil. Karar alsalar bile uygulayamazlar. Hatta silahlı eylemlerin tarihi, siyasete etkisi, Öcalan’ın fikirleri ya da Başbakan’ın açıklamaları da tartışılmış olabilir. Ama bu örgütlü eylem demek değil.

Ersanlı’nın gözaltına alınması anayasa çalışmalarınızı etkileyecek mi?
Durum kötü. Anayasa komisyonumuzun tek profesörü gözaltına alınıyorsa, demek ki bize anayasa işine karışmayın deniyor. “Bu işten çekilin” baskısı yapılıyor. Şu an için komisyonumuz çalışmalarını sürdürüyorlar. Ama sürekli tutuklanırsak fiilen bu işi yapamaz hale geliriz. Milletvekillerinden ibaret bir parti kalıcaz bu gidişle. İstedikleri buysa, PKK ve devlet arasında BDP diye bir “kıkırdak doku” ortadan kalkmış olur. PKK tek muhatap olarak kalır.

Sizce bu mu hedefleniyor?
Belki de. Ama istedikleri buysa bize bu kadar eziyet etmeden açıkça söylesinler de biz de çekilelim kenara.


Yazarlarda Ara
Bul
Ünlü komedyen oyuncu Kemal Sunal hangi sebeple ölmüştür?
©Copyright 2011 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.