Gündem
20.06.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 20.06.2017-2:30

Ayakta kalma mücadelesi

Ülkelerini geride bırakarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerden biri de Sevsen Tabbare. Daha önce hiç gelmediği, dilini bilmediği bir ülkede üç çocuğuyla ayakta kalma mücadelesi veren bir kadın Tabbare

Sitene Ekle

AYŞEGÜL KAHVECİOĞLU - ANKARA

Bugün Dünya Mülteciler Günü... Onlar, hayallerini, umutlarını, gelecek planlarını geldikleri ülkelerde bırakarak kaçmak zorunda kalanlar. Dünyanın büyük bölümünün sırt çevirdiği insanlar, kapılarını açan Türkiye’de ise yeni bir yaşam kurmak için mücadele ediyor. Sevsen Tabbare onlardan biri. Savaşın yakıcı yıkıcılığının üzerine daha önce hiç gelmediği, dilini hiç bilmediği bir ülkede üç çocuğu ile ayakta kalma mücadelesi veren bir kadın.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) vasıtasıyla Altındağ’ın Karapürçek’inde yeşilin az, betonun yoğun olduğu bir mahallede, küçük bir evi ziyaret ediyoruz. Tabbare ve çocukları burada yaşıyor. Sevsen Hanım bizi kapıda karşılıyor; dramatik bir “hayatta kalma” hikâyesi olduğu için kendisiyle görüşmek istediğimizi anlatmaya çalışırken, 21 yaşındaki oğlunun bir önceki gece ciddi bir atak geçirdiğini, eve ambulans çağırdıklarını ancak gelen sağlık ekibinin oğlunu hastaneye götürmediğini anlatıyor gözleri dolarak.

‘Yaşantımız huzurluydu’

Tabbare, 25 yıllık öğretmen, aslen Halepliler. Eşi Suudi Arabistan’da bir süre çalıştıktan sonra Halep’te su arıtma cihazı üreten bir fabrika kurmuş. Sevsen Hanım o günleri, “Maddi durumumuz çok iyiydi. Halep’te çok güzel bir evimiz; çok mutlu, huzurlu bir yaşantımız vardı” diye anlatıyor. Savaş, Halep’e sıçramadan önce olan biteni televizyonlardan izlediklerini ancak yaşananların bu noktaya gelebileceğini hiç düşünmediklerini söyleyen Tabbare, “Savaşın başladığı 2011 ile 2014 arası, her gün ‘Yarın savaş bitecek’ dedim. Türkiye’ye geldiğimde bile ‘1-2 ay içinde savaş biter, Suriye’ye, eve döneriz’ diye düşündüm ama olmadı” diyor.

DEAŞ’tan ilk tehdit

Halep’teki evlerine bomba düşen Tabbare ve ailesinin sahip olduğu her şey, bir gecede küle dönmüş. Ardından da Halep’i terk ederek Deyrizor’a eşinin kardeşinin evine sığınmışlar. Deyrizor’un o dönem daha güvenli bir yer olduğunu, 1.5 yıl burada yaşadıklarını anlatan Tabbare, “Bir gün eşim sosyal medyada savaş ile ilgili yazdığı yazılar, yaptığı paylaşımlardan dolayı DEAŞ tarafından tehdit edilmeye başladı. 2014 Temmuz’unda bir gün bulunduğumuz köyden bir tanıdık eve gelip, ‘bu gece burayı terk etmezseniz DEAŞ sizi öldürecekmiş’ dedi. O gece neyimiz varsa toplayıp Türkiye’ye kaçmaya karar verdik” diyerek zorunlu yolculuklarını anlatıyor.

Tabbare, eşi ve iki çocuğu, 1 gece 2 gün süren zorlu bir yolculuğun ardından kaçak yolla Kilis Öncüpınar sınır kapısından Türkiye’ye girmiş. Tabbare, aynı günün akşamı Kilis’te 600 liraya eşyalı bir ev kiraladıklarını söylüyor. O geceki uykuyu ise tarif etmekte zorlanıyor: “Üç gün uyumamıştık; hepimiz çok yorgun ve bitkindik. O geceyi unutamıyorum. Kurşun sesi yok, bomba sesi yok, sessizlik ve güven.”

Tabbare ve ailesi Kilis’te iş bulamayınca, daha önce Ankara’ya yerleşen bir arkadaşı, onları Ankara’ya çağırıyor. Tabbare, burada geçici eğitim merkezinde Suriyeli çocuklara ders vermek üzere, bir vakıfla anlaşıyor. Tabbare, artık bir başka ülkede, kendisi gibi sığınmacı Suriyelilerin çocuklarına Arapça, matematik öğretiyor ama gönüllü olarak. Bir süre sonra eşi de iş bulamayınca 20 yaşındaki oğlu Hümam da çalışmaya başlıyor. Ailenin tek geçim kaynağı da, Hümam’ın günlük yevmiye ile çalıştığı inşaat ameleliği, hamallık gibi işler oluyor.

‘Nereye gideceğiz?’

Tabbare bir süre sonra 550 lira aylıkla çalışmaya başlıyor ama “yoksulluk” canına tak edince eşi, kaçak yolla Avrupa’ya gitmeye karar veriyor. Tabbare eşinin bu teklifini kabul etmiyor ama eşi en küçük oğullarını da yanına alarak kısa sürede Hollanda’ya ulaşıyor.

“Savaş psikolojisi sizi nasıl etkiledi?” diye sormak istiyorum ama soru bitmeden 15 Temmuz’u hatırlatıyor Sevsen Hanım: “O gün, bizim ne yaşadığımızı anladınız. Hümam’ın söylediği tek şey, ‘Şimdi nereye gideceğiz?’ oldu” diyor.

‘İşe ihtiyacımız var’

Yaşadığı her şeye rağmen ayakta kalmayı başaran Tabbare, “Başlarda sadece neredeydim şimdi nerdeyim diye düşünüyordum. Ama güçlü olmak zorundaydım. Kendimi topladım ve çocuklarım hiçbir şeye muhtaç olmasın diye çalıştım ve ayaklarımın üstünde durdum” diye anlatıyor başından geçenleri. Ama bugünlerde geçici eğitim merkezindeki işine de son verilmiş; MEB’in suriyeli öğrencileri bakanlığa bağlı okullara entegre etmesi projesi kapsamında... “Ne olacak şimdi?” diye soruyorum: “Ne olacağını bilmiyorum. Aynı soruyu ben de soruyorum kendime ama bilmiyorum. Bildiğim tek şey, işe ihtiyacımız olduğu” diyor.


 


Bilgi Yarışması"Hababam Sınıfı" filminde "Güdük Necmi" tiplemesiyle rol alan sanatçımız kimdir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
En Çok Konuşulan Haberler
    Hangisi nasihat sözcüğünün eş anlamlısıdır?
    ©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
    İlginizi ÇekebilirX