Gelin yamacıma, anlatayım.
 
Ayurveda’nın kök anlamı, hayat (Ayu) ve bilim/bigelik (Veda) sözcüklerinin bileşimidir. Yani, hayat bilimi, hayat bilgeliği diyebiliriz.
 
Ayurveda bir hayat felsefesidir. Sadece hangi otu yediğiniz, hangi baharatı kullandığınızla değil, hayatınızı nasıl şekillendirdiğinizle ve mutluluğunuzla ilgilenir.
 
Ayurveda’ya göre “sağlıklı insan” tanımı şöyle: “Doshaları dengede olan, iştahı (sindirimi) iyi olan, dokuları normal biçimde işleyen, atıkları dengeli olan ve bilinci, zihni ve duyuları mutluluk/coşkunluk (vecd) içinde olan; ve kendini tanıyan ve merkezinde olan kişiye, sağlıklı insan denir.” (Sushruta Samhita 15.38)
 
Gördüğünüz gibi Ayurveda’ya göre sağlıklı olmak, sadece hastalıksız yaşamaktan çok daha ötedir.
 
Örnek vermek gerekirse, Ayurveda’nın odak noktaları arasında aşağıdaki konuları sayabiliriz:
 
Ne yiyip ne içtiğimiz;
Hangi aralıklarla ve ne kadar besin ve sıvı tükettiğimiz;
Yararlı ve zararlı besin bileşimleri;
Uygun baharat kullanımı, yağ ve gıda seçimi;
İdeal kilomuza nasıl gelebileceğimiz ve koruyabileceğimiz;
Dışkımızın şekli şemaili (evet bu da var!);
Sabah kaçta kalkıp kaçta yattığımız;
Rüyalarımızın hareketli mi yoksa durağan mı oluşu;
Karakter özelliklerimizin genel sağlığımıza etkileri;
Hangi mevsimde ne tüketmemiz gerektiği;
Dil, vücut ve zihin temizliğimiz;
Günlük pratik ve rutinlerimiz;
Fiziksel ve meditasyon alışkanlıklarımız;
Hangi masaj noktalarının nelere iyi geldiği.
 
Aslında yukarıdakilerle kısıtlı değil, liste uzadıkça uzayabilir. Elbette bunların tümü, her bireyin daha sağlıklı, mutlu ve zinde bir hayat sürebilmesi için topluca düşünülmesi ve uygulanması gereken önlemler, pratikler. Genel bir yorumlamaya varabilmek için kişinin şikayetlerini dinler, yüz, dil ve nabız analizlerini araç olarak kullanırız.
 
Genel kanının aksine Ayurveda, özellikle hastalık öncesi evre ile ilgilenir. Yani kişiye özgü, sağlıklı kalma reçeteleri sunar. Bunları yaparken, sizin dosha’nıza göre hareket eder. Türkçesi, beden tipinize göre. Hiçbir Ayurvedik uygulama standart değildir. Tümü, danışanın yaşam tarzı özelliklerine ve beden tipine göre şekillendirilir. İşte tam da burada, 5000 yıllık şifa öğretisi devreye giriyor. Her bir beden tipine özel uygulamalar, formüller, reçeteler, preparatlar, Ayurveda’nın kadim zenginliğinde gizli. Bizler, bu öğretiyi anlayıp, özümseyip, kendi üzerimizde uygulayıp, merak edenler ve ihtiyacı olanlarla paylaşıyoruz. Bunu yaparken, bilgilerimiz çerçevesinde şüphelendiğimiz ve henüz tanısı konmamış hastalık belirtileri varsa, öncelikle hemen bir doktora yönlendiriyoruz. Ayurvedik çalışmaların tümünün, bir hastalık varsa doktorun onayıyla yürütülmesi gerekir.
 
Öte yandan, hastalık oluştuğunda, Ayurveda’nın devre dışı kaldığını iddia etmek de aslında gerçeği çarpıtmak olur. Ayurveda’ya göre bir hastalığın birden çok evresi vardır (Ayurveda bunu bilimsel kriterlerle sınıflandırmıştır) ve doğal çözümlerin ancak hastalığın ilk aşamalarında etkili olabileceği kabul edilir. Ben bu ilk aşamalarda dahi, bir doktorla birlikte hareket etmenin gerekliliğine inanıyorum. Zira, -bir sonraki yazımda da bahsedeceğim üzere- Ayurveda, ehil birisi tarafından uygulanmazsa, vahim ve hatta ölümcül durumlara sebebiyet verebilir. Belirli bir aşamadan sonra, ki bu aşama aslında genelde hastanın şikayetlerinin artması üzerine doktora başvurmasıdır, Ayurveda’nın yapabileceği herhangi bir şey pek kalmaz. Bu evrelerden sonra Ayurvedik uzman tamamen devreden çıkar.
 
Peki, şimdi de sizden bahsedelim. Dosha’nızı merak etmiyor musunuz? Beden tipinize göre nasıl beslenmeniz, nasıl yaşamanız gerektiği konusunda fikir sahibi olmak ister misiniz? Hastalanmayı asgarîye indirmek, bunu yaparken de mutlu olmanın yollarını keşfetmek isterseniz, hemen gidip bir Ayurveda uzmanını bulmalısınız bence. Pişman olmazsınız!
 
Namaste
 
ARYA Esra E. Karaosmanoğlu
 
KASIM 2018
 
Alterego.esra@gmail.com