Cumartesi

09.06.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 09.06.2018-1:30

“Aşk rengarenk bir çukura düşmek gibi”

Yaptığı cover’lar ve sahne performanslarıyla tanınan Su Soley’in ilk albümü “Hep Bi’ Tufan” dün itibarıyla çıktı. “Aşk albümü oldu” diyor ve aşkı şöyle özetliyor Soley: “Biraz daha fırtına ve kafa karışıklığı olduğu zaman, kimyamız bozulduğu zaman ‘Aşık oldum’ diyoruz. Kontrolsüzlük hali aslında. Rengarenk bir çukura düşmek gibi. Güzel ama biraz sonra nefes alamayacakmışsın gibi...”

Sitene Ekle

Özge Tabak

Dün ilk albümü “Hep Bi’ Tufan” çıktı, bu akşam da Moda Kayıkhane’de lansman konseri olacak. Su Soley’le çıkış parçası “Şaşkın Sevgilim”i açtık, kendisi gibi kıpır kıpır, samimi bir röportaja başladık. Tatlı kedileri de bize eşlik etti... Kendisini tanımlayan kelimeleri düşünürken, ”mayhoş” geldi aklına ilk olarak: “Sevdiğim bütün tatlar, renkler hep ara tonlarda. Yaptığım bütün saç modelleri hep genel geçer dışında.” Ben “rengarenk” ya da “enerjik” derdim herhalde ilk izlenimimden hareketle, konudan konuya atlayıp sonunda kendimizi enstrümanların başında bulduğumuz için... Hisleri pat diye dudaklarından dökülen ve hayallerinin peşinden gitmekten vazgeçmeyeceğini her cümlesinde hissettiğiniz Su Soley’in adını önümüzdeki günlerde daha da sık duyuyor olacağız...
 
- Nasıl hislerle kaydedildi bu albüm?

Kendimi bildim bileli albüm yapıyorum aslında ama çıkarmıyorum. Bu albüm için de iki buçuk yıl önce çalışmaya başladım. Albümde altı şarkı var; hepsinin sözü, müziği bana ait. İskender Paydaş, Cüneyt Eminer ve Ozan Bayraşa’nın katkıları oldu. Bir de yapım şirketi kurdum, Soley Tunes etiketiyle çıkıyor tüm dijital platformlarda. Çok şizofrenik bir durumun ortasındayım yani şu an. Kendi kendime şarkılar yazıyorum, aranjmanlar yapıyorum, albüm kapağı tasarlıyorum… O yüzden eleştiri duymak da çok iyi geliyor. Kendimi de çok eleştiririm ama. Zaman zaman içimdeki çocuğun kafasına fazla vuruyorum, fazla yükleniyorum. Durmaktan hoşlanmıyorum; yenilenmeyi, ilerlemeyi seviyorum.

- Sizi yansıtıyor diyebilir miyiz?

Müzikal yelpazem biraz geniş. Latin de duyarsınız, İspanyolca, Portekizce de... İngilizce yıllardır söylüyorum. Rum müziği ve türkü söylemeyi çok severim. Albüm de repertuvarımı yansıtıyor, rengarenk. Ama eksik. Pop reggae, funk rock var ama bir türkü, bir Rumca yok. Bu anlamda eksik olduğunu düşündüğüm için de henüz plak yapmadım. Beni yansıtan bir hatıra olarak bırakmak istiyorum onu.

- Cover’larınızı da özellikle takip eden bir kitle var.

Cover söylemeyi çok seviyorum, devam da edeceğim ama yayınlanmayı bekleyen 30 küsur bestem var. Aslında bu albüm bizim için bir başlangıç. “Artık başardık” gibi değil de “Artık başlıyoruz” gibi hissettiğimiz bir albüm bizim için. Ardı ardına çıkarmayı hedefliyoruz.

“Duygu odaklı yaşıyorum”

- Şarkılardaki ortak tema aşk. Nasıl yazıldı, nasıl hisler bırakacak?

Şarkılarım var olan hikayelerden çıkıyor. Hepsinin kaynağı gerçek, içlerinde gerçek duygular var. Genelde belli bir duygu durumuna yükseldikten sonra içimi dökmek, boşaltmak için yazıyorum. Şu an aşk albümü oldu. Memlekete yazdığım da, kediciğe yazdığım şarkım da var ama konsepti bozmak istemediğim için koymadım.

- Sizde nasıl ifade buluyor aşk?

Güle güle demek için yazdığım tatlı şarkılar da var ama çok acı çektiğim için yazdıklarım da var. Biraz daha fırtına ve kafa karışıklığı olduğu zaman, kimyamız bozulduğu zaman “Aşık oldum” diyoruz. Biraz kontrolsüzlük hali aslında. Böyle rengarenk bir çukura düşmek gibi. Çok güzel ama biraz sonra nefes alamayacakmışsın gibi... Bence esas olan sevgi ve saygı. Yıllar geçip değişmeye başladığımızda dengeler değişmeye, aşk çekilmeye başlıyor. İşte sevgi kaldıysa, yürüyor. Bu şarkıları yazdığım kişilerle de yürümemesinin sebebi belki de içinde sadece aşk olmasıdır...

