Oyuncu ve Klinik Aromaterapist Ayşe Tolga ile geçtiğimiz günlerde marka elçisi olduğu Cortex Pharma'nın lansmanında bir araya geldik. Aromaterapi, güzellik ve beslenme sırları, günlük programı gibi pek çok konu hakkında sohbet ettik. Hatta tatlı krizine karşı şekersiz hızlı bir tatlı tarifi bile verdi. İşte Ayşe Tolga ile iyi yaşamın sırları...
 
Duygu Bay: Başarılı bir TV kariyeriniz var. Eminim pek çok kişi girişimcilik kariyeriniz ile ilgili “neden” diye sormuştur. Peki her şey nasıl gelişti?
 
Ayşe Tolga: Güzel Sanatlar Seramik mezunuyum, Şahika Tekand stüdyo oyuncuları ile oyunculuk eğitimi aldım 1994 senesinde Şehnaz Tango ile oyunculuğa başladım. 2000 senesinden itibaren kültür-sanat, lifestyle programları hazırladım ve sundum. 2004 senesine doğal terapiler konusuna eğilmeye karar vererek masaj terapileri ile başlayarak, Spa kurulumu ve Spa yönetimi, fitoterapi, refleksoloji, aromaterapi konularında uzun kısa eğitimlerden sonra aromaterapi konusunda uzmanlaşmaya karar vererek Merkezi Londra Regents College’da olan Institute Of Traditional Herbal Medicine & Aromatherapy’de Çin Tıbbı ve Klinik Aromaterapi üzerine 2 senelik eğitime gittim.
 
2007’de Klinik Aromaterapist oldum, yine aynı sene cilt ve vücut bakımı üzerine estetisyenlik sertifikasını alarak Usta eğitici belgem ile Aromaterapi Eğitimleri üzerine Sertifika vermeye hak kazandım 2007 senesi Kasım ayında 2 senelik emeğim sonucu Türkiye'nin ilk aromaterapi markası Aisha'yı piyasaya sürdüm. Bebekte bir mağaza açtım. Naturopati, detoks, bütünsel beslenme, masaj, doğal terapiler eğitimlerim var. Ülkemizde diploma programını bitirerek klinik aromaterapist ünvanına sahip 2 kişiden biriyim, IFPA (The International Federation of Professional Aromatherapists) üyesiyim. 
 
D.B.: İnternet sitesi, kitap, YouTube kanalı, yaşam koçluğu, işbirlikleri oldukça başarılı gidiyor. Bir girişimcilik hikayesi olarak ilham verici.  Ancak oyunculuk ve annelikle de birleşince hepimiz tek bir şeyi merak ediyoruz: Ayşe Tolga bütün bunlara nasıl yetişiyor? Günlük programınızdan biraz bahseder misiniz?
 
A.T.: Gün yoğun, sabah 06.45 kalkıyorum, kızımı okuluna yolcu ediyorum, haftada 2 kez koşuyorum, sabah saatleri iyi geliyor. Toplantılarım, katılmam gereken davet ve çekimler, etkinlikler, öğleden sonra haftanın 4 günü spora, 1-2 saat bilgisayar basında son kitabımın yazımı, yazarı olduğum gazete ve dergilerin yazıları, Aysetolgaiyiyasam.com sitemin yazıları ile çalışıyorum. Kızım okuldan geldiğinde evde olmaya çalışıyorum. Aksam gitmem gereken davet veya arkadaşlarımla buluşuyorum.   
 
 
D.B.: Kanalınızın adı “Ayşe Tolga ile İyi Yaşam”. “İyi yaşam”ı nasıl tanımlıyorsunuz? İyi bir yaşam neleri içeriyor ya da içermiyor?
 
A.T.: Merkezinize dönün. Sizin için değerli olan şeylerin listesini çıkarın ve sahip olduğunuz kişisel değerlerinize sahip çıkın. Spor yapın, açık havada koşu etkinliklerine katılın, hiç denemediğiniz yemekleri deneyin, aynada her sabah gözlerinizin içine bakarak kendinize kocaman bir “Günaydın! Seni çok seviyorum!” demeden güne başlamayın. Her gün en az 5 kişiye kocaman sarılın, aşka vakit ayırın, romantizm ve cinselliğin sizi canlı tutacak en önemli şeylerden olduğunu unutmayın.
 
