Oldum olası üzülürüm bu sonradan hayatımıza dayatılmış özel günlerde. Annesizlerin,  babasızların, sevgilisi olmayanların nasıl da buruk olduklarını düşünürüm.

 

Bugün anneler günü…

Şanslıyım ben, anneyim, şahane bir oğlum var.

Şanslıyım, annem hayatta, sağlıklı, fedakar harika bir anne.

 

Peki ya annesini kaybetmiş ve ömür boyu o özlemle yaşayacak olanlar…

Ya da annesini hiç tanımamış olanlar…

Annesi hasta olanlar ve belki de seneye yanında olmayacağını hissedenler…

Annesi babası ayrılmış çocuklar… Onlar ne hisseder peki, babalarıyla birlikte annesine sürpriz hazırlayan diğer çocukları görünce…

Annesine hediye alması gerektiği mesajı bilinçaltına verilmiş, ama o dünyanın en kıymetli varlığına, en kıymetli hediyeyi almak isteyip, alacak parası olmayanlar…

 

Anneyi anne yapan nedir ki? Sadece doğurmuş olmak mı?

 

Elbette kendi canımızdan can verdiğimiz bir canlı ile aramızda fizyolojik, psikolojik, kimyasal, hormonal bir bağ var. Bu inkar edilemez…

Başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Anne sevgisi gerçek sevgi olarak bilinir ya, işte nedir onu gerçek kılan? 

 

Kayıtsız, şartsız, beklentisiz sevmek değil mi… 

Bazen kızmak, kırılmak, affedebilmek, aynı şeklide sevmeye devam edebilmek…

 

Bir bakın çevrenize, sizi böyle seven birileri var mı? Bir arkadaş, belki eşiniz, belki sevgiliniz, belki de müdürünüz…

 

Dört elle sarılın ona, kolay bulunmaz bir servete sahipsiniz demektir…

 

Böyle insanların varlığının önemi, hayatınızdan gittiğinde anlaşılır.

 

Tıpkı annesini kaybetmiş bir çocuğunki gibi, o boşluk hiç dolmaz, o özlem hiç dinmez…

 

Tüm annelere, tüm anne yüreğine sahip olanlara sonsuz sevgi ve saygıyla…

 

Sadece bugün değil, her gün…

 

Aşkla…

 

G