Bağlanma kuramı kişinin yakın ilişkiler içindeki duygusal ve davranışsal tutumlarını inceleyen psikolojik bir modeldir.
   

İnsan hayata gözlerini açtığında bir başkası tarafından bakıma muhtaç bir varlık olarak doğar. Bebeğin tüm ihtiyaçları bir yetişkin tarafından karşılanmak zorundadır. Bu yüzden insan yavrusu bağlanmak zorundadır. Bu doğuştan gelen bir yapıdır. Bebek ihtiyaçlarını karşılatmak üzere ağlayarak annesini kendine çekme eğilimindedir. Ancak her ağlama fizyolojik ihtiyaçlar değildir. Bebeğe bakım veren  anne olabileceği gibi,  baba,bakıcı veya büyükanne de olabilir. Önemli olan bakım verenin bebeğin ihtiyaçlarını doğru yorumlayıp hızlıca yanıt vermesidir.(Psikolojik -fizyolojik )  Bu senkronize ilişki, istikrarlı biçimde ilk 18 ay içerisinde devam ederse güvenli bağlanma oluşacaktır.
   

Bebek annesi ile ilişkisini 'güvenli bağlanma' üzerine inşa ettiğinde sonraki yaşamındaki ilişkilere de bu bağlam üzerine yaklaşır.Bu bağlanma şekline sahip bireyler 'olumlu benlik - olumlu öteki ' algısına sahiptir. Güvenli bağlanan bireyler içten ve samimi ilişkiler kurabilir, yaşamındaki olumsuzluklarla başa çıkabilir, empatik ve sağduyulu hareket edebilir gerektiğinde de hem başkalarına yardım edip başkalarından da yardım alabilir.  (Bu yardımlaşma alacaklı - borçlu ilişkisi bağlamında değildir.) 
Özetle bu bağlanma örüntüsüne sahip bireyler hayatı hissederek , keyif alarak, her hangi bir tökezlemede de sorunla yüzleşip bununla başa çıkabilecek strajiler üretebilir, hayatın sebep -sonuç ilişkisi şeklinde değil süreç olarak görüp doyumlu ve üretken bir yaşam sürerler...

Bağlanmanın diğer bir yüzü de güvensiz bağlanmadır. Güvensiz bağlanma, ' güvenli bağlanmanın tam zıttı olarak ebeveyn bebeğin ihtiyaçlarını doğru yorumlayamaz ve hızlıca cevap veremez. Bunun pek çok faktörü vardır. Annenin kendi bağlanma şeklinden- çevresel faktörlerden, psikolojik sorunlara kadar geniş bir yelpazede değerlendirilir.

Güvensiz bağlanma ; kaçınmalı, kaygılı ve karmaşık bağlanma şeklinde görülür. Kaçınmalı bağlanan  bireyler için ilişkiler, güvenilmezdir. Genellikle ilişki kurmaktan kaçarlar, sorunla ya da kişiyle yüzleşmek yerine küsme, içe çekilme, yemek yemek, tv izleme , alışveriş yapma gibi eylemler ile kendini sakinleştirme yoluna giderler.

 Kaygılı bağlanan bireyler ise sürekli ilişki içinde olma, sürekli ötekinin kendisini sevip sevmediği ile ilgilenip sevgiyi alabilmek adına aslında yapmak istemediği bir çok özveride bulunurlar.
 

İnsan yavrusunun daha beyin gelişimi tamamlanmadan yaşamın ilk 1 - 1,5 yılında annesi ile kurduğu bağın bu derece hayatımıza , kişiliğimize ve davranışlarımıza etkisi olması bazılarımıza ilginç gelebilir. Ancak bağlanma kuramı üzerine yıllardır birçok bilim insanı kafa yormuştur, birçok destekleyici veriler elde edilmiştir. Peki insan ebeveynlerini seçemediğine göre, kişiliği sandığı kendine zarar veren ilişki kurma dinamiğini değiştirebilir mi?
 

Kişi hangi bağlanma şeklinden gelirse gelsin, psikoterapi yardımıyla bütün bu çocukluk hikayelerini anlamlandırıp, içgörü ve farkındalık elde ettiğinde geçmişin duyguları bugünü etkilemeyi bırakabilir. Tekrardan kendi yüzleşmeleri ve anlamlandırmaları ile kazanılmış güvenli bağlanmayı oluşturabilir.

Psikolog & Aile Danışmanı Nurgül Ay

www.nurgulay.com