Sıkıldım. Sosyal medyadan, getirdiği yüklerden köşe bucak kaçmaya çalışıyorum. Hele bir de sosyal medyanın hayatımızdan çaldığı zaman yok mu o tekrarı olmayan zama en çok ona üzülüyorum. Sosyal medya insanıysanız - ki günümüzde herkes sosyal medya insanı) paylaşımlarınız daha özenli olmak zorunda. 

Teknoloji ile ilişkim her zaman çok iyi oldu. Hem iş hayatımda, hem özel hayatımda teknolojiyi kişisel anlamda verimli kullandım ve aramızdaki ilişkiyi iyi yönettim. İnternet ile ilk tanışmam o zaman ismi "Halk Yaşam Sigorta" olan çalıştığım şirkettedir. Bir öğlen yemek saatinde şirkette kullandığımız As/400 sisteminde yanıp sönen yeşil uyarı ışığıyla  "İnternet Toplantısı hakkında" memosu (o zaman mail vb yoktu şirket içi bilgilendirmeye bu isim verilmişti) kendimi 9.katta bulmama yol açmıştı. "Neydi bu internet, ne işe yarıyordu?" derken salonda bulunan en az 150 kişi ağzımız açık halde; garip sesler çıkaran telefon sesiyle, Bilkent Üniversitesinin web sitesine bağlanmış ve olan biteni hayretler içinde izliyorduk. Bu anımı en küçük kızım Mira'ya bile anlattığımda "Anne sen doğduğunda ipad de mi yoktu?" diyor. Z kuşağı teknolojiyle doğmuş inanılmaz bir nesil. Büyük kızım Y kuşağı ve o internet teknolojisiyle büyüyen ilk kuşak. Bilgisayar ile üniversite de tanışmış bir kadın olarak günümüzün iletişim trafiğini ve hızını düşündükçe yakın gelecekte neler olabileceğini tahmin edemiyorum.

İCQ, mirc gibi chat programlarının ya da Yonja, 80630, siberalem vb sitelerin devri çoktan gerde kaldı. Günümüz facebook, youtube ve instagram devri. We Are Social ekibinin bu yıl yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de de sosyal medya kullanımı bir hayli fazla. Rapora göre Türkiye nüfusunun yüzde 60’ı (yaklaşık 48 milyon kişi), her gün ortalama 3 saat 1 dakikasını sosyal medya kullanarak geçiriyor. 48 milyonun yüzde 87’si her gün düzenli olarak internete giriyor ve sosyal medya harici 3 saat 45 dakikasını internette harcıyor. Yani toplama baktığımızda 6 saat 46 dakikalık bir internet kullanımı karşımıza çıkıyor. (verilere google aracılığıyla ulaşabilirsiniz) 

Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformu yüzde 57 ile YouTube. Youtube'un hemen ardından yüzde 56 ile Facebook, yüzde 45 ile de Instagram geliyor.                    

Sosyal medyanın yoğun kullanımı doğal olarak kendi ekosisteminde kendi ünlülerini, ünlü ünsüzlerini yaratıyor. Alanında çok başarılı bir sanatçının instagram hesabına baktığımızda mesela Behzat Uygur 82,2 bin takipçisi olduğunu görüyorsunuz. Şuraya bir Kerim Can Durmaz, Şeyma Subaşı örneği yazmak istemedim. Rastgele keşfet sayfasından bulduğum Pelin Anıl (@pelinanilaa) hesabının 226 bin takipçisi var. Şimdi Pelin Anıl çifti kadar sanatçı bir babanın oğlu ve hayatını tiyatroya adamış bir ailenin ferdi olarak Behzat Uygur daha fazla takibi hak etmiyor mu?

Bana göre ediyor, ama sosyal medya algoritmasına göre etmiyor. Artık "ünlü ünsüzler" zamanı. Andy Warhol'ın 1960'larda söylediği “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” sözü gerçek oldu. Artık herkes sosyal medyası kadar "ünlü"

Eskiden bir insanın “ünlü” olması için çok ama çok uğraşması gerekirdi. Hele keşfedilmek neredeyse imkansızdı. Ama günümüzde akıllı telefonlarla çekilen bir fotoğraf, video ya da bir cümle bir anda milyonlarca insana ulaşabiliyor. Doğal olarakt  herkes paylaşımlarının çok kişiye ulaşması için çaba gösteriyor. Instagram da fotoğraf paylaşmak için yemeğe çıkan, popüler mekanlarda boy gösteren, tatile giden, kahve içmediği halde kahve içen ya da sırf paylaşım için "mış gibi yapan" fotoğraf ya da video paylaşamayınca mutsuz olan çok kişi tanıyorum ben. İşte bu durumdan da ben sıkıldım. Sosyal medyaya karşı daha temkinli ve daha az zaman geçirme halindeyim. 

Artık herkes 15 dakikalığına ünlü. Hayatımdaki gerçek ünlüler ünsüz olurken, ünlü ünsüzler etrafı sarmaya devam ediyor. 

Hayatınızda gerçek "ünlü" ile "ünlü ünsüz" ayrımını ayırt edebilmeniz dileğimle,

Yeşim Mutlu 

http://www.instagram.com/yesimmutlu