Kelime anlamı olarak; hastalık ve yaralanma gibi nedenlerle bedenin herhangi bir yerinde duyumsanan sürekli ve yeğin acı anlamına gelir ağrı. Uluslararası Ağrı Çalışmaları Derneği’nin yaptığı bilimsel tarifte ise ağrı; vücudun herhangi bir yerinden kaynaklanan, gerçek ya da olası bir doku hasarı ile birlikte seyreden, hastanın geçmişteki tüm deneyimlerini kapsayan, hoş olmayan, emosyonel ve sensoryal bir duygudur. Bu tanımlamalardan anlayabildiğimiz şekilde ağrı subjektif bir bulgu olup ağrıyı yaratan nedene, ağrıyı hisseden kişiye (sosyokültürel yapı, kişilik özellikleri, yaş, cinsiyet) ve zamana bağımlı olarak değişiklik gösteren bir şikayettir.

Subjektif özelliğinden dolayı, değerlendirilmesi zor olan “ağrı”nın objektif bir takım kriterlere dayandırılması bile hekim ile hasta arasındaki iletişimi de içeren pek çok değişkene bağlıdır. Hastanın ağrıyı hissetme şiddeti ve şekli, bunu tarif etme yeteneği, hekimin empati yeteneği ve objektif duruşu bile bazen ağrının yeterli düzeyde değerlendirilebilmesine imkan tanımamaktadır. Bu nedenle ağrı, vücudun neresinde ve ne şiddette olursa olsun dikkate alınması gereken ve sebebinin ortaya konması gereken bir şikayettir. Bazı durumlarda altta yatan nedenin tedavisi ile bazı zamanlarda ise direkt olarak ağrının geçirilmesi ile sonuca ulaşmak mümkündür. İşte bu noktada da hekimlik yeteneği ön plana çıkmaktadır. Hekim, her türlü koşulda, klinik tabloya geniş pencereden bakabilmeli, hangi durumda ağrının ortadan kaldırılmaması gerektiğini sezebilmeli ve tedavi sürecini hem fizyolojik hem de psikolojik olarak gerektiği şekilde yönetebilmelidir.

Bacak ağrısı, iki ayağı üzerinde yaşayan canlılardan olan insanın hastalık nedeni ile veya doğal günlük süreçlerden kaynaklanacak şekilde hissettiği ağrıların önemli bir kısmını oluşturur. Bacak ağrısı, bacağı oluşturan tüm dokulardan kaynaklanabilir. Bununla birlikte yansıyan ağrılar bacak dokuları kaynaklı olmayan ancak bacakta hissedilen ağrıların nedeni olabilirler. Bacaklarda hissedilen ağrılar çok ciddi bir takım hastalıklara işaret edebileceği gibi, uzun ve yorucu temponun sonucu olarak gün sonunda herhangi bir hastalık olmadan da hissedilebilir. Bacağını herhangi bir nedenle kaybetmiş kişilerde, olmayan bacak dokusu ile ilgili olarak bile ağrı hissedilebilmektedir (Phantom ağrısı)

Bacaklarda müphem, tam olarak tarif edilemeyen rahatsızlık hissi, huzursuzluk olarak tanımlanan, günün sonuna doğru veya uzun süre oturma/hareketsiz ayakta durma ile artan; beraberinde kaşıntı, ayaklarda şişlik şikayetlerinin de eşlik ettiği ağrıların en muhtemel nedeni venöz yetmezlik, yani halk arasında bilinen adı ile “varis”tir. Atardamar kaynaklı bacak ağrılarında ağrının karakteri daha farklıdır. Genellikle yürümekle veya herhangi bir efor ile artan ve dinlenmekle geçen bacak ağrıları periferik damar hastalığına işaret eder ve beraberinde genelde bacaklarda soğukluk, solukluk, kıllarda dökülme ve his kaybı gibi beslenme bozukluğuna işaret eden bulgular da bulunmaktadır.

Damar kaynaklı olmayan bacak ağrılarının en önemli sebepleri arasında sinir kaynaklı ağrılar sayılabilir. Bel fıtığına veya sinir sıkışmalarına bağlı olarak baskıya maruz kalan sinirlerden kaynaklanan bu ağrılar, esas olarak sorunun bulunduğu yerde yani belde hissedilmezler. Bu ağrılar belden köken alan sinirlerin his fonksiyonunu sağladığı bacak bölgelerinde hissedilirler. Bu ağrılar ağır kaldırma, oturma gibi hareketlerden sonra belirir veya belirginleşir ve hemen tamamında ağrı olan bölgede uyuşma ve karıncalanma ile beraberdir. Şeker hastalarında özellikle ayaklarda (çorap giyilen alanda belirgin) oluşan ağrıların sebeplerinden biri de şeker hastalığına bağlı gelişen sinir harabiyetidir.

Bununla birlikte bacaktaki kas-iskelet sistemi hastalıklarında da bacak ağrıları görülebilmektedir. Bu ağrılar kemik, eklem ve yumuşak doku kaynaklı olabilmektedir. Kas ve tendon yaralanmaları, yumuşak doku yaralanmaları, kramp gibi sebepler problemin olduğu alanda ağrıya neden olan sebeplerdir. Eklemlerde gelişebilecek yaralanmalar gibi sebepler her yaşta, dejeneratif hastalıklar ise özellikle yaşlılarda ağrı nedeni olabilir. Tüm bunların haricinde kemik tümörleri, kemik beslenme sorunları, kemik enfeksiyonları ve ileri yaşlarda karşılaşılan kemik erimesi de bacak ağrısına neden olabilmektedir.

Bacak ağrısı deyip geçmemekte fayda var. Bununla birlikte her ağrıyı, dünyanın en çözümsüz hastalığına yakalanmışız psikolojisi ile karşılamamak gerekir. Önemli olan tekrarlayıcı, inatçı şiddeti artan veya bir nedenle kişide huzursuzluk yaratan bacak ağrılarıdır. Bu tür bir ağrınız olduğu zaman ise en kısa zamanda bir tıbbi yardıma başvurmanız faydalı olacaktır.

Sağlıklı bir hafta dilerim.