Yiğit Özgür’ün ‘Hunililer’i, Ezel Akay yönetmenliğinde gerçeküstü bir komedi eşliğinde sahneden taşıyor. Akay, oyunu ‘Deneysel oyunculuk’ diyerek tanımlarken bize de hele bir ‘Çekilin gülesimiz geliyor’ demek kalıyor.   
 
Veee ‘Hunililer’ sahnede…
 
Hunililer’in babası, karikatürist Yiğit Özgür, Hunililer ile hiç fark etmediğimiz anda yanımızda bulduğumuz bir arkadaşımız gibi. Hangimiz ‘O zaman dans’ ile modumuzu değiştirmedik ya da ‘Millet aç aç!’ duyarı kasarak içine düştüğümüz durumdan kaçmaya çalışmadık ki? :) ‘Mal varlığım yok ama var mallığım’ itirafında bulunduğumuz veya ‘Alo internet kafe mi? Gogıl orda mı?’ diyerek hunharca güldüğümüz zamanlar da olmadı değil.
 
Aklın gittiği ama geriye özgürlük, utanmazlık, merak, vicdan ve masumiyetin kaldığı kişiler Hunililer. Yıllarca maceralarını dergi ve kitaplardan okurken gün geldi yönetmen Ezel Akay yönetimiyle sahnede kanlı canlı karşımıza çıktılar. 2 perde 32 bölümden oyunda bir an olsun yerlerinde durmuyorlar.
 
Deneysel oyunculuk
 
Oyun sonrası konuştuğumuz Akay, Özgür karikatürlerinin garip-gerçeküstü-saçma ve çok katmanlı bir mizaha sahip olduğu için oynanmasının hiç de kolay olmadığını söyledi. Oyunun nasıl çıktığını da anlatan Akay, “Yaklaşık 7-8 senedir, yüksek lisans öğrencileriyle bir kamera önü oyunculuk deneyi olarak uyarlama çalışmaları yapıyorum. Bu yüzden sahnede çeşitli oyunculuk ekolleri, tiyatro ‘pedagog’larının (Grotowski, Brecht, Stanislavski, Artaud vb.) teorileriyle bir oynayayım istedim. Hem hikâye anlatıcılığı hem yarım mase oyunculuğu hem de fiziksel tiyatronun bir araya geldiği bir ‘Deneysel oyunculuk’ çıktı ortaya. Ama ‘haz vermeden alkış alınmaz’ düsturunca tabii” dedi.
 
Ancak karikatür seçimleri hayli uzun sürmüş. Birçoğunu deneyerek, vazgeçerek veya yeniden uyarlayarak ilerleyen süreçte yazar Emre Özbay ve oyuncu doğaçlamalarının iç içe geçtiği bir hazırlık dönemi yaşanmış.
 
Eser kalmadı eski oyunculardan 
 
Oyuncular hunili karakterleriyle fuaye alanında seyirciyi karşılayıp ardından da sahnede her bölümde farklı karakterlere bürününce böylesine zorlu bir oyunun oyuncu seçmelerinin de nasıl geçtiğini merak ediyor insan. Hunililerin fuaye alanında seyirciyi karşılamasının çok olumlu sonuçlar verdiğini ve genel olarak “Eğlence lobiden başlıyor” dediklerini söyleyen Akay, oyuncular için de “Nasıl bir cehenneme/cennete girdiklerini bilmeden katıldılar” diyor ve ekliyor: “Ben hem fiziksel olarak birbirinden çok farklı hem de gönül gözü açık, klasik oyuncu ‘tutukluğundan/muhafazakarlığından’ uzak sanatçılarla çalışmak istedim. Oyuncu seçmelerine katılan oyuncularla sahnedekiler arasında artık büyük bir fark var.”
 
Gerçeküstü eğlence
 
Hunililer oyununun en keyif veren yanlarından biri de maske kullanımı. Her şey sahnede olup bitiyor. Arka tarafa geçenler bir sonraki bölüm için sahnedeki maske ve kostümlerle hazırlığını yapıyor ve ön tarafa geldiğinde bambaşka bir karakter ortaya çıkıyor. Tam olarak bu yüzden sahnede on değil de onlarca kişi varmış gibi hissettiriyor. “Hunililer ‘oyun’ oynamaya karar verince Özgür’ün dünyasındaki ‘normal’ ya da ‘hunili olmayan’ karakterleri nasıl oynayacaklar?” diye soran Akay, “Özgür’ün karikatürlerindeki karakterlerin yüzlerinden yapılmış maskeler takarak” sözleriyle de cevabını veriyor. Yarım maske tekniğinin çook kadim zamanlardan beri tiyatroda uygulandığını anlatan Akay, “İstanbul halk tiyatrosu diyebileceğimiz ‘Commedia Del arte’ bu yarım maskenin yakınlarımızdaki uygulamalarından. Ama Asya’dan Afrika’ya kadar oyuncular hep denemiş bu maskeleri. Ben de bir ‘Köy seyirlik oyunu’ içinde -‘Kent seyirlik oyunu’ mu demeli acaba?- mask kullanmış oldum. Ama hedef gerçeküstü karakterler yaratmak olduğundan hem hareket hem de mask kullanımı açısından daha tecrübeli bir eğitmene ihtiyacım vardı. Mine Çerçi bu alanda olağanüstü birçok katkıda bulundu. Garip bir oyuncu koçluğu deneyimi yaşattık oyunculara” dedi.         
 
Ne diyelim, “Hayatla dalga geçebilmek akıl sağlığını koruyor” bizden söylemesi.  
Son olarak, Özgür’e dilimize doladığı ‘Tişikkirlir Sipirmin’ diyerek teşekkürü borç biliriz.