Yine bir animasyon ile karşı karşıyayız. Ama bu animasyon öyle bildiğiniz animasyonlara hiç benzemiyor. Süper kahraman motifleriyle dolu olan “Big Hero 6” aynı zamanda da Oscar adayı. Başarılı mı? Evet, başarılı, ama bazı kusurları var, hikâyedeki bazı detayların atlanıp, sonraki sahnelerin havada kalması biraz bozuyor durumu. Eğer o sahneler olmasaydı kusursuz bir animasyon olabilirdi. Tüm bu aksiliklere rağmen seyirci ile empati kurmayı başaran amimasyon, usta işi yapılmış, görsel efektlerle seyirciyi içinde bulunduğu sıkıntılı ortamdan alarak, renk cümbüşünün bir arada olduğu bir dünyaya götürüyor.

“En İyi Animasyon” dalındaki Oscar adaylarından biri olan “Big Hero 6”, canlı animasyonu ustaca kullanarak görsel bir şölene dönüştürüyor ve bunun yanı sıra kendine özgü bir süper kahraman animasyonu yaratıyor.

Animasyon, “Man Of Steel” filmine gönderme yaparak açılıyor. Robot dövüşçülüğü yapmaya merak salan küçük çocuk Hiro, büyük işler başarmak istediği için, kendi yaptığı ufak bir teknolojik aletle yarışmaya giriyor. Aynı Man Of Steel’de olduğu gibi…Man Of Steel”in hikâyesi şöyle gelişir: Babasına robot dövüşünde yardımcı olmak için, hurdalıktan bir robot alarak onu yeniden programlayan çocuk karakter, robotun üzerinde çalışarak ona yeni komutlar ekler. Çocuk bir şekilde başarılı olur, ama sonrası bir hayli çekişmeli geçer. Tabi bu tarz filmlerde genellikle boyundan büyük işler yapmak isteyen çocuklara inanılmaz, ama zamanla onların neler yapabildiklerini görenler onlara inanmaya başlarlar. Klasiktir yani… Başta “Man of Steel”in replikası olarak sınıflandırdığımız “Big Hero 6”, giderek çizgisini genişletmeye başlar ve sanki tüm süper kahramanların birleşiminden oluşan, bir animasyon seyretmeye başlarız. Özellikle “X-Men”, “Guardians Of The Galaxy” serisi ile “Fantastic Four” filmi!

HERŞEY BİR ARADA…

Hikâyeye gelince: Oldukça zeki bir robot tasarımcısı olan Hiro Hamada kendini bir anda intikam peşinde koşan insanların içinde bulur. En yakın arkadaşı Baymax’in (robot) yardımıyla süper kahramanlardan oluşan bir ordu kurar.  Konu aslında süper kahraman filmleri ile çok benzer niteliktedir.

Başarılı ve zeki bir çocuk olan Hiro bilim adamı olmak istercesine yeni şeyler üretmek için yola koyulur. Mesela zihin gücüyle harikalar yaratan bir mikrobot yaratır, bu mikrobot daha sonra kötü emeller için kullanılacaktır. Orası ayrı konu… Bu buluşu okula girmek ve profesörü etkilemek için yapar ama işler bambaşka bir noktaya varır. Bir gün okul yanar, profesör de okuldaki yangında kalır, herkes profesörün öldüğünü sanmaktadır. Ta ki mikrobotlar çoğalana değin…

Buradaki kötü durumu düzeltecek tek kişi Baymax’tir. Sağlık robotu olarak tasarlanmış olan Baymax hem fiziksel, hem de ruhsal iyileşme hizmeti sunar, hatta insanlardaki bazı bozuklukları da onarıyor. Tabi önce onları genel bir taramadan geçirir. Ama ne tarama! Fazla duygusal ve sevimli robotumuz zaman zaman “Wall-E” filmindeki Eve karakterini anımsatıyor bize. Baymax sanki iyilik meleği gibi… Filmin kilit karakteri olan Baymax aslında tüm kötülükleri, fiziğimizi ve ruhumuzu güçlü tutarak yeneceğimizin garantisini veriyor. Bunu filmin sonunda detaylıca göreceksiniz zaten.