“Şaşkın Sevgilim” ve “Hep Bi’ Tufan” şarkılarına klipler gelecek, yazlık mekanlardaki konserlerini de heyecanla

- Romantik misiniz?

Romantiğim ve melankoliğim. Fazla hassasım. Biraz duygu odaklı yaşıyorum. İş yaparken müthiş mantık odaklıyım ama onun dışında duyguları takip ediyorum. Hataysa da kabul ediyorum, çünkü o vicdanımın da sesi bir yandan.

- Mutluluk mu yoksa aşk acısı mı daha ilham verici oluyor peki?

Yazdıklarımın çoğu acıyla yazılmış şeyler. Ama bundan sonra daha mutlu şarkılar üretmek niyetindeyim. Tamamen geçmiyor ama ciddi oranda rahatlıyorum yazdığımda. Bir süre yeni bir şarkı yapmayınca vücudumda bir sıkışıklık hissetmeye başlıyorum. 

- “Saray helvası sesli” gibi benzetmeler okudum. “Şarkıcı olur bu kız” denen bir çocuk muydunuz?

Değildim, sporcuydum. Yüzme, su topu, su altı ragbisi ve paletli yüzme yapıyordum. Türkiye derecelerim var. 18 yaşımda kayak kazası geçirdim ve spor hayatım bitti. Dizim asla eskisi gibi olmadı ama o yara izine bayılıyorum. O olmasaydı müzik hayatım başlamayacaktı. Sahne benim için bir oyun alanı, bir meditasyon gibi. Anda kalabildiğim yegane yer orası.

- Müzik nasıl girdi bu hikayeye?

Hep vardı aslında. Babam ud ve keman çalardı. Avrupa’da yeni çıkan pek çok plak bize gelirdi. Annemler evden çıkınca o plaklara saldırırdım. 5-6 yaşımdan itibaren sahneye çıkıp şarkı söylemek istedim. Balkondan aşağıya bakıp binlerce insan olduğunu hayal ederdim. Üniversiteye hazırlanırken iyi hissetmek için sadece müzikle ilgilenir oldum. Bir tatilde arkadaşım ite ite sahneye çıkardı, şarkı söyledim; millet çılgın gibi alkışlıyor... Bir hafta sonra anneme gidip  “Ben şarkı söyleyeceğim” dedim. ODTÜ Okul Öncesi Eğitimi Öğretmenliği okurken bir yandan sahne alıyordum. Sonra da İstanbul Üniversitesi’nde müzikal tiyatro okudum.

“Musluk da tamir ederim, elimden her iş gelir”

Çok feminen buluyorlar sizi...

Evet, o dişil enerji var üzerimde. Kadın kimliğimi de seve seve kabulleniyorum. Kendimi güçlü de buluyorum aslında. O kadar uzun seneler tek başıma bir şeylerin altından kalkmam gerekti ki, mesela geçen bir story attım “Albüm de yaparım çorba da” diye, yemek yapabiliyor olmam çok enteresan geldi insanlara. Bunu çocukluğumdan beri yaşıyorum. Sanki böyle o kadar dişiyim ki, iş yapamam gibi bir algı... Musluk da tamir ederim, bir evin şeklini yarım saat içinde de değiştirebilirim, elim de lezzetlidir. Yani herkesin elinden gelmesi gereken her işi yapabilirim. O yüzden böyle çok dişi, miniş miniş duruyorsam da aslında güçlü, elinden her iş gelen bir kadınım.

“Türkçe bir müzikal yazdım”

- Müzikal hayaliniz var mı?

En büyük hayallerimden biri iyi bir müzikalde oynamak. Bayılıyorum dans etmeye de. Kendime Türkçe bir müzikal yazdım, sahnelemeyi düşünüyorum. Müzikler canlı, ben de başrolüm. Otuz yıllık geniş bir zaman dilimini içeriyor.

- “Çok iyi yerlerde olmalıydı” diye yorumlar var sizinle ilgili. Yüz binler satayım, herkes beni tanısın gibi hayalleriniz yok mu?

Hiç yok vallahi. Hiçbir zaman “Gündeme oturacağım” gibi bir kaygım, hırsım olmadı. Niş kalayım diye takıntım da yok ama kendiliğinden şu zamana dek belli bir kesimce kabul gördü yaptıklarım. Çok büyük festivallerde, kendi sahnemde ana sahne olarak çıkmak istiyorum tabii ki. İyi şansa, kötü şansa, iyi duaya, kötü duaya çok inanıyorum. Olmam gereken yer burasıymış ki buradayım. Ben daha fazlasını yapabilmeyi, daha fazla insana iyi gelebilmeyi hayal ediyorum. Bu zamana kadar o tatlı insanların söylediği gibi daha yüksek yerlere gelemememin sebebi de benim. Benim kararlarımla oldu. On beş sene önce popüler olacak bir albüm yapmış olabilirdim ama karşıma çıkan koşullarda bunu istemedim.

 


Etiketler:
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.