Bugün annelikten başka bir konuda yazmak istedim.

Konumuz günümüzün en yaygın hastalığı; Fenomen olma çabası…

Bende bu konudaki gözlemlerimle merak edenler için bir tarif hazırladım. Uygulaması gayet kolay. Aşamalara uyarsanız sizde bir fenomen olabilir ya da oldum zannedebilirsiniz.

Şimdi yazıma hızlı bir giriş yaparak bu işin tarifini hemencecik vermeye başlayacağım. Öncelikle belli bir yaş sınırı var bu işte. O yüzden en küçük 22-23 falan olmalısınız. Çünkü bundan sonrası için bu yaşa ihtiyacımız var. Sonra ise ilk yapmanız gereken “zengin bir koca” bulmak. Yanlış anlamayın zekaymış, eğitimmiş, kültürmüş, kariyermiş falan bunları silip atın arkadaşlar bir kenara. Bunlar size fayda getirmez. Neden mi? Çünkü bunlar sizi bir yere getirmez! Bulduğunuz/bulmaya çalıştığınız koca adayınızın çokta elinin yüzünün düzgün olmasına gerek yok. Nefes alsın yeter! Bunlara ek olarak ileride kuracağınız masal diyarından fırlamış, adeta şekerden yapılmış gibi duran şipşirin evlerinizin içinde yaşayacak ya da yaşamaya ikna edebileceğiniz bir adamın hayatınızda olmasına dikkat etmeniz tabi önemli.

Şimdi gelelim ikinci adıma; evlilik aşamasına. Evliliğe giden bu kutsal sürecin her aşamasını en abartılı şekilde ve mümkünse cümle aleme duyurarak yaşamak. Ve tabiî ki bunları tüm sosyal medya ağlarında özellikle de instagramda bol hashtagli şekilde paylaşmak.

Sıra düğünde… Eteğinin kabarıklığı ağzınıza kadar yükselen gelinliğinizi de giydiğinize göre artık aşkitoskolu! yeni hayatınıza “merhaba” diyebilirsiniz.

Gelelim üçüncü aşamaya. Şimdi size bir soru: Çeyizinizin olmazsa olmazı size ve etrafınızdakilere pembe zehirlenmesi yaşatacak cinsten bir o kadarda işlevsiz tabak çanağı aldınız mı? Tabiî ki su yeşili olanları da unutmayalım. Elli çeşit kahve fincanı, yanında ikram edeceğiniz çikolata/lokumu koyacağınız elinde tepsi olan bebekler ( ya da adı her neyse), patlamış mısır koymak için mini kovalar, bisküviler için mini market sepetleri falan da gerekli benden söylemesi. Mutfak duvarınızda terek, tereğin içinde renkli tabaklar ve alt kısmına asılmış çeşit çeşit kupalar, tezgahınızın köşesinde saksıya doldurulmuş renkli saplı çatal-bıçak-kaşıklar, ocak kenarında mutfak kuralları yazılı panonuz olmazsa olmaz. Çünkü maazallah biri gelir kural ihlali falan yapar, büyük saygısızlık! Birde kapının kenarına X’in mutfağı yazın tam olsun. Çünkü 3+1 evlerimizde malum 10 mutfak var karışmasın birbirine kimin mutfağı olduğu. Kocişkolarınızla takım mutfak önlüğünüz de oldu mu tamamdır bu iş. Unutmadan koltuklarınız pembe veya su yeşili kadife, üzerinde pullu payetli kırlentler, yemek masası takımınız ise altın varaklı olacak. Her sabah ve her akşam sunum yapmazsanız bu yarışı kaybedersiniz benden söylemesi.

Umarım yaptığım ironiyi okuyanlar anlayabilir ve bu yolda olanlar sarsılıp kendine gelebilir. “Yok ben kendime gelemedim sen biraz daha yaz” diyorsanız yazımın 2. Bölümü haftaya burada olacak.

Sevgiyle kalın…