18.05.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 18.05.2018-1:30 A-A+

BAKICI KAMERAYLA KONTROL EDİLMELİ



Bu hafta Özge Özpirinçci’nin iki yaşındaki yeğeninin bakıcı tarafından istismar edilmesi ve bakıcının kaçması, hepimizi derinden etkiledi. Özellikle çocuğunu bakıcıya bırakmak zorunda olan anne-babalar daha fazla kaygılandı. Ebevenler, “Acaba evladıma iyi bakılıyor mu?” diye düşünmeden edemiyor.

Gerçekten doğru bir bakıcı bulmak ve ona koşulsuz güvenmek yerine, eve kamera takmak kesinlikle gerekli. 

Çünkü minikler kendini savunamaz ve başlarına gelen her olayı doğru bir şekilde anlatamaz.

Anne-babalar çocuklarını bakıcıya bırakacaksa, eve kamera sistemi kurmalı ve akıllı telefonlarından istedikleri zaman canlı yayınla izleyebilmelidir. Tabii bunun etik kuralları da var. Öncelikle kameranın varlığı, bakıcıya söylenmeli ve bebeğe görüş açısı içinde bakması gerektiği anlatılmalıdır. 

Birçok ebeveyn, “Biz bakıcımıza güveniyoruz, böyle bir şeye ihtiyaç duymuyoruz” diyor. Oysa çocuk, ağır bir istismara maruz kalmasa bile, bakıcının yüz ifadesinden bile etkileniyor. Böyle bir konuda işi şansa bırakmak doğru olmaz. 

Bizler, anne-baba olarak her zaman bebeğimizi korumakla yükümlüyüz ve onun zarar görme ihtimallerini düşünüp, önlemimizi ona göre almamız gerekir. Ebeveyn olarak doğru bakıcı seçip, evde kamera sistemi kurarak onu travmalardan korumakla sorumluyuz. Bu nedenle yazımda, bakıcının minik üzerindeki etkisini ve neden evde kamera olması gerektiğini açıklamak istiyorum.  

Ruh sağlığı etkilenmesin

Bebekler dünyaya geldiklerinde, ona bakan yetişkinin davranışlarıyla kendilerini güvende ve değerli hissederler. Bakımından sorumlu olan kişi ister anne ister anneanne, ister maaşla çalışan bir yetişkin olsun, hepsine bakıcı denir. Annesi bebeğe bakıyorsa, ruh sağlığı yerindeyse, şefkat ve sevgisini koşulsuz vereceğinden şüphemiz yok. Fakat bakıcılığı bir iş olarak gören yabancı bir yetişkinse, o noktada işler değişiyor. Çünkü bakıcının ruh sağlığı, bebeğin ruh sağlığını ve gelişimini etkiliyor. 

İşini severek yapmalı

Bakıcının kötü muamelesini bir kenara bırakalım. Eğer işini severek yapmıyor ve miniğe mutsuz, suratı asık bir şekilde bakıyorsa, bebek kendini değersiz hisseder. İhmal etmesi, yeteri derecede sevgi ve şefkat göstermemesi, ihtiyaçlarını zamanında karşılamaması, ev içinde söylenerek gezinmesi ve bebeğe zorunlu olduğu için bakması, miniğin ruh sağlığını ve kişiliğini olumsuz etkiler. Çocuk kendini işe yaramaz hisseder. Aynı şekilde davranan bakıcıyla uzun yıllar kalırsa, bebeğin öz güveni düşük olur ve potansiyel gelişimini tamamlayamaz. 

İhmal de bir istismar çeşididir

Bakıcının işini severek yapmaması, bebeğinize surat asması, ihtiyaçlarını zamanında karşılamaması ve ihmal etmesine, travma dedik. Peki bakıcınızın ruh sağlığı bozuksa ve bebeğinize kötü muamele ediyor, duygusal-fiziksel şiddet uyguluyor ve çok ağır bir şekilde ihmal ediyorsa, bu nasıl bir travmadır? 

Örneğin; bebek açlıktan dakikalarca ağlayıp, beslenmeyi beklerken, bakıcı umursamayıp mamasını hazırlamıyorsa, ağır bir şekilde ihmal ediyor demektir. Ya da bebek yeni yürümeye başlamışken, bir yere çarpıp düşüyor ve teselli edilmeyi beklerken, bakıcı onu umursamıyorsa, aynı şekilde çok ağır bir şekilde ihmal edildiğini gösterir. Bebeğin dakikalarca ağlaması ve kendini çaresiz hissedip düştüğü yerde uyayakalması, ihmal konusuna örnek olarak verilebilir.

İstismar derin yaralar açar

Bu yazıyı yazarken, tabii ki amacım bakıcıları hedef almak değil. Burada bebeğe bakan yetişkinin sorumlulukları ve bebekteki etkileri konusunda farkındalık yaratmak istiyorum. Bebeğe bu travmaları ruh sağlığı yerinde olmayan öz annesi de yapabilir. Ama bu ihtimal daha düşükken, bebekle sevgi bağı kurmamış, bakımını zorunlu bir iş gibi gören ve ruh sağlığı olmayan bir yabancının yapması daha yüksek ihtimaldir.

Etiketler
Bilgi Yarışması"Damlataş Mağarası" hangi ilçemizdedir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.