Ankilozan Spondilit nedir?

Hastalıkların birçoğu yaşlanan vücudun deformasyonu sonucu ortaya çıkar. Ancak bu durumun tersine Ankilozan Spondilit gibi bir rahatsızlık da bu söz konusu değildir. Genellikle 20 veya 30’lu yaşlarda görülen hastalık vücut genelindeki kas ve iskelet sisteminin tümünü etkileyebiliyor.

Genellikle “Sakroiliak” eklem olarak adlandırılan bölgede leğen kemiği ile omurganın son kısımlarında etkili olan bu rahatsızlık ilerleyen evrelerde omurganın hareket kabiliyetini tamamen yitirmesi ile sonuçlanabilmektedir. Her ne kadar omurga rahatsızlığı olarak bilinse de aynı zamanda diğer eklemlere de yayılabilen ankilozan spondilit omuz bölgesinde, diz kapağı veya kalça bölgesinde de görülebilmektedir.

Ankilozan Spondilit hastalığı kimlerde görülür?

Romatizmal hastalıklar çerçevesinde ankilozan spondilit görülme sıklığının ırklara göre değişiklik gösterdiği bilimsel çalışmalarda ortaya konulmuş enteresan bir durum. Beyaz ırkta çok daha fazla görülen bu rahatsızlığın araştırma kapsamında genetik olarak yatkınlığı bu ırk üzerinden taşınmış olabileceğini düşündürtmektedir. Ülkemizde tüm romatizmal hastalıklar arasında  %005 lik bir paya sahip olan ankilozan spondilit diğer rahatsızlıkların tam aksine istirahat ettikçe ve dinlendikçe ağrıların şiddetlendiği bir seyir izler. Türkiye'de bu rahatsızlığın yaklaşık olarak 350 bin kişide bulunduğu değerlendirilmektedir.

Erkekler Risk Altında

Kadınlara oranla erkeklerde 3 kat daha fazla görülen bu rahatsızlık müthiş bir oransal farklılık gösteriyor. Bu rahatsızlığın tam olarak tedavisinin bulunamamış olması aslında sorunun kaynağının tespit edilememesinden geçiyor. Maalesef bu durum tüm romatizma türleri için geçerli ve aynı şekilde tam olarak hastalığa neden olan faktör veya faktörler gün ışığına çıkarılamamıştır. Erkeklerde görülme sıklığının nedenleri üzerinde yoğunlaşan bilim insanları henüz bu alanda belirgin bir ilerleme kaydetmiş olmasa da hastalığın genetik taşınma yoluyla gerçekleştiği yönünde kuvvetli bulgular mevcuttur. 

Ankilozan Spondilit tedavisi 

Ankilozan spondilit tedavisine son yıllarda yeni nesil biyolojik ilaçların katılması ile birlikte multidisipliner yaklaşım çerçevesinde ilgili uzman fizyoterapist tarafından belirlenecek düzenli spor ve egzersizlerle desteklenmesi geçmiş yıllara oranla daha büyük başarıların yakalanmasını sağlıyor. ilaç tedavisine ek olarak ise bütüncül terapi metodları altında eşlik eden fizik tedavi ve rehabilitasyon teknikleri, ortopedik manipulatif fizyoterapi metodları, klinik psikonöroiimünolojik yaklaşımlar ve osteopatik terapi yöntemleri vs. gibi bütüncül yaklaşımlar  ile hastanın tüm sistemik yapısının canlı tutulması ve buna bağlı olarak gelişen ağrıların azaldığı görülür.

Bu noktada unutulmaması gereken ankilozan spondilit teşhisinin gerçekleşmesi için öncelikli olarak tanı konulabilmesidir. Hastanın doktor tarafından yapılacak bir takım tetkikler ve klinik muayene sonrasında bu rahatsızlığa yakalanıp yakalanmadığının belirlenmesinin ardından tedavi sürecine geç kalınmadan hemen başlanması son derece hayati bir karar olacaktır. Sağlıklı ve mutlu günler  

Fizyoterapist Ahmet Burak Sezgin