Aslında CHP liderini ziyaretteki asıl maksadım, yeni saç modelini yakından görmek değildi. Malum, Deniz Baykal geçen hafta radikal bir operasyonla Bağdat Caddesi’nde bir kuaföre gitmiş, yılların eskitemediği yandan taramalı saç modeli yerine daha genç, havalı ancak diken diken yeni bir saçla ortaya çıkmıştı.
CHP Genel Merkezi’ne gitmeden önce, gece NTV Canlı Gaste’de konuyu uzun uzadıya ele alarak Baykal’ın yeni saçını eski kuaföründen dinledim. Kalbinin kırıldığı her halinden belli olan eski kuaför, sözlerini “Benim tanıdığım Deniz Bey bıttım sabunu gibi doğal ürünler seçer ancak bu saçla şampuan kullanmak zorunda kalacaktır. Hem yüz şekline hem de kafa yapısına uygun olduğunu sanmıyorum” diye bitirmişti.
Bendeniz, CHP liderinin yeni saç modeli ve bunun jöleli mi yoksa wax’la mı kullanılması gerektiği konusundaki görüşlerimi kendime saklayacağım. (Ağır top köşe yazarlarının deyimiyle, “Bu ayrı bir yazı konusu...”)
Ancak saç operasyonunun yankıları devam ederken Baykal’ın anayasa paketiyle ilgili olarak yaptığı manevra, hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü hem de hükümeti zora sokacak cinsten.
“Bu, Cumhurbaşkanı’na tarihi bir çağrı” diyen CHP lideri, “Gelin anayasa paketindeki tartışmalı 3 maddeyi referanduma götüreceğinizi taahhüt edin, biz kalan maddelere evet demeye hazırız. Uzlaşmaya açığız” diyor.
O tartışmalı 3 madde, anayasa maddesi, HSYK ve parti kapatmalarla ilgili. Yani hükümetin bütün bu paketi geliştirmesinin özünde yatan neden. Kalan maddeler ise, temel hak ve özgürlüklerle ilgili, kimsenin itiraz etmediği maddeler. Engelli hakları, çocuk istismarına karşı önlem, YAŞ kararlarına itiraz hakkı, ombudsmanlık gibi konular...
CHP liderinin odası, biraz ileride Başbakan Erdoğan’ın kendi partisinin genel merkezindeki geniş makamı gibi dev yağlıboya tablolarla süslü. ‘Nar püskülü’ denilen bir bitki çayı içerek devam ediyoruz sohbete.
“Cumhurbaşkanı anayasal yetkilerini kullanıp bu maddeleri referanduma götüreceğini açıklasın. 367 ile kabul edilse bile böyle bir hakkı var. Bunlar Türkiye’yi geren, kutuplaştıran maddeler. Oylama öncesinde ilan ederse biz diğer maddelere evet deriz, hep birlikte geçmesini sağlarız” diyor. Baykal, böylece anayasa paketinin 3 madde dışında kalan unsurlarının “milli mutabakat” ile geçeceğini belirtiyor.
Baykal, bunun bu zamana kadar CHP tarafından “AKP’li gibi davranmakla” suçlanan Gül’ün “tarafsızlığının” da kanıtı olacağını belirtiyor. “Anayasa Mahkemesi Başkanı, ‘Bu bizim önümüze gelir’ diyerek ne olabileceğini söylüyor. Bu durumda diğer maddeler de iptal edilmiş olacak. Yanlış iş. Sostan dolayı et yiyemeyeceğiz.”
Baykal’ın teklifi, anayasa paketinin “ayrıştırılması” gereğini doğuruyor. Hukuken değil ama siyaseten hükümeti zora sokan bir teklif.
Ancak öneri ne kadar medyatik olsa da, asıl hedefi parti kapatmayı zorlaştırmak ve yüksek yargı reformu olan Ak Parti’nin buna yanaşması zor gözüküyor.
Ben de Deniz Bey’e İstanbul’da bir grup bağımsız aydının dile getirdiği başka bir formülü öneriyorum. “Siz CHP olarak parti kapatma konusunda destek verin, bu durumda iktidar yargı reformu konusunda daha uzlaşmacı davranmak zorunda kalacaktır.”
“Bilemiyorum, konuşulabilir” diyor ancak mevcut pakette parti kapatmalarla ilgili olarak getirilen düzenlemeden hoşnut olmadığını anlatıyor. Baykal’ın iddiasına göre, partiler “milis gücü” kursa bile kapatılmaları neredeyse imkânsız hale geliyor.
Bu durumda iş yine Meclis’e ve büyük kavgalardan sonra muhtemelen Anayasa Mahkemesi’ne gidecek gibi gözüküyor.
Ama belli mi olur? Belki CHP liderinin uzlaşma önerisi bir yerlerde yankı bulur; Türk siyaseti genetik olarak beceremediği “demokratik uzlaşı” sanatını bir kez daha denemeye tenezzül eder.

Kime büyüdünüz Sn Başbakan!