KÜTÜPHANELERDE YER ALMALI! Bugüne kadar bol ünvanlı ve ödenekli kurumların, üniversitelerin, enstitülerin yapamadığı bu çalışmayı başardığı için Kaynak Yayınları'nı kutluyorum.Eserin özelliği 'belge yayını' olmasıdır. "Atatürk'ün yazdığı, söylediği ve imzaladığı bütün metinler ve belgeler" bir araya getirilerek yayımlanıyor. Belgelerin kaynakları, bulundukları arşiv, daha önce yayımlanmışsa, kaynak künyeleri dipnotlarında gösteriliyor.Eserin başka bir istisnai özelliği ise 'sansürsüz' olması.Devlet yayınlarında sansürlenmiş olan "Amasya Protokolleri"nin tam metnini veya İzmit basın toplantısının tam metnini de bu ciltlerde bulabilirsiniz.Birinci ciltteki ilk belge, 1903-1904 arasında Mustafa Kemal'in defterine yazdığı notlardan oluşuyor.Son olarak yayımlanan 22. cilt ise 19 Ekim 1927 ile 1 Kasım 1927 arasında Atatürk'ün yazdığı, söylediği, imzaladığı belgeleri kapsıyor. Atatürk hakkında yapılmış en ciddi araştırma "Atatürk'ün Bütün Eserleri"dir. 22. cildi yeni yayımlandı; muhtemelen tamamı 30 cilt olacak. Atatürk'ün bütün ömrünce söylediği, imzaladığı, yazdığı binlerce metinden cümleler 'seçerek' ideolojik şemalar oluşturmak yerine, artık, Atatürk'ü 'tarih içinde' değerlendirmek, hangi dönemde nasıl konuştuğuna bakmak gerekir. Bunun yolu, bu tür sansürsüz ve kronolojik belgesel yayınlardır. Türkiye ilk defa böyle bir yayına bu eserle kavuşuyor!"Atatürk'ün Bütün Eserleri"nin sonundaki 'dizinler'den sayfalara giderek Atatürk'ün belli kavramları hangi dönemlerde kullandığını araştırdım.Mesela, Atatürk'ün konuşma ve yazılarında 'emperyalizm, kapitalizm, emekçi, burjuvazi' gibi kavramları belli bir dönemde kullandığı, ondan sonra bıraktığı görülüyor.23 Nisan 1920 ile 14 Ekim 1922 arasında Atatürk 169 defa bu kavramları kullanmış, en çok da 'emperyalizm'i... Bu dönemde 103 defa emperyalizme karşı mücadeleden bahsetmiş. Bu dönem, Bolşeviklerle yardım antlaşmasını imzalayıp silah ve para yardımı aldığı dönemdir!Ama Sakarya Zaferi kazanıldıktan sonra bu söylemi bırakmıştır! 1923'ten sonra "Batı'ya teveccüh" diye yeni bir söylem ve siyasete yönelmiştir. 1928'e kadar beş yıl içinde emperyalizmden bahsetmesi sadece 5 defadır.Kurtuluş Savaşı sırasında "Yüce Şeriat" terimi dahil, yoğun bir İslami dil kullanmış, devrimler döneminde bu dili tabii tamamen bırakmış, hatta yasaklamıştır.Kürt meselesi konusundaki tavrının da 'dönem'lere göre nasıl değiştiğini böyle bir içerik analizi ile izlemek mümkündür. Dönemlere göre... Eserin 19. ve 20 ciltleri Nutuk'tan oluşuyor. Artık birçok Nutuk baskısında gördüğümüz gibi bu ciltlerin de sonunda isim ve kavramlar dizini bulunuyor. Ancak Nutuk'un "Vesikalar" bölümüne bugüne kadar 'dizin' konulmamıştı, ilk defa bu yayında "Vesikalar"ın dizinini görüyoruz. Böylece aynı kişi ve kavramları, Atatürk'ün 1919 yılına ait "Vesikalar"da ve 1927'de okuduğu "Nutuk"ta nasıl farklı değerlendirdiğini, yorumladığını görmek de mümkün olacak.Esere bir iki eleştirim var; bunlardan biri belge yayını olduğu halde, okunup anlaşılması için bir ölçüde sadeleştirilmiş olmasını yanlış buluyorum. Bugün anlaşılmayacak kelimelerin anlamı dipnotlarda gösterilmeli, orijinal metne dokunulmamalıydı.İkincisi, birkaç yerde okuma hatası gördüm, 'bâri'yi 'bâdi' okumak gibi. Bunları ayrı bir yazıda konu edineceğim.Ama bu bir iki tenkit, eserin büyük değerini azaltmaz! Kültür Bakanı Sayın Ertuğrul Günay'a ve YÖK Başkanı Sayın Prof. Erdoğan Teziç'e seslenmek istiyorum: Bu eser, üniversite ve il kütüphanelerinde mutlaka yer almalıdır.Elde böyle bir belgeler külliyatı olmadıkça, Atatürk hakkında yapılacak araştırmalar mutlaka eksik kaynaklara dayanacak, belki de birçok örneğinde gördüğümüz gibi, yanıltıcı sonuçlara varacaktır. Bir çağrı yapıyorum