D.B.: Biraz da aromaterapiden bahsetmek istiyorum. Aromaterapinin kişinin hayatına etkileri nelerdir?
 
A.T.: Aromaterapi, dünyadaki en kapsamlı şifa metotlarından biri. 2000’li yılların ortalarında oyunculukla ilgili biraz kenara çekildim. Çocukluğumdan kalan bir anıyla beraber Aromaterapi dünyasına adım atmam kolaylaşmıştı. 7-8 yaşlarındaydım. Evimize bir yeni yıl paketi gelmişti. İçinde lavanta öz yağı vardı. O yağ bana o kadar iyi gelmişti ki hayatımı değiştirmişti. Onunla yatıp, onunla kalkıyordum. İşte oyunculukla vedalaştığım 2004 senesinde tekrar yolum yağlarla kesişti. 
 
Aromaterapi markasından öncesinde aslında bir Spa açma niyetim vardı. Çalışmalarını da bir hayli ilerletmiştim. Ancak yatırım açısından biraz zorlu olacağını düşünerek, projemde yer alacak. Spa ürünleri gamına yönelerek küçükten başlamak istedim.  2005’te Aisha çıktı. Klinik Aromaterapist olmak için gözümü kararttım, Londra’ya eğitime gittim. Kitaplarından hayran olduğum Gabriel Mojay’in eğitmenliğinden The Institute of Traditional Herbal Medicine and Aromatherapy’de okudum ve klinik aromaterapist oldum. 
 
Araştırdıkça, öğrendikçe yeni şeyler keşfettikçe daha da sevdim. Osmanlı’nın hamam kültürü, Spa’nın aslında Türkiye’den doğması, bitki ve yağ çeşitliliği derken Türkiye’den niye böyle bir marka çıkmasın diye düşündüm. Üreticisinden ambalajcısına, proje dosyamı kolumun altına aldım, kapı kapı dolaştım, çok ciddi araştırmalar yaptım. Üreticiler aradım, ithalata yapacağım yağlardan, şişelerine kadar her şeyiyle uğraştım. 2007’de Bebek’te bir mağaza açtım.  2010’da kızım, Can Yael dünyaya geldi. Bambaşka bir süreç içine girdim ve mağazacılık konusunda biraz zorlandım ve mağazayı kapattım.  Ürünlerim yeni formülasyonları bu yıl tüketici ile buluşacak.
 
 
D.B.: Olmazsa olmaz dediğiniz besinler var mı?
 
A.T.: Yumurta, yulaf ezmesi ve muz vazgeçemeyeceğim besin kaynaklarım.  
 
D.B.: Özellikle veganlık son günlerde oldukça popüler. Bu tip beslenme türleri ve diyetler hakkında ne düşünüyorsunuz? Diğerlerinden daha sağlıklı dediğiniz bir beslenme türü var mı?
 
A.T.: 2001-2009 seneleri arasında vejetaryendim. Popüler olmasının sebebinin bir moda olması değil, giderek artan hayvani beslenmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisinden dolayı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca doğaya ve hayvanlara saygılı olma prensibinde olan veganlığın daha geniş kitlelerce benimsenmesi taraftarıyım .
 
D.B.: Tatlı krizleri özellikle kadınların sağlıklı beslenmesinin önünde duran bir engel veya bahane :) Sizin kriz anlarınız oluyor mu? Bunlarla başa çıkmak için bize verebileceğiniz bir tarifiniz var mı?
 
