14.01.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 14.01.2018-1:30 A-A+
reha.arar@milliyet.com.tr
TÜM YAZILARI

Aşçıların MövenpIck buluşması



Açıldığı günden beri İstanbullular tarafından sosyal hayatın içinde kabul edilen bir otel, Mövenpick İstanbul... Her gidişimde mutlu olmuşumdur. Son ziyaretimi ise, eski çalışma arkadaşım olan, otelin mali işler direktörü Ayşe Uluses’in aramasıyla gerçekleştirdim. Uluses, şef Giovanni, Esen Blake, Serkan Bozkurt ve Gabriela Sponza’dan oluşan eğitmen şeflerle akşam yemeğine davet ettiğini ve akabinde de otelin yeni genel müdürü Bozkurt Atabek’le tanışacağımızı ifade etti. Ben bu ismi tanıyordum, karşılaşınca da 20 yıl kadar önce aynı grupta çalıştığımız ortaya çıktı. Şef Giovanni Terracciano ise Kıbrıs’ta bulunduğum yıllarda bize danışmanlık yapan genç ve başarılı bir şefti.

 Başlangıçlar, aslında ana yemek gibiydi diyebilirim. Shiso sosuyla servis edilen somon tartar, kinoa ve avokadolu kanepe, hakikaten çok etkileyiciydi. Arkasından gelen patlıcan topları, fındık fondü ve Antep fıstığı birleşimi, ummadığım kadar ahenkli bir tat oluşturdu. Ana yemeklere geçmeden önce gelen kepekli bruschetta, hem bonfile hem hardallı kremalı peynir, hem de Hintlilerin meşhur sosu chutney’in mangolusuyla birleşmişti.

Mövenpick Hotel İstanbul’un şefi Giovanni Terracciano ve eğitmen şefler, gözümüzün önündeki açık mutfakta harıl harıl çalıştılar. Bir anda biraz evvelki tatlara alışmış olan dilimiz, damağımız, Güneydoğu’nun lezzetleriyle sarsıldı. Gaziantep tadım tabağı geldi. Neler mi vardı içinde? Muhammara, öcce, taze Antep peyniri, semizotlu ve cacıklı Arap köftesi, zeytinyağlı kuru
patlıcan dolması ve yaprak sarma... 

Bizler biraz nefes alırız umudu içindeyken, tüm teşkilatıyla dana konsome, krep ve zeytinli leziz grissiniler önümüzdeydi. Ana yemek öncesi gelen ara sıcak tabağıysa, göz doldurdu. Ördek dolgulu ravioli, tarhun otuyla aromalandırılmış krema sos, yer elması ve kavrulmuş kestane kırıntılarıyla servis edildi.
Bu arada servis ve yiyecek-içecek ekibinin başarısını özellikle belirtmek isterim,
dolayısıyla bu ekibi yöneten Alpaslan Delibaşı’nı da kutlarım.

Muhteşem son

Ana yemek olarak odun ateşinde tütsülenmiş sığır yanağı ve Ege otlarıyla bezenmiş kekler, trüflü kırmızı şarap sosu eşliğinde sunuldu. Çok alışık olmadığımız bir lezzet, adeta bize uygun hale getirilmişti. En çok da bu husus dikkatimi çekti. Son olaraksa taze fesleğen aromalı krema, şampanyayla marine edilmiş çilek ve damla sakızı şuruplu milföy, Mövenpick’in meşhur sorbesiyle servis edildi. Bu ağzımızı şenlendiren tatlardan sonra gelen çay ve kahvenin yanında en tercih edilen içecek maden suyu oldu.

Yemek boyunca iki önemli noktayı düşündüm. İlki Gaziantep’in gastronomi dalında UNESCO tarafından ‘yaratıcı şehirler’ ağına dahil edilmesi. Diğeri ise, bu kadar genç ve pırıl pırıl şefimizin çeşitli dünya yemeklerini 100’den fazla misafire tattırması ve tabii ki muhteşem bir görünümle sunması. İyi ki böyle yetenekli ve azimli genç bir nesile sahipsin Türkiye...

Bilgi YarışmasıSoru anlamı taşıyan tümce ya da sözcükten sonra hangisi konur?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.