Barış Akarsu'yu neden örnek alamıyoruz?

2000'li yılların en bomba yarışma programlarından biri Akademi Türkiye'ydi. Barış Akarsu ve Özgür Çevik gibi pek çok genç isim bu program sayesinde tanındı. Yarışmanın birincisi Barış Akarsu, iki albüm yayınladı, bir dizi çekti ve milyonların gönlüne taht kurdu. Akarsu için "Geleceğin Cem Karaca'sı" yorumları yapılmaya başlandı.

Barış Akarsu'yu neden örnek alamıyoruz?

Zamansız bir ölüm

Zamansız bir ölüm

Barış Akarsu'yu Akademi Türkiye'de şampiyon olduktan 3 yıl sonra, yani 2007 yılında kaybettik. Henüz 28 yaşında olan Akarsu'nun ölümü, sevenlerini, dinleyicilerini ve aslında herkesi çok üzmüştü. 

Onu 2-3 yıl içinde yaptıklarıyla tanıdık. Gencecik yaşında, tam da kariyerinin zirvesindeyken aramızdan ayrıldı. Buna rağmen akıllarda kalmayı başardı. Yıllar geçse de Barış Akarsu'yu unutmadık.

"Çok vicdanlıydı"

"Çok vicdanlıydı"

Geçtiğimiz günlerde, Barış Akarsu'nun Akademi Türkiye'den arkadaşı Deha Bilimlier, bir televizyon programına konuk oldu. Konu, Akademi Türkiye'ye ve Barış Akarsu'ya gelince Deha Bilimler, "Evlerimiz karşılıklıydı. Çok samimiydik. Tam da güzel bir parlama yapmışken kaybettik Barış'ı. İnanılmaz bir insandı. Çok vicdanlıydı. Kız arkadaşıyla tartışırken yapmış kazayı. Kaza yaptığını duyduğumda ümitliydim düzeleceğinden. Kötü haberi alınca inanamadık" dedi.

"Şimdi jüri daha ön planda"

"Şimdi jüri daha ön planda"

Deha'nın söylediklerinden bir cümle başlığa çekildi. "Kız arkadaşıyla tartışırken kaza yapmış" denildi.

Deha'nın yıllar sonra bu açıklmayı gündeme gelmek, manşetlere çıkmak için söylediğini düşünmüyorum. Zaten Barış Akarsu'nun kaza yapma sebebi sorgulanmadı hiç...

Üzerinde durmak istediğim konu şu: Deha Bilimlier konuşmasının devamında, "Bizim zamanımızda yarışmacılar ünlü oluyordu. Şimdi bakıyoruz jüri çok daha ön planda..." diyor.

Soyadlarıyla hatırlanıyor

Soyadlarıyla hatırlanıyor

Eskiden Bayhan, Firdevs, Abidin, Barış ya da Akademi Türkiye'den Özgür, Pınar, Barış, Cenk gibi isimleri tanıyorduk. Üstelik soyadlarıyla!..

Bayhan Gürhan, Firdevs Güneş, Abidin Özşahin, Barış Kömürcüoğlu, Özgür Çevik, Pınar Aydın, Barış Akarsu, Cenk Yüksel... Kimi yoluna devam etti, kimi çoktan vazgeçti müzikten. Ama o günlerde isim yapmaları, şimdikine göre çok daha mümkündü.

Marka olmak ya da olamamak

Marka olmak ya da olamamak

Peki günümüzde böyle mi? Bence hayır. O Ses Türkiye'de jüriyi konuşuyoruz. Bunu, programa bayılan bir izleyici olarak söylüyorum...

Artık hiçbir sesin, hiçbir şarkıcının çok da kıymeti yok. Herkesin şansı çok daha kolay gibi gözüküyor ama aslında daha zor. Çok fazla talep var çünkü. Ve markalaşmak eskisi kadar kolay değil.

Açıkçası O Ses Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük star'ının İrem Derici olduğunu düşünüyorum.

İrem Derici çalışkan ve şanslıydı

İrem Derici çalışkan ve şanslıydı

Ki biliyorsunuz İrem Derici, O Ses Türkiye'de büyük finale dahi kalamamıştı. Hatta pek çok kişi İrem Derici'nin O Ses Türkiye çıkışlı olduğunu bile hatırlamaz. 




İşte bu zorluğa rağmen markalaşmayı başardı İrem Derici. Çalışkan, hırslı, istikrarlı ve tabii ki şanslıydı. Doğru zamanda doğru yerdeydi. Bugün İrem Derici'nin en az Barış Akarsu kadar sevildiğini, benimsendiğini düşünüyorum.



Ama mesela O Ses Türkiye şampiyonu Oğuz Berkay Fidan, ne yaparsa yapsın hiçbir şekilde İrem Derici'nin başarısına yaklaşamadı. Ya da o kadar büyük bir marka olamadı.

Sadece 3 yıl içinde!

Sadece 3 yıl içinde!

Hayatının son 3 yılında üretti, söyledi, gözümüzün önünde yaşadı her şeyi. Sonra hiç beklemediğimiz bir anda ayrıldı aramızdan Akarsu.

Tarz olarak rock ve Anadolu rock sularında gezinen Barış Akarsu'ya çok farklı insanlar dahi sempati duyuyordu.

Saçları, sesi, 'Amasra'sı...

Saçları, sesi, 'Amasra'sı...

Hayat tam olarak böyle ne yazık ki. Boşuna 'Carpe diem!' yani "Anın tadını çıkart be arkadaş!" demiyorlar. Bir varmışız, bir yokmuşuz. Önemli olan, markayı da geçtim, kısıtlı zamana çok şey sığdırabilmek. Bunu yapan, yapabilen ölümsüzleşiyor.



Bakın 12 yıl oldu ama Barış Akarsu denilince aklıma hala saçları, sesi, Akademi Türkiye'deki enerjik halleri, 'Amasra' şarkısı, 'Yalancı Yarim'deki hafif bıçkın halleri geliyor. Ki koyu bir hayranı değilim. Buna rağmen birçok detayı hatırlıyorum. 

'Ölümsüz' olabilecek miyiz?

'Ölümsüz' olabilecek miyiz?

Çok fazla kişiye hitap etmek yerine, iz bırakabilmenin derdine düşmemiz gerekiyor. Haydi gelin benimle olun ve beraber düşünelim. Diyelim ki şu anda hayatımız son buldu. Öldük. Bizi hatırlatacak neyimiz var? Öldükten 10 yıl sonra adımız söylendiğinde hatırlanacak mıyız? Pek sanmıyorum.

Instagram'a yüklediğimiz 3-5 enteresan fotoğrafımız ölüm yıl dönümümüzde hatırlanacak, hatırlatılacak, hepsi bu.

Halbuki ders olmalı

Halbuki ders olmalı

Halbuki yapabileceğimiz şeylerin sınırı yok. Uçsuz bucaksız, derya deniz bir dünyadayız. E madem bu kadar çok imkânımız var, neden değerlendirmiyoruz? Neden 'ölümsüz' olma adına vaktimizi çok daha doğru harcamıyoruz? Bizi alıkoyan ne?

Barış Akarsu'nun ani ölümünden gerekli dersi, ilhamı, mesajı, ne derseniz deyin artık, pek çıkartamadık. Üzüldüğümüzle kaldık, kalıyoruz. Halbuki Barış Akarsu nasıl yaşıyor ve yaşatılıyorsa; her birimiz bunu yapabiliriz...
 

twitter.com/mayksisman
instagram.com/mayksisman
youtube.com/mayksisman
can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak