- İlk tavsiye, çocuklarınızdan "tavsiye" almayı kabul etmeniz olsun. "Babalar tavsiye almaz" klişesini tüm hücrelerinde hisseden varlıklar olarak şunu bir yıkın. Tavsiye alın. Bu sizi küçültmez. Geliştirir. Alın siz, gerekirse kullanmayın fark etmez. Bu size başka düşüncelere değer vermeyi öğretir.
 
-Size "baba" dediler diye en güçlü olmaya çalışmayın. Güç, büyük bir yanılsama zaten. Bu tabii ki size de büyük bir haksızlık. Güçlü olan bir zamanlar yumurtayı döllemeyi başarmış olan sperminizdi. Yarış orda bitti. Tüm bir babalık hayatınızı "en" olmak için çabalayarak geçirmeyin. Zaaflarını kabul etmek en büyük güçtür. Sonuçta siz de bazen makul bir erişkinsiniz, bazen de ürkmüş bir çocuk.
 
-Bir hastama, babasıyla ilişkisinin nasıl olduğunu sorduğumda bana dedi ki; "İyidir. Otoriterdir biraz. Pek anlatmam ona neler yaşadığımı. Klasik bir baba işte. Sorun yok yani..." Klasikler buysa sorun var yani! Bırakın bir kenara otorite figürü olmayı. Birini sevmek o insanla ilişki kurmaktır. Ne yaşadığını dinlemektir. Korkusuyla, utancıyla, sevinciyle ilgilenmektir. Konuşulamayacakları konuşturabilmektir. Tahammül edin duygusal temaslara.
 
-Kendi geçmişinizle de yüzleşin. Bir yanlış yaptığınızda ne oldu? Sizi kim destekledi ya da yalnız bıraktı? En büyük hatanızda sizi kim kabul etti? Koşulsuz sevgi ve güven duygusu neydi? Umut etmekten vazgeçtiğinizde kim hatırlattı mücadeleyi? Geçmişe sansürsüz bakın. Geçmişi tümüyle bağışlayın demiyorum ama anlarsanız ve sağlıklı olarak yas tutarsanız, yaralarınızı geleceğe aktarmazsınız. Çocuğunuz, kendi çocukluğunuzu yeniden oynadığınız bir sahnedir.
 
-"Baba" olmayı planlı olarak siz de seçmiş olabilirsiniz, hesapsızca başınıza gelmiş bir durum da olabilir. Her iki durumda da sorumluluğu alın. O kadınla olmayı seçtiğiniz anda tercihinizi yaptınız. Çocukları leyleklerin getirmediğini öğrendik artık sanırım. Yaşadığınız cinsel ilişkinin haz dışında böyle sonuçları da vardır. Evet. Sorumluluk alın.
 
-Terk etmeyin. Terk ettiğiniz her çocuk yaşamı boyunca bu "terk"in izlerini tüm ilişkilere taşıyacak. Kaybolan o parçayı umutsuzca arayacak. Dokunduğu hayatlar da başka hayatlara dokunacak. Kaç kişiye birden zarar vereceksiniz bilinmez. Unutmayın, kelebek etkisi!
 
-Eşinizden boşandıysanız eğer, çocuğunuzdan da boşanmayın. Her ne olursa olsun çocuğunuzla teması kesmeyin. Her çocuk babasına görünmez ve sihirli halatlarla bağlıdır. Tüm yaşamı boyunca izleriniz silinmez onlardan. Pamuk ipliği değilsiniz. Çocuklarınıza küsmeyin. En azından öldüğünüzü başkalarından duymasın. Ayrılıklar da sevdaya dahil. Yıllardır görmediğiniz çocuğunuzun varlık sebebi olduğunu hatırlayıp ulaşın ona. Bilmiyor olabilirsiniz ama çocuklar babalarını her durumda, her haliyle kabul etmeye her zaman hazırdırlar. Çünkü boşluğunuz kimseyle doldurulamaz. Çünkü yokluğunuz kimsesizlik demek.
 
-Küçük kızınıza "ağlama izni" verirsiniz elbet ama küçük oğlunuz ağlamak üzereyken; "ağlama bak herkese rezil olacağız" demeyin. Siz de ağlayın onunla gerekirse. Duygusunu yaşarken utanmamayı öğrensin. Siz de küçük oğlunuzla birlikte gözyaşından utanmamayı öğrenin. Yeri gelir kullanırsınız başka bir yerde. İyi gelir. Gözyaşı insana insan olduğunu hatırlatır. Zaten rezillik çok başka mecralarda yaşanır.
 
-Rezillik demişken; cinsel dürtülerinizi kızınızdan ve oğlunuzdan uzak tutun. Evet, işte rezillik tam da bu. Bundan başka rezillik yok. Sapkınlık olarak kabul edip tedavi olun.
 
-"Baba" olmak bir sıfat değil, oluş biçimidir aslında. Bu sizi çok önemli bir insanlık durumuna taşıyabilir isterseniz. Kendi kızlarınız dışında ki başka kızları, "kadın" olarak gördüğünüzde onları vajinadan ibaret, cinsel eylemlerinizin nesnesi olarak değil, ruhu, zekası, duygusu da olan varlıklar olarak kabul edin. "Kağıt tabak" muamelesi ile kullanıp attığınız her kadın bir başka babanın ürünü. Birisi de başka bir adam tarafından ele geçirilmiş sizin kızınız örneğin. Dünyadaki tüm vicdanları temizleyemezsiniz elbette ama işe önce kendi vicdanınızdan başlayın. (O kadın da bu meselede kendi sorumluluğunu almalıdır elbette ama bu başka bir yazı konusu)
 
-Yeni nesil babalardan itirazlar görüyorum hep. "Ben çocuğumla her şeyi konuşuyorum, arkadaş gibiyim." Öylesiniz evet. Sorun da bu. Onun zaten arkadaşları var. Sizinle ilgili ihtiyacı olan şey bir babaya sahip olmak, arkadaşa değil. Güvenmeye, sahip çıkılmaya, koşulsuz sevilmeye, yargılanmadan kabule, kendi yolunu keşfetmeye, dürüst olmaya, yaşamın sevecen ve adil yönlerini sizinle birlikte öğrenmeye ihtiyacı var. 
 
-Projelerinizi onlara yüklemeyin. "Proje çocuk" sizin kendi yapamadıklarınızı başka bir canlı üzerinde tekrar denemenizdir. Bu ona verebileceğiniz en büyük zarardır. Onun "kendi yolu" olsun. Onun adına yaşam yolu çizmeyin.
 
-Biliyorum zor evet baba olmak ama size boşuna mı "baba" dedik? "Baba" olma yolunda her haz ve her acı pakete dahil.