Attila Gökçe

Attila Gökçe

agokce@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Süper Lig’in 6. haftası, sezon başındaki “erken randevu” gibi eleştirilere karşın, cumartesi günü “tam da zamanında” bize büyük bir heyecan sunuyor.

Fenerbahçe, ilk haftadan itibaren beklediği “sıçrama” fırsatını Alanya dönüşü Beşiktaş karşısında gerçekleştirebilir.

Kağıt üzerinde Beşiktaş daha hazır, daha güçlü, daha özgüvenli bir takım. Yıllar önce terk ettiği Kadıköy’deki galibiyetler zincirine bir halka ekleyerek seriyi yeniden başlatabilir mi? Olmayacak iş değil.

Ama hakçası şunu da söylemek gerekiyor. Fenerbahçe için bu derbi bir hayat-memat meselesi. Hem oyun, hem de kadro olarak hep eksikli-noksanlı, sorunlu ve sıkıntılı bir bir süreçten geçiyorlar. Transferi tamamlamadan lige başladılar. Kervanı yolda düzerken kayıplara uğradılar. Hesaplanamayan şeyler de oldu. Volkan ve Kameni ile kalede büyük sıkıntı yaşandı. Fenerbahçe’nin gol yemeden tamamladığı maç yok. Kaleci sorunu da sonlanmış değil. Dahası, Volkan Demirel’in yedek soyunduğu son Alanyaspor maçında Kameni ile ısınmayı reddetmesi ne tecrübesine, ne kaptanlık sorumluluğuna ne de profesyonelliğine yakışıyor. Onca sorun varken bir yenisini eklemek büyük yanlış.

Haberin Devamı

Öte yandan Kocaman’ın daha göreve başlamadan önce Robin Van Persie için verdiği olumlu mesajlar da karşılığını bulmuş değil. Hele ki sıkça sakatlandığı ya da ağrılardan şikayet ettiği için “takımdan ayrı düz koşu” durumundaki Van Persie’nin o haliyle Advocaat tarafından Hollanda Milli Takımı’na çağırılması, kısa süre oynamasından sonra yeni bir sakatlıkla Kadıköy’e dönmesi sabır bardağını taşıran son damla oldu.

Fenerbahçe savunmada Kajer’in boşluğunu bir türlü dolduramazken orta alanda da -özellikle merkezde- dirençli ve üretken bir ikili oluşturamadı. Yine de Ozan Tufan’ın gayretleriyle Souza’nın tecrübesi sorunu hafifletmeye başladı. Fenerbahçe’nin her şeye rağmen sıçrama umuduyla çalışmasının temel nedeni Dirar, Valbuena, Giuliano, Netto’nun nihayet etkili ve üretken bir oyunda bir araya gelmesidir. Fenerbahçe taraftarları kulaktan kulağa Saldado’nun yeni bir Güiza olup olmadığını tartışadursun, Janssen’in nihayet santrfor görevini hakkıyla yerine getirmesi Aykut Kocaman’ı rahatlatmıştır. Öte yandan Mehmet Ekici ve Alper’in de takıma dönmesi, gerçek Fenerbahçe’yi bekleyenleri umutlandırmıştır.

Haberin Devamı

Cumartesi derbisinde şu da unutulmamalı: Aykut Kocaman, başa oynayacak beş takımın içinde şampiyonluk kavramını iddiayla dile getiren ilk hocadır. Ayrıca galibiyete mutlak ihtiyacı olan takım da Fenerbahçe’dir. Beraberlik onları tatmin etmez, Beşiktaş için mesafeyi koruyan bir garantidir sadece. O nedenle futbolda “ihtiyacı olan kazanır” sözünü de unutmamalı.

Beşiktaş için o kadar uzun yazmaya gerek yok. Avrupa’da unutulmayacak bir Porto galibiyetiyle gövde gösterisi yaptılar. Süper Kupa’da yenildikleri Konyaspor’u iki güzel gol ve artık klasik özellik kazanmış kaliteli futbollarıyla geçtiler. Savunmada Pepe-Medel gibi bir ikiliyi denediler, sonuç olumlu. Merkezde Oğuzhan, Atiba, Tolga’dan hep başarılı ikililer oluşturdular. Quaresma, Talisca, Babel ve Cenk istim üzerinde. Artık hem takım içinde görevlerini yapıyorlar, hem de arada “bireysel” gösteriye girişip işi eğlenceye dönüştürüyorlar.

Haberin Devamı

Şenol Hoca, ezberdeki kadroyu bozmuyor. Yine de Lens ve Negredo’nun kulübede olması ayrıca avantajı. Kadıköy’de Beşiktaş’ın en etkili oyuncusu Caner... Sorun sadece sağ bekte. Gökhan’ın oynaması beklenmiyor. Adriano da “azıcık” sakat. Kimbilir belki de Medel’i sağ bek olarak görebiliriz. Bu da netameli Tosic’in stopere dönüşü demek olur.

Beşiktaş beraberliği cebine koyarak Kadıköy’e geçecek. Ama merak etmeyin iki takım da kazanmaya oynayacak. Cumartesi gecesi stada koşacak ya da evlere kapanacağız.

Keşke Beşiktaş taraftarları da orada olsaydı. Yazık bu derbi de “öksüz”lükten kurtulamayacak!

Potadaki ayıplar

Hiç kimse dışarıdan ortamı bulandırdığımı ya da karıştırdığımı iddia etmesin. Gerçekleri yazıyorum.

Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın finalinde FIBA Avrupa Başkanı Turgay Demirel’e TBF’den hiç kimse elini uzatmadı. Sinan Erdem salonundaki VIP locasına davet edilmedi. İstese elini kolunu sallayarak oraya giderdi ama, kendi ülkesinde dışlanan adam olmuştu.

Dahası, o finalde finalist ülkelerin başbakanları vardı. Başbakan Binali Yıldırım kupaları verdi. Bir de şu: Demirel, UEFA Başkanı Slovenyalı Ceferin’in dostuydu. Onu da İstanbul’a davet etmişti. İşte sadece orada mutlu oldu. TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Ceferin’i sahiplendi, finali onunla birlikte izledi ve Turgay Demirel’in bir yüküne omuz verdi.

Biz bu organizasyonu 3 yıl önce almıştık. Parkedeki başarısızlık gelip geçicidir, üzülür, başarıyı yeniden yakalarız. Ama ayıpların üstünü örtemeyiz. Sahi, aradaki üç yılda Demirel’in Abdi İpekçi Salonundaki ofisi de kapatılmış, iyi mi!

İşgüzar güvenlikçilere

Kavga ve kargaşada ortadan ilk kaybolanların sizler olduğunu çok gördüm ben. Başakşehir - Trabzonspor maçında masum yavrulara güç göstermekten kaçınmadınız ama... Onlara formalarını zorla çıkarttınız. Bu işten de utanmadınız, sıkılmadınız.

Olan oldu. Başakşehir Kulübü şirketinizin sözleşmesini feshetti. Kaç kişinin ekmeğini kaybettiğini de siz hesaplayın bakalım.