YaşamRSS
19 Mart 2010 - 01:14

Bahai Efendi ve İngiliz elçisi...

Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlarh.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Eski “reform” lafı şimdi “açılım” oldu.  Batı, Osmanlı’dan hep “reform” istemiştir.
Kimin için?
Elbette kendi yararına, kendi çıkarına, “azınlık hakları” adı altında.
Prof. Taner Timur, “Osmanlı reformizminin işleyiş biçimi ve işlevi ile çağdaş demokrasimizin işleyiş biçimi arasında önemli benzerlikler gördüm!” der:
“Günümüzdeki demokrasi ne kadar gerçek demokrasi ise, 19. yüzyıl Osmanlı reformlarının da o kadar gerçek oldukları kanısına vardım.”
Prof. Timur, bir önemli çelişkinin de altını çizer:
“Bu yüzden bugünkü siyasal rejiminizin hışmına uğrayan ve fikirleri yüzünden şu veya bu şekilde dışlanan birçok aydınımızın Osmanlı reformları konusundaki övücü tutumları bana garip bir çelişki olarak göründü.”
Prof. Taner Timur bu tespiti 1987’de yapmıştır, 23 yıl önce... (x)
* * *
O tarihte Osmanlı yönetimi bir biçim koalisyon gibiydi; Kösem Sultan, yeniçeri ağaları, kadızadeler, zaman zaman din adamları, ulemalar.
Kişisel çıkarlara dayalı hizipler ve değişen ittifaklar...
* * *
İşte bu dönemde Bahai Efendi şeyhülislamlığa atanır. Onu sadrazama tanıtırlar, “Bir keyif adamıdır, kendi zevkine ve rahatına düşkündür” derler
Bahai Efendi’yi oyuncak yapacaklarını sananlar hiç ummadıkları biriyle karşılaşırlar, ondan istedikleri fetvayı alacaklarını sananlar, başta yeniçeri ağaları, bu tayinden hiç memnun kalmamışlardır.
Taner Timur, bu şeyhülislamı şöyle anlatır:
“Kimilerinin beklediği gibi oyuncak olmadı. Tam tersine, dürüst ve cesur bir şeyhülislam oldu. Yurtseverlik kavramının oluşmadığı bir dönemde yurtseverce davrandı.“
* * *
Ne mi yaptı?
Kapitülasyon, 200 bin akçeyi geçmeyen davalara Osmanlı kadısının bakamayacağını öngörüyordu. İzmir’de bir dava vardı, anlaşmazlık 200 bin akçeyi geçiyordu. İngiliz konsolos o kadar küstahtı ki, İzmir kadısı davaya bakacağını bildirdi, bir taraftan da, İngiliz konsolosun küstahlığını İstanbul’a Şeyhülislam’a Bahai Efendi’ye bildirdi. Sadrazam da Bahai Efendi’yi tuzağa düşürdü, “Ne yaparsan yap!” demeye getirdi.
İzmir kadısı gönderdiği yazıda, “Bu uğursuz konsolosun padişahın emrine aykırı, düşman gemilerine buğday aldığını” söylüyordu.
* * *
Bahali Efendi, Galata’dan İngiliz elçisini çağırdı ve konsolosu azletmesini söyledi. Elçi Thomas Bendysh, konsolosun da küstahı, Bahai Efendi’nin tepesi attı:
“Bre dinsiz melun, siz daima din ve devlete hıyanetten geri kalmazsınız. Venedik kâfirine niçin kalyonlar verip yardım yaparsınız?”
Elçinin kimseden korkusu yoktu, diklendi:
“Bizden kim kalyon isterse kirayla veririz, siz de isterseniz veririz.”
* * *
Dedik ya, Şeyhülislam Bahai Efendi’nin tepesi atmıştı, bu defa da attı, İngiliz elçisi falakaya yatırıldı, bir ahıra hapsedildi.
Yeniçeri ağaları ve diğerleri, hatta Sadrazam sevinç içindeydiler. Bahai Efendi, koskoca elçiyi falakaya yatırıp, ahıra nasıl hapsederdi?
Sanırsınız ki hepsi İngiliz Kralı’nın dokuzuncu göbekten kuzenleri!!!
* * *
Zaten bu Şeyhülislam’ın başka sabıkası daha vardı, yabancı elçilerin isteğiyle Kapudan Paşa’yı azletmemiş, sadrazama çıkışmıştı:
“Din ve devlet uğruna eteğini beline dolayan bir adamı azletmek din ve devlete hıyanettir. Elçilerden rüşvet alıp, haksız yere azletmek ne demektir?”
* * *
Elçiyi falakaya yatırıp ahıra kapatınca başta yeniçeri ağaları, işbirlikçiler ayaklandı. Bahai Efendi’ye haber yolladılar, elçiyi kurtarmak istiyorlardı. Bahai Efendi köpürdü:
“Ağalar bu işe ne karışırlar?”
Sonra da ağzına geleni söyleyerek, yeniçeri ağalarına hakaretler yağdırarak aracıyı kovdu.
* * *
Sonra ne mi oldu?
Ne olacağını bekliyordunuz, ya da beklediğiniz oldu. Bahai Efendi Bergama’ya sürüldü, sürgünde öldü, evinin karşısına gömüldü.
Diyeceksiniz ki, aradan 300 yıl geçmiş...
Varsın geçsin, siz olayı alın, hayalinizde bugüne getirin, gerekenleri yerli yerine oturtun, sonra düşünün...
İşte size kıssadan hisse...
Devletin, sadakati cezalandırma gibi bir huyu vardır.
Ha 300 yıl önce, ha 300 yıl sonra...
———————
(x) Osmanlı Çalışmaları, İmge Kitabevi

 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Derya Büyükuncu hangi dalda bir sporcudur?
Markapon
©Copyright 2010