Azoospermik erkeklerde mikro TESE ile olguların yarıya yakınında tüp bebekte kullanılmak üzere sperm elde edilebilmekte. Ancak sperm çıkmaması durumunda bütün hayaller de bir anda kaybolmakta. TESE sonucu bildirilirken en sık kullanılan ifade “ölü ya da canlı sperm hücresine rastlanmadı” şeklinde olur. Bu sırada alınan biyopsi örneklerinde de patolojik inceleme sonucu genellikle “Sertolicellonlysendromu; SCOS” olarak bildirilir, yani sperm serisine ait hiçbir hücrenin bulunmayıp sadece spermlere destek sağlayan Sertoli hücrelerinin kaldığı anlamında. Bu raporlar, artık tedavi ile bir sonuç almanın imkânsız olduğunu düşündürecek kadar sıkıntılı bir tablo ortaya koymakta.

Öyle ya, mademki sperm üretecek hiç hücre bulunmuyor, nasıl olacak da ilaçlar sperm üretimini sağlayabilsin? İşte, yakın tarihli çalışmalar, gerek TESE gerekse biyopsilerde hiç sperm serisi hücre bulunmasa da testislerde sperm üretecek kök hücrelerinin var olabileceğini gösterdi. Yani yine de bir umut var.

Bu güne kadar bildiğimiz, testislerde sperm üretimini başlatan kök hücrelerinin spermatogonium denilen hücreler olduğuydu. Bunlar yoksa sperm de üretilemezdi. Oysa yakın tarihlerde yapılan araştırmalarda anlaşıldı ki, spermatogoniumların da gerisinde kök hücreler bulunmakta.

VSELSCs (verysmallembryonic-likestemcells; embriyona benzer çok küçük kök hücreler) adı verilen bu hücreler çok az sayıda ve küçük olduğu için, klasik incelemelerde gözden kaçmakta. Ancak özel olarak boyanıp, daha hassas mikroskoplar kullanıldığında görülebilmekte.

Araştırıcılar testisi kemoterapide kullanılan ilaçlarla muamele ettiklerinde, tüm sperm serisi hücrelerin kaybolduğunu ama biraz dikkatle incelendiğinde bu VSELSCs hücrelerinin hala yaşamaya devam ettiğini gördüler. Daha da ilginci, bu hücrelerin üzerine FSH hormonu da bağlanabilmekteydi. Eğer içi boşaltılmış böyle testisler FSH hormonu ile muamele edilirse, VSELSCs hücreler sperm oluşturmak üzere çoğalmaya başlamakta.

Aslında TESE ile sperm çıkmayan ve biyopsilerinde de SCOS gelmiş bazı azoospermili erkeklerde hormon tedavisi ile testislerde olgun spermin oluşup, bunlarla tüp bebek yapıldığında çocuk sahibi olunabileceği uzun zamandır bilinmekle birlikte, bu konuda kesin bir fikir birliği oluşmamıştır. Ama artık anlaşılıyor ki, tablo ne kadar vahim olursa olsun,bir süre tedavi verilirse tekrarlayan TESE’lerde sperm elde etmenin bilimsel dayanakları var.

Ancak bu yönde bir tedaviye başlamak için, tedaviden fayda görecek olguların da seçilmesi gerekmekte. Gerçekten de, rastgele yapılan tedavilerde başarı oranları çok düşük kalmakta, büyük kısmında uzun süre gereksiz yere ilaç kullanılmış olmakta.

Üstelik ilaçlara ait ciddi yan etkilerle de karşılaşma riski var. Oysa sonuç alınacak hastalar seçilip bunlarda tedavi başlanırsa, olgun sperm elde etme şansı da önemli ölçüde artar. Bu bulgular, özellikle daha önce testis tümörü ya da lenfoma gibi hastalıklar nedeniyle kemoterapi almış hastalar için iyi bir haber olabilir.

Çünkü deneysel çalışmalarda kemoterapik ilaçlarla testis ne kadar boşaltılırsa boşaltılsın, yine de bu kök hücreler canlı kalabilmekte ve üstelik hormonal tedaviye cevap verebilmekte. Buna dayanarak, TESE ile sperm çıkmayan diğer azoospermi hastalıkları için de bir umut olabileceği düşünülebilir. Yine de kesin bir şey söyleyebilmek için daha fazla çalışmalara ihtiyaç olduğu da unutulmamalı.