Yıllardır Körfez’in iki yakasından anlatılan masalları dinleyerek takvimin yapraklarını eksilten kuşaktanım. 2006 yılının 30 Kasım’ında Buca Tenis Kulübü’nde Seyit Mehmet Özkan, Bucagenç Futbol Akademisi‘nin kuruluşunu ve de üstyapının gelecek vizyonunu anlatırken, ‘Acaba’ demiştim. “Yeni bir masal mı dinlediklerim?”
O günden günümüze akademi, ‘Altyapı’ diyerek, kendi altyapılarını tarumar edenlere ders niteliğinde ışıldıyor, parlıyor büyüyor. Bu gelişimin birgün öyküsel anlatımı elbette ayrıca yazılacak. Büyük bir olasılıkla da spor okullarında kariyer yapmak isteyenlere okutulacak, öğretilecek.
Şimdilerde üstyapı -Bucaspor- Süper Lig’e koşuyor. Hem de kimilerine, “Bu kadarı da olmaz” dedirtecek hızla. Ülkemizde hiçbir takım böylesine kısa süreçte, böylesine zor koşullarda, böylesini asla başaramadı. Sıra dışı bir öyküdür yazılmakta olan.
“Bu parasızlıkla bu işler yürümez” denilerek, teknik birimiyle altı futbolcusunun gemiyi terk ettiği günlerde; kalıp, katılıp, yok edici dev dalgalarla boğuşmayı yeğleyenleri yalnızca kutlamak, övmek yetmez. Çünkü, sürdürülmekte olan bu soylu mücadeleye baktığımızda yetersiz kalır. Onlar çok daha fazlasını hak ediyorlar.
Basketbol dehası Michael Jordan, “Yetenek, maçı kazandırır. Şampiyonluğu kazandıransa, takım oyunu ve zekadır” demiş. Bucaspor yönetimi ve futbolcuları, yanlı-yansız tüm futbolseverleri şaşırtacak işler yapıyorlar. Takım oyunuyla zekanın tadına doyulmaz örneklerini sergiliyorlar.
Başarı tatlıdır. Ancak çoğunlukla ter kokar. İşte o terin kokusu yok mu, her şeye değer.
Bu arada unutmadan...
Özkan’ın anlattıkları masal değilmiş!
Bul

Bir Bahar Akşamı daha / Rastlaştık Aliağa'da / Eridi Güneş Koyda / Akşam Olunca