Arden Oluk: "Resimlerim görüneni ve görünmeyeni anlatıyor"

Haberin Devamı

Arden Oluk, ruhuyla resmin felsefesi için resim yapan bir sanatçıyken bu sergide bizlere aklı gösteriyor, aklın dünyası eşyalar aracılığıyla aralanıyor. Resimlerindeki herbir objede ya da parçada kendine has yorumlarıyla bizlere yepyeni hikayeler fısıldıyor. Bugün (22 Ekim Cumartesi) 15:00-17:00 saatleri arasında Arnavutköy Join+idea’da gerçekleşecek olan katılıma açık bir söyleşiyle Arden Oluk iç dünyasının kapılarını aralayacak. Söyleşi öncesi kendisine sorularımı yönelttiğim Arden Oluk, kütüphanesinin gizli dilini deşifre ediyor.

- Sizin renklerinizden oluşan kütüphaneleriniz var. Bu kütüphanelerdeki kitaplar kimi, neyi anlatıyor?

Seni, beni, köpeğini, mikro-makro kozmosu, trendleri, bilinmez başlangıcı, tinsel ve içsel olanı, Meksika’da konuştuğum bir voodoo büyücüsünün bana hatırlattıklarını, Japonya’da önce metroda sonra yolda gördüğüm bir kadının düşündüğüm bir gününün tek kelimelik özetini, fikirlerimi, fikirleri, efsanelerimi, efsaneleri, kısaca görüleni ve görünmeyeni anlatıyor.

- Resimlerinizdeki herbir objede sizin fısıltılarınız var? Neden kitap, neden kütüphane ile fısıldamayı tercih ettiniz?

Kitaplar ve kütüphaneler, kaosa bilinçli olarak uyguladığım sınıflama ve düzene sokma faaliyetinin simgesidir.

- Özgürlük sizin için ne ifade ediyor?

Özgürlük, koşullanmışlıklardan kesin bir kurtulma halidir benim için. Kalbinin sesinin bir din olduğunu fark etmek, şehirde bile koşulsuz sevgi verebilmek, hiçbir şeyi kişisel almamak, sözlerini doğru ve pozitif titreşimle kullanmak, yargılamamak ve karşılaştırma yapmamak, elinden gelenin her zaman en iyisini yapmak, hiçbir beklenti olmadan paylaşmak, yani kendinin tam olarak farkına varmak bana özgürlüğü ifade eder.

- Ruh ve metafizik ile yakından ilgilendiğinizi biliyoruz. Resimlerinize yansıdığını düşünüyor musunuz? Aklın dünyası sadece eşyalarla mı aralanır?

Şimdi, metafizik deyince bulutlar, soyut ve belirsiz ve bilinemez şeyler olmalı gibi bir ön kabul var. Bakın, yerküre aslında bir gaz kümesi olarak oluşumuna başladı. Sonra yavaş yavaş magma oluştu. Ve en sonunda da yerkabuğu. İşte o kabuk bütün hayatın kuluçkası oldu. Hayat, ne o gaz kümesi aşamasında ne de magma aşamasında yerkürede konumlanamazdı. Benim resimlerim yer kabuğuna benzetilebilir. “Ruh” ve “akıl” soyut bir magma ve gaz kümesi gibidir. Metafizik de bu alanlarla uğraşır. Bu alanlar meditasyonla ve başka disiplinlerle de irdelenebilir. Resimlerimdeki beyin işte o alanın kapısıdır. Kitap sırtlarındaki başlıklar da resmin arkasındaki akıl magmasından fısıltılardır.

- Bundan sonraki çalışmalarınızda bizi neler bekliyor? Önümüzdeki dönemde gerçekleşecek olan projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Öncelikle, Dubai’de Lifen’one Jumeirah’da resimlerimden oluşan bir seçki geçtiğimiz Ocak ayından beri sergilenmeye devam ediyor. 2017 Şubat ayında Berlin’de Gallery LemoArt’ta 6 ay sürecek karma bir sergide yer alacağım. Bunlar dışında hala görüşmelerinin devam ettiği farklı proje fikirleri de var.