RSS
09.01.2011 - 01:00

Aydın Doğan

Sitene Ekle

Adeta moda oldu.. Aydın Doğan’a gelen vuruyor giden vuruyor... Ekranlarda her gece adı geçiyor. Adeta yaşanan dönemin günah keçisi.. Tayyip Erdoğan’dan da büyük sorumlusu!
Aydın Doğan ve Doğan grubunun hataları elbette olmuştur. Bunları bir sepete koyup eleştirebiliriz. En başta okurun buna hakkı vardır.
Ne var ki, grubun bugün iktidardan yediği darbeler hataları değil sevapları yüzündendir. Doğan grubunu batırma, Aydın Doğan’ı medya piyasasından uzaklaştırma girişimi gazetecilik yapılmadığı için değil yapıldığı için başlatıldı. Düğmeye Deniz Feneri davasında, bizim grubun gazeteleri bu olayı görmezden gelmediği için basıldı... Gelinen nokta belli. Aydın Doğan basın ve yayın organlarını satıyor. Piyasadan çekiliyor. Yarın medya daha mı özgür olacak?
Doğan grubu gazetelerini ortadan kaldırırsanız geriye ne kalır? 
* * *
Bekir Coşkun dostumuz çok güzel bir kitap yazdı; “Başın Öne Eğilmesin...” Hürriyet’ten ayrılışını, Habertürk macerasını ve Cumhuriyet’e geçişini anlatıyor.
Bir gün Aydın Bey’le konuşurken iktidardan gelen tasfiye listesi söz konusu ediliyor. Bekir:
- Bu listenin ikinci sırasında ben, üçüncü sırasında Oktay Ekşi vardı, diyor...
Birinci sırada kim vardı? Malum! Ama Aydın Bey ne o birinci sıradakini, ne Bekir’i ve Oktay Ekşi’yi işten attı (Emin’le yollar daha önce ayrılmıştı). Üç beş yazarı daha işten atarsa AKP ile arasının düzeleceği açıkça ifade ediliyordu. Ama o yola gitmedi.
Bendeniz bu gazetede 25 yıldır özgürce yazıyorum. Yarın aynı özgürlüğü bulabileceğimi hiç sanmıyorum. Medyayı esasında kimin hangi akıbete sürüklediğini görmek o kadar mı zor?

Şekere şükür!
TV muhabiri vatandaşa ekmek zammını soruyor... Bir vatandaşın yanıtı:
“Allah’tan ben de, hanım da şeker hastasıyız. Bu yüzden fazla yiyemiyoruz.”
Yani... Vatandaş şeker hastası olduğu  için Tanrı’ya şükrediyor...

Balbay imzaları
Kadıköy Belediyesi’nin Caddebostan Kültür Merkezinde Mustafa Balbay adına onun kitaplarını imzaladık dün... Bekir Coşkun, Yazgülü Aldoğan, Mustafa Mutlu, Orhan Erinç, Orhan Bursalı, Enver Aysever, Oray Eğin, Işıl Özgentürk, Yalçın Bayer, Ümit Zileli... 1300 kitaba imza attık... Balbay’ın sevenleri akın akın gelmişlerdi,.. Kimi İzmir’den , kimi Eskişehir’den, Kimi Ordu’dan... Kimi oğlu, kimi annesi, kimi yurt dışındaki yakını için kitap imzalattı. Her biri gözlerinde cumhuriyet ışığı taşıyan aydınlık insanlardı. Bir cumhuriyet ayinine dönüştü imza töreni. Gönüllerimizin pası silindi.

Anjelika Akbar
Üstün yetenekli bir besteci ve piyanist.. Alabildiğine zarif bir hanımefendi... Üstelik iyi bir gözlemci ve yazar... Kitabında duyarlı ve sevecen satırlarla hem kendini hem bizi, bize anlatıyor... Diyor ki:
“Türkiye’ye geldiğim andan itibaren yaşadıklarımı, gördüklerimi, hayatıma giren ve Türkiye’yi bana sevdiren herkesi ve her şeyi anlatmaya çalıştım. Kitabımı okurken ‘Anjelika Akbar ülkemizi bizden daha çok seviyor galiba’ gibi bir düşünceye kapılabilirsiniz. Belki de ben çok şanslıydım... Karşıma gerçekten güzel insanlar çıktı...”
Türkiye’de çok şaşırdığı şeylerden biri kentlerin bir “baş mimarı”nın olmaması... Önüne gelenin rasgele bina dikmesi olmuş... Rusya’da her kentin bir baş mimarı olup her türlü estetik ve mimari planlama onun onayından geçermiş...
Takıldığı konulardan biri de mayonezli salataya Rus salatası adını vermemiz. Gerçi askeri darbeden sonra adını “Amerikan Salatası”na çevirdik ama genelde Rus salatası olarak bilinir. Meğer ikisi de değilmiş. Diyor ki Akbar:
“İşin komik tarafı Rus sofralarının vazgeçilmez ve sevilen bu yemeğin adı ‘Fransız Salatası’ olup ‘olivie’ adı taşımaktadır. Tarihi hikâyesi de vardır. Napolyon kış şartlarında ordusunu kaybetmektedir. Siperlerdeki yemek stokları hızla erimeye başlayınca ‘Mutfakta ne varsa doğrayın mayonezle karıştırıp getirin’ demiş...
Rusya’da bu salataya mutlaka salam ya da haşlanmış kalamar doğranır. Bir miktar taze salatalık, çok az elma ve mutlaka dereotu eklenir.”
Aaah ah... Şunun doğru adını yıllar önce öğrenseydik de.. Amerikan mı desek Rus mu desek diye kıvranıp durmasaydık, iyi olmaz mıydı?

Erdoğan’la görüşen Yeşilay Başkanı “alkol bağımlılığı haritası” yapılacağını söylemiş.
Yargıtay, Danıştay, Sayıştay’la sorunlar yaşayan iktidarın hiç değilse Yeşilay’la arası iyi...
Haldun Ertem

İhracatçı hükümete “kur”dan zayıf vermiş.
Hükümet kendisine kur yapmayan ihracatçıya bakalım ne ceza verecek?
Fahrettin Fidan

Yılın onuncu ayı hangisidir?
©Copyright 2011 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.