Online hayatlar yaşıyoruz. Bilgisayarlarımız yetmedi cep telefonlarımız akıllandı, televizyonlarımız bile akıllı oldu. Ama akıllı cihazların çalışması için ilk kural online olması. Artık online bir hayatın AnLine olamayan insanlarıyız.

 “AnLine” olmak dışarıdan hiçbir etki olmadan sadece içinde olduğumuz anı yaşamak, bir saat sonra ne yapacağınızı düşünmeden dünün etkisi olmadan o anda olan her şeyi hissederek orada olmaktır. Düşüncelerle bedenin farklı olmasını fark edip,  otomatik pilottan çıkıp, kendinizin efendisi olmakla AnLine olmayı başarabiliriz.

Yemek yerken anda olmazsanız aynı anda TV seyreder, bir yandan da cep telefonunuzdaki gönderilerle ilgilenirseniz anda olamazsınız. Bilinçsiz halde yemek yediğimizde lezzeti algılayamaz, yemeğin doyum verici lezzetini alamayız ve besleyiciliğinden yararlanamayız.  Yemeği yavaş yavaş yersek, sadece yemek yersek yediklerimiz bize kilo aldırmaz, bizi besler. Burada önemli olan sadece bir avuç yiyecekle doyabilecekken yemek esnasında “AnLine” değil, online olduğumuz için doyduğumuzun farkında bile olamıyoruz.

Bir arkadaşım işinde mutlu olmadığını söyledi. Nedenini sorduğumda işini sevdiğini ancak iş arkadaşları ile farklı olduğunu söyledi. Sadece anda olduğumuzda sadece işimizi yapmanın mutluluğunu yaşadığımızda diğer etkenler bizi ilgilendirmez, etkilemez. Ben iş hayatım boyunca işimi kendi işim olarak gördüm, masamın bulunduğu alan benim işyerimdi. Her sabah masamın olduğu alana gelirken işyerimin kapısını açıyor gibi hissetim. Ve sadece işimi yaptığımda mutluydum.

Anda olmanın sırrı her şeyi, ama her şeyi aşkla, yürekten isteyerek yapmak. Yemek yaptığınızda yemeği sadece görev olarak yapar içine sevginizi de koymazsanız, yemeğin lezzetli olmasını bekleyemezsiniz. Her şey sizin enerjinizle oluşuyor. O anda hissettiğiniz olumsuz duygular yemeğinizin lezzetini doğal olarak olumsuz yönde etkiler. Çok güzel bir manzaranın karşısındayken aklınız işle ilgili yaşadığınız bir probleme takıldıysa o güzel anı kaçırmış olursunuz.

Geçtiğimiz günlerde 20 kişilik bir grupla yaptığım seyahatte Halfeti’de tekne gezisinde anda olmayı yaşadım. Teknede kaç kişi olduğunu, teknede bir ses var mıydı bilmiyorum, hiçbir şey görmedim ve duymadım. Sadece doğayı yaşadım, sadece oradaydım.

Ikigai’nin (Japonların uzun ve mutlu yaşamasının sırrı) 10 kuralından biri – Anı yaşayın. Geçmişten pişmanlık duymayı ve gelecekten korkmayı bırakın. Sahip olduğunuz tek şey bugün. Tadını çıkarın ve hatırlamaya değer kılın. Yarının endişe dolu yoğun etkisinden, dünün üzerimizdeki olumsuz etkisinden kurtulmak bugünü yaşamanın sırrı.

Heyecan duymadığımız, istemeden, kendimiz olmadan, memnuniyetsiz ve zorunlu yaptıklarımızda “AnLine” olmak mümkün değil. AnLine olamadığınız ilişkiniz, işiniz, arkadaşınız varsa değiştirmek gerekiyor.

Mutluluğun sırrı yaptığınız her şeyi şölen haline getirmekse o halde zorunlulukları ortadan kaldıralım. Zorunluluklarda memnuniyet yaratan ayrıntıları görelim. Yaşamak çok özel… Online değil AnLine kalın…