Şifanın kalbe, kalbin söze, sözün nefese, nefesin bedene, bedenin iyiliğe, iyiliğin güzelliğe açıldığı zamanlarından MERHABALAR … 

Bu hafta birçok insanı andan, şimdiden alan baş ağrılarının kaynakları üzerine yazarak bu konuda farkındalık yaratmaya çalışacağım.

Fiziksel bedenlerimiz ruhlarımızın evidir. Ve bu bedenin tepesinde yani zirvesinde başımız yer alır. Baş bedendeki en üst mevkidir. Bu anlamda başımız yukarıyı, ayaklarınız ise aşağıyı temsil ve ifade eder. Yine baş gökyüzü, ayaklar ise yeryüzü ile ilgilidir. Baş, beyni barındırması nedeniyle akla ve düşünceye ev sahipliği yapar. Ve insanın soyutlama, entelektüel etkinlik mekânıdır. Bu zaten aslında kendi başına bir faaliyeti ve gerilimi barındırır.

Aslında baş ağrılarının altında - organik başka bir etken yoksa - gerilim yatar. Damarlardaki gerilime bağlı daralma, büzülme, genişleme ile ilgili olan bu ağrı boyun, ense ve buradaki kaslarda gerginlik, sertlik, katılık ve ağrıya yol açar. O nedenle aslında BAŞ AĞRISI = GERİLİM denilebilir. Zihnin efendisi olmak baş ağrısının en iyi ilacıdır. Zihne tutsaklık ise, baş ağrısı olarak geri dönecektir.

Baş ağrısının gerilimden farklı dinamikleri de vardır. Baş dediğimiz gibi en üsttedir ve gökyüzüne yani yükseğe daha yükseğe giden yol üstündedir. Baş ağrısının esaslı bir dinamiği de, büyük beklentiler, hırslar ve mükemmellik katılığıdır. Ve bu beklentilerin, hırsların ve katılığın başka insanlara istekler şeklinde yöneltilmesi bu isteklerin karşılanmaması oranında baş ağrısı olarak kendilerini ifade ederler.

İnsanda iki temel merkez vardır; Kalp ve Beyin. Duygular ve düşünceler, hisler ve akıl. İnsanlık, kalpten uzaklaştıkça, beyni kalple dengeleyemez oldukça, hırs, beklenti ve mükemmellik yolunda çırpınmaya başlamış ve de bu yolda yoruldukça baş ağrısı kaçınılmaz olmuştur.

Oysa baş ne kalpten ne de bedenin alt bölgelerinden kopmamalıdır. Bedenin alt bölgelerinden kopan baş, köklerinden yoksun hissedebilir. Ayakları yere sağlam basmadığından aidiyeti azalabilir. Kalpten kopan baş ise, dengesini kaybedip ve amaçla araç, hedefle yolun karışmasına zemin hazırlayarak insanın kaotik ve sahte bir hal içinde kaybolmasına alan açabilir. Burada hem öz değer ve öz saygınlık hem de dışta onay ve kabullenilme sorunları yaşanmaya başlanabilir.

Kendinizde olduğunu düşündüğünüz sebepleri iç sesinizle olumlayarak farkındalığınızı arttırıp ağrıları azaltabilirsiniz. Ağrımadan başınızı hatırlayın, zihnin gücünü teslim edin ve birlikte hareket etme prensibini benimseyin. Beden, ruh, bilinçaltı, kalp, beyin arasında bir efendiye ihtiyaç yok, hepsi eşit oranda güçlü. İç dinamikte uyum ve dengeye niyet etmek de çözmenin yollarından birisi. Konu baş olunca herhangi zamanda söylenen ve hissedilen “Ben merkezimdeyim” cümlesi de sihirli bir dokunuş yapacaktır. 

Sevgilerimle,

Ebru Demirhan