EĞLENCELİ AMA BİRŞEYLER EKSİK SANKİ…

Geldik filmin genel analizine… Animasyon filminin süper kahramanlarla donatılması, (X-Men dâhil, daha birçok süper kahraman filminden ışınlanan karakterler) film için negatif bir etki yaratmıyor, ancak çok fazla esinlenme var. Bir de olayların takibi zamanla zorlaşmaya başlıyor, kurgu gittikçe parçalandığı için de hikâye dağılıyor. Aradaki geçişler çok sert ve çok ani! Sanki skeçler birleştirilmiş de film olmuş. Filmdeki bu kusurları görmezsek çok daha farklı bir şekilde inceleyebiliriz hikâyeyi… Duygusal ve zekice işlenmiş sahneleriyle mizahı havaya kaldıran film, araya eklediği hareketli pop müzik ile de izleyiciyi zaman zaman yerinde dans ettiriyor. “Rocky” filminin “Eye Of The Tiger” müziğine de selam sarkıtmayı ihmal etmiyor tabi… Aksiyon, komedi ve macerayı birleştiren film, didaktik sahneleriyle bazı düşündürücü mesajlar gönderiyor. Tıpkı tüm süper kahraman filmlerinde olduğu gibi…

Süper kahraman filmlerinde genelde nasıl bir işleyiş vardır? Bir profesör ya da bilim adamı, bilim adına bazı şeyler üretir ama üretimde bazı sorunlar meydana gelir, bundan yararlanmak isteyen para düşkünü kapitalistler de üretilen şeyleri çalıp, onları yeniden tasarlayarak dünyanın sonunu getiren kötü bir makine üretirler. Ama bazen durum bunun tersini de gösterebilir. Örneğin; üretimi yapan profesör ya da bilim adamı intikam uğruna kötü adama dönüşebilir, işte o zaman amansız mücadele başlar. “Big Hero 6” filmine hoşgeldiniz!

ŞİŞİRİLMİŞ BİR ANİMASYON…

Animasyon hakkında önemli bazı detaylardan bahsedecek olursak; her tür Japon anime stilinden izler bulduğumuz hikâye, aslında Amerikan animasyonu ile Japon animesini kaynaştırarak bir tür kırması oluşturuyor. Yani ikisinin arasında bir denge kurmuyor, melez bir animasyon filmi izlediğimizin sinyallerini vererek, ortaya karışık bir meze koyuyor ve biz de iştahla tüketiyoruz. Fazla uyarıcı renklerle ağını ören animasyon film, hızlı kurgusuyla seyircileri bir hayli koşturuyor, ama bu seyirciyi yormuyor, çünkü perdede sıkılmadan izlediğimiz kalbe dokunan sahneler var. Onlar yetiyor zaten! Amerikan yapısını bozmayan yönetmen, ince ve ‘trash’ olmayan esprilerle hem eğlendiriyor, hem de görsel sahnelerden tat almamızı sağlıyor.

Alt metinlere sakladığı dramatik sahnelerle ve diyaloglarla, seyircinin hislerini kabartan yönetmen, hikâyenin bilinirliğinden çok, onu nasıl harmanlarım da seyirciye beğendiririm telaşında aslında… Hikâyedeki içerik parçalı olsa da, bu çok umurumuzda olmuyor çünkü biz yönetmenin filmi nasıl anlattığına bakıyoruz, eğer filmdeki duygu bize geçiyorsa o zaman sorun yok. Gözlerimizi kırpmadan izlediğimiz film, bir çocuğun isteyince neler başaracağını gözler önüne seren bir hayat dersi sanki… Genelde bu düşünce çoksatar filmlerde veyahut animasyonlarda, çocuk; başkahraman olarak hikâyeye eklemlendi mi, izleme oranları artar. Bu bir gerçek…

Netice? Animasyonun belli başlı kusurlarına rağmen Oscar’a aday olması oldukça şaşırtıcı! Güzel bir film olduğunu saklamıyoruz, ama Oscar için biraz fazla alt düzey değil mi? “Virtual Reality”e değinerek bilimkurgu mantığıyla fantastik öğeleri birleştiren animasyon, mükemmel robot modellemenin çok zor olduğunu ve robotların asla normal insanlar gibi hislere sahip olamayacağını vurgulayıp, insan olmanın önemine değiniyor. Final kesinlikle görülmeye değer! Son satırda ise şunu ifade etmek istiyoruz: Final anlatılanlarla tam olarak örtüşmese de,  

twitter.com/Cine_Deseo