Gülçin Hanım

“Benim kocam çok ihmalkar.  Ampulü bile zar zor  değiştiriyor neredeyse.  Priz mi bozuldu, tamirci çağır. Dolabın kapağı mı düştü, tamirci çağır. Oturup da bir şeyi kendi yapsın diye uğraşmaz.  Bak Ayla’nın kocasına. Adamın  elinden her iş geliyor. Ne zaman görsem,  elinde tornavida.   Hiç boş durmaz, hep bir şeyleri tamir eder.  Hatta yemek yapmaya merak sarmış bu ara. Geçen gün üşenmemiş, oturmuş taze fasulye pişirmiş. Ayla da elinde çayı, TV karşısında tabii, keyfine diyecek yok kadının. Bir benimkine bak, bir Ayla’nın kocasına.”

“Eşiniz size yardımcı olur mu evde?

“Söyleyince yapar. Yapar da ben söyledikten sonra ne kıymeti var? Ama o bozuk, bu kırık deyince hemen telefona yapışır.  Kendisi bir saat uğraşacağına usta beş dakikada yaparmış. Zaten yemek yapmaktan hiç anlamaz.”

“Eşiniz evdeyken nasıl vakit geçirir?”

“Evde  geçirdiği vakit çok az. Zaten genel müdür olduğundan beri çok çalışıyor. Çoğu zaman yemeğe bile yetişemiyor, sık sık da seyahate çıkıyor.   Hafta sonları da ya çocukları oyalıyor ben kendi işlerimi halledebileyim diye,  ya da hep beraber çıkıp dolaşıyoruz işte. Bütün hafta çocuklarla ben çok sıkılıyoruz evde, hafta sonları da gezelim istiyoruz tabi.”

 “Yani eşinizin evde tamirat yapacak çok da vakti yok o halde.”

“Yani, evet de. İstense vakit bulunur  herhalde. Bilmem ki!  Ayla’nın kocası kadar olmasa da, bir şeyler yapsın işte”

“Ayla Hanım’ın kocası da eşiniz kadar yoğun çalışıyor mudur acaba?”

“Yok yok. O çalışmıyor. Erkenden emekli olmuş. Ayla sinir oluyor adam bütün gün evde diye. ‘Ayağımın altında dolanma, çalış. Zaten zor geçiniyoruz’ diyor ama, kocası istemiyor. Bıkmış işten.”

!!!

 

Salih Bey

“ Dünya ahiret bacım olsun, aman yanlış anlaşılmasın. Derdim misal göstermek. Bizim  Yakup var. Çocukluk arkadaşım. Onun eşi Sibel  var. Çok da iyi arkadaşımız. Ailece görüşüyoruz.”

“  Evet”

“ Çok beğenirim ben Sibel’i. Ne zaman görüşsek üstü başı, saçı makyajı tamdır.  Hiç bakımsız görmedim ben Sibel’i.  Evine gideriz, her yer pırıl pırıl tertemiz. İlla masayı donatır  ama zannedersiniz ki evi başkası temizlemiş, yemekleri başkası yapmış. O sanki hiç yorulmamış. Şık, güler yüzlü. İnsan daha ne ister. Benim hanıma örnek gösterince küplere biniyor. Yanlış anlıyor bu defa kıskançlık başlıyor . Halbuki dedim ya, dünya ahiret bacım olsun. Ben sadece benim hanıma örnek olun istiyorum.”

“ Eşiniz eve misafir geldiğinde ya da siz gezmeye gittiğinizde bakımsız mıdır?”

“ Yok yok. İlla giyinir süslenir. Benden başka saçını fönsüz gören olmamıştır herhalde. Ama sürekli başkalarıyla olmuyoruz ki canım.”

“Peki Sibel Hanım’ın kurduğu masaları örnek gösteriyorsunuz. Eşiniz misafirlerini nasıl ağırlar ?”

“Misafir gelince bayram ederiz.  Zaten yemekleri güzeldir de, misafir gelince daha bir özenir elbette. Masaya çiçekler koyar, yeni yemek takımları çıkar.”

“O halde Sibel Hanım’ı örnek almak istediğiniz konu ne?”

“Evde yalnızken de böyle olsun diye örnek gösteriyorum.”

“ Ama sizin dışarıdan bir insan olarak Sibel Hanım’da gözlemlediğiniz özellikler aslında eşinizde de var.  Zaten siz de Sibel Hanım’ın doğal ev halini gözlemle şansına sahip değilsiniz. Dolayısıyla zaten karşılaştırma yapılmaması gereken bir konuda , üstelik adil olma şansınız da yok.”

“Ya, aslında öyle tabi ama.  Hani istiyorum ben de eşim evde daha özenli, daha güler yüzlü olsun. Benim eşim hep yorgun hep yorgun. Sibel’i asıl o yüzden örnek gösteriyorum. Hiç yorgunum dediğini duymadım daha.”

“ Yorgunluğundan şikayet ettiğinizde eşiniz ne cevap veriyor.”

“ Kıyameti koparıyor. Sibel’in bir eli yağda bir eli balda. Çocuk yok çoluk yok, ev hanımı. Elbette yorulmaz diyor. “

“ Sizin eşinizin yaşam şartları nasıl?”

“Benim eşim çalışıyor. Gerçi işten çok geç gelmiyor ama bizim ikizler yoruyor galiba hanımı.  ‘Evde üç erkeğe bakmak kolay mı sanıyorsun ?’ diyor.

“ Kolay mı sizce?”

“ Değil elbette. Yoruluyor tabi. Bizim ikizler etrafı duman ederler. İşi zor ama ben yardım ediyorum evde. Bizim Yakup suyunu bile ayağına ister mesela.”

“Siz evde eşinize nasıl yardımcı oluyorsunuz?”

“  Bizim oğlanları saç tıraşına ben götürürüm mesela.  Bir de keyfim yerindeyse, çok yorgun değilsem salata yaparım.”

“Başka ?”

“Daha ne olsun? Elimden başka bir şey gelmez.”

!!!