A.T.: Tatlı krizlerine neden olan aşırı nişastalı ve şekerli beslenmekten kaynaklanan insülin dalgalanmalarını dengeleyememekten kaynaklıdır.  Ayrıca nişasta ve şekerden beslenen ve vücutta sinsice bekleyen parazitlere karşı da uyanık olmak gerekir, mide ve sindirim sistemine yerleşmiş Candida albican isimli mantardır. Bu mantar da şeker krizlerine yol açar. Yapılacak şey 21 gün vücudu tamamen şekerden temizleyecek bir detoks yapmaktır. İşlenmiş şeker, şekere dönüşecek gıdalar da yine kesilmesi gerekir. Kadınlarda regl öncesi serotonin hormonu düşüşü sebebiyle çikolata ve şeker ihtiyaç duyulabilir Böyle durumlarda meyvelerden kuru meyvelerden yardım alınabilir. 
 
Şeker Krizine Karşı Hızlı Tatlı
 
•1 muz
•1 olgun avokado
•1 çorba kaşığı kakao
•1 çorba kaşığı bal
 
Tüm malzemeler ezilir, buzdolabında biraz bekletildikten sonra yenilir.
 
D.B.: Direk dansı denediğinizi duyduk. Son yıllarda da oldukça popüler. Siz faydalı buldunuz mu?
 
A.T.: Kısa bir süre denedim, oldukça etkili bir metot. Karın kaslarınızı inanılmaz geliştiriyor, ancak her yerim morardığı ve ayaklarım yara olduğu için yapmayı bıraktım. 
 
D.B.: İyi ve sağlıklı bir cildin sırları nelerdir? 
 
A.T.: Bol su, mineral vitamince zengin beslenmek, iyi uyku, cildi iyi temizlemek. 
 
 
D.B.: Doğal güzelliği yine eşsiz doğallıktaki ürünlerle korumayı hedefleyen Cortex Pharma ile işbirliğiniz bizi oldukça heyecanlandırdı. Bu işbirliğinden biraz bahseder misiniz? 
 
A.T.: Dünyanın birçok ülkesinde dermokozmetik denilince ilk akla gelen doğal içerikli ürünler. Cortex Pharma ile artık Türkiye de natürel dermokozmetik ile tanışıyor. Cortex Pharma, doğal kozmetik üretiminde uluslararası alanda seçkin bir yere sahip olan İtalyan devi Ganassini Group bünyesindeki Rilastil, Sensilis, Sensilis Make Up, BioClin, Comodynes ve Cumlaude lab olmak üzere bu 6 markanın 500'ün üzerinde referans ürününü Türkiye'ye getirdi.  
 
Ben doğal yaşamı destekleyen, bu alanda kendi çabalarıyla insanların hayatlarına değer katmak için emek veren biriyim. Natürel güzelliğe inanırım. Yemediğiniz şeyi yüzünüze de sürmeyin felsefesiyle yaşıyorum. Doğada güzelliğimiz ve sağlığımız için gereken herşey sonsuz bir şekilde bizlere sunuluyor. Bunu bilmek ve doğadan faydalanmak bizim elimizde. Cortex Pharma’nın Türkiye pazarına sunduğu tüm markalar bu felsefeyle uyuşuyor. Önce kendim kullanmak, araştırmak ve test etmek istedim. Benim ilgimi çeken en önemli şey ürünlerin Paraben, mineral yağ, alerjen parfüm, hayvansal kaynaklı etken madde, SLS & SLES ve Krom, Nikel, Kobalt, Paladium ve Civa olmak üzere vücuda zararlı olan ağır metaller ile kortizon içermiyor olmasıydı. Ürünler tüm dermotolojik, jinekolojik ve oftolmatolojik testlerden geçiriliyor. Ve daha önemlisi hayvanlar üzerinde test edilmiyor. Sadece ürünlerinin formülündeki etken maddelerin doğal olması değil, ürün kullanımından sonra atığına, ambalajının geri dönüşümüne kadar bu denli doğallığı kendine ilke edinmiş bir markanın artık Türkiye’de olması mutluluk verici. Ben de bu markanın elçisi olmaktan mutluluk duyuyorum. Birlikte çok güzel projelere imza atacağız. Natürel dermokozmetik ürünlerin sağlığımız açısından önemi, bu ürünlerin nasıl ve neye göre seçilmesi ve kullanılması gerektiği gibi birçok konuda bilinçlendirici çalışmalarımız olacak. 
 
 
Teşekkürler Ayşe Tolga